Zaman Ne Çabuk Geçiyor!..
Ya ÜÇ gencecik fidana ne demeli?
Suçları Cumhuriyeti korumak mıydı?
Yoksa hızla büyümeleri sonucu, düşünce ve fikirleri zamanın önünde mi koşmaktaydı?
"Yirmi yedinci Mayıs ve hala dünya dönüyorsa, demek ki henüz yeterince saçmalamamışızdır." - Douglas Adams"
"Yirmi yedinci Mayıs ve hala dünya dönüyorsa, demek ki henüz yeterince saçmalamamışızdır." - Douglas Adams"
Ya ÜÇ gencecik fidana ne demeli?
Suçları Cumhuriyeti korumak mıydı?
Yoksa hızla büyümeleri sonucu, düşünce ve fikirleri zamanın önünde mi koşmaktaydı?
Dilimizdeki Anadil, Anayasa, Anayol, Anaokulu ve hatta Anadolu kelimeleri Anaerkil bir toplum olduğumuzun ispatı. Bu durumda babalara ise sadece iskele kalıyor. :)
Hep korkularımızı söyleyip durduk; Kürt sorunu mutlaka makul bir çözüme kavuşması gerekir, diye. Kürt sorunu sadece bir Türkiye sorunu değildi ve şimdi bu belirleme, daha bir gerçeklik kazanmıştır.
Engin Geçtan
Iyi o zaman köprünün diğer tarafına adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın!
Yazarlar ve Yapıtları seçtiğime bakmayınız. Yazamayan yazarlardır konumuz... Sadece haber sitelerindeki köşelerde değil, edebiyat sitelerinde de boy boy, çeşit çeşit arz-ı endam ediyor bunlar...
..Ve sen bütün alçaklığını ortaya çıkardın ve yine sen kutsallığı kullanarak eziyet ettin. Aziz kılığına girerek şeytanın rolünü üstlendin.( Piskopos: Lütfen merhamet et!)Bu gece olmaz, piskopos bu gece olmaz...
Bir Uzakdoğu sözü aklıma düştü:
"...Eğer bir ülkenin adliye basamakları yosun tutmuşsa,
"...Eğer bir ülkenin hastane basamakları aşınmamışsa,
"...Eğer bir ülkenin okul basamakları aşınmışsa,
"...O ülkede huzur, barış ve refah var, demektir..."
Hayatta hiç değişiklik aradınız mı? Evlisiniz ama başka birini sevmeyi düşündünüz mü veya doktorsunuz hiç hastanıza gönül vermeyi hayal ettiniz mi? Ya da bir Kürt'sünüz ve de yoksulsunuz hiç Türk'ün tükürüyle yaranızın iyileşeceğinizi umdunuz mu?
Bazen, benim bile duymak istemediğim sözcükler dökülür dudaklarımdan. Siz buna ‘dilin keskinliği’ diyebilirsiniz ama asla art niyet taşımam, kin hiç gütmem; ne varsa dilimin ucundadır benim. Dilin keskinliği, bir anlık öfkenin zehriyle bütünleşince şalterlerim atar, özene bezene yaptığım gönül saraylarına bir tane kor, yerle tuzla-buz ederim.
Hayaları şişiyor zannettiğiniz mahkûmlara ilişki değil, onların sevdikleri ve saydıkları insanlar ile insanca ziyaretlerini geçirebilecek ortamlar gereklidir. Bu ortamları hemen filim çekme sahnesine benzetmeyin lütfen.
Sayın HÜSMÜLLÜ, yine aynı yazısının 27. Bölümünde -Haksızlıkların artması cesur insan sayısının azaldığını gösterir. diyorSizce yeterince haksızlıklar artmadı mı?!....
Sandığımdan çok karmaşık çıktı hayat.. der bir başka ozan.(\*\*)... Sen de benim sandığımdan... Neyse, ben susayım, hayat konuşsun. Fısıltıları rüzgâra da karışsa, çok uzaklardan da gelse, anlamak isteyen anlar her zaman hayatın sözlerini. Sözsüz iletişimi de iyi başarır hayat. Ve bir gün son sözünü de söyler hayat.
Emrah Safa Gürkan