Anlatabilmek Seni
anlatabilmek seni... en yüklü duygularla yaşanmış sevdaların, yanında ancak keleme kalabilecek büyüklüğünü anlatabilmek...
"Sabahın yedisinde uyananların tek suçu, akşamın beşinde ölenlerden olmalarıdır." – Terry Pratchett (kurgusal)"
"Sabahın yedisinde uyananların tek suçu, akşamın beşinde ölenlerden olmalarıdır." – Terry Pratchett (kurgusal)"
anlatabilmek seni... en yüklü duygularla yaşanmış sevdaların, yanında ancak keleme kalabilecek büyüklüğünü anlatabilmek...
nedense hep güzel şeyler için geç kalırız yada kalmak zorunda bırakılırız ama bari bir kez olsun geç kalmayalım
meğer ne kadar da küçükmüşüz o sonsuzlukta ne kadar da çaresizmişiz yaşamda bir ömür boyu sevgiye
Ahmet Altan
Şafak sökerken uyanıyorum, sessiz şehrin sokaklarında rüzgarın gıdıkladığı yaprakların sesi var. O ses... Yine duyuyorum...
Yeni Türk Edebiyatına ister akademik açıdan, ister popüler yayınları okuyup yeni bakış açıları elde etmek için bakın, bu dergi herkese hitap ediyor
Biliyorum dedim ya, bilmezken yazmayı, ya da yazmamaya dair söylediklerimde, açık kapıların aralığında sıkışıp kalmışlığım gibi, (gibisi fazla, mahsuru var mı) yüzüm kızarmaz benim...
Yaz, yaz, yaz diyordun...İşte, geldi yaz! Odana doluşan davetsiz bir müziğin eşliğinde ne(denli) ve ne(densiz) bir yazı dünyaya getirme uğraşında sana ancak çile çiçekleri eşlik edebilir inan.
Yüreğime dokunan yüreğin, bütün benliğimi kor kor yakacak ve içli bir kemanın tellerinde dile gelen nağmeler gibi yüreğim çaresizce sızlayacak.
Afrodizyak etkisiyle kokusu insanın aklını başından alırken; fazlası her zaman kalbi yorar sıkıştırır nefesini daraltır. Ama insanoğlu vazgeçmez aşktan.
Nerede kalmıştık? Evet, Assos’ta bir salaş balıkçıda mum ışığında yapılan evlenme teklifinde.
Baban kahveden dönerken bize leblebi alırdı. Her akşam korku dolu masallar, her akşam korkudan fal taşı gibi açılmış gözler, her akşam leblebi, kuru üzüm ve badem. Boş kozalaklar yanardı teneke sobada. Her akşam kötü kalpli cadı öldüğünde gece biterdi
Kerem Eksen