Şiirhane
16 görüntülenme · 136 ileti
Beni yüreklendiriyorsun:))
Mario Levi diyince sen aklıma geldi.
Belki faydalanmak isteyen arkadaşlar olabilir.
İstanbul Moda Yazı Atölyesinde Mario Levi' nin 32 saatlik ( hafatada 1 gün 2 saat olmak üzere ) yaratıcı yazarlık kursu var. Katılmak isteyen arkadaşlar varsa tel: 0 216 449 20 45 Buradan daha detaylı bilgi alabilirler, Şubat ayında başlayacakmış.
Bende şiirlerimi buraya eklemeyi başaramasamda ( henüz ) antolojiye kaydedebilme becerisini göstermiş bulunmaktayım. Gerçi henüz çok azını yazabildim oraya ama ilerleyen günlerde şiir sayımı arttıracağım. Gözatmak istersen adres www.antoloji.com/aysen_gencer
Ne yalan söyleyeyim Atilla İlhan’ın ölümü beni alıp uzaklara götürmedi. Oturup düşündüm, o da kısa bir süre. Sağlığında ona yöneltilen eleştiriler geçti kafamdan. Müşarünileyh senaryo yazdı, “Senaryo’ya şair kişiliğini bulaştırmamalı,” dediler. Siyaset ortamlarında azıcık sesi yükseldi, “Bir şaire göre konuşmuyor,” dediler. Tarih, sanat eleştirileri… Neye elini uzatsa “Cıs,” deyip kovaladılar onu. Son yıllarda “Hangi?” diye sorup durduğuna tanık olmuştum. “Şiir dışında hangi işle uğraşabilirim sizce?” diye mi merak ediyordu acaba…
Eskiden bir gün Kavak’ta görmüştüm onu. Laf arası: Şimdilerde kime Kavak’tan söz etsem Anadolu Kavağı’nı anlıyor, Hayır efendim. Rumeli Kavağı. Tahta bir sandalye, tahta bir masa, uzunca boylu, sarışın bir adam ona kahve ikram ediyor. Hayır efendim, Türk Kahvesi. O sarışın adam ilerleyen zamanda benim Coğrafya öğretmenim oldu. Atilla İlhan benim için hiçbir şey olmadı. Barışmadı yıldızımız nedense. Oturup düşündüm, dedim ya. Düşündüm işte. Acaba o Fransızca sözcükleri miydi, beni rahatsız eden. Bahsettiği Avrupa kahvehanelerinde sanat konuşmamış olduğum için mi yoruyordu beni. Bilemiyorum. Hoş, limanda yere tükürürdü, azıcık erişirdim kafasındakilere… Onu Ahmet Kaya’dan dinlerken bir de.
Her çevre içinde gülünç sözler dolaşır ya, tarihçiye sormuşlar “Fransız İhtilaliyle ilgili ne düşünüyorsunuz?” diye, yanıt olarak “Konuşmak için henüz erken,” demiş. İşte şimdi, kafa yormalı mı, emin değilim; Atilla İlhan Türk şiirine neler kattı, diye… Ne dersiniz, henüz erken mi?
Söylediğim gibi çok iyi tanımazdım onu. Çok az şiirini okumuştum. Bir iki kez İstanbul’da, bir iki kez TRT 2 televizyonunda görmüştüm. Meşgul biri gibi görünüyordu, bense meşguldüm.
Şimdi Atilla İlhan öldü. Ama hangi Atilla İlhan? Kim için neyi ifade eden Atilla İlhan? Kavak’ta kahvesini yudumlayıp balıkçılara gülümseyen yaşlı adam mı? Mahlaslı senarist mi? Televizyonda şapkasıyla edebiyat konuşan gözlüklü şair mi? Bilemiyorum.
Ağlıyorum...
Bugün matemdeyim
Şiir tutmuyor ellerim
Vurgun yemiş yüreğim
Gidişinin hüznündeyim…
Artık;
Aysel’i, Müjgan’ı, Zeynep’i
Karantinalı Despina’yı
Şahane serseri’yi,
Cinayet saatini
Daha nicelerini
Kim yazacak bilmiyorum…
Yüreğim
biliyorsun zor yazıyorum
Çünkü Attilâ İlhan'a
Ağlıyorum…
(( Önceki Sonraki ))
Yazan : OlgunOnur
( Bay )
11-10-2005 15:27:20
KORKMASA
Vicdanlar konuşmasa
feryatları duymasa
herkes birbirini yerdi
cehennemden korkmasa!
***
YENİLİR Mİ?
İpe un serilir mi
ağlayana gülünür mü
İçinde gözyaşı varsa
o yemek yenilir mi?
***
YÜREK İSTER
Mide açsa yemek ister
mutlu olmak emek ister
gerçekleri gören çoktur
söylemeye yürek ister.
***[[IMG SRC="
[[B]]YOLCULUK
Uzun bir yol bu yürüdüğüm
Çocuksu gülüşlerle başlayan
Korku dolu adımlarla,mutlu,güvenli,azimli
Dudaklarımda gülüşlerim
Kenarında ağaçlar ve çiçeklerle uzun bir yoldu bu..
Bazen yokuş aşağı bazen dik
Gençliğin gücüyle tüketilen kilometreler
Çukurları fark etmeden
Düşüp tekrar çıkarak,yürüdüğüm bu yol
Bitmeyecek gibi gelirdi zaman ,zaman
Durup soluklandığım anlar
Belki en mutlu anlarımdı
Yaşama kattığım ürünler,paylaştığım sevgiler
Sevgilerle ürettiğim yeni yolcular,yeni yollara giden
Maraton gibi algılamadan,bazen güçlü bazen yorgun,bazen isteksiz
Yolu değil etrafı görerek geldim
Dağ yollarındaki sarp uçurumların
İmkansız çiçeklerine ulaşmak istedim
Koparabildiklerimi sakladım
Hüznü biriktirdiğim defterlerimde
Anı okyanusuma katmak için
Yalnızlığı yaşamak istemedim
Dostluğu,arkadaşlığı,sevgiyi istedim
Kırgınlığı,kızgınlığı içime atıp
Mükemmelliklere adım attım
Sevebildiğim kadar sevdim
Öfkeye,nefrete yaklaşmadım yol boyunca
Verilmeyi beklemek yerine
Gülleri ben vermeyi yeğledim tanıdıklarıma
Gülüşlerimi gizlemedim,özlemlerimi öldürmedim
Neden,niçin,niye sorularını sildim
Yaşam boyu şüpheye boyun eğmedim…
Sona yaklaştıkça,molaları uzatıp,geçmişle yaşıyorum
Düşlerimi anılar okyanusunda yüzdürüp
Sandaldaki,dostlarımın gülüşlerini izliyor,
Batan geminin anaforuna kapılmamaları için
Tüm dualarımı onlar için ediyorum….
Aşağılarda bir yerlerde görünen
Yolun bitimindeki ağaçların
Serviler olduğunu biliyorum
Mezar taşları arkasında,
Gözyaşlarıyla sulanan,
Yaşanmamış düş çiçekleriyle süslenen,
Rüzgar sesli servi ağaçları……..
26-8-2003/İZMİR
--------------------------------------------------------------------------------
denizleri aşarım karalarla birleşir
gurbet kahrı çekenler inleşerek ağlaşır
zindanlarda yaşarım kör kuyular dolaşır
ışığı görmeyeyim göz kamaşır
çalışan insan elbet kirlenir karalaşır
gör hak suyu yaratmış sabunla aralaşır
güzel açık renk giyer ak güzele yaraşır
birde hazırla temiz pak çamaşır
boşa gitmesin sana verdiğim onca emek
kur sen sofrayı hemen hazırlanınca yemek
bu sevgi ifadesi aşk göstergesi demek
acıktım boğaz kuru dil dolaşır
önünde bekle beni mutfak penceresinin
ince eli başımı okşar kaşır sevdiğim
arala kapağını pilav tenceresinin
ne diri kalsın pirinç nede taşır sevdiğim
çorbanı değişmem taskebabına güvecine
etsuyuna olsun tek karışmam soğanı havucuna
sıcak bir tas çorba ver avucuma
ayaklarım buz kesti ellerim üşür sevdiğim
sıvıyağ limon sirke katıpta harman et
karıştır salatayı karman çorman et
biraz piyazla biraz kızartma haşlama et
usulca tabağıma koyup düşür sevdiğim
karnıyarık musakka velhasıl bir tutulur
makarna var diye erişte nasıl unutulur
fasulye sulu olur köfte az kurutulur
bulgur pilavı tüter buğulaşır sevdiğim
hamurunu mantının ipincecik kes yazla
kıymayı bolca tutup tereyağı da cızla
balıkları kızartıp mantar patlıcan közle
yanında bol salçalı tavuk pişir sevdiğim
manavda bulamazsan bahçemizden kopartıp
vişneler ayvalardan komposto hoşaf yapıp
muhallebiyi yakıp revaniyi kabartıp
ceviz doldur içine azcık şişir sevdiğim
kokusuyla burnumun direğini kırıver
ıspanaklı patatesli su böreği yapıver
ümüğümden inmezse kavun karpuz kesiver
çörekleri ardarda yığıp aşır sevdiğim
bol yağlı yaprak sarma yeme için yarışsam
yoğurtlu biber dolma arasına karışsam
kavurma et tadına nail olsam erişsem
fer gelir gözlerime parlar ışır sevdiğim
sevdiğim mahcemalim güneşim ayışığım
yanakları gül rengi zülüfü dolaşığım
dünyada en çok seni sever sana aşığım
ne tuhaf bul bunu ne şaşır sevdiğim
fakir pan aç bir günün ardından 29 nisan vakit akşam hava yağmur sokak çamur aklına boğazdan başka birşey gelmeyir görmeyen görsün böyle bi şiir cumeyertesi sehat yirmibir sıfır bir hava ılık gibi karın aç ziykir gibi yok başka fikir gibi ilham kitli kapı esin dar yırtık ayakkabı felan fıstık yaağni.. sevgi selam sepet bu ara dere epeyce bi hani ..
[[I]][[B]]Mavi Şiir[[/B]][[/I]]
[[B]]Umudunu yadırgarsa aklın
Hürriyeti yoksa düşlerinin
Karanlıktaysa hala benliğin
Kalbine doğru fısılda'Mavi'
Birkaç mısra yazı yazmak ya da belki
Belkide biteviye bir uyku
Olurda özlersen düş kurmayı
Yüreğine mavi bir sözcük yaz
Mavi de yüreğim düşüm mavi
Mavi bir ışığım karanlıkta
Yeter der bilincim, geleceğim
Anlamsız geçmişim her anım
Sevi arayacak gönlüm çökük
Nerde mavi, ah neresi mavi
Benliğim çürük, bedenim bükük
Kadere sitemdir mısralarım [[/B]]
[[I]][[B]][[/B]][[/I]]
[[B]]Umudunu yadırgarsa aklın
Hürriyeti yoksa düşlerinin
Karanlıktaysa hala benliğin
Kalbine doğru fısılda'Mavi'
Birkaç mısra yazı yazmak ya da belki
Belkide biteviye bir uyku
Olurda özlersen düş kurmayı
Yüreğine mavi bir sözcük yaz
Mavi de yüreğim düşüm mavi
Mavi bir ışığım karanlıkta
Yeter der bilincim, geleceğim
Anlamsız geçmişim her anım
Sevi arayacak gönlüm çökük
Nerde mavi, ah neresi mavi
Benliğim çürük, bedenim bükük
Kadere sitemdir mısralarım [[/B]]
[[I]][[B]]Söyle sevgili ayrılık için şarkı
Sesin titresin o an ve akşam olsun
Söyle sevgili hüznünü, sevincini
Ay ışığında gözlerin ıslak olsun
Dinle sevgili ayrılığa övgüdür
Yüreğim yarına umudu soracak
Dinle sevgili "Işık"a yazgıdır "Düş"
Ayrılık için mutlu bir gün doğacak
Dur sevgili ıslak bir dokunuş için
Tenine dokunsam, tekrar güneş doğsa
Dur sevgili sessizliğim yorgunluktan
Gözlerimin yalanı günsüzlüktendir...[[/B]][[/I]]
[[I]][[B]]Gözyaşlarımın olmayışına üzüldüm
Hani bir bilmece gibi hislerim
Belkide bir hüzün vardı ilkin,
Sürekli olarak aklımı karıştıran
Karşımda bir yansıma, oynuyoruz;
Kelimelerle!
Hani bir ağlamaklı olsam,
Yansa içim, varım yoğum
Anlayamadığım için üzülmüyorum;
Anılarımdan arta kalan beni,
Geçmişini hiç özlemeyen beni,
Ve yıkıntıya dönmüş duygularımı.
Sen yoktun orda ama şimdi varsın
Peki anlayabilecek misin gidişimi?
Ya viraneye dönmüş hatıralarım,
Onları kabullenebilecek misin?
Yine ağlayamıyorum
Yeteneksizliğimi bildiğin gibi...[[/B]][[/I]]
amanin karpuz aldim kavun cikti
sampuan diye aldim sabun cikti
yelek cebimden ayakkabin cikti
gayri nasil bezdigimi sen dusun
omzum kirdi kaldim kolsuz kanatsiz
felek vurdu dustum elsiz ayaksiz
yururum koltukdeyneksiz dayaksiz
gayri nasil gezdigimi sen dusun
bilirim bozar eger hava serin
derimki yagmur yagabilir yarin
esamesi yok romatizmalarin
gayri nasil sezdigimi sen dusun
semaya cikarken yuzum asikti
bogazim kurumus sesim kisikti
sular akmiyor ceyran kesikti
gayri nasil kizdigimi sen dusun
besleme kargayi gozunu oyar
yer islak dikkat et ayagin kayar
isterim babandan bicagi dayar
gayri nasil azdigimi sen dusun
sana mektup yolladim bir kafile
ulasir diye bekleme nafile
kalem kagit defterim yokken bile
gayri nasil yazdigimi sen dusun
gun gelir ecel defterin durerim
tenesir tasina yuzum surerim
kendi mezarima kendim girerim
gayri nasil kazdigimi sen dusun
gemi degilim ordek gibi dalmam
balik degilim su icinde kalmam
kurbaga gibi ziplar nefes almam
gayri nasil yuzdugumu sen dusun
fakir pan verir dunya kadar eser
elde yedirir sana karpuz keser
siir kalburunu sirtina asar
gayri nasil suzdugumu sen dusun
28 haz 2006 karaganda nurken abdirova kz
kofteye gufte
gunler gecti aylar gecti gecti haftalar
kiymalari var bizim kiymayaya benzemez
kurutmuslar takir takir sira sira raftalar
mundarmi mismilmi bilinmez kofteleri var bizim kofteye benzemez
duyusu sesi izgara ustunde cizirtiyi algiladigim
irade disi sivi salgiladigim siz ey kulaklarim
sizin hemen ustunuzde belirdi saclarimdaki ilk aklarim
renk isik baglaminda varligini algiladigim
yoklugunda sodyum klorurlu ikias o salgiladigim
gozlerimi iki as o gillerde terketti gitti coktan
burun cevrem goz altimda sodyum klorurle kalakaldim
dert sahibi ettiler beni hic yoktan
aksamlari eve donerken
ac acina saskin saskin sokaktan
hemoglobin baski yapar damarda
fiskirip akma ister sakaktan
tukuruk salgisinin bilmem ne var kimyasinda
ayri bir yeri vardir koftesinin kofteler dunyasinda
surgun dustum yatarim su karaganda kalasinda
bestekar yokmu besten yurdum koftesine
al buda benden katki olsun kofte guftesine
fakir pan 27 haz. 2006 karaganda kazakya