"Yazmak, aslında ölmek için bahane üretmektir; çünkü yaşarken yazamazsın, yazdıkça ölürsün." — Franz Kafka"

Acımanın Ayıp Sayıldığı Çağ

Modern toplumda insani değerlerin kayboluşunu anlatan bu şiir, empati ve yardımlaşmanın yerini nefret ve kayıtsızlığa bırakışını çarpıcı bir dille anlatıyor. Teknoloji çağında paradoksal olarak artan yalnızlık, ekranlara sığınan ve gerçek bağlantılardan kaçan bireylerin içsel çelişkilerini yansıtıyor. Aynı şehirde yaşayan ama birbirinden kopuk insanların duyarsızlaşmasını ve bundan utanç bile duymamasını eleştiren güçlü bir toplumsal eleştiri.

yazı resim

Kimse kimseye acımıyor artık.
Çünkü acımak, durmak demek.
Durmaksa bu çağda suç.

Herkes nefret etmeye hazır.
Sebep aramıyor.
Bir başkasının varlığı bile yeterli.

Yardım etmek kimsenin aklından geçmiyor.
Geçse bile hemen bastırılıyor.
“Benim de derdim var” cümlesiyle.

Yalnızlıktan korkuyoruz.
Ama insanlardan daha çok.
O yüzden yalnız kalmayı seçiyoruz,
sonra da bu seçimin altında eziliyoruz.

Kalabalıkların içinden kaçıp
ekranların içine sığınıyoruz.
Kimse dokunmasın,
kimse sormasın,
kimse gerçekten görmesin istiyoruz.

Aynı şehirde yaşıyoruz
ama aynı hayatta değiliz.
Herkes kendi karanlığını
başkasına çarpmadan taşımaya çalışıyor.

Bu bir çağ meselesi değil sadece.
Bu, alışkanlık.
İnsanlıktan yavaş yavaş vazgeçme hali.

Ve en kötüsü şu:
Artık kimse bu hâlden utanmıyor.

KİTAP İZLERİ

Çığırından Çıkmış Bir Dünya: Sosyal Sefaletin, Ekolojik Felaketin, Etik Yozlaşmanın Kökeni

Fikret Başkaya

Düzenin Çivisi Çıktığında: Kapitalizmin Büyük Yargılanması Fikret Başkaya, “Çığırından Çıkmış Bir Dünya” adlı eserinde sosyal, ekolojik ve ahlaki krizlerimizi tek bir kök nedene bağlıyor. Modern
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön