"Yazmak, aslında ölmek için bahane üretmektir; çünkü yaşarken yazamazsın, yazdıkça ölürsün." — Franz Kafka"

Bir eser bırakmak

Gece otobüsünde, uzun yolda eski bir şarkı çalarken, ölümsüzlük üzerine derin bir düşünce: Unutulmamak, nefes almaktan daha önemli. Herkes bir şeyler "olmaya" çalışırken, geride ne bırakacağını düşünmüyor. Oysa hayatın gerçek anlamı belki de budur - ölümden sonra bile hatırlanacak bir iz bırakmak. Çünkü bazıları gerçekten ölmez.

yazı resim

İzmir’den Gaziantep’e dönen bir otobüsün en ön koltuğundaydık.
Yol uzundu, gece sessizdi.
Yanımda, beraber iş görüşmesine gidip döndüğümüz Mehmet Ağabey vardı.
Konuşuyorduk ama aslında susuyorduk.
Konuşmalarımızı, radyodan gelen eski bir Türk sanat müziği bölüyordu.

Sunucu,
“Şimdi Yıldırım Gürses’ten Son Mektup,” dedi.

Mehmet Ağabey başını camdan ayırmadan mırıldandı:
“Adam öleli kaç yıl oldu… Biz hâlâ dinliyoruz.
Bazıları gerçekten ölmez.”

O an şunu düşündüm:
Ölmemek, nefes almakla ilgili değil.
Unutulmamakla ilgili.

Bugün herkes bir şey “olmaya” çalışıyor.
Zengin, güçlü, görünür, önemli…
Ama kimse geride ne bırakacağını sormuyor kendine.
Çünkü bırakmak, sahip olmaktan daha zor.
Ve daha yalnız bir iş.

Bir yazıda okumuştum:
Hayatın anlamı, öldükten sonra iyi anılacak eserler bırakmaktır.
Kulağa hoş geliyor.
Ama gerçeği bu kadar nazik değil.

Eser bırakmak;
alkış almak değil,
etiket kazanmak değil,
adının bir yere yazılması hiç değil.

Eser, insanın kendi karanlığıyla ne yaptığıdır.
Parayı seçtiği yerde,
kolayı seçebilecekken vazgeçtiği anda,
çocuğuna ne öğrettiğinde…

Büyük eserler genelde büyük laflarla gelmez.
Sessizdir.
Kokmaz.
Gösterilmez.

Bir çocuğun omzuna konan doğru bir cümle,
bir yanlışta susmamayı öğretmek,
“herkes böyle yapıyor” cümlesini reddetmek…

Toplum dediğimiz şey,
işte bu küçük reddiyelerden oluşur.
Ama biz yıllardır tam tersini öğretiyoruz:
Boyun eğmeyi, kabullenmeyi,
“bizden bir şey olmaz” demeyi.

Arabesk dediğimiz şey müzik değil artık;
bir ruh hali.
Teslim olmuşluk.
Sorumluluğu başkasına bırakma alışkanlığı.

Ve sonra şaşırıyoruz:
Neden kimse arkasında bir iz bırakmıyor diye.

Oysa sorun açık:
İz bırakmak için önce ayağa kalkmak gerekir.
Ayağa kalkmak da konforu bozar.
İnsanı yalnızlaştırır.
Bedel ister.

Yıldırım Gürses öldü.
Ama şarkısı hâlâ yol alıyor.
Çünkü bazı insanlar ölünce susmaz,
bazıları yaşarken bile yoktur.

Otobüs yoluna devam etti.
Şarkı bitti.
Gece karardı.

Ve içimde şu cümle kaldı:
Herkes ölür.
Ama çok azı, gerçekten yaşadığını kanıtlayacak bir şey bırakır.

KİTAP İZLERİ

Çıplak ve Yalnız

Hamdi Koç

Hamdi Koç’un Hafıza Labirentinde Unutulmaz Bir Yolculuk: "Çıplak ve Yalnız" Hamdi Koç’un "Çıplak ve Yalnız" romanı, okuru daha ilk cümlesiyle yakalayan o nadir eserlerden: "Amcam
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön