Öfkeli Mektuplar - 16
Ali Bulaç İslamcılığın avukatlığına soyunduğuna göre.
Kesin bilinmelidir.
İslamcılık iflas etmiştir.
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
Ali Bulaç İslamcılığın avukatlığına soyunduğuna göre.
Kesin bilinmelidir.
İslamcılık iflas etmiştir.
KKTCnin bu güne kadar gördüğü en büyük sokak eğlencesi Gazimağusada gerçekleşti diye yazıldı basınımızda.
Oysa Gazimaağusalılar, kendi kültürlerine, geleneklerine çok bağlı insanlardır. Sırf Magosa deniliyor diye ortalığı ayağa kaldıran insanlardır. Israrla vatandaşlara Magosa değil, doğrusu Mağusa dır diye feryat eden insanlardır.

Neler bekliyor bu yuvarlak dünyayı daha? Bu biranın sloganı ise şu : Hayat çocuklar için bile içki olmazsa çekilmezdir. Ne denir ki? Bu dünyayı içkisiz çekilir kılmaya çalışmak bu kadar zor mu?
Yöneticilik, hüner gerektiren meşakkatli bir iştir. Çünkü insanları memnun etmek, doğru yönlendirmek, verimli çalışmalarını sağlamak sanıldığı kadar kolay bir şey değildir. Bu sadece okumakla, yani eğitimle gerçekleştirilemez. Kişinin şahsiyeti ve olaylara yaklaşımı çok önemlidir. Sert mizaçlı olmak her zaman otoriteyi sağlamaya yetmez. Hatta çok kere iticiliğe zemin hazırlar.
...fakat özel sektör kesinlikle denetlenmiyor. Kazançları usule uyduruluyor, çalışanlarının sosyal hakları yok sağlık güvenceleri de. Gündeme getirilmesi gereken bir şey var ise budur. Bu sayede devletin halkını koruması ve sosyal haklarını sağlaması söz konusu olur. Hükümetlerde..
Sosyal veya siyasi bir film çekmek için yönetmenin bir bakış açısı olmalıdır. Söylemesi gereken, ileri sürmesi gereken bir tezi ya da söylemi olmalıdır. Bunun içinde filmin alt yapısının doldurulması gerekmektedir.
Trabzonlu genç şairlerden Ömer Turan’ın ilk kitabı “Üryan ve İsyan” elimde… Kitap, Kıyı Dergisi Yayınları arasında çıkmış. Kitabın kapağındaki üç serçe, şiir sofrasına buyur ediyor sizi. Bembeyaz bir zemin üzerindeki bu üç serçe sanki şiir tarlasında imge avcılığına soyunmuş izlenimi veriyor bize. Kitap sanki şairin Trabzonlu oluşuna işaret
Türkiye'yi sadece Etiler'den,Nişantaşılardan ibaret görmemek lazım.
Fatih'i var,Beyoğlu'su var Türkiye'nin.
Tepenirken Beyoğlu'su inleyen Karacaahmet'i var.
Yazarın şikayetçi olduğu her ne kadar en çok kendisi olsa da her bir bireyin eksik kalan yanlarını kaleme aldığı serzenişi, şikayet mektubuna dönüşüyor…
Sevgilinin Yitirilişiyle Adaletsizliğe Başkaldırmak
Sinemanın terk edemediği, seyircinin de en çok etkilendiği filmlerin temalarından biri birbirini tutkuyla seven sevgililerin etraflarında olup biten haklısızlıklara, yıkımlara, tecavüzlere, öldürmelere, gasplara, kundaklamalara, baskılara akla gelebilecek bütün sosyal adaletsizliklere karşı olan duyarsızlıklarıdır. Sevgililer, kendi dünyalarında yaşar, kendileri dışında gözleri kimseyi görmez,
Pişmiş müstehcen tavukla bir restoranda bir âdem yalnız kaldığında ne yapar acaba? Gizli kamera çekim lazım. Üstüne bir de Hanımgöbeği tatlısı gelirse masaya yiyen ne yapsın.
Manevi yaralar sonsuz yaşamı tehdit eder hale gelir, günah kalbe işler ve Bediüzzaman’ın ifadesiyle siyahlandırarak imanın nurunu çıkarıncaya kadar kalbi katılaştırır. Ancak insan tedavi için çaba göstermek yerine, hastalığını daha da artıracak ortamlarda bulunursa, hastalık durumu sürer.