Sayın Buğra,
Buradaki yazılarınızı henüz gördüm. Şimdi konuyu daha iyi anladım. Peki yazınızı siz mi sildiniz yoksa başkaları mı? Eğer başlıkta o şekilde bir düzeltme yapılmışsa, birincisi şiddetle ve esefle kınıyorum şahsım nezdinde, ikincisi siz kendi yazar menünüzden o başlığı tekrar eski haline keşke getirse idiniz. Tepkinizde haklısınız. Malesef, kimlerin hangi niteliklerine göre bu platformda editör olduğunu daha önce sormuş olmama rağmen tatminkar bir yanıt alamamıştım. Bu konunun gündeme gelmesi iyi oldu. Ancak sizin böyle bir talihsizlik yaşamanız gerçekten çok kötü. Daha önce izedebiyatla ilgili olarak yazmış olduğum yazı içerikleri her geçen gün biraz daha biraz daha günyüzüne çıkıyor. Sindiremeyenlerin sindirdikleri yazarlar olmak niyetinde değiliz arkadaşlar. Boşa uğraşmayın. Burada yazamazsak yazacak başka diyarlar buluruz. Yeterki dürüst olun. Bana ne oluyor öyle değil mi? Benim ne sorumum var ki burada. Hiççç...Ama düşünceye yapılan her haksızlık benim düşüncemden kaynaklanmasada beni ilgilendiriyor. Lütfen yazılarımıza dokunmayın!
ŞUNDAN EMİN OLUN;
BURADA SİZİN ES GEÇTİĞİNİZ ÇOĞU YAZAR/ŞAİR, NEYİ NASIL YAZDIĞININ, NEREYE VARACAĞININ FARKINDA OLACAK KADAR EĞİTİM, KÜLTÜR, DENEYİM VE BİRİKİM SAHİBİ...
KIZIYORUM YA HEMDE ÇOK...GÜNLERDİR BURADA İSA KANTARCI GEYİĞİ YAPILDI AMA SAYIN BUĞRA'NIN BAŞINA GELEN FELAKETLE İLGİLİ OLARAK TEK SATIR YOK. BUMU İZEDEBİYAT BİRLİĞİ , BUMU YAZAR KARDEŞLİĞİ... BIRAKIN ŞU FESATLIĞI BURADA YARIŞ YAPMIYORUZ, BURADA PAYLAŞIMDA BULUNUYORUZ... NEYSE.BEKLERDİMKİ O HERŞEYE UZATTIĞINIZ DİLİNİZİ BU KONUYADA UZATIP İKİ ÇİFT LAF EDESİNİZ. YOKKK...YAZARSAM KIRICI OLACAĞIM. YAZMIYORUM. SUSUYORUM.
Sayın Buğra...ne diyebilirim ki!
Sevgiyle kalın.
İzEdebiyat
102 görüntülenme · 526 ileti
KENAN, bir sn, şu arkadaşa birkaç lafım var.
İmdat,
Bana laf söyleyen, beni haşlayan bu adam kim diyerek, açıp baktım birkaç yazdığına,
Evet,
Bunları dergilere gönder, birçok dergiye,
O zaman gerçeğin ne olduğunu göreceksin,
bir de yerdiğin adama bak,
bu adam inanılmaz şeyler yaptı, bu adam dil’i biliyor, bu adam sadece şiirle ilgili değil,
sen ise kırk fırın ekmek yesen o şiirleri dergilerde yayınlatamazsın, şiiri bilen edebiyat dergileri o metinleri yayınlamaz, dön bak kendine, boş ver beni,
şiiri biliyorum diye söyleme insanlara, bilmiyorsun, öğrenmen gereken yüzlerce şey var,
tekniğin yeterli mi, dize nasıl kurulur, imge nedir, daha yüzlerce soru var, bunları araştır,
bir de kendi yazdıklarına bak,
senin yerdiğin bu insan, binlerce insanın yapamayacağı şeyleri yaptı, dar kafalı asla değil,
ÖNCE KENDİNİ GÖR,
Nazım şiirleri oku, büyük şairleri oku, onların felsefeleri var, onlar geniş adamlar, onlar kimlikli adamlar, ufku büyük insanlar, şiirlerinde toplum var, tarih var, mitoloji var, senin şiirinde ne var, İÇ DÖKME ONLAR, sıradan imgeleri yazmışsın, dön bak şiir tarihine, şairlerin imgelerine.
