"Yazdıklarım bir gün anlaşılırsa, bu, benim de bir şey anlamadığım anlamına gelir." — Franz Kafka"

Edebiyat Tartışmaları

Şiirhane

18 görüntülenme · 136 ileti
??? #61
İmdat bey, haklısınız. Bir an için son günlerin büyülü atmosferine kapıldım, hemen arkasından bu tartışma çok acı geldi. En büyük hatayı yaptım, taraf oldum. Susmak vardı... Düşüncelerimde yanıldığımı düşünmüyorum ama bunun yeri burası değildi. Öyküye katılmak isterdim ama bir defa daha bir okur olarak takip edeceğim sizleri. Son iki aydır parmaklarım klavyenin üzerinde, hangi tuşa basacağımı kestiremiyorum. Yazdıklarınız yeni kapılar aralar diye umuyorum, bekliyorum. Gökçen Yavuzcan, girişe hayran kaldım. Saygılarımla, M. Doğan
??? #62
Lütfen ağlamayın. Beni, "Masalın ismi "Sevgi Kuşun Kanadında" olsun mu?" önerinizle yaratıcı zekanıza ve masal için yazdığınız bölüm ile de yeteneğinize hayran bıraktınız. Sizi okuma zevkini izforumda olsun bizlerden esirgemediğiniz için teşekkür ederim. Anlayışımın sınırlarını zorlayarak edebi varlığınızı, tünelin sonundaki ışık misali takip edeceğim. Zeynep, Okuduğu masal bölümüyle hidayete erip tövbe eden, "okuyucunuz"
??? #63
Derin Yardımlı hakaret olmadıkça sansür uygulamayacağız demiş, aslında bu güzel bir karar. Ancak ben insanların yazdıklarında hassasiyet görmek istiyorum. Forumları okuyorum ama bir yerden sonra hisler farklılaşıyor ve devam edemiyorum. Hepinize -hiçkimseyi ayırt etmeden- diyebileceğim tek şey ayıp ettiğiniz. Hem kendinize, hem karşınızdakine; ama özellikle sizi okuyanlara. Buna bir son verin...
??? #64
Gerçekten hoş olmadı... Yazdım yazdım yazdım hatta lütfen bile yazdım ki ben hayatında lütfen i nadir kullanan bir insanım.... Olmadı... Farklı boyutlarda uğraş verelim yazdım... Çalışalım , gelişelim yazdım... Yazdım yazdım yazdım Olmadı... Bu olay bu şekilde devam ettikçe de yazmam kararını aldım , yüreğimde ki fevaranı dizginleyebildiğim kadarıyla...Hatta okumamayı bile düşünüyorum düşüncesizce kurulan cümleleri.... Eyvallah...
??? #65
Sevgili İmdat; ayıp edenler düşünsünler, yazdıklarına şöyle bir dönüp baksınlar.Kimseye özür borcum yok.Çünkü kimseyi incitmedim.Soğan yemedim ki ağzım koksun!......Benim duyduğum gönül rahtatlığı, senin için de geçerli olmalı......Herkese sevgiler......
??? #66
Öncelikle değerli, değerini insanlara değer verdiği ölçüde kazanan dostlardan, özür dileyerek başlamak zorundayım. Uzun bir süredir takip ettiğim genellikle izleyerek, bütün iletileri okuyarak geçirdiğim izedebiyat forumlarına sanırım artık vakti gelmiş bir iletiyi yazmak zorunda olduğumu hissediyorum. Tartışmaların hepsi aslında doğruyu bulmak, eğer olabilirse uzlaşma sağlanması için yapılır. Konuların saptırılması, amiyane tabirlerin kullanılması, kullanan insanın değerini düşürür aslında, kelimelerindeki acizliği, düşüncesindeki yozlaşmanın ifadesidir. Aslında bütün eleştiriler, yadırgamalar hatta kızgınlıklar öyle bir dil ile anlatılabilir ki biz buna yazma, eleştirme sanatı diyebiliriz. İnsanların üzerine çıkmak, onlardan çıkar elde etmek ise basit insanların yapabilecekleri düzeysiz bir davranıştır. Reklam yapmak, kendini acındırmak, pof poflanmak istemek ile gerçekten ince düşünmek, gerçekten değer vererek bir işe sahip çıkmak arasında çok ince bir çizgi vardır. İşte burada yapılacak eleştirilerin üslubu iyi ayarlanmaz ise, öncelikle yapılan goy goyculukla kamuoyu oluşturup karşıdaki kişiyi olaylardan soğutabilirsiniz. Bunun size dönebilecek herhangi bir kötü yanı olmaz. Sadece gerçekten değerli insanlar nazarında değersizliğinizi göstermiş olursunuz. Bu durumu da ancak başınıza gelince anlarsınız. Forumda geçen bazı konu ve tartışmalara kendi yorumumu yapmak istiyorum. Sizi tanımak isteyen insanlara dışlanmış bir tavırla yaklaşırsanız bu sizin üzerinizde ciddi bir ön yargı oluşturur. Sayın Nida, bence siz “sayın” sınız ama sanırım sizin ön yargılarınızla birileri değil. Bilmenizi isterim ki o bazıları size cevap vermekten bile eriniyor. Bahsi geçen kişi Sayın Enis Swan Heacock tur. Siz iletinizde; [[I]]“Bazı yarım yamalak Türk işi, çoğu zaman Rum işi. Sen bir muammasın, derinliğin kayıp. Samimeyetin domateslerin solaryum işi kadar sahte kırmızı. Oynama. Bizim parkın ışıkları sabaha kadar açık. Ben döndüm. Dönme mi oldum. Yok bem dönmem.”[[I]] Demişsiniz. Kendisinin burada yazısı olmaması ve tanınmayan birisi olması asabiyetiyle reklam olmayacağını düşünerek onu size anlatayım. Sizin Türkçe çevirilerle anlamaya çalıştığınız dünya edebiyatının değerli örneklerini orijinal metinlerinden okuyarak tahlil edebilmiş, aynı zamanda Türk Edebiyatı tarihini zannımca kendimi de katarak çoğumuzdan iyi bilen ve yine aynı zamanda Avrupa da çıkan Türkçe bir edebiyat dergisinin de araştırma yazılarının düzenlendiği departmanın başındaki bir insandır. Öncelikle derginin ismini REKLAM olur diye sonra da kendisinin istemeyeceğini düşünerek vermiyorum. Çünkü Sayın Nida nın iletisinden sonra hiçbir şekilde cevap vermeyeceğini e-posta aracılığı ile öğrendim. Ayrıca kendisi Türk Edebiyatının dünya üzerinde tanınması adına büyük çabaları var. Evet kendisi aslen Türk değil. Türkçe bir isme sahip olmak gerekli Türklüğü hissetmek için değil mi? (!) Sayın İmdat Özcan Bey; düşüncelerinizi yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla takdir ediyorum. “Ayıp Ettik” başlıklı iletinize bir parça katılmıyorum. Doğrular yanlışlardan daha cesur olmadığı sürece yanlış doğru gibi davranırmış. İçinizde kopan fırtınaların az çok farkına varıyorum. Lütfen sizi okuyabilecek bir kişi olsa dahi o insanın sizden yararlanmasını engellemeyin. Yapılanlara hız verilmeli daha çok çalışılmalıdır ki yanlış yapanlar doğruların farkına varsınlar ve varsa bizim yaptığımız bir yanlış farkına varmalıyız. Sayın İsa Kantarcı; sanırım karakteriniz itibariyle ezilenin yanında olmak onu koruyup kollamak gibi bir niteliğiniz var ve bu gerçekten de takdir edilebilecek bir tutumdur. Ancak olaylar üzerinde yaptığınız yorumlar karşısında; insanın kabullenmesi güç, direkt kişiliğe yapılması asabiyetiyle kırıcı bir tavır takınmaktadır. Edebi bir niteliğiniz olduğu düşüncesindeyim ancak yanlış yerlerde kullanılan yeteneklerde yanlış sayılır. Uzlaşmadan çok olayları körükleme yaparsak bunun hiç kimseye bir faydasının olmayacağı kanaatindeyim. Sayın Naile Hanımla Zeynep Hanım arasındaki doğruyu bulma tartışmasında farklı kişiler herhangi bir kişiyi bastırmak için hiçbir yorum yapmamışlar aksine uzlaşmanın sağlanması adına kelimelerin daha dikkatli seçilmesi yönünde fikir bildirmişlerdir. Sayın Kâmuran Esen Hanımın tutumu da bu şekildedir. Sayın M.Doğan ı tebrik etmek istiyorum. Düşüncelerini açıklamaktaki inceliği ile. Tartışmanın nasıl olduğunu öncelikle kendimi katarak bize öğrettiği için. Umarım bunları okurken karşıcı bir ön yargıyla değil uzlaşma adına okursunuz. Bilmenizi isterim ki yapıtlarınızı beğenerek okuyorum ve edebi kişiliğinize saygım var. Bütün bu yazıların okunmasından sonra gelebilecek tepkileri tahmin ederek son birkaç söz etmek istiyorum. İsmimi açıklamamamın nedeni aslında önyargılardan sıyrılmaktı. İzedebiyat ailesine katıldığımda benim karalama olarak değerlendirdiğim yapıtlarımı insanların önüne salt bir şekilde ön yargıdan uzak olması düşüncesiyle, ismimle değil bizzat yazılarla değerlendirmelerini istedim. Bu fikrimde de haklı olduğumu gördüm. Dostoyevski gibi. Kendisi yapıtlarını bir arkadaşınınmış gibi etrafındakilere okutur böylelikle daha objektif bilgilere ulaştığını düşünürmüş. Bence de haklı. İsmimi vererek ismimin ön plana çıkacağını düşündüğüm için vermedim. Sanırım buna da hakkım var. Öncelikle bu iletiyi yazmak bana gerçekten zor geldi diyebilirim. Ama yazmam gerektiğinin de farkına vardım. Bu iletiyle yapıtlarımın okunma oranında artışı gördüğüm anda yazılarımı çekeceğimi de burada bildiriyorum. Doğruluğunu, eğer bahsettiğim olursa görebilirsiniz. İşte bu maksatla reklam gibi bir niyetimin olmadığını bir kez daha duyurmak istiyorum. Kendimi anlatmak isterdim ama kendimi anlatmak gibi bence biraz bencillik kokan bir davranışta bulunmak istemedim. Bilmeden kırdığım arkadaşım varsa kendisinden herkesin huzurunda özür dilerim. Yazdıklarım hepsi daha iyi bir Türk Edebiyatı içindir. Saygılarımla… Gizu Salima
??? #67
Sn. Enis Swan Heacock ve Guzi Salima, Burada yazmış olduklarınızdan hareketle, sizlerle ilgili az çok fikir sahibi oldum. Edebiyat adına ne yapıyorsanız ya da yapmaya çalışıyorsanız size başarılar diliyorum. Bu konuda bizlerden katkı bekleniyorsa eğer konu biraz daha tarafınızca daraltılırsa sanırım daha faydalı olabiliriz.Benim şu ana kadar anladığım (atladığım yazılar olabilir) edebiyat tartışması ama genel anlamda...Türk ve dünya edebiyatının genel olarak karşılaştırılması sanıyorum. Yanlış anlıyor isem düzeltin. Sizlerinde bildiği gibi yazınsal alanda pek çok sorun var. Herkesin bildiği, dile getirdiği sorunlar...Bırakın yazı yada şiir yazmayı, eleştirinin dahi sorunlaştığı bir ülkede yaşıyoruz. Bunun yanısıra forumdaki tartışmaya o noktaya nasıl geldiğini, kim tarafından getirildiğini tekrar gözden geçirerek yaklaşırsak, sanırım bu defa bir şeyler anlaşılmış olacak...Ne poh poh sevdalısıyım, okunma meraklısı...Ki bunu kırkbin defa söyledim...Sizin anladığını düşünüyorum. Ama birilerine bir lafı burada anlatabilmek için malesef savaşmak gerekiyor. Kaldı ki siz de diyorsunuz, okunma oranlarımdaki artışı göreyim, yapıtlarımı çekeceğim diyorsunuz...Ben farklı bir şey mi yaptım sizce...Gördüm, mutlu oldum, yorumları okudum, yazı ve şiirlerim sıfırladı kendini. Ayrıca burası izforum, burada yazar/şair adayı kimliğimle değil okur kimliğimle bulunuyorum? Yoksa bulunmak suç mu? Böyle bir kaide var mı yazılı, yoksa bu kapalı toplum olmanın getirdiği bir dışlama, karalama, "sen artık bizden değilsin çık dışarı"nın kibar ifadesi mi hala anlayamadım. Neyse önemli de değil zaten... Bu arada Enis beyle ilgili olarak sadece şunu söyleyebilirim; "Aynı topraktan geldik, biz bize benzeriz..." hoşgörü herşeyi halleder... Sanatın ne cinsiyeti, ne ırkı, ne dili ne de dini olmamalı... Toparlamam gerekirse benim belki hepinizin düşündüğü şeylerdir ancak paylaşmak istediğim ve kafama takılan bazı konular ; (Enis Bey'de daha önce sormuşlardı) *Türkiye'de her şiir yazan şair midir? *Yayınlanmış şiir kitabı olanların her birine gerçekten şair diyebilir miyiz? *Türkiye'de şair olmanın kıstası kitap yayınlatmak mıdır? *Şairi şair yapan unsurlardan biri de halkın kendi kabul edişliği olabilir mi? *Türk edebiyatında neden poetika ve manifestolar bulunmamaktadır? *Şiirde her birimiz aslında nabigalığa mı soyunuyoruz? (nabiga:soyunda şair olmadığı halde şiir yazıp söyleyen kişi) *Şairlik meslek olarak icra edildiğine göre Türkiye'de neden şiir/şair okulları açmıyoruz? *Türkiye'de eleştirmenlerin sayısı neden az ve genç insanların önüne tıkamak sevdasından (her alanda, her sektörde olduğu gibi) sanat alanında da ne zaman vazgeçilir? *Not: Her yazdığımdan sonra Zeynep hn. düşünür oldum iyi mi! Resmen sesini duyuyorum:)) "Çok dahiyane sorular Naile hn, bravo, alkışlıyorum sizi, harikasınız Naile hn, bunları çok düşündünüz mü?, iyi geceler Naile hn. , -de ayrı yazılır Naile hn, unutmayın..." Gülüyorum yaa valla iyi eğlendim... Okuduğum bir kitabı da size önermek isterim. Belki de okumuşsunuzdur Enis Bey... [[B]]Berna Moran, Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, İletişim Yayınları.[[/B]] İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Kürsüsü'nddeki "Eleştiri" derslerinin bir kitapta toplanmış hali. Hem dünya hem de Türk edebiyatı açısından, edebiyat kuramları ve eleştirisel yaklaşım inceleniyor. Okumadı iseniz diyerek söylüyorum, bu kitaptan da çok güzel ipuçları yakalayabilirsiniz. Dediğim gibi tam olarak ne gerekiyorsa size biraz daha daraltarak yada ana başlıklar halinde bizlerle paylaşırsanız daha verimli şeyler üretebiliriz sizin de işinize yaracak...Bilmiyorum diğer arkadaşlar ne düşünür... Sevgiyle kalın... Naile Duman Yaşar [[B]]Poetika / Özdemir Asaf[[/B]] Yaşadım da yoruldum, bir ağır-işçi gibi Uyudum da uyandım, binlece kişi gibi Bana düşünmek vardı, payıma onu aldım İşledim de işledim bir hüner-işi gibi Horlandı, beğenildi; inandım, alınmadım Yolun geleceğini çizdim, geçmişi gibi Zor dönemler olmadı-değil, olsundu, oldu, Ne koştum ne de durdum, kaçak gidişi gibi Bu konuyu burada bırakıyorsam birden, Olmasın diyedir bir şeyin bitişi gibi.
??? #68
I zaman çevirdi kendini... yüreğimin içinde bir guguk kuşu uzatıyor başını. hayıflandığı fi, yaşanıp da bitenler için hesap sorduğuysa ati, yarım kalanlar için… korkma! korkma! korkma! II zaman çevirdi kendini... bugün yarın oldu dün kalmadı elimde geçmesin istedim an... ötme guguk kuşu bugün üçüncü gün! ve çözülecek kördüğüm! korkma! korkma! korkma! III zaman çevirdi kendini... bu defa acıdan yana. guguk kuşu yaralı! kan akar yüreğimden, ellerim nar kırmızı. yüzüm de geçmişin, yaramaz küçük kızı bugün üçüncü gün! ve çözülecek düğüm... IV ya acıya mahkum kederli bir gelecek, ya da soluk alınan her gün armağan edilecek seninle paylaşabileyim diye. bugün üçüncü gün! bir iğne saplanışı hançer gibi, göğsümden içeri… en zayıf yerimden ve çekişleri içimdeki irini tek düşündüğüm bu… son kare zihnimde ki belki de, üç günden beri. V "anne!" "efendim kızım" "hiçç öylesine aradım" ..... sesimin kötülüğü! üşütmekten… burukluğu!-mu? özlemekten uzaklığı... ağlamıyorum, hıçkırmıyorum, yalnız da değilim bak bu "ben", -içinde- "ben" ötme guguk kuşu duymasın annem, bugün ölmeyeceğim. VI zaman çevirdi kendini… hüzün, yüzümde bir maske. maskenin altına gizledim, en güzel gülümsemelerimi. sen dualar et benim için al bak! bu guguk kuşu, benim her daim çarpmış yüreğim. dönemezsem iyi bak yüreğimdir sana bıraktığım en mutlu anlarımdan emanetim. VII guguk kuşu ötme! korkmuyorum! korkmuyorum! korkmuyorum! yaşayacağım, sana kavuşurum ümidiyle içimde büzüşmüş bir et parçası… dışarı atmış irinini rahat ben rahatım, içim rahat… sen rahat mısın? biz rahat mıyız? Onlar rahat mı? VIII çok şükür ölsem de gam yemem… gözüm arkada gitmem… annemlerin haberi yok! selam söyle, öp benim için pamuk tenli ellerinden… IX bugün, ne yaşadığımı bileceğim ne yaşadığımı… benden uzak dur ölüm! sevişim yarım kaldı , özlem yakar yüreğimi. suskundur gidişlerim… bugün med-cezir bir gün yarın döneceğim şiirimi, temize çekmek için. X Öt guguk kuşu öt! mutluyum! mutluyum! mutluyum! bugün üçüncü gün… bugün çözülecek düğüm… beni bekleme derdim döneceğimi bilmesem, seni sevmek için geleceğim… 14/04/2005 (15:42-bir şans daha diledim) (sayfam bir süre kalır belki demiştim ama bizim sabırsız editör arkadaşların gözünden kaçmayan, kaçmıyor:) iz'de yazdığım son şiirim olsun. okursunuz, okumazsınız, beğenirsiniz, beğenmezsiniz, sizin bileceğiniz iş:) hiç bir yazım kuralına dikkat etmeden, nasıl geliyorsa içimden öyle yazdım üzgünüm, ben doğarken, yaşarken, yazarken, kadınken hep özgürdüm... çırılçıplak gezmiyorum ya başbakanlık önünde, yazıyorum, düşünüyorum, yazıyorum. -de kadar kısaymış yaşam, öyleyse -da, -ha! -ne? yaşamın kıymetini ve mutlu olmasını bilin, hayat bir tebessüm dahi edemen sona erebilir... Sevgiyle kalın... Naile.
??? #69
"Doğarken, yaşarken, yazarken ve kadınken hep özgür olan" Naile hanımefendi, Yazım kurallarına uymama özgürlüğünüzü, "-de kadar kısaymış yaşam, öyleyse -da, -ha! -ne?" denklemi ile açıklama lütfunda bulunmuşsunuz. Eksik olmayın. Zeynep, gülme özgürlüğünü kullanan okuyucunuz.
??? #71
Sevgili Kamuran hanım, Şiirlerimi okumanız, değerlendirmeniz ve kütüphanenize almanız beni onurlandırdı. Aslında bu değerlendirmelere ihtiyacım da var, bir şeyler yazıyorum ama bunların edebi değeri hakkında bir fikrim yok. Size bir kaç yoldan ulaşmaya çalıştım ama başarabildimmi bilmiyorum. İzedebiyat ailesinde yeni olduğum için bu konularda acemilik çekiyorum. Bir şiir gibi yaptığınız değerlendirmeden etkilendim, teşekkür ediyorum. Yazdıklarınızdan; benzer şeyleri paylaştığımız hissine kapıldım, lütfederseniz paylaşmak isterim. Paylaşımınız için tekrar teşekkür ederim, sevgi ve saygılarımı iletiyorum, sağlıcakla kalın sevgili hocam. İ.Semih KÖKER
??? #72
Oldukça geç farkına vardığım bir değerlendirmeyi sizlerle paylaşmak istedim. Kimbilir belki de yazılanları bu çerçevede değerlendirmek ve irdelemek hepimiz adına faydalı olur. YAZINSAL BİR METNİ ŞİİR YAPAN ÖZELLİKLER (ŞİİRSELLİK KISTASLARI) Keating ve Levy (1991) şiirin, yazın sanatında, en az sözcükle en yoğun anlamların elde edilebildiği bir tür olduğunu belirtmektedirler. Şair sürekli olarak, yeni, aykırı, özgür, özgün ve deneysel ifade biçimlerinin arayışı içindedir. Her şiirin, düzyazınınkine aykırı düşen, sadece kendine özgü, özel sözcük dizimi kuralları vardır. (1037) Keating ve Levy okuyucunun yazınsal bir metni bir şiir olarak yorumlayabilmesine yardımcı olacak bir dizi kıstastan söz etmektedirler: (1991: 1037-1050) A. KİŞİ (Persona): Şiirde şairin hitap ettiği kişi. Bu kişi şairin kendisi, okuyucusu ya da bir başkası olabilir. B. KİŞİSEL SES TONU (Tone of voice): Şairin istediği etkiyi yaratabilmek amacıyla, söyleyim (diction), dizem, (rhythm) ve sözdizimini çok özgün bir biçimde kaynaştırması, birleştirmesi. C. ŞİİRSEL SÖYLEYİM (Poetic diction): Şairin özenle seçtiği sözcüklerle özgün bir konuşma biçimi yaratması. Şairin seçtiği sözcüklerin düzanlamlarının ötesine geçerek yananlamlarından yararlanması. D. SÖZDİZİMİ (Syntax): Şairin şiirine özgü doğru sözdizimini bulabilmek amacıyla sözcükleri ve sözcük öbeklerini yaratıcı bir biçimde dizmesi. (Devrik tümceler) E. İMGELEME (Imagery): Şairin okuyucusunu beş duyusunu kullanarak hayal etmesini sağlamak amacıyla, okuyucusunda duyumsama izlenimleri (sensory impressions) yaratması. (Görsel imgeleme, işitsel imgeleme vb.) F. SÖZ SANATLARI (Figures of Speech): Şairin benzetme, eğretileme, kişileştirme, simgeleme, istihza, ikilem gibi söz sanatlarına başvurması. G. SES (Sound): Şairin şiirine canlılık, hareketlilik ve akıcılık kazandırmak amacıyla, ünlü ve ünsüz sesleri yinelemesi ya da yansımalı sözcükleri (onomatopoeia) kullanması. Leech (1985) şiirin bütünlük, belirsizlik ve zirve gibi sanatsal kavramları içermesi gerektiğini belirtmektedir. Leech aynı zamanda, şiirde sapma ve önceleme gibi şiirsellik kıstaslarının önemini şöyle vurgulamaktadır: (45-46) H. SAPMA (Deviation): Şiir dilinin en önemli özelliklerinden biridir. Sapma şiir dilinde üç şekilde ortaya çıkmaktadır: (a) Sıradışı sözcük birliktelikleri, olağan dilbilgisi kurallarına aykırı olan tümce yapıları, koşut tümcelerin yinelenmesi. (b) Okuyucunun beklentisine ters düşen ve okurken onu şaşırtan dil kullanımları. (c) Şiirin izleksel yapısı içinde bir zirve ya da dramatik bir değişikliğin bulunması. I. ÖNCELEME (Fronting): Şairin şiirin içindeki sapmaları öne çıkararak, okuyucusunu kendi hayal gücüne dayanan bir yorum yapmaya yönlendirmesi ve okuyucunun kendi kendisine böyle sıradışı bir dilin neden kullanıldığını sormasını sağlaması. (Görsel önceleme vb.) Kısaca özetlemek gerekirse, az sözcük kullanımıyla çok yoğun duygular anlatmayı amaçlayan ve içlerinde kişi, kişisel ses tonu, şiirsel söyleyim, sıradışı sözdizimi, imgeleme, söz sanatları, ses yinelemeleri, bütünlük, belirsizlik, zirve, sapma ve önceleme gibi bir dizi sanatsal kıstaslar barındıran yazınsal metinlerin şiirsellik boyutuna ulaştıkları varsayılabilir.
??? #73
Doğaçlama ve ekabir… Şiir,sanatçı ve dansöz… Tek bir şiir gönderdim bu siteye, ve dilini çözemediğim saldırganlıklarla yüzleştim…Bu mu edebiyat ? Gelenlere tarz bu mu … Ecmain …İnsanlara saldıran, ismini okuyabildiğim ‘nida’ ve çözemedim. Yapıcı mı…Değil, saldırganlık ve ipe sapa gelmeyen ukalalık…Irak sonrası deccal misali. Samimiyet mi… Bazen denizlerin dalga kaçamağı kadar yunuslara eş olur. Yunuslar mı aptal… Kapı gıcırtısı ve beşlik dansözler. Ki kutsal putlara mı… Çalsın “dağ başını duman almış’ Muzaffer kim ya…
??? #74
İbibik kuşu nasıl olur Hiç bilmem ben Kaf dağının ardına da hiç geçmedim Zümrüdü Anka kuşunu Uçarken de görmedim Ama seni gördüm gözlerindeki hüznü Saçının kumralını endamını işveni gördüm masal gibiydi hiç bitmesini istemediğim Şimdi seni gazetelerde gördüm masal çok önceden bitmişti gerçi büyümüştüm,çocuk değildim artık bilmiyorum hangimiz için üzüldüm
??? #75
Sabah haberlerinde , Kahramanlık süsü verilmiş , katliam görüntüleri ! Sen sıcacık evinden , kahveni içerek seyrediyorsun Soğuk ülkeleri ! Korkular ; Unutulan gözlerin neminde - apaçık ! Acının ve ölümün ortasına doğmuş çocukların yüzleri Endişeli ! Çığlıklar geliyor kulaklarıma , Çığlıklar ! Ortadoğudan...Balkanlara doğru... Bir yüksek , bir alçak basınç annelerin yürekleri ... Her şey ortada ... Herkez görüyor ! Niye susuyor , yoksa dilsiz mi dünya ? Ne ala... ne ala .... Bir devin -derin uykusunda ! ayşen GENCER
??? #76
merhaba ayşen. e hoşgeldin. metinlerini, yazar sayfana as bence.
??? #77
Söylediklerini uyguluyorum. Ama sitede hayli zorluk çekiyorum. Biraz karışık geldi bana. Yazar kaydımı yaptırdım ( en nihayet başardım ) Ama bu kezde şiirlerimi , oluşturduğum kütüpanenenin içerisine yazamıyorum. Keşke şu sitenin bir yerlerde bir propektüsü olsaydı da ben de her defasında seni rahatsız etmeseydim !!! Şimdi ben ne yapacağım ????
??? #78
elbette alışınca kolay gelmeye başlar. bazen sistemden dolayı terslikler oluyor. şiirlerini kaydedebilirsin. yine dene.
??? #79
http://www.lavaraci.com/ pazar günleri naile dinleyin. radyoda.
??? #80
Ok. Ben ısrarla ekliyorum şiirlerimi. İmla hatalarım affola, çalışacağım ama söz:))
Başa Dön