Beş Çayı
Akrep beşi, yelkovan on ikiyi gösterdiğinde işler yavaşlar,
İnsan beyni kısa süreli işi bırakma eğilimi bile gösterir.
Hatta zaman neredeyse durur.
İnsan doğanın çağrısına uymak zorunda kalır.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Akrep beşi, yelkovan on ikiyi gösterdiğinde işler yavaşlar,
İnsan beyni kısa süreli işi bırakma eğilimi bile gösterir.
Hatta zaman neredeyse durur.
İnsan doğanın çağrısına uymak zorunda kalır.
Yaşamaya hakkın var mı? Sen dur ben karar veririm.Sana birşey söylemem, kararım neyse uygularım.Ben buyum işte yaptığım iş dinimde yok.Ama ben yinede yaparım.
Hep bir yerler yetişme telaşı!
Geç kaldığımız bir randevuya,
Sabah işe gitmek için servise,
Kalkmaya hazırlanan otobüse,
Düdüğünü çalan vapura,
Anı öykülerle örneklendirilmiş günlük toplumsal olaylar temelinde şekillenen deneme türü yazılar yazmayı murad ediyorum.
delilik öyle korkulacak birşey değildir, buna sığınır herşeyi yapabilme özgürlüğü edinirsiniz...
Arıza-bakım-tadilat-tasfiye-değişiklik-taşınma ve sayamadığım birçok nedenden zihnim bir süre kapalıdır. Bu süreçte verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür beklemeyin zira özür dileyecek bilinçte olsam özür dilenecek davranışı gerçekleştirmekten kaçınırdım
Eskiden yerli malı haftaları kutlanırdı; şimdiyse her gün ithal malları günü kutlanıyor...
Bir çikolatanın nelere sebep olabileceğini çok iyi biliyorum. Bir çikolata tanesinin üzerinden bir melek hayatıma girerken, onun farkına varmadan yıllar geçirebileceğimi ve çok sonra hiç ummadığım bir zamanda o meleğin hayatıma kattığı güzellikleri görünce neler kaçırmış olduğumun pişmanlığını yaşayacağımı asla tahmin etmezdim. Ama oluyormuş, hiçbir zaman ummadığımız güzellikler
Pazartesi günleri –nedense- insan biraz gergin oluyor. Pazar günkü rehaveti hâlâ atlatamamış olarak işe başlıyor. Bu gün (Pazartesi) ben de öyleyimdir…
Yasemin-Ahmet aşkı başından beri kafamıza vurulup duruyor ama bence dizideki en gerçeğe yakın, en doğal, saf ve güçlü aşk Necdet’in aşkı.
Gazetenin küpüründen çıkıp evlerimize, yüreklerimize giren ve tüylerimizi diken diken eden bir kadın kahraman o, bir şehit eşi ve belki de bir şehit annesi; Gülsüm...
Ramazanın o büyülü atmosferi ve uhrevi havası çocukluk yıllarımda daha çok etkilerdi beni.
Başımıza gelenlerin ne kadarı tesadüftür acaba?
Tesadüfleri biz mi yaratıyoruz, yoksa tesadüflerin birer oyuncağımıyız?
Öncelikle yorumlarıyla beni şaşırtmayan tüm erkek okuyuculara teşekkürlerimi iletiyorum. Bayanların anlayışı için minnettarım.
Gözlerimi kapadığımda, yemyeşil bir dünya görüyorum. Sanki dünyanın başlangıcındayım. Her yerde gür bitkiler Ah, evet, bak, menekşeler de var. Orkideler, kardelenler, işte gelincikler, papatyalar. Hayır, bunları bilmiyorum. Yeni ve farklılar, ama çok da güzeller. Dağlar ne kadar ulu. Erişilmez ve öylesine vakur... Nehirler, dağların tam da ortasından, bin
Bu duygusal yazı, 17 Ağustos depreminin yıldönümüyle çakışan bir evlilik yıldönümünü anlatıyor. Yazar, 16 yıllık evliliğinde eşi Zeynep'e duyduğu sevgiyi, minneti ve hayatındaki en büyük şansın böyle güçlü bir eş ve güzel çocuklara sahip olmak olduğunu içtenlikle paylaşıyor. Kendi eksikliklerine rağmen ailesinin koşulsuz sevgisini hisseden bir adamın samimi
„- Kim o?“, diye seslendi. Sesi titrekti. Günlerdir süren bir gerginliğin ardından ilk kez kapısı çalınıyordu
Di̇ki̇li̇ Eki̇n Dergi̇si̇'ni̇n Mart 2014 Tari̇hli̇ 76.sayisinin Tanitimi.