"Yazmak, aslında ölmek için bahane üretmektir; çünkü yaşarken yazamazsın, yazdıkça ölürsün." — Franz Kafka"

Allah'a Tevekkül: Tevhid İnancının Günümüzdeki Tezahürleri

Bu metin, insanın yaratılış amacını Allah'a kulluk etmek olarak açıklıyor ve şirk kavramını ele alıyor. Zariyat Suresi'nden alıntıyla desteklenen yazı, Allah'ın mutlak hâkimiyetini vurgularken, şirki "en büyük günah" olarak tanımlıyor. İnsanın Allah'a ait kudret ve iradeyi başka varlıklara atfetmesinin tehlikelerine dikkat çekiyor. Tevhid inancının önemine ve şirkin farklı boyutlarına işaret eden düşündürücü bir dini metin.

yazı resim

İnsanın yaratılışının temel amacı, yalnızca Allah'a kulluk etmek ve O'na güvenmektir. Bu gerçek, Zariyat Suresi'nde açıkça beyan edilmiştir: "Ben cinleri ve insanları bana hizmet etmeleri dışında yaratmadım." (Zariyat, 56) Allah, evrende var olan her şeyin yaratıcısı, sahibi ve mutlak hâkimidir. Tüm varlıkların mevcudiyetini sürdürmesi, O'nun iradesiyle mümkündür. Şifa veren, rızık bahşeden, sevinç ve hüzün yaratan yalnızca Allah'tır. Bu temel hakikatin unutulması, insanlık tarihinin en büyük sapkınlığı olan şirke düşüşü beraberinde getirir. Şirk, Allah'a ait olan kudret, irade ve hükümranlığı başka varlıklara atfetmek veya Allah ile birlikte başkalarına güvenmek anlamına gelir. Kur'an-ı Kerim, şirkı hem dünyada hem ahirette felakete sürükleyen en büyük günah olarak tanımlar.
Şirk: Tevhidin Zıddı ve En Büyük Günah
Şirk kavramı, sadece putlara tapınmak gibi açık biçimleriyle sınırlı değildir. Allah'tan başka varlıklara bağımsız güç atfetmek, O'ndan başkasından yardım ummak, sebeplere mutlak etki vermek de şirkin çeşitli tezahürleridir. Yasin Suresi'nde bu gerçek şöyle ifade edilmiştir:
"Ve yardım edilir umuduyla Allah'tan başka tanrılar edindiler. Onlara yardım etmeye güçleri yetmez. Onlar ise onlar için hazırlanmış askerlerdir." (Yasin, 74-75)
Bu ayetler, insanların kendilerine bile yardım edemeyecek varlıklara nasıl bel bağladıklarını ve bu yanılgının derinliğini gözler önüne serer. Allah'tan başkasına güvenenlerin dünya hayatı horluk ve aşağılanma içinde geçerken, ahirette daha şiddetli ve ebedi bir azapla karşılaşacakları bildirilmektedir.
Şirke Düşenlerin Durumu: Kur'ani Örnekler
Hac Suresi'nde, Allah'tan başka yalvarılan varlıkların acizliği çarpıcı bir örnekle anlatılır:
"Ey insanlar, size bir örnek verildi, onu dinleyin! Şüphesiz Allah'tan başka yalvardıklarınız, eğer hep bir araya toplansalar, bir sinek bile yaratamazlar. Şayet sinek onlardan bir şey kapsa, onu kurtaramazlar. İsteyen de aciz, istenen de." (Hac, 73)
Bu ayet, şirkin mantıksızlığını en açık biçimde ortaya koyar. Bir sineği yaratmaktan aciz olan, hatta sineğin kendilerinden aldığı bir şeyi geri almaya bile gücü yetmeyen varlıklara güvenmek, aklın ve fıtratın ne kadar büyük bir gaflette olduğunu gösterir.
