"Herkes kendi kitabının kahramanıdır. Ne yazık ki, çoğu zaman da en kötü editörü." - Terry Pratchett"

Gecenin beşinde

Gecenin karanlığında uyanış, zihnin sessizliğiyle yüzleşme anı... Eskiden tedirgin eden bu gece vakitleri, artık Ares'in sade eşliğiyle huzura dönüşüyor. Geçmişteki zorluklar, dağılan güvenler ve içe çöken ağırlıklar arasında, basit bir "buradayım" bakışının nasıl teselli verebileceğini anlatan samimi bir düşünce akışı. Karanlıkta bile umut vardır.

yazı resim

Gecenin Beşinde...

Gecenin bir yerinde uyandım.
Saat kaçtı bilmiyorum… ama içimde tanıdık bir kıpırtı vardı.

Eskiden böyle uyanmalar beni tedirgin ederdi.
Gözümü açar açmaz zihnim dolardı.
Unutmak istediklerim, yarım kalmış meseleler, içime çöken eski zamanlar…

İnsan en çok bu saatlerde yakalanıyor kendine.
Gündüz güçlü sandığın ne varsa,
gecenin sessizliğinde olduğu gibi çıkıyor ortaya.

Ama bu gece öyle olmadı.

Daha ben kıpırdamadan kedim Ares de uyandı.
Başını kaldırdı, bana baktı.
Sessizce… abartısız… olduğu gibi.

Onun bakışında bir telaş yoktu.
Sadece bir eşlik hali vardı.
Sanki “buradayım” der gibi.

Bir zamanlar gerçekten zor zamanlardan geçtim.
İçine çöken ağırlıkla yürümeye çalıştığın günler…
Güvendiğin şeylerin bir bir dağıldığı anlar…

İnsan o zaman yoruluyor.
Sadece bedeni değil, içi yoruluyor.
Hatta bazen bırakmak daha kolay geliyor.

Ben de o duygunun kıyısından döndüm.

Ama kalmayı seçtim.

Büyük kararlarla değil belki…
Küçük sebeplerle.
Bir sabah daha görmek için,
bir sesi daha duymak için,
biraz daha dayanmak için.

Tam o sırada ezan okundu.

Gecenin o derin sessizliğini yaran,
ama rahatsız etmeyen bir ses…
Aksine, insanın içine dokunan bir çağrı.

Sanki yalnız olmadığımı hatırlattı.
Sanki bir yerden “buradayım” denildi bana.

Ares başını tekrar yere koydu.
Onun dünyası basit.
Ben buradaysam, her şey yolunda.

Ben de gözlerimi kapattım.

İçimden tek bir cümle geçti:

“Geçti.”

Eskiden buna inanmak zordu.
Şimdi fazlasına gerek yok.

Gece aynı gece…
Ama ben aynı değilim.

Ve ilk defa bu saatte uyanmak
bana ağır gelmiyor.

Sadece bir an gibi… gelip geçen.

Sonra yeniden sessizlik.
Ama bu kez o sessizlik boş değil.

İçinde bir ses var artık…
ve bir yakınlık hissi.

Uykuya değil…

kendime.

Ve belki de,
insan en çok böyle anlarda anlıyor:

Yalnız değil.

KİTAP İZLERİ

İnsan Olmak

Engin Geçtan

Türkiye'nin Ruhuna Tutulan Ayna: Engin Geçtan’ın Eskimeyen Klasiği Üzerine Her ülkenin edebiyatında, nesiller boyu elden ele dolaşan, altı çizilen cümleleriyle adeta kolektif bir yol arkadaşına
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön