"Bugün 23 Temmuz 2026, saat 08:00. Dünya hâlâ yerçekimine inanıyor, ben de kahveme." – Franz Kafka"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
-------------------------------------------------------------------------------- denizleri aşarım karalarla birleşir gurbet kahrı çekenler inleşerek ağlaşır zindanlarda yaşarım kör kuyular dolaşır ışığı görmeyeyim göz kamaşır çalışan insan elbet kirlenir karalaşır gör hak suyu yaratmış sabunla aralaşır güzel açık renk giyer ak güzele yaraşır birde hazırla temiz pak çamaşır boşa gitmesin sana verdiğim onca emek kur sen sofrayı hemen hazırlanınca yemek bu sevgi ifadesi aşk göstergesi demek acıktım boğaz kuru dil dolaşır önünde bekle beni mutfak penceresinin ince eli başımı okşar kaşır sevdiğim arala kapağını pilav tenceresinin ne diri kalsın pirinç nede taşır sevdiğim çorbanı değişmem taskebabına güvecine etsuyuna olsun tek karışmam soğanı havucuna sıcak bir tas çorba ver avucuma ayaklarım buz kesti ellerim üşür sevdiğim sıvıyağ limon sirke katıpta harman et karıştır salatayı karman çorman et biraz piyazla biraz kızartma haşlama et usulca tabağıma koyup düşür sevdiğim karnıyarık musakka velhasıl bir tutulur makarna var diye erişte nasıl unutulur fasulye sulu olur köfte az kurutulur bulgur pilavı tüter buğulaşır sevdiğim hamurunu mantının ipincecik kes yazla kıymayı bolca tutup tereyağı da cızla balıkları kızartıp mantar patlıcan közle yanında bol salçalı tavuk pişir sevdiğim manavda bulamazsan bahçemizden kopartıp vişneler ayvalardan komposto hoşaf yapıp muhallebiyi yakıp revaniyi kabartıp ceviz doldur içine azcık şişir sevdiğim kokusuyla burnumun direğini kırıver ıspanaklı patatesli su böreği yapıver ümüğümden inmezse kavun karpuz kesiver çörekleri ardarda yığıp aşır sevdiğim bol yağlı yaprak sarma yeme için yarışsam yoğurtlu biber dolma arasına karışsam kavurma et tadına nail olsam erişsem fer gelir gözlerime parlar ışır sevdiğim sevdiğim mahcemalim güneşim ayışığım yanakları gül rengi zülüfü dolaşığım dünyada en çok seni sever sana aşığım ne tuhaf bul bunu ne şaşır sevdiğim fakir pan aç bir günün ardından 29 nisan vakit akşam hava yağmur sokak çamur aklına boğazdan başka birşey gelmeyir görmeyen görsün böyle bi şiir cumeyertesi sehat yirmibir sıfır bir hava ılık gibi karın aç ziykir gibi yok başka fikir gibi ilham kitli kapı esin dar yırtık ayakkabı felan fıstık yaağni.. sevgi selam sepet bu ara dere epeyce bi hani ..
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
gerçek müzüksever erkek müzüğü denli fizüğü ilende göze hitap eder bir ses zenaatkarı bayanı banyoda çırılçıplak bişeyler mırıldanırken kapının anetter deliğine kulağını dayayıp büyük bir şehvetle dinleyendir bence.. gerçektende şarkı çığırıcı ile sanatçı arasındaki farkı anlamaktan aciz toplum müzük işleri ile doyunum mide işkembe arası nasıl bağ kurduysa atıyor orta yere bi kaç masa sandalye parlak parlak oraya buraya koşuşturmacı garson oğlanlar bi yannı tıkın bi yannı müzük dinle veriyor yan tarafdan müessese.. iyi hoş güzelde iyi bir organizasyonla zamanlama iki ayrı seansa bölünmeli yada tıkınıcının yediği taama saygısı olmalı evde doyursun karnını sakin bi sükuut huşuu içinde ondan sonra kulağına her ne haspam yiyecekse varmalı klüptü müzükholdü her ne karın ağrısıysa laik bi anlayış çerçevesinde yeme içme ile dinleme işi ayrı tutulmalı bence.. essoslessek ne olmuş gaymakam olmuşta önce adam olma öğrensin.. zehirli kimyasal atık varili gibi kalın ensesini kırkız kedi iki günde dolanamaz eski galata köprüsü dubası kılıklı herif hiçmi evinde bi şey yemedin içmedin şurda taş çatlasın iki saat sürecek konsere yalakalık olsun diye seni davet edenlerden beleşten bileti kaptın görgüsüzlüğünü örtbas etmeye güyaa sosyal etkinliğe katılımcı sıfatıyla kapağı attın be dingil iki sahat yemesen ölürmüsün.. gerçektende hadi bu denyo gaymakam büyük terbiyesizlik etti ya sanatçı şarkıcı ne ise kızım sen dilini tutmayı bilmezmisin beni dinlerken tıkınıyon der kendinde hata görmezsin ..gerçektende şarkı çığırırken oranı buranı oynatır madem sesde hayat yok dansda mansda acep kapatabilirmiyim hesabı arzı endam edersin ondada beş para etmediğin ortaya çıkınca niye beni dinlemiyorlar başka işlen iştigal ediyorlar diye sitem edersin.. gerçektende vaktiyle tereteye kapağı atmış her sivaslı sanatçı kadrosuna yazılır devlet kesesinden beslenirdi şimdi iki kıvırtıp çeviren haybeci ses olsun olmasın şarkıcı kadrosuna yazılıp parsayı götürüyo dilimde tüy bitti söylemekten gerçek zenaatkar eğer güfteciyse sözünü yazar öteye karışmaz besteci ise o güfteye beste yapar ötesi berisiyle ilgilenmez sesine güvenir okuyucu payesiyle sanatı icra edecek hamfendi alır mirkofonu ele hanım hanımcık şarkısını okur dinledikleri için teşekkür eder çeker gider kalkıp orasını burasını etini budunu sallamaz sanat budur yoksa her öne gelenin alnına elmas zümrüt harfle sanatçı yazsak her 3. sınıf üvertüre ödül mödül verip devletçe himaayeye alsak ne yazar allaaseversen .. gerçek zenaatkar halkın kalbde yer bulur makam orda olu o halkki her kim olusa olsun gerçek sanaatkarı deyil dinleme yüzünü görme için yarışır birbirini çiğner konser bileti kapışır.. üçüncü sınıf dandik üvertür bu gün yıldız diye lanse edilip iki gün sonra sönecek medya maymunun şurda türlü terbiyesizliği haber konusu olmuş türlü vukuatı üç beş sene daha ayakta tutup kendi gibi nerde yetiştiği içi bu tür soytarılığı nasıl götürdüğü meçhul hayranını mutlu edip belki üç beş yıl iş yapar üç beş kuruş yolunu bulur ya sonrası.. bi koşu tutturmuş giden kir kelam ben sizin hem anne hem babanızım hayreddinler şimdi nerdeler.. gerçek söz yazım sanatkarının kaç asır geçmiş dilerim allahtan sızlaasın için.. unutulurmu.. bi neşet ertaş mahsuni şerif hafızadan silinirmi.. kalkıp onları dinlerken geviş getirilirmi .. al birini vur ötekine velhasıl bunlar sanatla sap samanı birbirine karıştırsada milletde gaza gelip taraftar olmamalı bence ..allah bin türlü belalarını versin güzelim bülbül kuşlarının yumurtaları delip kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımaz karga kuşu gibi sardılar orta yeri anırtıları böğürtüleri tek adım duyulsun beni tanısınlar reklamım olsun para istemem diye bütün kitle iletişim araclarından ister istemez kulağımıza dolarken gerçek sanatçı karşı çıktığım telif yasası ardında bandrollere gömülüp korsana kaçakçıya meydanı boş bırakmakta gerçek hak alınımın bu olduğu gibi yanlış düşünceyle yok olup gitmekte( bakınız özal öncesi kaçak malbora devletin önleyemediği gibi gelirinden yoksun olduğu vatandaşın bağımlısı olup suçlu duruma düştüğü imalatçınınsa yasal yoldan daha fazla kazanma imkanının elden alınıp uzağı görmeden meşru ortam oluşturulmadan eldeki mevcud dandik şeylerin gagalanmaya çalışıldığı tarihin çöplüğüne girmiş fii tarih) gerçektende oluyoki oluyo bilmiyom bilemiyom.gaymakamda kendi çapında haklı bence şarkıcı gülşende sanatçı belkim.. belkim her taraf tutan haklı ben haksızım olabilir bence ancak bundan sonra olmaması için dediğim gibi gerekli tedbirler alınmalı sanat ayağa düşürülmemeli bence .. saygılar sanat sever milletim benim...
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
Haydi sen içtin tamam da , kaleme kağıda neden zorla alkol aldırıyorsun. Esrik kafa kuşanmadan eller çığlıklanmıyor mu ? Derdini bir anlasam... Siyah perde ardında kalmış figüran gibi işvelerdesin... Gölgesinden korkan adam , gölgesinin sahibini bilmeyen gölge üzerinde kalem mi oynatır ? Dev aynasına silüet olmuşsun kendince , ayna kırılgan... Hele şafak söksün bünyene de boyutlarını gör... Sağda solda istenmeyen adam olmuşsun , bunun kabahatini kendini gördüğün dev aynasında ara... " ayna ayna söyle bana , benden büyük var mı dünya da " :) Çamura düşmüş altın sanıyorsun ya kendini , altı üstü sarıya boyanmış giysilerin var... Yazacağın zaman haber ver de sekiz - on kadeh atayım...
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
Kakemin ucu keskin olmalı ama çabuk kırılmamalı. "Gömlek düğmesi" konu tırnaklar içinde. İster şiir, ister deneme, adını siz koyun. Bakalım kaç karış boyunuz, yazın bakalım. Salya saklı... Yazmasını beklediğim kişiler bi halt edemez. Yazamadıktan sonra isimlerini yazacağım, keşke ben olsam salya sümük, yalancı. Buyrun! Kaleminiz sarssın 8,2...
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
Sayın imdatcan; Uzun bir süredir eklentilerime yanıtınız salya, sümük akıtmamla alakalı, yaptığınız yorumlar. Ki, likit çok şey var… Teşhisim ki (tamamen kişisel) okuduğunuz mektubu anlamıyorsunuz. Beni anlamanız için, içmeniz şart değil… Beni okurken, kafayı bulmanız geleneksel. Beni okumadığınız süreç içinde, farenin duvar kenarlarından gitmesi kadar olağan bir düşünüz yok… Zira fare miyop. En güzel şiiri, en güzel denemeyi, en güzel eleştiriyi ben senin gölgenin üzerine itina ile yazarım… Senin bağlı bulunduğun, güzide siteciklerin, beni engelleyemez. Kavun dibini parmaklamaktan başka, sırça köşkün karıncalarına ne sözün yeter, ne kabiliyetin. Ancak bezine işeyen bir bebek kadar var cümrün. Bir kereliğine bebek olsam ve sen beni güldürmek için havaya kaldırsan, değil sana salya… Üzerinden asfalt geçse, benim kelimelerime dokunamazsın. Sebebi çok aşikâr, sen acemi bir kalemsin. Üzerime sıçratmaya kalktığın çamurun içinde debelenir, kendini yine , kendini son bıraktığın karede izlersin. Beni izlemeye devam, ET. Sevgili CÜCE!
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
onay bekleyen bir yazım yayınlanmadığı gibi , tamamen silinmiş editörler tarafından.bunun izahını yapacak kimse var mı!
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
eğer bir kelamın var ise bana karşı yaz çekinme hava da kalmaz... yanıtlanır...
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
ben senin alabileceğin birşey vermedim... sen kendince evcilik oyna... kelam edilir muhtelif zamanlarda...
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
İmdatcan, 41,23. noktada açtığın meydan müsameresini aldım kabul ettim, aldım kabul ettim, aldım kabul ettim.
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Sevgili Erhan Tığlı, Üslubun ve anlattığın hikâyeyle beni gece gece gülümsettin. Lâkin vermiş olduğun örnekte söz konusu olan akıldan ziyade zeka gibi geldi bana. Karşılaştırma ve analojiler söz konusu olunca zekamızı kullanırız; dolayısıyla geometri, matematik ve teknik bilimlerin çoğunda zekadır bizi sonuca ulaştıran; lâkin özellikle bilimlerde ve felsefede soyut düşünce ve kavramsal idrakın zorunlu olduğu yerlerde aklımızı kullanırız. Doktor "suyu nasıl boşaltırsın?" diye soruyorsa, burada zekamızı ilgilendiren bir sorun vardır, eğer doktor "bana sıvı ve katı arasındaki farkı anlatır mısın?" ya da daha da soyutlaşarak "su nedir?" diye sorsaydı, aklın kullanımından bahsedebilirdik. Özetin özeti, çok kabaca kavrama ve anlama arasındaki farktır burada söz konusu olan. Kavrama için akıl, anlama için zekamıza ihtiyacımız vardır. Şüphesiz sadece biri olsaydı da, ne anlayabilir, ne de kavrayabilirdik. Ama vermiş olduğun örnek bir zekâ problemi gibi geldi bana. Saygılarımla, M. Doğan
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Herkes akıllı geçinir, başkalarına akıl vermekten hoşlanır, akılları pazara çıkarsalar herkes kendi aklını alır ama aklımızı yeteri kadar kullanabiliyor muyuz acaba? Kullanabilseydik aklıma gelen başıma geldi diye dert yanmazdı, akılsız başın cezasını ayaklar çekmezdi. Şunu unutmayalım ki, aklını kullanamayan kullanılır ve başkalarının elinde oyuncak olur. Aşağıda bir fıkra anlatacağım. Sonucuna bakmadan ben böyle yapardım deyin samimiyetle, sonra da aklınızı ne kadar kullanabildiğinizi görün. ***Akıl hastanesinde ziyaretçi doktora bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirlediklerini sorar. "Bir küvete su dolduruyoruz, sonra hastaya bir kaşık, bir fincan, bir de kova veriyoruz. Küveti nasıl boşaltacağını soruyoruz" der doktor. Adam güler, "Anladım, der. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çğnkü kova kaşık ve fincandan daha büyük." ******** Şimdi burda duralım ve soralım: Siz de ayni fikirde misiniz? ** Yanıtınız bittiyse aşağıya bakın! *** "Hayır, der doktor. Normal bir insan küvetin tıpasını çeker!" *** Bu yanıt aklınıza geldi miydi? *** Sonuç: AKIL, sadece bize sunulanın değil, onun dışında çözüm bulmaktır. Erhan Tığlı erhantigli@mynet.com erhantigli.sitemynet.com/erhantigli ****************************
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
kelam ehli susunca şom ağıza iş düşer hayın bir gülüş ile diller gonuşur ula aş dediğin bir sözdür şair elinde pişer kağıt kalem olunca eller konuşlur ula... yaban sokaklar sonu kuytu bir aldanıştır umutlar kesilince boşluklara kanıştır laf ola beri gele alev alev yanıştır köz olmuş sözün bağı küller gonuşur ula... diken tarlası gibi sözün çıkış zamanı dudak kuru olunca ıslakla söyler anı ağaç inlese bile kara toprak mekanı yaprakları dökülmüş dallar gonuşur ula... hele devran bir döne söz ehline verile hele divan kurula gül bağından derile kılıç kınından çıka ok yayından gerile ırmaklar çağlamazsa sallar gonuşur ula... imdat
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
doğaldır pelin hanım...her yazarın bir fetret dönemi olması...meraklanmayın lale devri yakında bahçenize vuracaktır... )From: "akalin_pelin" To: izedebiyat@yahoogroups.com )Subject: [izedebiyat] izedebiyat@yahoogroups.com )Date: Thu, 20 Apr 2006 08:15:17 -0000 ) )Herkese merhaba, ) )Bir süredir yeni yazılar yazamıyorum, sanıyorum dönem dönem yaşıyorum )bunu.. )Ama geçici olduğunu düşündüğüm için çok endişelenmiyorum :) ) )Sevgiler ) )Pelin ) ) ) ) ) ) ) ) )Yahoo! Groups Links ) ) )
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
Hırs bürümüş karanlığı Algılı yarasa Aydınlığı İki kıvrım, bitmiş feneri Güya yer gösterici Öpülmemiş ki azgınlığı Cezmilerin doğuş vakti… “Onu öptün, bak fenerimle gördüm, beni de öp” Yer göstericiliği rafa kaldırıp, kuru gırtlağında yapışık balgamı çevire, çevire yutamamış çok eksik etekli, pala bıyıklı dönmeler var en heyecanlı yerinde öpüşme sahnesinin, eline tüküren.
?
Esin Perisi
Yaratıcı Yazarlık
kimden nerden geldiğini bile bilemem,bir anda olur bir sözcük,bir şehir,bir yazı ya da bir insan; aklıma gelecekse tuhaf bir melankoliye kaptırmışsam yüreğimi bir sigaranın dumanından bile sözcükler tüttürür bulurum kendimi en çok da bir hayaldir yazdıran beni sürükler sürükler.... ve sürükler. bazen delice akar sürükler bendekileri bazen de sakinleşip durulur kalbi öfkelenir, sakinleşir, münis bir hal takınıp mısralara dalar. kimi zaman deneme yazarken bulurum kendimi,kimi zaman şiir,kimi zaman öykü ve kimi zaman da roman denemesinde bulurum benliğimi ama öyle bir şey olurki, yaşarken unutmuştur;yaşarken tekrar hatırlar,zihninde yürütür ânın karelerini, hayatta olacakları ya da olabilecekleri an be an düşünürüm,kendi hayatımda yaşadıklarımı, yaşayabileceklerimi ve yaşayamayacağım hasret lerin kavuşumunu, yazarken yaşarım ben... ve ben yazarken kitap okuyamam,hele de de bir tarih kitabına ya da denemeye hiç yoğunlaşamam. öyle bir yazmaya başlarım ki, kendi hayatımla bşka insanların öyküleri ellerimde,kalbimde ve zihnimde yoğrulur, benim için olağan budur! (size bir sır vereyim mi aramızda kalsın ama:)) (söz mü?) ben istanbul'a hiç gitmedim ama herşey beni ona yakınlaştırıyor ve günden güne artan sevgim esin perim oluveriyor [Mario Levi'yi bilirsiniz,Bir Şehre Gidememek,der;ben de gidemedim,sevdalı kaldım]
Başa Dön