"Bana bir kitap verin, ona bir dünya katayım. Yeter ki o kitap, benim okuma listemde olmasın." - Umberto Eco"

Deneme

Yeniden Merhaba Hayat!..

Anlatmak istediğimiz, anlatamadığımız ve bir tebessümün ardındaki o sevinçli nida sonrası;
bak ben geldim, yüreğimle geldim, iyi/kötü, hüzünlü/sevinçli, her ne yaşanmışsa ardımda kaldı, bak sanki yeniden doğdum der gibi

Zulme Sessiz Kalanlar Zulme Uğradılar…

Bence 2011 yılı, “kıyam yılı” olarak ilan edilmeli.
Zira dünya halkları kıyama geçti…
Yıllardır kendisinden olmayanlar tarafından yönetilen, sömürülen, aç bırakılan, ezilen ve hakları ellerinden alınan dünya halkları ellerinden alınan haklarının iadesi için kıyama durdular.
İlk ateş, ilk kıvılcım Tunus’ta çıktı ve

KİTAP İZLERİ

Kendi Işığına Yürü

M. Kemal Sayar

Karanlığın Ortasında Bir Işık: Kemal Sayar'dan Toplumsal Travmaya Edebî Bir İlk Yardım Türkiye'nin kolektif bilincinin pandemi, ekonomik krizler ve depremlerin derin yaralarıyla gölgelendiği bir çağda,
İncelemeyi Oku

Mutluluk

Hayat bizi küçük şeylerle mutlu olmaya mecbur eder. Hayatın izin verdiği mutluluğa erişmek için kavrayışımızın kapasitesi önemlidir. Hassasiyetlerimiz, beden sağlığımız, mizacımız saadete erişimin açarı. Bazı insanlar mutsuz olmak için bahane arar. Mutlu olmak için sebep çok bence. Şikâyet etmeye başladığında sonsuz arızalar, eksikler bulmak zor olmasa gerek.

Dostluk

Benim küçük şiirimdiler. Tıpkı küçük bir kasabayı andıran. Herkesin birbirini tanıdığı, insanların birbirine bir dağ gibi yaslandığı bir kasaba gibiydiler. Orada insanlar o kadar dağlaşırdı ki kendini gökyüzüne yakın hissederdin. İşte orada yakınlık böyle kurulurdu. İnsanlar birbirlerine, dağ, ova, deniz, göl, bağışlardı sanki. Kendini bazen bir martı, bazen

Kudüs

Zulme dayalı çok oyun varsa da
Bir oyun bozanın binindeyim ben
Ant içse zalimler, tuzak kursa da
Bilemezler asla, inindeyim ben
Kırılıp kesilsin diye bileğin

Gerçek Bir Derinlik

Derin bir sonsuzluk rüzgarı, müziğin solgun tınılarına dokundu.. Söylediğin şarkı, kalbindeki hüzne yeni bir ayna tuttu..
Bu, gerçeğin elle tutulur ve birbirinden ayrılamaz parçalarının değişmez armonisiydi aslında..
Şekil değiştiremez ve yaşamın ılık rüzgarlarında kaybolamaz bir gerçeklikti. Göğün ve yerin birbirinden ayrıldığı nokta kadar görünmez,

Şah ve Mat

Bu yazının büyük bir bölümü, darbe girişimin ertesindeki Pazar günü yazıldı. Öyküye dayalı yazılarımı bir hafta kadar bekletir, olgunlaştıktan sonra sitelere asardım. Bu yazımı da, Yanılgıya düşebilirim, olasılığını da göz önünde tutarak bir hafta sonraya erteledim.

Tek Tuş

Adım adım yürünen notalarda kan damlaları var gibi. Sadakatin küskünlüğünde koca bir cinayet lekesi. Anmaya değmeyen anılara kaldırılan kadehleri vuran keskin bir nişanci, nişanları gögsünü kabartan. Hikayelerime yatsı düşler ekleyen sen, dost adı altında çehre çeper açsın sohbetlerime. 100küsür ekranım sana bu gece, şirfesiz radyo yayınıyım mahallene, blok

Özlediğim Kadar Sensin / Sevdiğim Kadar Bensin

Ey kirpiklerinden sağdığım gökkuşağı yedi rengi,
Hüzünbaz hüzünleri unut..Ayak diblerine kök salmış siyah’ı da ..Koş yeni demlenmiş yürek demime..Sokul ve mevzilen gözlerinde kuruttuğum kirpiklerime..Şarkılar sustu biliyorum..Söz sırası bizde..Mutluluğumuzdan alıntı birkaç çift umudumuz var dudaklarımıza ördüğümüz..Erişmese de ellerimiz ellerimize, bir yolumuz var özleminde yürüdüğümüz..Sana kaç gel demiyorum..Biliyorum

Kitapla Sanat ve Hayat

ülkemizde kültür, sanat, kitapçılık daha çok; parasız, pulsuz insanların uğraş alanıdır. bu alana gönül ve emek verenler daha çok parayı, onun kudretini bilmeyenlerdir. para kazanmasını da harcamasını da bilmezler ve de böyle bir kaygıları da yoktur. böyleleri yeteneklerini, ailelerinin imkanlarını da zorlayarak kültürel ve sanatsal alana yönelirler. ..

KİTAP İZLERİ

Öyle miymiş?

Şule Gürbüz

Şule Gürbüz’ün Zaman ve Anlam Arasındaki Yankısı Bir kitabı roman yapan nedir? Belirli bir olay örgüsü, gelişen karakterler, diyaloglar mı? Şule Gürbüz’ün “Öyle miymiş?” adlı
İncelemeyi Oku
Başa Dön