aşağıdaki satırlar romandan bir bölüm. ben okudum, begendim ve çok eğlendim. bu tarz kolay okunan ve eğlendiren romanları seviyorum. hele bütün bu komik yaklaşımlarına ve tuhaf görünen tespitlere rağmen hayat hakkında ciddi "şey"ler söylüyorsa...
=====================================================
(...)
Romanlarda okuduklarına benzer bir aşk sahnesini hiç yaşayamamanın ezikliği içinde buluyoruz Can'ı; 'bu türden bir sevişme anısı yaşayamadım. Hem şehvetin dorukları, hem üzerinde azıcık oynasanız felsefe kongresine bildiri olarak sunabileceğiniz diyaloglar... Birbirinizin üzerinde gidip gelirken varoluş sorunsalını yatay süreçlerde irdelediğimiz bir düşünce derinliği... Bana kısmet olmadı. Ben mi sığ ve duyarsızım, karşıma derinlikli ve duyarlı kadınlar mı çıkmadı? İkisi birden, sanırım. Yazarlığa yeni yeni heveslendiğim yıllarda, çok saygı duyduğum bir edebiyatçının 'Yaşamadan olmaz, yaşayarak yazacaksın' demesi üzerine birkaç denemede bulundum aslında. Sormuşluğum var yani: 'Sevişmek tükenmek midir, hiçleşmek midir gecenin koynunda? ' Kimisi 'Yaa ben susadımmm! ' gibi şımarık cevaplar verdi, kimisi 'Sigarayı salonda bıraktın, değil mi? ' diye fırça attı. 'Eee, erken boşalırsan hiçleşirsin tabii gecenin koynunda! ' diyenler bile çıktı, incindim, örselendim. Abartmayayım, aslında o kadar örselenmedim de, vazgeçtim yataktaki duyarlı diyalog girişimlerinden... O güzel insanların güzel atlara binip gittikleri gibi, o özel kadınlar da o duyarlı yazarlara binip gittiler galiba. Benim karşıma çıkmadılar.
(...)
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Güzel bir düşünce. Uygulamaya nasıl geçirebiliriz peki? Bir yer belirleyip herkes vereceği kitapları oraya götürse ya da gönderse. Tabi bir de sonrası var. Okullara nasıl ulaştıracağız ve acaba bizim vereceğimiz kitapları göndereceğimiz okullar kabul edecekler mi? Ama bir kere başladıktan sonra bunları çözeriz bence.
Birazdan okullar açılacak. Belki öğretmenim yolda vurulacak… Önlüğüm olmayacak. Kitap koklayamayacağım. Tarla ve kardeşlerim. “Sizleri kendi çocuğum olduğunda yine bu kadar sevecek miyim? “
Değişik bir şeyler yapalım, yarın geç olmadan. İz ailesi olarak biz de bir kitap toplama kampanyası başlatalım. Değişik bir pencere açalım tarlalara. Okyanus olsun düşlerinde. Katre olsa da içimizde bir deniz yanmaz mı?
Saygılar.
Yazma konusunda daralanlar… Yeniden ve yeni yazmak istiyorsanız, âşık olun. Bir tahtakurusuna, bir tatile, yıldıza, televizyona, futbol takımına, arabaya, vatana, manzaraya, güneşe, aynaya, bayrağa, çime, denize, geçmişe, inanca ve özellikle bir insana âşık olun. Gerisi çığ olacaktır, kendiniz bile sesinden ürkeceksiniz Kocaman yüreğinizde atan bu sesten.
Saygılar.
Sevgili Osman Oğuz;
Bence, duyguları zorlamamak gerek, yazmak için.Eğer zorlarsanız, yazınız sizin olmaz.Ben de aylardır yazamıyorum.Bekliyorum.Bir gün gelecek, eski yoğunlukta yazmaya başlayacağım.Buna inanıyorum...Siz de bekleyin bence......Sevgiyle kalın.
Sevgili Osman, sevgili Duygu. YAZINIZ.
Genelde yazmak için insan kendini zorlarsa tıkanır.. Rahat bırakmak gerekir. Hatta belki biraz ara vermek daha iyi. Ne zaman yine yazma dürtüsü oluşursa o zaman yazmana devam edersin. Bu iki gün de olabilir, altı ay da. *-ben de henüz içinden yeni çıktığım bir tutukluk dönemi geçirdim altı ay kadar-* Sadece sabretmek gerekir.
Kaç yaşam kuşandın ey çocuk
Harmanlanmış öykülerin gizeminde
Somurtmalar düşmüş ellerine ( imdat)
Cebinde üç misket
Kaç geleceği kepeceksin
Kaç salıncak, kaç kedi var gözlerinde (nida)
Umutlarını ne yana astında
Uykuların bölük pörçük
Silkin ey çocuk
Yarına sevda ( imdat )
yarına umutla bak artık.
Yarınlar hep güzel olur ey çocuk(gönül)
Biliyorum; her tarakta bezim
Her şarkıda sözüm
Güneşi dermek istersin
Geç be çocuk (nida)
amacın yağmur mu yağdırmak
o zaman ağla ey çocuk.
Gözyaşlarına ortak olsun bulutlar.(gönül)
Yoksa güneşe çelme takmak derdinde misin
Bir haylazlık sırasında
Gülmelerini ıslat
Islıkla, söv, say
Ana - bacı hayata
Gülmelerini ıslat ama ( imdat )
Dişlerini sıkan öfkene yenilme çocuk,
Gece bile olsa
Gök bile ağlasa
Saçların gibi sabırla uzat umut düşlerini (Elçin)
unutma umut saçlarında saklıdır
saçlarını verme rüzgâra
umutlarını uçurmasın çocuk
umut etmeyi öğret dünyadaki tüm çocuklara(gönül)
Kaç gönle düştün sen, ey şiir çocuk
Damdan düşer gibi girdin içeri
Sende gönlünde
Ağırlar mısın şu fakiri (Olgun)
Misafir eder misin yüreğimi yüreğine
Maske takmış suratlar inadına
Yol olur mu yüreklerimiz
Sevdaya ( imdat )
Uyma sen onlara ey şiir çocuk
Hapsetmesinler seni bir odaya
Onların niyeti belli, abuk sabuk
Gel açılalım birlikte, ufki deryaya (Olgun)
Papatyaların bende küçük kaçık kız
Kalbim sende
Sen olduktan sonra incelir her şey gökyüzü günlerim
İniş çıkışlarım kanamalı coğrafyalarım
Papatyaların bende ela kız
Hem de nasıl
Kalbim tepelerinde (İsa)
Benim dağlarım yanıyor
Parmaklarımın arasında ölü toprakları
Hangi çocuk bensiz oynuyorsa
Mezarsız ve kefensiz
Hangi kelle bedenini arıyorsa
Oynamıyorum bu şafakta
Kalleşlik var bu oyunda (nida)
Sahte gülmeler düşmüş dudaklara
Sahte kalabalıklar
Eyvallah bana
___eyvallah
_____çocukça ( imdat )
haydi artık gül çocuk
güneş açsın gamzelerinde
uzat kollarını sevgiyle
bakma artık geriye(gönül)
Merhabalar,
Ben yazmaya yeni yeni başlayan bir gencim. Evet, yazmak ilk zamanlarda bana çok güzel gelmişti. Hatta okulun edebiyat dergisinde de yayın kuruluna girdim. Yazılarımı da yayınlatıyorum. İzEdebiyatta da yayınlattım.
Fakat nedense şu anda, çok istememe rağmen, özgün bir fikir bulamamaktan mı, eski heyecanımı kaybetmekten mi bilmiyorum ama, yazamıyorum.
Sizce nedendir, ve nasıl aşılır?
Sevgiyle..
Kaç yaşam kuşandın ey çocuk
Harmanlanmış öykülerin gizeminde
Somurtmalar düşmüş ellerine ( imdat)
Cebinde üç misket
Kaç geleceği kepeceksin
Kaç salıncak, kaç kedi var gözlerinde (nida)
Umutlarını ne yana astında
Uykuların bölük pörçük
Silkin ey çocuk
Yarına sevda ( imdat )
yarına umutla bak artık.
Yarınlar hep güzel olur ey çocuk(gönül)
Biliyorum; her tarakta bezim
Her şarkıda sözüm
Güneşi dermek istersin
Geç be çocuk (nida)
amacın yağmur mu yağdırmak
o zaman ağla ey çocuk.
Gözyaşlarına ortak olsun bulutlar.(gönül)
Yoksa güneşe çelme takmak derdinde misin
Bir haylazlık sırasında
Gülmelerini ıslat
Islıkla, söv, say
Ana - bacı hayata
Gülmelerini ıslat ama ( imdat )
Dişlerini sıkan öfkene yenilme çocuk,
Gece bile olsa
Gök bile ağlasa
Saçların gibi sabırla uzat umut düşlerini (Elçin)
unutma umut saçlarında saklıdır
saçlarını verme rüzgâra
umutlarını uçurmasın çocuk
umut etmeyi öğret dünyadaki tüm çocuklara(gönül)
Kaç gönle düştün sen, ey şiir çocuk
Damdan düşer gibi girdin içeri
Sende gönlünde
Ağırlar mısın şu fakiri (Olgun)
Misafir eder misin yüreğimi yüreğine
Maske takmış suratlar inadına
Yol olur mu yüreklerimiz
Sevdaya ( imdat )
Uyma sen onlara ey şiir çocuk
Hapsetmesinler seni bir odaya
Onların niyeti belli, abuk sabuk
Gel açılalım birlikte, ufki deryaya (Olgun)
Papatyaların bende küçük kaçık kız
Kalbim sende
Sen olduktan sonra incelir her şey gökyüzü günlerim
İniş çıkışlarım kanamalı coğrafyalarım
Papatyaların bende ela kız
Hem de nasıl
Kalbim tepelerinde (İsa)
Benim dağlarım yanıyor
Parmaklarımın arasında ölü toprakları
Hangi çocuk bensiz oynuyorsa
Mezarsız ve kefensiz
Hangi kelle bedenini arıyorsa
Oynamıyorum bu şafakta
Kalleşlik var bu oyunda (nida)
Sahte gülmeler düşmüş dudaklara
Sahte kalabalıklar
Eyvallah bana
___eyvallah
_____çocukça ( imdat )
Nida'nın belirttiği İnkilâp Kitabevi Roman Yarışmasıyla ilgili ayrıntılı bilgiyi Haberler bölümünde bulabilirsiniz.
Okunmayan bir kitaba eleştiri ha!
Felsefi uçurtmalar… Saptamalardan gına gelen, ekol vari yaklaşımlar. “Kimsin? Nereden geliyor, nereye gidiyorsun? “ Bu bizden bir alıntı. . Neden Fatih’in İstanbul’u alışı hala bir film olmadı… Ve Mevlana deli mi hala dönüyor… Yıkanmayı bile bilmeyen çok felsefi görüşü öpüyoruz yüzümüzde keçelerle. Çok isim sayınca, çok bilge olma telaşım yok. Mimar Sinan… Harca kattığı hazineyi aramaya kaç casus geldi…
Parasız bilge olmaz. Tüm bilgeleri önce yaşamış sonra tövbe etmiş. Bizim bilgeler, sizin bilgeler beş çeker. Yokken yokluk içinde yanmışlar. At bakalım asanı düştüğü yöne ardındakileri bırakarak, gidebilecek misin…
"Sofi de olsan Safi'ye de bin kere tövbeni bozmuş olsan da gel, gel"
nida'ya,
konuş eşkiya sen, konuş,
o serseriler bize bizim mallarımızı mucize gibi sunuyorlar,
ya biz tarihe, kendimize sahip çıkmıyoruz ki,
yoksa fatih'in film çekilirdi,
e o aşağılık insanlar!!!!!
İnkılâp yayınları bir roman yarışması tertip etmiş. Süre çok kısıtlı. Hatalı algılamıyorsam, Eylül sonu. İlginize.
Kaç yaşam kuşandın ey çocuk
Harmanlanmış öykülerin gizeminde
Somurtmalar düşmüş ellerine ( imdat)
Cebinde üç misket
Kaç geleceği kepeceksin
Kaç salıncak, kaç kedi var gözlerinde (nida)
Umutlarını ne yana astında
Uykuların bölük pörçük
Silkin ey çocuk
Yarına sevda ( imdat )
yarına umutla bak artık.
Yarınlar hep güzel olur ey çocuk(gönül)
Biliyorum; her tarakta bezim
Her şarkıda sözüm
Güneşi dermek istersin
Geç be çocuk (nida)
amacın yağmur mu yağdırmak
o zaman ağla ey çocuk.
Gözyaşlarına ortak olsun bulutlar.(gönül)
Yoksa güneşe çelme takmak derdinde misin
Bir haylazlık sırasında
Gülmelerini ıslat
Islıkla, söv, say
Ana - bacı hayata
Gülmelerini ıslat ama ( imdat )
Dişlerini sıkan öfkene yenilme çocuk,
Gece bile olsa
Gök bile ağlasa
Saçların gibi sabırla uzat umut düşlerini (Elçin)
unutma umut saçlarında saklıdır
saçlarını verme rüzgâra
umutlarını uçurmasın çocuk
umut etmeyi öğret dünyadaki tüm çocuklara(gönül)
Kaç gönle düştün sen, ey şiir çocuk
Damdan düşer gibi girdin içeri
Sende gönlünde
Ağırlar mısın şu fakiri (Olgun)
Misafir eder misin yüreğimi yüreğine
Maske takmış suratlar inadına
Yol olur mu yüreklerimiz
Sevdaya ( imdat )
Uyma sen onlara ey şiir çocuk
Hapsetmesinler seni bir odaya
Onların niyeti belli, abuk sabuk
Gel açılalım birlikte, ufki deryaya (Olgun)
Papatyaların bende küçük kaçık kız
Kalbim sende
Sen olduktan sonra incelir her şey gökyüzü günlerim
İniş çıkışlarım kanamalı coğrafyalarım
Papatyaların bende ela kız
Hem de nasıl
Kalbim tepelerinde (İsa)
Benim dağlarım yanıyor
Parmaklarımın arasında ölü toprakları
Hangi çocuk bensiz oynuyorsa
Mezarsız ve kefensiz
Hangi kelle bedenini arıyorsa
Oynamıyorum bu şafakta
Kalleşlik var bu oyunda (nida)
Okunmayan bir kitaba eleştiri ha!
Felsefi uçurtmalar… Saptamalardan gına gelen, ekol vari yaklaşımlar. “Kimsin? Nereden geliyor, nereye gidiyorsun? “ Bu bizden bir alıntı. . Neden Fatih’in İstanbul’u alışı hala bir film olmadı… Ve Mevlana deli mi hala dönüyor… Yıkanmayı bile bilmeyen çok felsefi görüşü öpüyoruz yüzümüzde keçelerle. Çok isim sayınca, çok bilge olma telaşım yok. Mimar Sinan… Harca kattığı hazineyi aramaya kaç casus geldi…
Parasız bilge olmaz. Tüm bilgeleri önce yaşamış sonra tövbe etmiş. Bizim bilgeler, sizin bilgeler beş çeker. Yokken yokluk içinde yanmışlar. At bakalım asanı düştüğü yöne ardındakileri bırakarak, gidebilecek misin…
"Sofi de olsan Safi'ye de bin kere tövbeni bozmuş olsan da gel, gel"