Kehf Suresi'nde ise şirke sapanların sonu şöyle tasvir edilir:
"Allah'tan başka kendisine yardım eden bir topluluğu olmadı. Kendi de kendine yardım edemedi." (Kehf, 42-43)
Dünyada Allah'ın rahmetinden mahrum kalanlar, güvendikleri her şeyin birer birer yok olduğunu görecekler; ahirette ise sonsuz azaba maruz kalacaklardır. Şuara Suresi'nde Allah şöyle buyurur:
"O hâlde Allah ile beraber başka bir tanrı çağırma, sonra azap edilenlerden olursun." (Şuara, 213)
Tevhid ve Tevekkül: Mümin'in Yaşam Felsefesi
Gerçek mümin, hayatının her anında yalnızca Allah'a güvenir ve dayanır. Yalnızca O'ndan yardım ister, yalnızca O'na sığınır. Bu tavır, Tevbe Suresi'nde şöyle ifade edilir:
"De: Allah'ın yazdığı şeyden başkası bize ulaşmaz. Bizim Mevla'mız O'dur. Müminler Allah'a dayansınlar." (Tevbe, 51)
Gerçek dost ve yardımcı yalnızca Allah'tır. İnsan, O'ndan başka dostlar edindiğinde, aslında kendi acizliğini ortaya koymuş olur:
"Şüphesiz göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O yaşatan ve öldürendir. Ve sizin Allah'tan başka hiçbir veli ve yardımcınız yoktur." (Tevbe, 116)
Yine aynı hakikat Nisa Suresi'nde vurgulanır:
"Allah sizin düşmanlarınızı daha iyi bilir; veli olarak Allah yeter ve yardımcı olarak Allah yeter." (Nisa, 45)
Günümüzde Şirkin Farklı Tezahürleri
Geleneksel Şirk Biçimleri: Türbeler ve Muskalar
Bazı insanlar, Allah'a yönelmek yerine türbelere giderek orada yatan kişilerden bir şeyler istemekte, muskalar yaparak şirke saplanmaktadırlar. Oysa bu tür uygulamalar, sadece İslam'da değil, daha önceki semavi dinlerde de açıkça yasaklanmıştır. Tevrat'ta şöyle buyrulur:
"Aranızda oğlunu ya da kızını ateşte kurban eden, falcı, büyücü, muskacı, medyum, ruh çağıran ya da ölülerin ruhlarına danışan kimse olmasın." (Yasanın Tekrarı, 18:10-11)
Bu hükmün yalnızca Yahudiler veya Hristiyanlar için geçerli olduğunu düşünmek büyük bir yanılgıdır. Allah'ın buyrukları evrenseldir ve tüm insanlığa hitap eder. İlahi vahyin temel prensipleri, tüm resullerin davetinde ortaktır. Türbelere giderek ölmüş kişilerden bir şeyler istemek, onları Allah ile kul arasında aracı kılmak, açık şirktir. Allah, kulları ile arasına hiçbir aracı koymamıştır. Bakara Suresi'nde buyrulur:
"Kullarım seni benden sorarlarsa, şüphesiz ben çok yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm." (Bakara, 186)
Modern Şirk: Teknolojiye ve Sebeplere Mutlak Güven
Çağımızın en sinsi şirk biçimlerinden biri, teknolojiye ve sebeplere Allah'tan bağımsız bir güç atfetmektir. Veri analizi, mikrodenetleyiciler, yapay zekâ, kuantum bilgisayarlar ve insanın geliştirdiği bütün teknolojiler, ancak Allah'ın dilemesiyle bir anlam ve sonuç üretir. Bu araçlar, ister ayrı ayrı ister birlikte kullanılsın, hatta tek bir sistem haline getirilmiş olsun; Allah dilemedikçe ne fayda sağlar ne de bir sonucu zorunlu kılabilir. Çünkü gerçek kudret araçlarda değil, onları var eden ve işlev kazandıran Allah'tadır.
Sebeplere Mutlak Etki Atfetmek
İslam, sebeplere sarılmayı emreder ancak sebepleri Allah'tan bağımsız görmeyi, onlara mutlak etki atfetmeyi yasaklar. Örneğin:
- Tıp ve İlaç: Hastayken doktora gitmek, ilaç kullanmak sebeplere sarılmaktır ve İslam'ın emrettiği bir davranıştır. Ancak "Bu ilaç kesin iyileştirir" demek, ilaca Allah'tan bağımsız bir güç atfetmektir. Mümin şöyle der: "İlacı kullanırım, ancak şifa veren Allah'tır."
- Yapay Zekâ ve Teknoloji: Yapay zekâ sistemlerinin kararlarına körü körüne güvenmek, onları mutlak doğru kaynağı görmek, teknolojik şirktir. Teknoloji, Allah'ın insana bahşettiği nimetlerden biridir, ancak o da Allah'ın kudretiyle çalışır. Algoritma hata yapabilir, sistem çökebilir, sonuç yanıltıcı olabilir. Mümin, teknolojiyi kullanır ama güvenini yalnızca Allah'a bağlar.
- Bilim ve Bilimsel Kanunlar: Bilimsel kanunlar, Allah'ın yaratışındaki düzeni keşfetme çabasıdır. Ancak bu kanunları Allah'tan bağımsız, kendi başına işleyen mutlak kurallar gibi görmek, modern bir şirk biçimidir. Mümin bilir ki, yer çekimi de, elektromanyetik kuvvetler de, kuantum mekaniği de Allah'ın yarattığı düzenin bir parçasıdır bunlarda dahi bilimin iddia ettiği çoğu iddia yanlıştır ve Allah, dilediği zaman düzeni değiştirebilir.
Çağın Dili: Din ve Bilim Ayrımının Yanıltıcılığı
Günümüzde bazı insanlar, "Bu dinî bir konu değil, bilimsel bir konu" diyerek, bilimi adeta Allah'ın iradesinden bağımsız bir alan gibi gösterirler. Oysa İslam'a göre böyle bir ayrım yoktur. Her şey Allah'ın yaratmasıdır ve her şey O'nun kontrolündedir. Çağın dili ister dinî ister bilimsel olsun, Allah'tan başka herhangi bir varlığa, sebebe, kişiye, sisteme veya güce bağımsız etki atfetmek, Kur'an'a göre şirktir. Modern insan, putlara tapmadığını düşünürken, aslında teknolojiye, paraya, güce, sisteme tapıyor olabilir.
Allah'a Tevekkülün Gerçek Anlamı
Tevekkül, tembellik veya sebepleri terk etmek değildir. Tevekkül, sebeplere sarılmak ama neticeyi Allah'a havale etmek; çalışmak ama güveni yalnızca Allah'a bağlamaktır. Müslüman, elinden geleni yapar, tedbirleri alır, ancak sonucun Allah'ın elinde olduğunu bilir.
Tevekkülün Psikolojik ve Manevi Boyutu
Allah'a tam bir teslimiyet ve güvenle bağlanmak, insanın ruh sağlığını korur ve ona derin bir huzur verir. Çünkü mümin, her şeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu bilir. Bu inanç:
- Kaygıyı azaltır: Kontrol edemediği şeyler için endişelenmez.
- Sabır kazandırır: Zorlukları Allah'tan gelen bir imtihan olarak görür.
- Şükür duygusu geliştirir: Nimetlerin Allah'tan geldiğini bilir.
- Güven verir: Allah'ın kendisine en hayırlısını yapacağına inanır.
Ra'd Suresi'nde buyurulur:
"Onlar iman edenler ve kalpleri Allah'ı anmakla tatmin bulanlardır. Bilin ki kalpler ancak Allah'ı anmakla tatmin bulur." (Ra'd, 28)
Şirkten Sakınmanın Pratik Yolları

  1. Niyetin Saflaştırılması
    Her işte niyeti yalnızca Allah rızası için yapmak, şirkten korunmanın ilk adımıdır. İnsanlardan övgü beklemek, gösteriş yapmak, riya, gizli şirk biçimleridir.
  2. Duada Dikkat
    Duada yalnızca Allah'tan istemek, O'ndan başkasına yalvarmamak esastır. Ölmüş velilere, meleklere veya herhangi bir varlığa "aracılık" adı altında bile olsa dua etmemek gerekir.
  3. Sebeplere Doğru Bakış
    Sebeplere sarılmak ama onları Allah'tan bağımsız görmemek. Her sebepte Allah'ın kudretini görmek.
  4. Bilgi ve Teknoloji Kullanımında Tevazu
    Bilimsel bilginin ve teknolojinin sınırlarını kabul etmek, onları mutlaklaştırmamak. En gelişmiş yapay zekâ bile Allah'ın yarattığı bir araçtır ve O'nun izni olmadan hiçbir şey yapamaz.
  5. Sürekli Zikir ve Tefekkür
    Allah'ı sürekli hatırda tutmak, O'nun kudretini düşünmek, şirkten korunmanın en etkili yoludur.
    Tevhid Akidesinin Sosyal ve Toplumsal Etkileri
    Tevhid inancı, sadece bireysel bir inanç meselesi değil, aynı zamanda toplumsal bir vizyon sunar:
  6. Adalet ve Eşitlik
    Allah'tan başka kimseye mutlak otorite tanımamak, insanlar arası eşitliği sağlar. Hiç kimse, soyundan, ırkından veya zenginliğinden dolayı diğerlerinden üstün değildir.
  7. Özgürlük
    Yalnızca Allah'a kul olmak, insanları diğer insanların, sistemlerin, ideolojilerin kölesi olmaktan kurtarır. Gerçek özgürlük, Allah'a kulluktadır.
  8. Sorumluluk Bilinci
    Her şeyin Allah tarafından görüldüğünü ve kaydedildiğini bilmek, insana güçlü bir ahlaki sorumluluk bilinci kazandırır.
  9. Umut ve İyimserlik
    En zor zamanlarda bile Allah'ın yardımının yakın olduğunu bilmek, mümine umut ve direniş gücü verir.
    Tevhidin Zamanı Aşan Mesajı
    Allah'a tevekkül, insanlık tarihinin başından beri tüm resullerin çağrısının özüdür. Günümüzde teknoloji ve bilim ne kadar gelişirse gelişsin, kudretin kaynağının yalnızca Allah olduğu gerçeği değişmez. Müslüman, dünyayı imar eder, bilimi geliştirir, teknolojiyi kullanır ancak hiçbir zaman bunları Allah'tan bağımsız güçler olarak görmez. Çünkü bilir ki:
    "De: Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye kadirsin." (Al-i İmran, 26)
    Yalnızca Allah'a güvenip dayanan, yalnızca O'na kulluk eden ve yalnızca O'ndan yardım isteyen müminler, hem dünyada hem de ahirette nimet, izzet ve şeref içinde bir ömür sürerler. Allah'a tam bir teslimiyet, insanın gerçek huzuru ve kurtuluşudur. Şirkten sakınarak yalnızza Allah'a yönelmek, O'nun rahmetine ve korumasına sığınmak, dünya ve ahiret saadetinin anahtarıdır. Bu yol, tüm resullerin gösterdiği yoldur ve tüm zamanlar için geçerliliğini korur.

KİTAP İZLERİ

İNCİR KUŞLARI

Sinan Akyüz

Zambaklar Ülkesinde Açan Kan Gülleri: "İncir Kuşları" Sinan Akyüz’ün gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkarak kaleme aldığı "İncir Kuşları", okuru 1990'ların başında Avrupa'nın kalbinde patlak
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön