Yıldızlar da Üşürdü, Farkettik Biz...
15 inde bir heyecan. Adı 17 heyecanın. Herhangi bir günde, herhangi bir çevrede. Aşkın adının yaz, umudun adının aşk olduğu bir gün.
"Bugün Pazartesi mi? Geçen Pazartesi'den beri ne değişti ki? Muhtemelen sadece takvimdeki sayı." - Douglas Adams"
"Bugün Pazartesi mi? Geçen Pazartesi'den beri ne değişti ki? Muhtemelen sadece takvimdeki sayı." - Douglas Adams"
15 inde bir heyecan. Adı 17 heyecanın. Herhangi bir günde, herhangi bir çevrede. Aşkın adının yaz, umudun adının aşk olduğu bir gün.
Başında kavak yelleri esenlerle, kavak yellerini savuşturanların en azından kıyısına uğradığı ya da uğratıldığı bir limandır aşk kapısı.
Bu kapı gönüldendir. Giriş ve çıkış ancak kalpten geçer. Eğer gönlün kapısı nazikçe, edebine uygun, cesaretle çalınırsa kapının açılması kolaylaşır ve misafirlikten ev sahibi konumuna geçilebilir. Yok, eğer
Simit kokusu, martılar, sigara, kağıtlar uçmak üzere hayallerimle... Birazdan denizin oratsında bulacağım kendimi ama bulamayacağım içimin ortasında seni.
Birgün herşey yok olacak sevgili.. Ne sen nede ben telaşlarımızın peşinden koşmayacağız. Yaşadığımız zamanların bizlere sunduğu acı yada mutluluklardan arta kalan hiçbirşey olmayacak. Hatırlamaya çalıştığımız yada hatırladığımız bütün anılar bir kum fırtı
Karlı bir gece kalbimi kaldırımlarda bulan tüm dostlarıma ithafen bir mektup bu aslında...
Bu sessizlik bana öyle mutluluk vermiyor aslında. Hayat artısında belki kazanç belki kaybettiğim yanlarından yarım bir dünya,sevdasına yenik kıyılarda...
Yeni açtığım beyaz sayfaların üzerindeki ilk yazıdır senin gönül yazın…
Yeni kurduğum çocuksu hayallerin başrolü senindir…
Hangimiz daha fazla tutundu o sonu kırılıp düşmek olan uçurumun kenarında yeşermiş yapayalnız dala? Sen korkularınla yüzleşmekten korkup kaçarken her gece zavallılığının izlerini t
düşe düştüm
ardından gerçeğe aydım
ama anladım ki
sen zaten görebileceğim en güzel düşsün ...
Acaba bunu hesaplayabilir miydi matematik dehaları? Beynimizin ne kadarı aşkı sorguluyor, aşkı kurguluyor, bizi karanlık bir kuyuya itip yankılanan kendi sesimizden korkmamızı sağlıyor? Aklımızın hangi bölümü ile sever, aniden çıka gelir, aşka rehin ve rehineler alır, sonra hangi bıkkınlık ile terk ederdik o cennet bahçesini. Ama aşkın matematikte
Ne kadar çok istedim hiçbir yaşama dahil olmamayı. Büyük heyecanlarla koşarak karışacakken, tam kıyıda durup etrafa yayılan dalgaları izlemeyi yalnızca. Başaramadım... Yalnızlığımın verdiği unutkanlığım buna izin vermedi. En sonunda senin denizinede karış
Mahir Ünsal Eriş