BİLMİYORSUN.
ŞİİRİ BİLİYORUM DİYE GEÇİNME!!!!!!
Kenan, dedikleri duyuldu, İTİNAYLA.
Tartışma şiir merkezine dönmüştür, bunun zararı yok, yararı var,
Bırak, tartışma gittiği yere kadar gitsin, merak etme, dili güvercin tutarım,
Amaç diğerleri görsün gerçeği,
bilgilensin,
kim bilgili, kim değil, hepsi çıksın ortaya,
burası bilgi yarışması değil ama, ben şunu diyorum, tartışma varsa ve sürüp gidiyorsa, ben bunu iyi edebiyat adına yaparım, bir de samimi olmayanların maskesini düşürmek için….
Ne yani, huzur içinde mi yuvarlanıp gideceğiz, kim dürtecek huzurlu beyinleri, bilirsiniz, her iktidar partisinin karşıtı vardır: YANİ ANA MUHALEFET PARTİSİ.
Bu toplumun yararına işler olmasını sağlar….
Sevgili nadumyas,
Bilgehan Buğra'nın yazısıyla ilgili çıkan meseleyi kendileriyle yazışarak, kendi adımıza bir iletişim kopukluğundan kaynaklandığını belirterek, bundan ötürü de kendisinden özür dileyerek, çözdük.
Genel bir uygulama olmadığını, İzEdebiyat'ın hoşgörü ve güven temelinde kurulu bir platform olarak yola koyulduğunu, aynı şekilde de devam ettiğini; bugüne dek hiçbir yazardan bu yönde bir şikayet almadığımızı da bilmenizi isterim.
Saygılarımla,
Diren Yardımlı
Kanatlar,
OKUR/YAZARIN belli imparatorlukları vardır, bu imparatorlukta, öyküler vardır, belli rehberler edinmiştir, belli yazarların/ŞAİRLERİN abonesi olmuştur,
Öykücü ise, ruhunda birçok öykücü yer edinmiştir, şair ise ruhunda birçok şair yer dinmiştir, bu böyle uzayıp gider,
Öykücü ya da şair adayı belli şairleri (ya da öykücüleri) okuya okuya belli bir dil geliştirir, yani takma kanatlarla hafiften uçmaya başlar, buna öykünme diyoruz,
Ben, öykücü Cemil Kavukçu’nun öyküleri epey beğenirdim, onun gibi yazmaya çalışırdım,
Daha birçokları var elbette.
YANİ, kendimi bırakıp sürekli onları okuyordum, (piyasada çok kitaplar var bu meseleleri anlatan)
Evet, su gibi okumamız gerekli, yani sadece yazmakla olmuyor, yazı eylemi büyülü bir şey, yani saçma sapan şeyler yazarız, gözümüze muhteşem gelir, oysa gerçekte berbat bir şey yazmışızdır,
Ben, beni eleştirenlere genelde hep iyi tarafından baktım, bu bakış daha hızlı yol almamı sağladı, evet, bazen ben becerebiliyorum dedim, öfkelendim, ama sonra toparladım kendimi,
Şimdi konuyu, geniş bir çerçevede alalım,
Yazar yazı başındadır, diyelim bir öykü yazıyor, o an beyninde öyküler uçuşur, ama yazar öyküsünün ilk cümlesini ya da şiirinin ilk dizesini yazamaz, işte bu anlarda en büyük ışık, en büyük yardımcı O OKUDUĞU, ÇOK SEVDİĞİ, ÖYKÜLER VE ŞİİRLER PARLAR KAFASINDA, bu durum ilham duygusu verir, yazara ya da şaire bir kapı açar, sonuçta istenilen tam elde edilmese de yazar/şair yol almaya başlar.
Sevmek, yani sevdiğimiz birçok yazar olmalı, kendimizi unutup onları okumalıyız,
Okumak yazarın düş gücünü ve dilini besleyen harika bir şimşektir.
BEN BAŞLARDA AYIRT ETMEDEN BİRÇOK YAZARI OKUDUM. Mesela dergilerdeki yazılar, bir dergide ne kadar yazı varsa okurdum,
Bu işle uğraşanlara, farkındalıklarını geliştirmek isteyenlere, şunu derim, yazı gerektiren her şeye bulaşsınlar, SENARYO, SKEÇ, ŞİİR, OYUN, DENEME, ÖYKÜ,ROMAN…
Elbette her biri için yıllar harcamak gerek, gece gündüz yazmak gerek, çok tutkulu olmak gerek, çok yazmak gerek, çok yazan, dil içinde at koşturmasını, kendini ifade edebilmenin yüzlerce değişik yolunu, sezgileriyle yazabilmeyi iyi bilir,
Bir süre sonra YAZAR/ŞAİR KENDİ KANATLARIYLA UÇMAYA BAŞLAR,
O, nereye uçması gerektiğini bilen, bilinçli, eşsiz güzellikte bir martı gibidir, kalbi ve beyni bir olur, hatta bir kerede yazar ne yazacaksa, ŞEBNEM İŞİGÜZEL (romancı/öykücü) bir söyleşide şöyle diyordu, bir kerede yazar bitiririm, çok hızlı yazarım,
Evet, yazar bu noktaya geliyor sonunda.
Bir diğer öykücü ise bir öykü yazmışsa onu asla okumazmış, çıkan kitaplarını okumazmış, hata bulacağım korkusuyla (marguez)
İŞTE YAZAR/ŞAİR KİMLİĞİ GELİŞTİRMENİN YOLLARINI SÖYLEDİM.
BUNLAR OLMADIĞINDA O ŞEY İÇ DÖKMEDEN, KİMLİKSİZ BİR PAÇAVRADAN ÖTEYE GİDEMİYOR
Sayın Direnli,
Konunun sayın Buğra ile çözülmüş olmasına çok sevindim. Verdiğim tepkiyi mazur görün, herhangi bir konuda olsa ve bu izedebiyata gölge düşürse yine vereceğimden emin olun. Burada çok konuşmaktan ziyade, az ve öz konulara deyinmekte fayda var diye düşünüyorum.
Umarım tekrarı olmayan talihsizlikler olarak kalır.
Nezaketiniz ve yanıtınız için çok teşekkürederim.
Naile Duman Yaşar
Sayın Direnli,
Gerek İzedebiyat, gerekse edebiyat veya diğer konularda, genel duygu, düşünce ve istekleri daha sistematik takip edebilmek maksadıyla, forum bölümüne anket yada anket hazırlama aracı ekleyebilir miyiz?
Bunu şu yüzden istiyorum. Bazı sorular var kafamda ve bu sorularla ilgili ne zaman bir yazı yazmaya kalksam yanlış anlaşılıyorum. Eğer işi ankete dökersek
hem burada bazı konularda gereksiz laf kalabalığını, sataşmalarını önlemiş oluruz, hemde daha net sonuçlara (sitenin geneli açısından) ulaşmış oluruz diye düşünüyorum.
Anket cevaplama seçeneği her kullanıcı için bir kerelik olursa sanırım daha objektif sonuçlarda elde edilebilir?
Bilmem siz ne dersiniz?
NAİLE DUMAN YAŞAR
Anasayfadaki yazar tanıtımı nihayet yeniledi kendini. Bilmem kaç oldu ama:)
Bu konudada şunu öneriyorum. Teknik olarak forum konusunda yetkin değilim ancak. Slayt vari yada hızlı geçişli bir görüntü sistemi ayarlanır. Bunun yapılabileceğini düşünüyorum.
