Muhalefet ve Tarafgirlik Meselesinin Özüne Bakış 2
Saf yani kurumsallaşmamış haliyle muhalefet kavramının özüne ikinci. Bakış
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Saf yani kurumsallaşmamış haliyle muhalefet kavramının özüne ikinci. Bakış
Belirli kademelerde olan kişiler iletişim araçları yoluyla tepki gördüklerinde bundan yakınabilirler. Ama onların korktuğu hakaret dolu sözlerin bu ortamlarda bulunması değil, onlar hakkında doğru tespitlerin yapılması ve gerçek yüzlerinin deşifre edilmesidir.
“Bir Mahalle Ki” adlı oyunda şenlik ve müzik hiç bitmiyor. Oyun fasılla başlıyor zaten… Davul zurna hiç susmuyor. Oyun erkeklerden kurulu… Kadınlar oyunun sonundaki dans bölümünde görülüyorlar. Kavuklu’nun karısını bir erkek oyuncu canlandırıyor. Kavuklu ile Pişekâr sürekli çatışma halinde görülüyor. Kavuklu halkı, Pişekâr iktidarı temsil ediyor. Bu da
Engin Geçtan
Bak İsmet Efendi.!
“Sakın yıkılma.!”
“Toparlanın gidiyoruz.!”
Diye.
Hitab ettiğin kim veya kimler se açık konuş.!
Sermayenin yeşili olur mu? Daha doğrusu sermayenin rengi hangi renk?
Yeşil mi?
Kırmızı mı?
Yoksa kapkara mı?!
Trabzon Lisesi kültür, sanat ve edebiyat alanındaki faaliyetleriyle tanınan tarihî bir eğitim ve öğretim kurumudur. Bu okulda hemen her gün bir etkinlik gerçekleştirilir. Bu köklü eğitim yuvasında sosyal faaliyetlere müsait bir altyapı mevcuttur. Okulun çok geniş ve modern bir salonu bulunmaktadır. Bu salonu sadece okul değil, Trabzon’da etkinlik
Türkiye'de yaşanan bazı sorunlar üzerine bildiklerimi ve görüşlerimi aktarmak üzerine güzel Türkiye'mizde yaşayan ırkların bir barış çerçevesinde yaşamasını dilediğim bir yazı...
Bugün ülkemizde yeterli tiyatro salonu yoktur. Tiyatro sayısı genel nüfusa oranla çok azdır. Futbol seyircisine düşen koltuk sayısının belki onda biri bile tiyatro seyircisine düşmemektedir. Bu da bizde futbolun tiyatronun çok önünde bir seyirlik oyun olduğunu gösteriyor. Ülkemizin kültürel tercih analizini bunlardan yola çıkarak kolaylıkla yapabiliriz. Tiyatronun dizilerle
Nerden bilebilirdim ki, İstanbul denen 15 milyon insancığın yaşadığı bir yeryüzü efsanesinde insanların kum torbası niyetine kullanılacağını.
Cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan " musıkî inkılâbı" nın gerçekleşmemesini, " karşı devrim" olarak yorumlanmasına karşı, aslında böyle bir değişimin sosyolojik ve toplum psikolojisi açısından mümkün olmadığı hakkımnda...
Geride bırakılan son yüzyılın siyasal tarihinin özetini, solun üstlendiği rolde arayanlar zaman tüneline daha girmemiş olsa da, Sol Paradigmanın çöküşü bize geçmişin ayak izlerine basmamamızı daha öğrenmediğimiz halde öğütledi.
Mücevherle dolu sanat mağarasına giden o tünelde, bu gün itibariyle, Ferhat gibi gürz sallayan kaç şair var acaba? Yoksa bedeli ödenmemiş hayatlarda derinlik mi arıyoruz?
Zülfü Livaneli