"Yazmaktaki en zor şey, silgidir. Özellikle de kendi egonuzu silmeniz gerektiğinde." – Dorothy Parker"

Şirkten Tevhide: İmanın Saflığına Ulaşmak

Bu metin, İslam inancında imanın temel önemi ve şirkin tehlikeleri üzerine derin bir düşünce sunuyor. Allah'a teslimiyet ve tevhid inancının Müslümanın hayatındaki merkezi rolünü vurgularken, şirkin nasıl gizli veya açık şekillerde ortaya çıkabileceğini ve imanın saflığını nasıl zedeleyebileceğini etkileyici bir dille anlatıyor.

yazı resim

İman, bir Müslüman'ın varoluşunun temel direğidir. Bu iman, Allah'a tam bir teslimiyet, derin bir bağlılık ve kayıtsız şartsız bir güvenle şekillenir. Ancak bu saflığı bozan, imanın özünü zedeleyen ve insanı gerçek kulluk makamından uzaklaştıran tehlikeli bir hastalık vardır: şirk. Şirk, Allah'a ortak koşmak, O'nun eşsiz kudretini başka varlıklarla paylaşır gibi görmek demektir. Bu hastalık bazen açık, bazen de gizli şekillerde ortaya çıkar ve insanın kalbini, aklını, yaşamını kuşatır. Şirk, İslam inancının en şiddetle reddettiği bir sapkınlıktır. Çünkü tevhid - Allah'ın birliğine iman - İslam'ın özüdür. "La ilahe illaAllah" sözü, sadece bir kelime değil, bir hayat felsefesidir. Bu söz, Allah'tan başka hiçbir gücün, hiçbir kudretin, hiçbir iradenin olmadığını ilan eder. Ne var ki bu gerçeği yüzeysel bir şekilde kabul etmek yeterli değildir. İnsan, bu hakikati kalbinin derinliklerinde hissetmeli, hayatının her anında yaşamalı ve tüm varlığıyla benimsemelidir.
Şirk Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkar?
Şirk, kelime anlamıyla "ortaklık" demektir. Dini bağlamda ise Allah'ın zatına, sıfatlarına veya fiillerine ortak koşmaktır. Bu ortaklık, bazen putlara tapınma gibi açık şekillerde kendini gösterirken, bazen de insanın farkında bile olmadığı ince yollarla hayatına sızar. Allah'ın sıfatları yalnızca O'na aittir. Rab olan, yaşatan, öldüren, rızık veren, güç bahşeden yalnızca O'dur. Ancak insan, bu gerçeği unuttuğunda veya hafife aldığında şirke düşer. Örneğin, bir insan sahip olduğu zenginliği kendi zekasının ve çabasının eseri olarak görüyorsa, eğer başarılarını kendi gücüne atfediyorsa, eğer olayların Allah'tan bağımsız gerçekleştiğini düşünüyorsa, işte o zaman gizli şirk içindedir. Gizli şirk, insanın kalbinde sessizce büyüyen bir mantardır. Kişi kendini Müslüman zanneder, namaz kılar, oruç tutar, ama kalbinde Allah'tan başka güçlere de yer vermiştir. Belki bir şeyhe, belki kendi nefsine, belki de dünya malına. Bu durum, imanın saflığını bozar ve kulluğun gerçek anlamını yok eder.
Cahiliye Toplumunda Şirk: Tarihsel Bir Miras
İnsanlık tarihi boyunca şirk, birçok toplumun yaşam biçiminin merkezinde yer almıştır. İslam öncesi Mekke toplumu, buna en çarpıcı örnektir. Bu toplumda putlar, hayatın her alanında belirleyici unsurlar olarak kabul edilmiştir. Ticaret için ayrı put, savaş için ayrı put, sevgi için ayrı put... İnsanlar, bu sahte ilahlara yönelerek, asıl yaratıcıları olan Allah'ı unutmuşlardır.
