isimsiz
bir akşamüstüydü.
ev sessizdi,
içim dağınık.
masada iki çay,
ikisi de sogumuş.
ben konuşmuyordum.
kimse sormuyordu.
insan en çok orada yeniliyor hayata.
kimsenin suçlu olmadıgı yerde.
ne para, ne iş,
sadece kendine bakamamak.
biri kalktı.
pencereyi kapattı.
çayı tazeledi.
“gecer” demedi.
“dayan” da demedi.
gitmedi sadece.
yıllar sonra fark ettim;
bana en çok sarıldıgı anlar degil,
sarılmadıgı anlardı.
çünkü bazı insanlar
sarılmadan da tutar.
düşmeni izler
ama kaybolmana izin vermez.
herkes sabrı över.
sabır beklemek sanılır.
oysa sabır,
aynı acının içinde
her gün yeniden uyanmaktır.
biri bunu yaptı.
sessizce.
kendine pay çıkarmadan.
bugün ayakta duruyorsam
bunu gücüme yazmıyorum.
hayata da yazmıyorum.
bir insanın
en karanlık yerinde
ışık olmamayı seçip
duvar olmasına yazıyorum.