"Yirmi yedinci Mayıs ve hala dünya dönüyorsa, demek ki henüz yeterince saçmalamamışızdır." - Douglas Adams"

Eleştiri

Şans Bol Olur Mu

Memlekette şans oyunları denen bir dolu oyun var. Sayısal Loto, On Numara, Şans Topu, İddia... Her na kadar adı şans oyunu olsa da, orada da şansın bir önemi yok bence... Şans diye bir şey yok zaten. Her şey Allah'ın bize takdir ettiği ilahi kader doğrultusunda akıp gidiyor... Kimileri

yazı resim

Üç Türlü İnsan

Üç türlü insan vardır. Leyleklerin getirdiği insanlar birinci gruptur. Bunlar bol bol lak lak ederler. Burunlarını her şeye sokarlar. Kibirli kibirli yürürler. Gezerler tozarlar. Yüksekten uçarlar. Zengin ve gösterişlidirler.
İkinci grubu dünyaya kargalar getirir. Bunlar leş yerler. Bu yüzden ölümü ve savaşı çok severler. Barıştan nefret

KİTAP İZLERİ

Olduğu Kadar Güzeldik

Mahir Ünsal Eriş

Kusurlu Güzelliğin Dokunaklı Şarkısı Mahir Ünsal Eriş, "Olduğu Kadar Güzeldik" adlı öykü kitabıyla, sıradan insanların hayatlarındaki çatlaklardan sızan o hem buruk hem de aydınlık ışığı
İncelemeyi Oku

Sultanahmet"ten Femen Geçti Amma!.. Biz Ne Anladık Bu İşten?

“Soyunarak, insanların ve medyanın ilgisini; ayrımcılık, seks ticareti ve seks köleliği, özgürlük, kadın hakları, feminizm üzerine çekmek.” Amaçları bunlar.
Femen diyor ki; Ukrayna’da, mini etek, yüksek topuklu ayakkabı giymek, seksi görünmek özgürlük sanılıyor. Oysa, bu anlayış, özgürleşmek değildir, kendini erkeğe sunmak suretiyle, ona bağımlı kılmaktır.

Tacizci İtler!

İnsanın kendi gözünü kontrol etmesi, gözünü herhangi bir haram noktaya dikmeden bir iş yapması ne kadar güç modern dünyada değil mi? Görünen o ki, asrın görüntü merkezli medeniyetler dünyasının tam kucağında oturuyoruz. Ve insan da bu asrın kendisine nimet diye sunduğu görüntülerle düşünüp, inanıp, hayatını da görüntülere bakarak

Dikkat Etmeleri Lazım Metin Yazarlarının

Bir iki hafta önce ki skeçte adam dedesini anlatıyor. Önce dedesini cepheye savaşa gönderiyor. Savaşa giden dede Sakarya Meydan Savaşında, bir bakıyor sonra tak topukkkk... Yine devam ediyor anlatan arkadaş. Dedesi Çanakkaleye gidiyor orada da cepheye ulaşıyor şöyle bir bakış fırlatıyor karşı tarafa, tak oradan da topukkkk.... Sonra

Nazım Hikmet Gibi Düşünmek Beynimi Acıtmıştır

Benim kemiğim sevilmez. O yüzden senin gibi itler benden uzak durur. Senin bana yakın olmaman beni uyuz olmaktan korur. Zaten kancıklığını da çekemem. Salyaların ağzından akarken, seninle mum ışığında yemek yiyemem. İtliğin hayatıma ne katabilir? Boynuna zincir takıp seninle kumsalda yürüyemem. Hayatım boyunca sevilmemeyi ve düşmanlığı öğrenirken ve

Kürtçeyi Seçmeli Ders Seçememe Tuzağı ve Süreç

Bir Süreç in karanlık tüneline sokulmuşuz; ne rotası belli, ne de getirisi! Atılan her bir demokratik adım, bir iki adımlık ırkçı tuzak eşliğinde yürüyor sanki. Niyetlerde şüpheler sırıtıyor. Halkın önüne ufaktan kırıntılar atılıp, bir hayale çevrilen çözüm süreci, muğlaklaştırılarak, süresi belirsiz bir zamana yayılmaya çalışılıyor.

KİTAP İZLERİ

Sırça Köşk

Sabahattin Ali

Sırça Köşk: Yıkılmaya Mahkûm Bir Düzenin Alegorisi Sabahattin Ali, son eseriyle sadece bir öykü kitabı değil, aynı zamanda cesur bir veda ve sarsılmaz bir ithamname
İncelemeyi Oku
Başa Dön