Bu sapkın inanç sistemi, nesiller boyunca aktarılan bir kültürel miras olarak yerleşmiş, normalleşmiştir. İnsanlar, doğdukları günden itibaren bu inançla büyümüş, başka bir yaşam biçimi tanımamışlardır. Nitekim Nebimiz Muhammed'in tevhid çağrısına verdikleri tepki, bu durumu açıkça gösterir. Kur'an'da müşriklerin şaşkınlığı şöyle aktarılır:
"Tanrıları bir tek Tanrı mı yaptı? Şüphesiz bu şaşırtıcı bir şeydir." (Sad Suresi, 5)
Bu insanlar için tek bir Allah'a inanmak, aklın sınırlarını zorlayan, hayatın düzenini bozan bir çağrı olarak görülmüştür. Oysa gerçek olan, tam tersiydi. Binlerce sahte ilaha bağlı yaşamak, insanı özgürlükten uzaklaştırır, onu sürekli endişe ve korku içinde tutar. Her iş için farklı bir güce yalvarmak, her durum karşısında farklı bir kuvvete sığınmak zorunda kalmak, ne büyük bir köleliktir!
Allah'ın Mutlak Kudretine Şahitlik: Neml Suresi'nden Dersler
Allah, Kur'an'da insanların düşünmesini, akletmesini ve gerçeği görmesini sağlayacak pek çok ayet indirmiştir. Neml Suresi'nin 59-64. ayetleri, şirkin mantıksızlığını ve Allah'ın mutlak kudretini en güzel şekilde ortaya koyar:
"De: Allah'a hamd olsun. Ve selam O'nun seçtiği kulları üzerinedir. Allah mı hayırlı yoksa ortak koştukları mı? Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten su indiren mi? Ve onunla bir ağacını bitirmesi sizin için mümkün olmayan gönül açıcı bostanlar bitirdik. Allah ile beraber tanrı mı? Hayır, onlar sapan bir kavimdir. Yahut yeryüzünü yerleşme yeri yapan ve ona ırmaklar yapan ve iki deniz arasında dağlar yaratan... Allah ile beraber tanrı mı var? Hayır, çokları bilmiyor. Yahut darda kalmışa dua ettiği zaman yetişen, kötülüğü kaldıran ve sizi yeryüzünün sahipleri yapan mı. Allah ile beraber tanrı mı var? Ne de az düşünüyorsunuz! Yahut karanın ve denizin karanlıklarında yol gösteren mi? Ve rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen kimdir? Allah ile beraber tanrı mı var? Allah ortak koştukları şeylerden yücedir. Yahut yaratmaya başlayan, sonra tekrarlayacak olan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran... Allah ile beraber tanrı mı var? De ki: Eğer doğruysanız delilinizi getirin."
Bu ayetler, üst üste gelen sorularla insanın aklını harekete geçirir. Kim yarattı gökleri ve yeri? Kim indiriyor yağmuru? Kim bitiriyor ağaçları? Kim kurtarıyor darda kalanı? Kim gösteriyor yolu karanlıkta? Her sorunun cevabı açıktır: Allah. Öyleyse O'ndan başkasına kulluk etmenin, O'na ortak koşmanın ne mantığı, ne haklılığı, ne delili vardır?
Şirkin İnsan Üzerindeki Tahribatı
Şirk, sadece ahirette azaba sebep olan bir günah değildir. Aynı zamanda dünya hayatında da insanı her yönden zarara uğratan bir hastalıktır. Şirkin insan üzerindeki olumsuz etkileri şunlardır:

  1. Gerçek İmanı Engeller
    Şirk, imanın özünü zedeler. Çünkü iman, bölünmez bir bütündür. Allah'a olan teslimiyete başka güçleri karıştırmak, o teslimiyeti bozar. İnsan, bir yandan Allah'a inanıyor olabilir, ama öte yandan başka güçlere de inanıyorsa, bu durum gerçek bir iman değildir. Gerçek iman, bölünmez bir teslimiyettir.
  2. Aklı ve Basireti Köreltir
    Şirk, insanın düşünme yeteneğini köreltir. Kur'an'da müşrikler için sıkça "akletmez", "düşünmez", "görmezler" gibi ifadeler kullanılır. Çünkü şirk içindeki insan, gerçeği göremez hale gelir. Aklı çalışmaz, mantığı işlemez. Önündeki açık delilleri görmezden gelir. Bu durum, insanı batıl inançlara, hurafelerere ve sahte değerlere köleleştirir.
  3. Huzuru ve İç Dinginliği Yok Eder
    Şirk içinde yaşayan bir insan, asla gerçek huzura kavuşamaz. Çünkü sürekli endişe içindedir. Hangi güce yöneleceğini bilemez, hangisinin kendisine yarar sağlayacağından emin olamaz. Bir gün bir şeyhe sığınır, ertesi gün muska takar, sonra yıldızlara bakar, astrologa ve diğer falcılara gider... Bu kaotik durum, insanı iç huzurdan mahrum bırakır. Oysa Allah'a tam teslimiyet, insana derin bir dinginlik ve güven verir.
  4. Dünyadaki Amacını Unutturur
    İnsanın dünyaya gelişinin tek amacı, Allah'a kulluk etmektir. Bu amaç, Kur'an'da açıkça belirtilmiştir: "Ben cinleri ve insanları Bana hizmet etmeleri dışında yaratmadım." (Zariyat Suresi, 56) Ancak şirk, insanı bu yüce amaçtan uzaklaştırır. İnsanı, dünyevi hedefler peşinde koşturur, gerçek varoluş sebebini unutturur. Bu unutuş, hayatı anlamsızlaştırır ve insanı boşluğa sürükler.
  5. Ahireti Tehlikeye Atar
    Şirk, Allah'ın asla affetmeyeceğini bildirdiği tek günahtır. Nisa Suresi'nde Allah şöyle buyurur: "Şüphesiz Allah, Kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediğini bağışlar." (Nisa Suresi, 48) Bu ayet, şirkin ahiret açısından ne kadar tehlikeli olduğunu gösterir. İnsan, dünyada ne kadar iyi işler yapmış olursa olsun, eğer şirk üzere ölürse, tüm amelleri boşa gider.
    Modern Çağda Şirkin Gizli Yüzleri
    Günümüzde şirk, geleneksel puta tapınma şeklinden çok farklı, ama çok daha sinsi biçimlerde kendini gösterir. Modern insan, taş ve tahta putlara tapmaz belki, ama başka "putlar"a tapıyor olabilir. İşte modern çağda şirkin bazı tezahürleri:
  6. Allah'tan Bağımsız Güç Anlayışı
    Birçok insan, sahip olduğu yetenek, güzellik, zeka, güç gibi özellikleri kendi öz varlığına ait görür. "Ben başardım", "Ben kazandım", "Ben yaptım" der durur. Oysa tüm bu özellikler, Allah'ın birer lütfudur. Bunları Allah'tan bağımsız görmek, gizli şirktir.
  7. Kendi Nefsini İlah Edinmek
    Kur'an'da, "Tanrısını hevası edineni gördün mü?" (Furkan Suresi, 43) buyrulur. Bu ayet, insanın kendi arzularını, isteklerini ve tutkularını Allah'ın hükmünün üstünde tutmasını eleştirir. Modern çağda "ben bilirim", "bana göre doğru bu" anlayışıyla hareket eden, dini ve ahlaki değerleri kendi hevasına göre şekillendirmeye çalışan insan, aslında kendi nefsini ilah edinmiştir.
  8. Vesileleri Öne Çıkarmak
    İnsanlar, hayatlarındaki başarıları, zenginlikleri veya mutlulukları belirli sebeplere bağlarlar. "Şu işi yaptığım için zengin oldum", "Filan kişiyle tanıştığım için başarılı oldum" gibi. Sebepleri görmek ve ona göre hareket etmek elbette normaldir, ama asıl tesiri Allah'ın yapacağını unutmak şirktir. Vesileyi öne çıkarmak, müsebbibi unutturmaktır.
  9. Kadere İsyan
    Kader, Allah'ın mutlak ilmi ve iradesiyle takdir ettiği her şeydir. Kadere iman, İslam'ın temel esaslarındandır. Ancak bazı insanlar, başlarına gelen olayları "kader" olarak kabul etmek yerine, sürekli isyan eder, sızlanır, "keşke şöyle olsaydı" der dururlar. Kaderi reddetmek veya ona karşı direnmeye çalışmak, Allah'ın takdirine rıza göstermemek demektir ki bu da şirkin bir türüdür.
  10. Şeyhlerden Himmet İstemek
    Bazı tasavvuf çevrelerinde, şeyhlere veya evliyalara aşırı bir bağlılık ve onlardan "himmet" beklentisi yaygındır. İnsanlar, "Filan şeyh bana dua etti, onun sayesinde oldu", "Filanca zat himmet etti" gibi ifadeler kullanırlar. Oysa gerçek din insanı Allah'a yaklaştıran, Allah sevgisiyle dolduran bir yoldur. Aracıları Allah'ın yerine koymak veya onlardan Allah gibi beklentiye girmek, şirktir.
    Şirkten Kurtulmanın Yolu: Tevhid
    Şirkten kurtulmak, her Müslüman için hem zorunlu hem de mümkündür. Bu kurtuluş, birkaç temel prensibin hayata geçirilmesiyle gerçekleşir:
  11. Samimi ve İçten Bir İman
    İman, kalpte gerçekleşen derin bir kabuldür. Diliyle "La ilahe illallah" diyen ama kalbinde şüphe taşıyan, gerçek anlamda iman etmiş sayılmaz. İman, kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve organların amelle göstermesidir. Şirkten kurtulmak için öncelikle kalben, samimi bir şekilde Allah'ın birliğini kabul etmek gerekir.
  12. Allah'ın Kudretini Takdir Etmek
    Her şeyin yaratıcısının ve yöneticisinin Allah olduğunu derinlemesine idrak etmek, şirkten kurtulmanın temelidir. Göklerdeki yıldızlardan tutun da kalbimizdeki duyguya, dünya üzerindeki devletlerden tutun da bedenimizdeki hücrelere kadar her şey Allah'ın kontrolü altındadır. Bu büyük resmi görmek, insanı tevhide ulaştırır.
  13. Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak
    Kur'an, Allah'ın kelamıdır ve insanlık için en mükemmel rehberdir. Kur'an'ı okumak, anlamak, üzerinde tefekkür etmek ve onu yaşamak, şirkten arınmanın en etkili yoludur. Kur'an, şirkin her türlüsünü reddeder ve tevhidi en güzel şekilde anlatır. Bir Müslüman, Kur'an'la bağını güçlendirdikçe, şirk ondan uzaklaşır.
  14. Sürekli Tevekkül
    Tevekkül, planlama yaptıktan ve elinden geleni yaptıktan sonra, neticeyi tamamen Allah'a havale etmektir. Tevekkül eden insan, başarısını kendi gücüne değil, Allah'ın lütfuna bağlar. Başarısızlığında da yine Allah'ın hikmetini görür. Bu anlayış, insanı hem kibir ve gurur hastalığından hem de umutsuzluk ve çaresizlikten korur.
  15. Niyet Değişikliği ve Fiili Adımlar
    Şirkten tevhide geçiş, sadece zihinsel bir dönüşüm değildir. Aynı zamanda pratik hayata da yansımalıdır. Bir insan, "Artık Allah'tan başka güç yoktur" diyorsa, bu inancını eylemleriyle de göstermelidir. Malını Allah yolunda harcamalı, Allah'ın rızası için çalışmalı, tüm işlerinde sadece Allah'ı düşünmelidir. Nebimiz Muhammed ve Nebimiz İbrahim, putları fiziksel olarak kırmışlardır. Ancak asıl önemli olan, zihinlerdeki putları kırmaktır. Bugün bir Müslüman, kendi kalbindeki ve zihnindeki sahte ilahları yok etmelidir. Paranın, şöhretin, makamın, nefsinin "ilah" olmasına izin vermemelidir.
