 • İzEdebiyat > Deneme > Unutulamayan Dönemler |
1
213
|
|
|
|
|
Gözüm uzaklara daldı, gönlüm uzaklara uçtu. “Ah” dedim, “bir kuş olsaydım şimdi, bende uçup gitseydim.” |
|
2
2
|
|
|
|
|
Kim zaman zaman çocukluğuna dönmek istemez ki.. Hele ki anı biriktirmeyi sevenler.. Hele ki içindeki küçük çocuğu hep bir yerlerde saklayanlar.. Hele ki bazen büyük olmaktan sıkılanlar.. Bu mektup da tam oradan yola çıktı.. |
|
3
1
|
|
|
|
|
Yağmurlu bir İstanbul’du karşılayan beni.Alıp elimden bahtım kadar kara bavulumu buyur etti, Kızkulesi’ne karşı, yüreğinin en göz alıcı köşesine.Bir başka bakıyordu gözleri, elleri bir başka dokunuyordu saçlarıma, acıyor muydu bana?Gözlerimdek |
|
4
3
|
|
|
|
|
Fâtih Sultan Mehmed Han İstanbul’u maddi olarak 21 yaşında fethetmeye muvaffak olmuştur.Zâten bu gerçeği de bilmeyen yok gibidir.Ancak onun asıl fetih yaşı bana göre 19’dur.
|
|
5
4
|
|
|
|
|
Anılarımızı yok etmeye çalışanlaradır sitemim… Kaldırıp atılıyor yerine yenileri geliyor
Ama unutulmuyor özleniyor.Ben seksenlerin çocuğuydum yenileri bana tat vermiyor…
|
|
6
5
|
|
|
|
|
Bir emekli olarak, öğretmenler gününü kutlayacağım için üzgünüm. |
|
7
6
|
|
|
|
|
Geceleri dünyayı aydınlatan ay'ın bir taş ve kum yığını olduğunu; güzel gösteren aynanın arkasının katranlı kağıtla kaplı olduğunu; çok büyük sandığımız aşkların milyonlarca yılın sadece tekrarı olduğunu; en kötüsü, uzay boşluğunda bir zerrecik olduğunu a |
|
8
7
|
|
|
|
|
hesaplaşmalarım arttıkça yani,uzaklaşıp gittim tanrıdan... |
|
9
8
|
|
10
9
|
|
|
|
|
Başka zamanlara ertelendik.
Zamansızlıkta kayboluyorum.
|
|
11
10
|
|
|
|
|
Onun senin kucağına, seninde onun yanağına yabancı olduğun; kötü tasarlanmış bir parkta bir kereliğine ve sadece on beş dakikalığına iki buçuk yaşında bir kız çocuğunu öpüp koklamaktır aşk. Bir on beş dakika daha kokusunu alabilmek için kalan ömrünü verme |
|
12
11
|
|
|
|
|
Doğu’da kilim demek; ilim demektir, aşk demektir, suskunluğunu gergef gergef kilime işleyerek maşukuna sessizce gönderilmiş mektup demektir…
Bilirsiniz “kilim” üzerine türküler bestelenmiş…
"Sevdiğine sözü olan kilim dokur,
Kilimin dilinden ancak anlayan okur. |
|
13
12
|
|
|
|
|
Evet sen “.........”’ sun bizim okuldaydın ilkokulda, hatta bir gün gözüme kum atmıştın teneffüste hiç unutmam...
|
|
14
13
|
|
|
|
|
Keşke bu kadar bilenmemiş olsaydı özveri duygum!... |
|
15
14
|
|
16
15
|
|
|
|
|
Psikolojisi absürd kaldırmayan bir zamana yüreğimden düşebilsem. Neyse ki hatırlıyorum, unutmak bir yanılgıdır çekip gidişine hayatın yağmurlar gibi. Modası geçmiş bir tezahür kaplar içimi. Söz verdim yaşayacağım kendimdeki seni... |
|
17
16
|
|
|
|
|
Demek bütün bunları eşitleyebilmemiz için bizim de Manş denizini iki ucundan kesip Londra’yı almak üzere Thames nehri ağzına asker çıkarmamız lazım. Tabi şehitler olacak. Yenmek yenilmek önemli değil. Sonradan gidip İngiliz hükümetine “Biz buraya şehitlik yapmak istiyoruz ve ayrıca hak iddia ediyoruz” diyeceğiz. Bakalım razı olurlar mı.
|
|
18
17
|
|
|
|
|
Tek bir yıldız dahi şavkımıyor karanlığında
gecelerimin.Hafızaların duldasız zulasında, ılgın
kokuşlu günler biriktiriyorum bir gün dönersin
umuduyla.Samimiyetsiz tebessümler dudaklarımda intihar ederken, derin bir acı, içten bir özleyiş ve sığ
düşünc |
|
19
18
|
|
|
|
|
Bütün İngiliz mezarlıklarında İngilizce ve Türkçe açıklama var. Ayrıca yarımadada nerede bulunduğunuzu gösteren bir işaret var. Bunları kıskanmamak elde değil. Neden bunları bir yapmayız da onlara bırakırız anlamıyorum. |
|
20
19
|
|
|
|
|
Adım neydi benim? Ne zaman sesini duymayı istesem ve beceremesem sana seslenmeyi, kendi adımı yitiriyorum. |
|