Sayın Enis;
Türk edebiyatını meraktan sormamışlardır, onlar. Yaptıkları yıkımın doğru hedefi bulduğunun verdiği hazla, bıyık altı gülümseme göndereceklerinden, amirlerine. Yoksa bilmezler mi Türk filmlerine yaptıkları katkıyı. Her mahalleye bir milyoner, Paris bozması kentler, pembe panjurlarda hala asılı, değil miyiz… Ağalar ve ırgatlar… Kaç fırıldak çevrildi yılbaşı akşamlarında, hepsini topla. Daha düne kadar donunu toplayamayan sözüm ona gelişmişliğin timsali, Avrupa… Yıkanmadan aciz, silinerek temizlenen, tencerelere hacetini boşaltan geriliğin önde giden zavallıları. Türk edebiyatını anlattığınızda hayrete mi, düştüler… Düşmediler tabi. Toplatılan kitaplar, yakılan emekler, baskıda asılı kalan güya bizim menfaatimize ters düşen yayınlar. Uç noktalara dokunduğunda kalemler ya faşist oldu ya da komünist. 2005 sürüm edebiyatı ne âlemde… Biz hala fesli, kadınlarımız çarşaflı. Yok, mu sizde araştırmacı yazarlar. (Kızgınlığım sana, değil.) Merakım şuan Amerikan edebiyatı ne yazıyor. Avrupa edebiyatı da mı aldı petrolün yeşilini… Kuleler! Ali ve çöp adamın serüvenleri… Avrupa ve ABD olmadan doğdu, edebiyat. Bunu anlat. Arjantin… Hala kayıpları bulmakla meşgul. Aynı teraneleri bizlere yaşatan çok uluslu bu muamma… Gittiğinde anlat, hala yüzümüzün kızardığını, bir kıza arkadaşlık teklif ederken. Ve Cuma namazına giderken dükkanların kilitli olmadığını, köylerde. Şehirlerimize 10 dolara can alan zebanilerin indiğini de anlat. Ekle ve sor paralarına para katıp bir ülkeyi bu hale getirmenin kıvancını, oku gözlerinden. Ahmet’i sor onlara. Dağları sor. Şiirlerin aşk kokmasının ulaşamamaktan olduğunu, anlat. Ve onlara savaştan bahset. Rahatsızlığımızı dile getir. Çocukları anlat. “bizi de öldürecekler mi”…. Babanın kucağında ölen yavrunun edebi dökümünü sor, onlara. Bu kareyi satırlara dökmelerini iste. Bırak bizim edebiyat aşk koksun,..!
Şiirhane
9 görüntülenme · 136 ileti
imdat bey, bişiy dedi.
duydum.
ÖMÜR bey, fazla oldunuz,
yok efendim şuna buna katılıyormuş,
önce durup düşünün,
SİZE TEKLİF YAPMADIM, ASLA DA YAPMAM,
hem forumun istediğim yerine istediğim şeyi yazma özgürlüğüm var,
sanki orası tapulu yerinizmiş gibi konuşmaya hakkınız yoktur,
ben size diyor muyum, şunu şuraya yazın,
bırakın allah aşkına,
işinize bakın,
nedir yahu, siz askeriden misiniz,
nedir, işinize baksanıza,
sayın nida hanım; içinizdeki kızgınlığı anlıyorum. siz buralarda bunlara şahit olmuşsunuz, bire bir yaşayıp görmeyi bilen gözleriniz birçok olay hakkında yorumlar yapıyor. bu gerçekten güzel. yaşanılanlardan bahsetmişsiniz, haklısınızda. bunları burada paylaşmamdaki amaç aslında bununla paraleldir. fikir edinmek. ama şunu bilmeniz gerekiyor ki ispatlayacağınız şeyleri öyle sağlam temellere oturtmalısınız ki ve bunu öyle incelikle yapmalısınız ki insanlar size hayır diyemesinler. olaylara ön yargıyla yaklaşırsanız herkesi düşman sıfatında kabul edersiniz yanınızda insan bulamazsınız. burada ki amaç ise düşman kazanmak değil haklı olduğuz bir konudda insanlara kaçış yolu bırakmamaktadır. işte bu sebeple düşünür olduğunuzu, empati gücünüzün gelişmişliğini düşünerek bu bahsi burada yapma imkanı buldum. yoksa dışarda da herkes ağzına geleni konuşuyor. ortak payda aynı olmasına ragmen anlatım sekilleri insanları inandırıcılıkta etkiliyor. ilk yazımada bahsetmiştim, sayın gizu salima olmasaydı bende şu anda avrupada farklı düşünceler içinde olabilecektim. demek istediğim karşınızdaki insanları oncelikle ayrımını iyi yapmanızdır. bahsettiğiniz türk filimleri ve buna baglı turk toplumunda degisen olguların onlar tarafından yapıldığıdır ama bilmelisiniz ki bunları alanda bizleriz belki zorla belki isteyerek. amerikan kültürünü sormuşsunuz. hatta beni de aynı kefeye koymuşsunuz. işte temelinde yatan sorun budur sayın nida hanım. şu anda bu yazıları yazarken gizu salimanın haberi yok. bilseydi yazdırmazdı herhalde. bir anda çok sert bir tepki asarız keseriz nidaları. bu bence doğru hareket tarzı değil hatta hiç değil. edebiyatın manası da bu değilmidir. anlatacaklarınızı öyle bir anlatırsınız ki ağır lafları öyle bir dile getirirsiniz ki kimse birşey diyemez. o zaman haklılığınızda tartışılamaz bir konuma gelir. ama görüyorum ki ismimin yabancı olamsından belki türkçemin biraz kıt olmasından dolayı tepki doğuyor. gizu salima diyorum hep. kendisinin burada da yazıları var. yapacaklarını kafasına koyar ve yapar. konferansa da o gidecek zaten ben yanında gidiyorum. bir günde bir yerde böyle yaptım demedi. biliyorumki bunları yazdığımı öğrenince bana kızacak ama yeri geldi söylemem lazım. işe gelince kimse olmuyor ben bunu yadırgıyorum. işte bu yüzden bilen bilemyen herkeste bir yorum herkeste bir bilgelik hepsine saygım var ama lütfen kırmadan inciltmeden bizler okumuş insanlarız bir iki gün forumlarınızı takip ettim inanılmaz sözler herkes birbirinin üstüne çıkma çabasında. çok değerli insanlar var aslında burada amacım onlara yetişmek. biliyorum bunları yazdıktan sonra binbir eleştri gelecek belki de sen kim oluyorsun diyecekler. bana düşen bir iş var mı demiyecekler baltalamak isteyecekler. biliyorum. sonra küstürecekler insanları. işte sayın nida sorunumuz burada sanırım. duyarlılığınız için teşekkür ederim. saygılarımla...
kenan bey,
ben şunu anlamıyorum,
biri bişiy dedi,
ben duydum,
ben sağır değilim,
ben duyarım,
karıncaları da duyarım,
kargaları da duyarım,
rahmetli babaannem pek iyi duymazdı,
ben bir dede değilim,
madem arkadaş kazanmak, dost kazanmak mesele, diyorsunuz,
o iki arkadaşın SAMİMİ OLDUKLARINA İNANMIYORUM,
sevgili, kenan, önce onlara birkaç soru sor, sonra bana, ben adam gibi cevaplarım, oldu mu güzel kardeşim, HZ. KENAN.
ŞAHANE GAZ VERİYORSUN ONLARA.
VER, VER GİTSİN,
Kullandığımız dili hep birlikte gözden geçirelim... İletilerimin solundaki kutucuğa bakarsan orada "Forum Katılımcısı" yazıyor, buradaki unvanım bu, Nida'nın bana yaptığı bir şakayı senin de yapabilmen için biraz daha içli dışlı olmamız; pek çok konuda tartışmamız, birazında aynı, birazında farklı düşünüyor olmamız gerekiyor... Bu süreye kalmış bir şey... Şimdilik bana şaka yapma istersen... İmdat Özcan'ın dilini eliştirirken kendininkine bak, "tamam mı güzel kardeşim," ne demek ya? Mahalle kahvesi mi burası? Gaz vermek falan? Yine döneceğim sana, ama dostça söylüyorum. Lütfen biraz sakin ol herkese karşı... İnan bir şey kaybetmezsin...
Not: İmdat, lütfen İsa'nın sözlerine karşılık verme... Eminim düşündüğün gibi bir tartışma çıkarmak istemiyordur...
sayın nida; içinizdeki kızgınlığı anlıyorum. siz buralarda bunlara şahit olmuşsunuz, bire bir yaşayıp görmeyi bilen gözleriniz birçok olay hakkında yorumlar yapıyor. bu gerçekten güzel. yaşanılanlardan bahsetmişsiniz, haklısınızda. bunları burada paylaşmamdaki amaç aslında bununla paraleldir. fikir edinmek. ama şunu bilmeniz gerekiyor ki ispatlayacağınız şeyleri öyle sağlam temellere oturtmalısınız ki ve bunu öyle incelikle yapmalısınız ki insanlar size hayır diyemesinler. olaylara ön yargıyla yaklaşırsanız herkesi düşman sıfatında kabul edersiniz yanınızda insan bulamazsınız. burada ki amaç ise düşman kazanmak değil haklı olduğuz bir konudda insanlara kaçış yolu bırakmamaktadır. işte bu sebeple düşünür olduğunuzu, empati gücünüzün gelişmişliğini düşünerek bu bahsi burada yapma imkanı buldum. yoksa dışarda da herkes ağzına geleni konuşuyor. ortak payda aynı olmasına ragmen anlatım sekilleri insanları inandırıcılıkta etkiliyor. ilk yazımada bahsetmiştim, sayın gizu salima olmasaydı bende şu anda avrupada farklı düşünceler içinde olabilecektim. demek istediğim karşınızdaki insanları oncelikle ayrımını iyi yapmanızdır. bahsettiğiniz türk filimleri ve buna baglı turk toplumunda degisen olguların onlar tarafından yapıldığıdır ama bilmelisiniz ki bunları alanda bizleriz belki zorla belki isteyerek. amerikan kültürünü sormuşsunuz. hatta beni de aynı kefeye koymuşsunuz. işte temelinde yatan sorun budur sayın nida hanım. şu anda bu yazıları yazarken gizu salimanın haberi yok. bilseydi yazdırmazdı herhalde. bir anda çok sert bir tepki asarız keseriz nidaları. bu bence doğru hareket tarzı değil hatta hiç değil. edebiyatın manası da bu değilmidir. anlatacaklarınızı öyle bir anlatırsınız ki ağır lafları öyle bir dile getirirsiniz ki kimse birşey diyemez. o zaman haklılığınızda tartışılamaz bir konuma gelir. ama görüyorum ki ismimin yabancı olamsından belki türkçemin biraz kıt olmasından dolayı tepki doğuyor. gizu salima diyorum hep. kendisinin burada da yazıları var. yapacaklarını kafasına koyar ve yapar. konferansa da o gidecek zaten ben yanında gidiyorum. bir günde bir yerde böyle yaptım demedi. biliyorumki bunları yazdığımı öğrenince bana kızacak ama yeri geldi söylemem lazım. işe gelince kimse olmuyor ben bunu yadırgıyorum. işte bu yüzden bilen bilemyen herkeste bir yorum herkeste bir bilgelik hepsine saygım var ama lütfen kırmadan inciltmeden bizler okumuş insanlarız bir iki gün forumlarınızı takip ettim inanılmaz sözler herkes birbirinin üstüne çıkma çabasında. çok değerli insanlar var aslında burada amacım onlara yetişmek. biliyorum bunları yazdıktan sonra binbir eleştri gelecek belki de sen kim oluyorsun diyecekler. bana düşen bir iş var mı demiyecekler baltalamak isteyecekler. biliyorum. sonra küstürecekler insanları. işte sayın nida sorunumuz burada sanırım. duyarlılığınız için teşekkür ederim. saygılarımla...
sayın nida; inanın bu konularda cok doluyum. insanların gereksiz ön yargıları masa kapma savaşları iğreç. orhan nın kitaplarının toplatılmasıyla ilgili bilgim var. zaten orhan nın böyle bir çıkışından sonra kitap satışları durma noktasına geldi. tepki dipten ve en demokratik hakla seçmeme ile oldu. doğru, eğer doğru yollarla ifade edilemezse bunun adı yanlış oluyor. bu gerçekten acı bir durum. türk insanının vakur yapısı takdire şayan olmasına karşın bu tarz yanlışları da yapmıyor değil. bu arada türkçe konusunda daha dikkatli davranıyorum. özel kelimeler filan öğrendim. "takdire şayan" gibi. neyse duyarlılığınız için gerçekten çok teşekkür ederim ilk yazıma cevap veren tek insansınız. isterdim ki diğer arkdaşlar da bu konuya eğilsinler. lütfen aklınıza gelen herşeyi yazın sormak istediğiniz şeyler varsa lütfen sorun bilmesemde öğrenebileceğim kaynaklardan öğrenip iletmeye çalışırım. bu konferans çok güzel geçecek gibi. Gizu salima konuşma hazırlıyor. bende yardım etmeye çalışıyorum. düşüncelerinizi bekliyorum. saygılarımla...
Örneğin şöyle bir şey: Lay lay lom, harikasınız arkadaşlar. Ah ne olur kalınız gitmeyiniz Naile hanımcım, ana sayfada sizin resminizi görmeden iki satır yazmak haram olur bizlere. Aaa?? siz küsüp gitmemiş miydiniz? Suskunluğunuza?
Evet, bol acılı veda mesajlarının üzerine bir öykü yazmak iyi gider. Var mısınız:)
Zeynep hanım ne demeli ki şimdi size:)))
Valla şu saatte beni güldürdünüz, ömrümü uzattınız daha ne olsun.
İşin sonuna denk gelince insanlar, maskarılıktan başka ne gelir ellerinden ...
Benim yazdığım her yazıyı bir kez değil en az on kez okumanız gerekiyor ki önce ana fikrini sonra da baba fikrini edininiz. Ondan sonra geliniz birlikte lay lay loy loy öykü yazalım sizinle. Hadi ne duruyorsunuz başlasanıza...Benimle başlamayın canım. Hem ben o sorunu hallediyorum içiniz rahat olsun. Kendime bir web sitesi yapacağım şekerim. Ohhh düşmanlar çatlasın boy boy resimlerimide şöyle dizeceğim ohh ohh, tek derdim bu benim biliyorsunuz. Aman resmim ana sayfada çıksın, aman yazım çıksın başka işim gücüm yok benim. Baksanıza şu saatte (03:40) kafamı kaldırıp kitapların, kağıtların arasından (tez) bir sigara içeyim, bir çay içeyim birde şöyle nete gözgezdireyim dedim, demez olaydım. Bir de ne göreyim. Zeynep hn, almış kalemi eline lay lay loy loy...İyikide tamamen susup küsüp gitmemişim, verdiğiniz parti benim adıma değilmi, eee o zaman önce ben:))))Ne duruyorsunuz, eğlensenize, hadii hop yandan yandan...
Tövbe estağfurullah!Ayağınıza bassalar bizden bileceksiniz ne diyeyim:))
Naile...
Ana fikir:
"1-Ben neredeyse dört yıla yakındır burdayım ve başından beride fotoğrafım var. Ama bir kere olsun görmedim."
Baba fikir:
"5-Şatavatlı şeyler değil istediğim, sadece ve sadece...neyse"
Fantazi:
"8-Bu aşk burada biter ve ben çeker giderim. Hoşçakalın sevdiceklerim."
Bu da, web sitenize kapak olsun:)
"Ben sanatçı ruhlu bir kadınım, hassasım yani, anlamadan söylenen herşey kırabiliyor bu yüzden :)"
Not: "koymasanız da olur" dediğiniz resminizin altında da değerlenebilir bu sözleriniz.
Saygılar, nooolur gitmeyin:((
Ben unuttum!
Bir edebiyat sitesinde olduğumu. Edebi bir sitede, ebediyet telaşına düştüm. Ruhumu susturdum, benliğim geçti forvete. (İleri uç oyuncusu, demekmiş. Word uyardı) Altın gol, telaşına kapıldım. Güya küme düşecekmişim, gibi. Alınganlık yaptım kimi zaman, üzerime değişik formalar giydim. Giydiğim her formanın rengi, karşı takımı üzdü. Ve renklerine canımı dahi vereceğim türbinler de üzdü beni. Çıkardım kramponlarımı… (Tutmalıklarımı)… Ve karar aldım etli ve sütlüye karışmayacağım. Bu bir sitem, değil. Bünye meselesi. Anasonla bağıntılı. Gece yazdıklarımı, gündüz okuduğumda tanıyamadım. Ve faydadan çok bu güzel siteye zararımın dokunduğunu hissettim. Özür diliyorum, hepinizden. Düşünmeden yazdıklarım için. Ve kendime forum köşeleri için kırmızı kart, gösteriyorum. İzedebiyat dünyaya açılan bir pencere. Benim yaptığım ahmaklıkları siz de yapmayın. Burası edebiyatla anılan güzel bir dinleti ve söylev yeri.
Saygılarımla.
nida.
Parantez açmasam, kudururum. (Forum imecelerinde hep olacağım, yorumsuz) Bu adam okumaz! Dedem, demişti…