    Tevhidin İnsana Kazandırdıkları
    Tevhid üzere yaşayan bir insan, hem dünyada hem de ahirette büyük kazançlar elde eder:
  16. İç Huzur ve Güven
    Tevhid ehli insan, Allah'a güvendiği için huzurludur. Hiçbir şeyden korkmaz, çünkü her şeyin O'nun elinde olduğunu bilir. Bu derin güven duygusu, modern çağın getirdiği stres, kaygı ve bunalımdan insanı korur.
  17. Özgürlük
    Tevhid, insanı tüm köleleştirici bağlardan kurtarır. Ne insanlara kul olur, ne paraya köle, ne de makama tutsak. Sadece Allah'a kul olduğunu bilen insan, gerçek özgürlüğü tattığı için başka hiçbir şeyin onu esir edemeyeceğini bilir.
  18. Hayatın Anlamını Bulmak
    Tevhid, insana hayatın gerçek anlamını gösterir. Artık boş amaçlar peşinde koşmaz, gerçek hedefe yönelir. Her anı, her nefesi Allah için yaşamaya çalışır. Bu, hayata derin bir anlam ve amaç kazandırır.
  19. Allah'ın Rahmetini ve Yardımını Kazanmak
    Nur Suresi'nin 55. ayetinde Allah, tevhid üzere yaşayan müminlere şöyle vaatte bulunur:
    "Allah iman edenlere ve sizden iyi işler yapanlara, onlardan öncekileri halife kıldığı gibi kendilerini de yeryüzünde halife kılacağını ve kendilerine razı olduğu dinlerini sağlamlaştıracağını ve onları korkularının ardından güvene erdireceğini vaadetti. Bana hizmet edecekler ve hiçbir şeyi ortak koşmayacaklar. Bundan sonra kim inkâr ederse işte onlar yoldan çıkanlardır."
    Bu ayet, tevhid üzere yaşamanın dünyevi ve uhrevi karşılığını müjdeler. Allah, böyle kullarını güçlendirecek, onları huzura kavuşturacak ve en güzel mükafatı verecektir.
  20. Ahirette Kurtuluş
    En önemlisi, tevhid üzere ölen bir insan, Allah'ın rahmetine kavuşur. Şirksiz bir iman, cennete giden anahtardır. Nisa Suresi'nde Allah şöyle buyurur:
    "Ancak tevbe edenler ve ıslah olanlar hariçtir. Allah'a sarılan ve dinlerini Allah için yapanlar hariçtir. İşte onlar müminlerle beraberdir. Allah yakında müminlere büyük bir mükafat verecektir." (Nisa Suresi, 146)
    Şeytanın Tuzağı: "Tevhid Zordur" Yanılgısı
    Şeytan, insanlara tevhidi zor, şirki ise kolay gösterir. "Nasıl olsa tek bir Allah'a inanıyorsun, biraz da başkalarına güvenmen ne olacak", "Bu kadar katı olmaya gerek yok", "Herkes bir şeylere bağlanır, sen de bağlan" gibi vesveselerde bulunur. Oysa bu, büyük bir aldatmacadır. Tevhid, aslında insanı rahatlatandır. Binlerce sahte ilaha kulluğun zorluğunu düşünün: her biri için ayrı ritüel, ayrı adak, ayrı dua... Ve hiçbirinden emin olamazsınız. Oysa tek bir Allah'a kulluk, ne kadar basit ve ne kadar huzur vericidir!
    İbrahim Suresi'nde şeytan, kıyamet gününde kendisine inananları şöyle yanıltacağını itiraf eder:
    "İş bitirildiği zaman şeytan şöyle dedi: Şüphesiz Allah size gerçeği vaadetti ve ben de size vaadettim. Ama sizi kandırdım. Benim size karşı sizi davet etmekten başka hiçbir gücüm yoktu. Benim isteğime karşılık verdiniz. O halde beni kınamayın fakat kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Şüphesiz önceden beni ortak koşmanızı reddetmiştim. Doğrusu zalimler için acıklı bir azap vardır." (İbrahim Suresi, 22)
    Bu ayet gösteriyor ki şeytan, insanları zorla değil, kandırarak saptırır. Ve insanlar, kendi iradeleriyle şeytana uymuşlardır. Dolayısıyla, şirkten kurtulmak için yapılması gereken, şeytanın bu oyununu görmek ve ona karşı direnç göstermektir.
    Tevhid: Ayrı Ayrı Efendiler mi, Yoksa Tek Allah mı?
    Yusuf Suresi'nde, Elçi Yusuf zindanda iken yanındaki iki kişiye şu çarpıcı soruyu sorar:
    "Ey zindan arkadaşlarım, ayrı ayrı efendiler mi daha hayırlıdır yoksa her şeye galip gelen tek Allah mı?" (Yusuf Suresi, 39)
    Bu soru, tevhidin özünü mükemmel bir şekilde ifade eder. İnsan, ya birçok sahte güce bölünüp dağılacak, ya da tek gerçek güce yönelecektir. Birçok efendiye hizmet etmek, insanı çaresiz bırakır. Ama tek bir efendiye, o da mutlak kudret sahibi Allah'a hizmet etmek, insanı güçlendirir, rahatlatır ve huzura kavuşturur.
    Katıksız İmanın Güzelliği
    Şirk, imanın saflığını bozan, insanı Allah'tan uzaklaştıran ve hem dünya hem ahirette zarara uğratan büyük bir hastalıktır. Ancak bu hastalıktan kurtulmak mümkündür. Samimi bir niyet, derin bir tefekkür, Kur'an'a sıkı sıkıya sarılmak ve sürekli Allah'a yönelmek, şirkten arınmanın yollarıdır. Tevhid üzere yaşayan bir insan, gerçek huzuru, özgürlüğü ve anlamı bulur. Hayatının her anı bir ibadet haline gelir. Çünkü o, her nefesinde, her adımında, her düşüncesinde Allah'ı hatırlar ve O'na güvenir. Din, ancak katıksız olduğunda gerçek anlamını bulur. Şirkle karışık bir iman, eksik ve çarpıktır. Allah, kullarından arı duru bir imanı ister. Ve bu iman, insana hem dünyada hem de ahirette sonsuz bir mutluluğun kapılarını açar. Bugün içinde bulunduğumuz çağda, şirk farklı kılıklarda karşımıza çıksa da, ondan kurtulmanın formülü aynıdır: "La ilahe illaAllah" - Allah'tan başka ilah yoktur. Bu kelimeyi sadece dille söylemek değil, kalben tasdik etmek, aklen kavramak ve fiilen yaşamak gerekir. Yalnızca Allah'a kulluk eden, yalnızca O'na güvenen, yalnızca O'ndan korkan ve yalnızca O'ndan uman bir insan, gerçek bir mümindir. Ve böyle bir insan, ne dünyada ne de ahirette asla hüsrana uğramaz. Allah, hepimizi şirkten arındırsın, tevhid üzere yaşatıp tevhid üzere öldürsün. Bizi, katıksız iman sahiplerinden eylesin.

KİTAP İZLERİ

Parasız Yatılı

Füruzan

Füruzan'ın "Parasız Yatılı"sı: Yarım Asırlık Bir Ağıt ve Direniş Bazı kitaplar vardır, yayımlandıkları anda klasik olurlar. Zamanın getirdiği edebi akımlardan, toplumsal çalkantılardan etkilenmeden, adeta kendi
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön