Dansöz Kıvırmaları- 5.sh.
Markız; enfes bir fiziğe, sempatik görüntüye, derinlik ve huzur veren iç gıdıklayıcı bakışlara, devamlı gülümser izlenimi veren harika bir yüze sahipti. Reyon düzenleme işi yapıyordu.
"Bugün 20 Nisan 2026, saat 03:00. Henüz bitmemiş bir romanın bitmemiş bir cümlesi gibi..." – Virginia Woolf (kurgusal)"
"Bugün 20 Nisan 2026, saat 03:00. Henüz bitmemiş bir romanın bitmemiş bir cümlesi gibi..." – Virginia Woolf (kurgusal)"
Markız; enfes bir fiziğe, sempatik görüntüye, derinlik ve huzur veren iç gıdıklayıcı bakışlara, devamlı gülümser izlenimi veren harika bir yüze sahipti. Reyon düzenleme işi yapıyordu.
bu benim yıllardır yazdığım fakat hiç kimselere anlatmadığım en özel ilk ve ilk masalım....devamı VAR.
Bireysel geleceğinde olduğu gibi Yerel halkın geleceğini tayinde az veya çok belirleyici olabilecekti, belki de. Buda kendisinin yüce varlığın gücüne yakınlaşması demekti...
Orhan Pamuk
Yel’in sözünü ettiği Maf’ı sordu. Mus, tahmininden fazla duyum ve bilgi sahibiydi. Arada yutkunarak ve geniş gözlerini daha açarak heyecan dolu bir sesle anlattı... Sonunda "Onun el attığı insan her yönüyle yükselir."
Roman Kahramanı:
İşini kaybedip parasız kaldığından ve iftiralara da uğradığı için herkes ondan uzaklaşmış ve artık yalnız başınadır, çevresinde konuşabileceği bir tek yakını bile kalmamıştır. Kâbuslu gecelerinin tek tesellisi kendisine yakın hissettiği vefat etmiş kimselerdir, sadece onlar kendisini rüyalarında bazı şeylerden uyarmaktadırlar. 11 Eylül sabotajından sonra
"Gişe rekorları kıran filmleri, bunların öykülerini, Harry Potter’ın maceralarını, yüzüklerin enteresan yolculuklarını ve yazarlarının yaşamlarını gözden geçirecek olursak, ortak bir nokta gözümüze çarpar."
Reenkarnasyonu vücdunuzun her santimetrekaresinde hissedecek, bambaşka bir dünyaya yelken açacaksınız...
İkinci bir hayatın izleri belirirken bedeninde ona yabancı bir kişiliğin yıllar sonra geri dönüşündeki gizemdi onu şaşırtan...
O yabancı geri döndü...Dönerken de Tüm ırkçılara Mevlanalı bir mesaj getirmişti...Bu gizemli görev keşfedilmeli..
Mikail yol boyunca dilsiz, onun görünmez eli erlerin üzerinden çekilince Aslan biçare kalmış. Gencecik beyin sırtında buzdan bir ürperti gezinir dururmuş. Yüksek başında ise bir tekkenin öğretisi, bir de Kudüs’ün ilahi güzelliği sırasıyla nöbette. Bir iki kez kendinden kaçabilmek için Mikail’e söz söylemeye yeltenmiş, nafile… Halep’e yaklaştıkça askerlerin
Niyeti bozuk olanların hızına şaşar kalırsın, ara ki bulasın onları. Hancının nerede olduğunu, ne yaptığını da hiç sorma. Olanlardan, karısının, kızının, Mikail’in günaha bulandığından habersiz de sanma. Kötülerin elleri uzun, gözleri şahin, kalpleri geniş, mideleri sağlamdır.
Bu dünyanın kokuşmuş düzeninden kaçıp kurtulmak amacıyla yarattığım bir ütopyadan küçük bir kesit...
Bu benim ilk romanım, belki de sondur belli mi olur?
Nurdan Gürbilek