Yeryüzündeki bütün canlılar Allah'ın yaratmasıyla var olmuş, O'nun koyduğu düzen içerisinde hayatlarını sürdüren varlıklardır. İnsan nasıl Allah'ın yarattığı değerli bir canlı ise, hayvanlar da Allah'ın sanatını yansıtan, kendilerine özgü özelliklere, ihtiyaçlara ve yaşam biçimlerine sahip canlılardır. Kur'an, insanın diğer canlılara karşı üstünlük taslamasını değil, sorumluluk bilinciyle hareket etmesini öğütler. Çünkü Allah'ın yarattığı her canlı O'nun kudretinin ve rahmetinin bir tecellisidir. En'âm Suresi'nin 38. ayetinde Allah şöyle buyurur: "Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar..." Bu ayet, hayvanların yalnızca insanların hizmetinde bulunan değersiz varlıklar olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Onlar da insanlar gibi kendi düzenleri, iletişimleri, sosyal yapıları ve Allah'ın kendileri için belirlediği yaşam biçimleri bulunan topluluklardır. Bugün bilimsel araştırmalar da birçok hayvan türünün gelişmiş haberleşme sistemlerine, aile bağlarına, yardımlaşma davranışlarına ve hatta yas tutma gibi duygusal tepkilere sahip olduğunu göstermektedir. Bu gerçek, Kur'an'ın asırlar önce bildirdiği ilahi hakikatin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Kur'an, hayvanların insanlar için önemli nimetler olduğunu da bildirir. Allah birçok ayette insanların hayvanlardan çeşitli şekillerde faydalanabileceklerini haber verir. Onların etinden beslenmek, sütlerinden yararlanmak, yünlerinden ve derilerinden faydalanmak, yük taşımalarında ve ulaşımda güçlerinden yararlanmak Allah'ın insanlara verdiği nimetler arasındadır. Nahl Suresi 5. ayetinde şöyle buyrulur: "Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için ısınma ve birçok faydalar vardır. Ve onlardan yersiniz." Yine aynı surede hayvanların yük taşıdığı, insanların ulaşımını kolaylaştırdığı ve hayatı kolaylaştıran birçok fayda sunduğu ifade edilir. Dolayısıyla Kur'an, hayvanlardan yararlanmayı yasaklamaz; aksine bunun Allah'ın insana sunduğu nimetlerden biri olduğunu bildirir. Ancak Kur'an'ın ortaya koyduğu temel ilke şudur: Bir nimetten yararlanmak, o nimete zulmetme hakkını vermez. İnsan yeryüzünde sorumsuz bir sahip değil, Allah'ın koyduğu ölçüler içerisinde hareket etmekle yükümlü bir kuldur. Bu nedenle hayvanlardan faydalanırken merhameti ve adaleti elden bırakmamak gerekir. Bir hayvana gereksiz yere acı çektirmek, onu aç bırakmak, susuz bırakmak, işkence etmek, eğlence uğruna zarar vermek veya sadece keyif için öldürmek İslam ahlakıyla bağdaşmaz. Çünkü Allah zulmü yasaklamıştır. Zulüm yalnızca insanlara karşı yapılmaz; sebepsiz yere eziyet edilen her canlı da zulme uğramış olur. Kur'an'da insanın yeryüzünde bozgunculuk yapmaması sık sık emredilir. Çevreyi kirletmek, doğal yaşam alanlarını yok etmek, hayvan türlerinin tükenmesine sebep olmak veya ekolojik dengeyi bozacak davranışlarda bulunmak da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Çünkü Allah evreni belirli bir ölçü ve denge içerisinde yaratmıştır. İnsan bu dengeyi korumakla yükümlüdür. Hayvanlara merhamet göstermek yalnızca onları beslemekle sınırlı değildir. Onların sağlıklarını gözetmek, temiz yaşam alanları sağlamak, hastalıklarının yayılmasını önlemek, can güvenliklerini korumak ve ihtiyaçlarını karşılamak da bu sorumluluğun bir parçasıdır. Evcil hayvan besleyen kimseler, onları bir eşya gibi değil, Allah'ın kendilerine emanet ettiği canlılar olarak görmelidir. Aynı şekilde çiftlik hayvanları veya yük hayvanları da yalnızca ekonomik kazanç sağlayan araçlar değildir; onların da dinlenmeye, beslenmeye ve iyi muamele görmeye hakları vardır. Kur'an'ın öğrettiği merhamet anlayışı, sadece insan ilişkileriyle sınırlı değildir. Allah'ın rahmeti bütün yaratılmışları kuşatmıştır. İnsan da bu ilahi rahmetten nasibini alabilmek için Allah'ın yarattığı bütün canlılara karşı şefkatli olmalıdır. Güçlü olanın zayıfa merhamet göstermesi, Kur'an ahlakının temel ilkelerinden biridir. Hayvanlar konuşamasalar da acıyı hisseder, korkar, yorulur ve yaşamak isterler. Bu nedenle onlara karşı gösterilen her merhamet, aslında Allah'ın yarattığı cana gösterilmiş bir saygıdır. Modern dünyada sanayileşme, bilinçsiz avlanma, doğal alanların tahrip edilmesi ve çevre kirliliği milyonlarca hayvanın yaşamını tehdit etmektedir. Kur'an'ın ortaya koyduğu emanet bilinci, günümüzde her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. İnsan yalnızca kendi çıkarını düşünerek hareket edemez; gelecek nesillerin ve diğer canlıların haklarını da gözetmek zorundadır. Sonuç olarak Kur'an, hayvanlara ne kutsallık atfederek insanın hizmetinden tamamen çıkarır ne de onları değersiz varlıklar olarak görür. Onlar Allah'ın yarattığı canlılardır, insanlar gibi birer toplulukturlar ve Allah'ın koyduğu düzen içerisinde yaşamaktadırlar. Allah, insanların onlardan faydalanmasına izin vermiş; fakat bu faydalanmayı merhamet, adalet ve sorumluluk ilkeleriyle sınırlandırmıştır. Bu nedenle bir Müslüman için doğru yaklaşım; hayvanları Allah'ın bir emaneti olarak görmek, onlara gereksiz yere acı çektirmemek, ihtiyaçlarını gözetmek, yaşam haklarına saygı göstermek, çevreyi korumak ve her durumda merhameti esas almaktır. Çünkü Allah'ın yarattığı her canlı, O'nun kudretinin bir delili ve insan için hem bir nimet hem de bir sorumluluktur. İnsan, bu sorumluluğu yerine getirdiği ölçüde Allah'ın emanetine sahip çıkmış ve Kur'an'ın öğrettiği ahlaka uygun davranmış olur.