ARKADAŞLAR BU GÜN BİZE BİR MAİL GELDİ AYNEN AŞAĞIDADIR LÜTFEN OKUYUNUZ...
[[U]]MAİL[[/U]]
Merhaba benim ismim Davut Aydın
Van merkez 30 Ağustos ilköğretim okulunda Sosyal Bilgiler öğretmeniyim.
Bizim derdimiz kitap.
Okulumuz modern bir binaya sahip olmasına rağmen kütüphanesinde hemen hemen hiç kitap yok.
Eğer elinizde kitaplığınızın tozlu raflarında, çatı katında, işinize yaramayan romanlarınız,
hikayeleriniz, ansiklopedileriniz varsa okulumuzun kütüphanesine bağışlarmısınız?
Bizim hiç kitabımız yok. Öğrencilerimizin ise kitaba çok ihtiyacı var.
Okulumuz yeni açılan bir okul. Van'ın varoşlarında yer alıyor.
Öğrencilerimiz Van'ın köylerinden göç eden ailelerinin çocukları...
Gelir durumları çok düşük. Ama onlar okumak isteyen, hayata umutla bakan,
geleceğin öğretmenleri, doktorları, avukatları, gazetecileri olacak öğrenciler.
Bu konuda bize yardımcı olabileceğinizi düşündüm.
Biz bu konuda başvurabileceğimiz heryere başvurmaya, çalabileceğimiz her kapıyı çalmaya kararlıyız.
Çünkü biz Öğrencilerimizin okumasını istiyoruz.
Okurken kafasının güzel şeylerle dolmasını istiyoruz, lütfen bu çağrımıza duyarsız kalmayın.
Davut AYDIN
30 AĞUSTOS I.Ö.
Sosyal Bilgiler Öğretmeni
ADRES: 30 AĞUSTOS ILKÖĞRETIM OKULU
VAN MERKEZ 65040
TEL: CEP: 05054854799
OKUL : 04322173464
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Forum edebiyatçıları, üzgünüm... Benim dergimin 1. sayısı hazırlıkları için sizlerden feragat etmek zorundayım. Dergime sadece ben yazı gönderecek, ben yazacağım. Yazarken de hem otuzumu aşacak, çocuk da kalacağım. Dergimin tanıtımını Kadıköy evlendirme dairesinde yapacağım. Torunlar ve dedeler elele.
Törenin ardından şenlik etkinliği olarak, kına yüklü havai fişşenkler gösterisi olacak. Sonra her bir kurbağa, davetlilere nilüferler dağıtacak. Güzel kokacağız! Becerebilirsem şayet kapağında dergimin, ikibuçuk lira büyüklüğünde nisan yağmurlarının tek bir damlasının tekabülü olacak. Tüm zamanların en yüce dergisine... "Büyüksün baba"
Milliyet Sanat ve Bilkent Üniversitesi'nden "Eleştiri Yarışması" nın sonucu 29 Eylülde açıklanacakmış......
Milliyet Sanat ve Bilkent Üniversitesi'nden "Eleştiri Yarışması" nın sonucu
Kendimi Şiir Sanırım
çıkacak sıkı yolum olsa çıkarım
sonra eteklerinden aşağı şarkı yuvarlarım
dönüşsüz gecem olsa
bütün şarkılarımı baştan yazarım
el pençe beni bekleyen limanım olsa
şaraptan başka bir şey tanımam gönlüm palmiye
şiir
şiir
şirin kız çocuğum olsa karanlıktan bozma
gamzeli
saçları simsiyah
bütün şarkılarımı orkestrayla çalarım
kız çocuğum olsa
hiç büyümeyecekmiş gibi
kendimi şiir sanırım
ya hep yalancı çıktım, ha çıkıyor ha çıkıyor, hiç sevmem belirsizlikleri, napim işler böyle gidiyor, kitabım pazar günü çıkıyormuş, ya abi bu nasıl bi illettir, kurtulamadım bu ilk kitap sendromundan, ıyyyyyy............bu konuyla ilgili yazanlara sevgiler, eee, düşmanlar da, ima yollu taşlayanlar da çatlayın tamam mı,
Lacivert'in üçüncü sayısı, bu ay başında çıktı. İki ayda bir yayımlanmakta olan, öykü ve şiir dergisi Lacivert'in bu sayısında, sitemiz yazarlarından Sayın Seval Deniz Karahaliloğlu'nun, "Anton Çehov'dan Arthur Mller'a, Modern Zamanlarda Düşlerim Ölümü" adlı denemesi de yer almaktadır.
Dergi merkezine, "temin edilebilecek yerlerin bildirilmesi" içerikli mailler ulaştığını öğrenince, aşağıdaki bilgileri iletmek gerektiğini düşündüm...
İstanbul
----------
Kadıköy
-----------
-Genç Mephisto
-Seyhan Kitabevi
Beyoğlu
-------------
-Beyoğlu Kitabevi
-Mephisto
-İstavrit
-Pandora
-Simurg
Ankara
----------
-Dost Kitabevi
-Galeri Kültür
-İmge Kitabevi
-Turhan Kitabevi
-Ebgürü Marketler Grubu
Yayın hayatında henüz çok yeni olan Lacivert'in dağıtımı konusunda diğer şehirlerle ilgili ayrıntılı bilgileri,
lacivert_2005@yahoo.com
lacivert2005@mynet.com
adreslerine mail atarak öğrenebilirsiniz...
Saygılarımla
Orkun
İncir çaldım ama senin gibi ağaca tırmanmadan, lalelerle. Hiç mi olmadı tırmandığım… Testereler cebimizde çitlembik avına da çıktık. Güzeli mezarlıklarda biter. Ölü yağı ile piştiğine inanılır, biz inanmadık.
İnan, görmeni isterdim bir İstanbul’da nasıl yeşeriyor, çiğdem. Semtine göre ayrılır oyunlar. Biz kız kaçırırız, yan mahalle misket oynar. Biz misket, onlar kız kaçırır. Hangi oyunu siyah eteklerine sersem, dudakların köfte. Bizde oyun, böyle… Oynamayacaksan al bebeklerini, git.. Doktor da olduk, hasta da… Kiremit dizdik, karşıdan karşıya geçmece, kuka “patlak bir topun içini veya bir konserve kutusunu doldurdunuz mu kumla” ve karış hesabı hırsız, polis. Mantarlarımız, torpillerimiz, su tabancalarımız, mis kokulu safari vahşilerimiz, kibrit kutularımız “iki yüzü ayrı resimli, vasati kırk çöp” gazoz kapaklarımız ve mozaiklerimiz oldu nefesimizin buğusu ile parlattığımız… Kedileri inşaat bidonuna sokan çocukları dövdük, çıkış kapısından girdik sinemalara. Üfürüklerimiz oldu, lastikli nal izi bıraktık bacaklarında kızların… On ayrı kütüphanede, yetmiş ayrı şairin dizelerini birleştirdik, sevgimizi gösterdik say. Boklu bostanda yarış yaptık, hep boka battık. “Şimdi orası araba garajı” Hatıra defterlerimiz de oldu… En güzeli kızların, yazmadı. Ben yazdım, yazdıklarımın altına ismini, popüler oldum. Vay! İp atladım, seksek de oynadım. Dili zor lastik oyununda takıldım. Telli topum, süslü gelin arabam oldu. Parasına Ankara da oynadık, ve hacıbaba hep yedi bizi Fındıkzade de…Merakına münhasır, elma şekerim, pamuk helvam, horoz şekerim ve kaldırım çayını içtik biz, gömene kadar kaldırımları çekirdek kabuklarına. Yakar top da oynadık, istop da… Güvercin taklayı sevmemin tek sebebi, kızların aşina gözleriydi. Uzun eşek de oynadık… Hasıla biz Gırgır’ la, avanak Avni ile büyüdük. Deli Ziya’mız oldu, Utanmaz Adam’ olduk…Senin hiç yavrunun sayfası, oldu mu? Kaç kızı veya erkeği attın bisikletinin terkisine… Hiç güllerin oldu mu senin, beyaz sayfalara renk bırakan. Kaç Cumartesi, ormancı şarkısını söyledin. Sen hiç dinledin mi arkası yarınları... Sen öldürdün mü hiç içindeki çocuğu? Tiner kokladın mı, pazacı poşetlerinde duydun mu baliy kokulu akasyaları. Sen küçüldün mü, büyük yaşında iğde kokularıyla...
Hep sonradan gelir aklım başıma...Zaman yanık yüzlü çığlık gibi...
Zemheri , ayaz tipi , boran , kar...
Öyle deli oynaşı ki intihar...
Yazılan ne bak hele
Patlarsın güle güle...
Milliyet Sanat ve Bilkent Üniversitesi'nden "Eleştiri Yarışması" nın sonucu ne oldu? Bilen var mı?
Nasihatların masal gibi...
Okudukça uyuyasım,
uyandıkça inanasım geliyor bazen...
Nida sen hiç çocuk oldun mu?
Sevgiler
İnanmışlık ve inanmak.
Her inandığımızı yapamadığımız gibi, her yaptığımıza da inanmadan önce, inanmalıyız.
Vur ve kaç. Sus ve kal. Ama kal... En son fitil geldiğinde burnunuzdan kaç yaşındaydınız? İçinizdeki çocuğu öldürdüğünüzde... Arıza fırtınası kılklı şehzadeler. Donunuzun lastiği kopmuş hala ahkam, hala ahkam. İsimleri münhasır duvar süsleme tutkunları. Çipli tacınızı koyun yastıklarınızın altına.
arkadaşlar kitap çıkarmak zor bir olay değil.
yazdıklarına inanan ve kitap çıkarmaya karar veren kişi öncelikle yazılarını derlesin toparlasın. sonra redakte eden birini bulsun. redaktör herhangi bir edebiyat öğretmeni de olabilir.kitabını kendisi finanse edecek güçte ise kendisi, değilse bir sponsor bulup finans sağlayabilir.sıra herhengi bir matbaada kitabı bastırmaya geliyor o kadar.dağıtımı bulunduğunuz şehirin kitapçılarına kendiniz de yapabilirsiniz yada eşe dosta bir kokteyl verip imzagünü yaparak dağıtabilirsiniz.bu kadar basit. gözünüzde büyütmeyin.yeter ki yazdıklarınıza inanın.
Kitabınızın çıktığına inanın çok sevindim. Tebrikler...
Sevgili dostlar,'yol gösterişi' böyle dehşetli ise bastırma işinin,Allah icrasından saklasın.Çetin iş vesselam...
Sevgiyle kalın.