Deli Mektuplar - 24
Sövün sövebildiğiniz kadar..
İçiniz açılsın efendim…
Yeter ki siz rahatlayın..
Bu Su’yun sesi soluğu çıkar belki amma.!
Eli kalkmaz asla..
"Yazarların tek dayanağı, okuyucuların kendilerinden daha az zeki oldukları varsayımıdır." - Oscar Wilde (kurgusal)"
"Yazarların tek dayanağı, okuyucuların kendilerinden daha az zeki oldukları varsayımıdır." - Oscar Wilde (kurgusal)"
Sövün sövebildiğiniz kadar..
İçiniz açılsın efendim…
Yeter ki siz rahatlayın..
Bu Su’yun sesi soluğu çıkar belki amma.!
Eli kalkmaz asla..
Bir Şubat günü kasabada korkunç bir fırtına patlamış, çılgın gibi esen rüzgâr minareleri yıkmış, ağaçları kökünden sökmüş, çatıları uçurmuştu. Ama bu işin en anlaşılmaz tarafı fırtınanın Ermenileri de gökyüzüne uçurmasıydı.
Tarih birikimi, sanat tarihi liyakati,
Kamuoyu tarafından bilinmektedir.
Seçtiği konular, yazdığı kitaplar,
Seminer verdiği salonlar, zatının içselliğini gösteriyor.
İçselliğinde bu kadar hassas olan bir kimlik,
Ahmet Ümit
yazımın bugünkü konusunu ağırlıklı olarak trafik kazalarındaki aşırı ölümlere ayırdım. Bir aile bireyini trafikte kaybetmiş biri olarak.
Aklınızı rehber alıp denerseniz ve başaramassanız ozaman imkansızı bulan ilk kişi olacaksınızdır !
diğerlerinden faklımı sandınız?
Eğer kaybedersem diye bir şey yoktur çünkü her şekilde kaybedersiniz kazanamadığınız sürece.
Hayatımızı yaşarken, akıl, bilgi, tercübe ve idrakin oluşumunda yaşanan zorluklar ve bu zorlukları çözmek adına katlandığımız çileler.
Aşk kirlendi. Kirletenlerde oturmuş hallerine ağlıyor. Saç baş yoluyor. Sessizliklerine bürünmüş, aşkın tekrar kucaklarına düşmesini bekliyor. Aşkın nasıl kirlendiği her bireyin yaşadığı hikâyelerde saklı. Ama ilginçtir, bütün aşk hikâyelerinde aşkın renkleri farklı, kokuları aynı. Aşk hikâyesi olanlar, aşkı yaşadılar mı yoksa aşkla mı karşılaştılar bilinmez
Yerel seçimler, var olan bir ekonomik krizin eşliğinde gündemimize oturmuştur. Aday adayları ortaya çıkmaya başlıyor. Gündeme damgasını vuran sadece emrivaki gelen bu ekonomik kriz midir? Hayır.
Duygusallık kör bir kuyu. Suyunu karıştırdıkça bataklaşan bir özelliğe sahiptir. Duygular koşullarla renk ve şekil değiştirdikçe insana meçhul, gizemli yönlerinin artmasına neden olmaktadır. Dolaysıyla duygusallık insanı aldatmaya, yanlış adreslere sürüklemeye devam etmektedir. Duyguların insana ihaneti, insanların kendileriyle yüzleşememekten kaynaklanmaktadır. Duygular insanın kendisinden kaçışıyla güç ve irade kazanır.
Gençkene otoritere boyun eğeriz , bu baskıdan ancak yaşlandığımızda kurtuluruz ozaman özgür oluruz ama artık çok geçtir . Fiziksel gücümüz kalmamış özgürlüğümüzü doyasıya yaşayamamışızdır .
İhsan Oktay Anar