İzedebiyatta ne kadar yazar/şair varsa, mesela belli periyotlarla tek tek tanıtım geçişleri sağlanabilir. Bu sayede izedebiyat genelini mutlu eden bir çalışma yapılır, dışardan gelen ziyaretçilerde daha çok yazar/şairi tanıma ve okuma fırsatı bulur.
Bunu yazdım diye hayıflandığımı sanmayın. Benimkini koymasanızda olur, çok ciddiyim. Burada değindiğim konuların genel bir çoğunlukça düşünüldüğünü düşündüğüm için bu kadar üzerinde duruyorum. Şahsi olarak algılanması ise beni gerçekten üzüyor. Ben sanatçı ruhlu bir kadınım, hassasım yani, anlamadan söylenen herşey kırabiliyor bu yüzden :)
Umarım bu konudada pratik bir çözüm buluruz. Kısa aralıklarla herkesin tanıtımının yapıldığı anasayfada, bir iki kitap sitesinde benzer uygulamalar var diye hatırlıyorum. Neyse...
Tsk.
NAİLE DUMAN YAŞAR
Öneriler yaratıcı. Anasayfada tüm yazarlara sırayla yer vermeye gelince. Korkarım bunun önünde iki engel var; birincisi orası Editörlerin Seçtikleri bölümü; yani okunup incelendikten sonra öne çıkan yazarlara yer verilen bir yer. Bazen bir yayınevi çalışanından bir öneri alıyoruz; bazen site içinden öneriler geliyor, bazen de biz keşfettiğimiz bir yazarı öne çıkarıyoruz. Çoğunlukla tek bir yazıya değil, yazarın yazı gönderme sıklığına, ilgilendiği konulara, dil konusundaki duyarlılığına bakıyoruz. Zaten çok popüler olmuş bir yazarı tekrar oraya taşıma gereği duymuyoruz; belli bir okunmaya ulaşmış, ama daha fazla öne çıkmayı hakkettiğini düşündüğümüz yazarlara yer vermeye çalışıyoruz. Sık sık da genç yaşlarında çok güzel yazılar yazan arkadaşlarımıza yer veriyoruz.
İkinci engel ise çok basit olarak tüm yazarların resimlerinin elimizde bulunmuyor olması. Sitede biraz da insan yüzü göstermek istiyoruz, dolayısıyla bir yazarı anasayfaya taşırken ondan özellikle bir fotoğrafını rica ediyoruz. Tahmin edersiniz ki bu şekilde yazışmalar uzun sürebiliyor. Fotoğrafını beklediğimiz birkaç yazar daha var.
Anket düşüncesine gelince, aslında halihazırda kapsamlı bir anketimiz var. Tüm yazarlarımıza gönderip fikir, öneri almak istediğimiz birşey. En kısa zamanda bunu yazarlara ulaştıracağız.
Aslında bir edebiyat sitesini birbirinden yaratıcı onlarca yeni eklentiyle zenginleştirmek mümkün. İnternetteki genel 'trend' de bu yönde. Ancak İzEdebiyat daha kurulurken aklımızda tek bir düşünce vardı. Basitlik. Sağdan soldan açılan menüler, kayan yazılar, cafcaflı renkler, geveze editörler (beni hoşgörün) olmasın istiyorduk. Yazar ve okurun buluştuğu bir okuma bölgesi, bir de forum dışında hiçbir şey olmasın demiştik hatta. Ardından kütüphane fikri doğdu. Uzun tartışmalar sonucu onu açtık. Son olarak haberler bölümünü koyduk; onu bile belli bir ikircimle koyduk. İnternet zaten bu tür bilgilerin toplanabileceği site kaynıyor, Amerika'yı yeniden keşfetmeyi başkaları yapsın dedik. Ne var ki dayanamadık, koyduk.
Ebedi engelimize gelince, o da vakit. Hepimiz başka işlerle uğraşıyoruz, bazımız yayınevlerinde, kitabevlerinde çalışıyor, bazımız bir yandan editörlük, redaktörlük ve çevirmenlik işleriyle uğraşıyor. Durum böyle olunca, fikirlerin uygulanması uzun sürebiliyor. Buna karşı da edebi savımız, birbirinden güzel yüzlerce yazı var burada. Gelen okumak, gelen yazmak için geliyorsa, site bu işi görüyor.
Saygılarımla,
Diren Yardımlı
İzEdebiyat
NOT: Anket projesini hızlandırmaya çalışacağız...
Neden?
1-Ben neredeyse dört yıla yakındır burdayım ve başından beride fotoğrafım var. Ama bir kere olsun görmedim. Gerçi olmasada olur ama açıklamanıza istinaden belirtme gereği duydum.
2-Editörlerin kim olduğu ve hangi kriterlere göre seçildiği konusunda (içimizden mi , dışardan mı) hala tatminkar bir yanıt gelmedi sizden.
3-Keşfedilen ve öne itelenen arkadaşları buradan tüm izedebiyat ailesi adına tebrik ediyorum. İnternette gezinirken tesadüf 12 yaşlarında genç bir arkadaşın keşfedildiğiyle ilgili haber okumuştum. (Samimiyim, şimdi daha netleşti birşeyler.)
4-İzedebiyatın amatörler platformu olduğunu sanıyordum. Meğer kendimi kandırmışım. Bu konuda da kesin bir yanıt almış oldum. Sanırım bir kitap bastırıp, kitapevi ve editörlerle tanıştıktan sonra buraya gelmek her açıdan daha mantıklı.
5-Şatavatlı şeyler değil istediğim, sadece ve sadece...neyse
6-Anket konusuna gelince öncelik vermenize sevindim.
7-Hepinizi çok sevdim, hepinize çok alıştım, ama bir yandan da çok daraldım.
8-Bu aşk burada biter ve ben çeker giderim. Hoşçakalın sevdiceklerim.
NAİLE DUMAN YAŞAR
Belli bir nedeni yok gidişimin...Öylece silmek geldi içimden yazılarımı ki zaten yoktular...Bir kaç tane kaldı...Arada uğramama vesile olsunlar. Yazı ve şiirlerimi okuyan, takip ettiğini bildiğim tüm değerli edebiyat dostlarına şükranlarımı sunuyorum. Yorumlarını, üşenmeyip zahmet edip, mail adresim yoluyla benimle paylaşan tüm dostlara da teşekkürediyorum.
Hepinizi çokkk seviyorum. Arada atışsamda, dokunsamda bam telinize sizleri seviyorum çünkü şiire ve yazıya aşıksınız herbiriniz. İşinizi gücünüzü bir yana bırakıp yaşama inat hala yazmak direncini buluyorsunuz kendinizde...
Yazmaya devam, belki başka yerlerde...Ama sanırım kendi kendime birşeyler yaparım bu saatten sonra. Neticede kişisel bir uğraşı bu...Elimde tamamlanmayı bekleyen öykü ve roman denemeleri var. Onlarla uğraşırım kim bilir belki bir gün ne bileyim altmış yaşımdada olsam, ölmeden görürüm diye...Yoğunum aslında çok hemde, bir yandan okul, bir yandan iş, bir yandan hazırlanan tezler, bir yandan diğer koşuşturmacalar...Çok mu bunaldım, çok mu daraldım...Bir nefes almak, belki hayata yeni pencerelerden bakmak ihtiyacı...
Yazılarımı okuyan, yorumlayan, kütüphanelerine alan herkesten önce özürdiliyorum sonrasında teşekkürediyorum. Kendi kütüphanelerim duruyor. İz yazar ve şairleri okamaya devam.
Lütfen saygısızlığımı mazur görün ve kişisel kararıma saygı duyun. Eğer benimle yazışmak isterseniz izedebiyat dostu olarak maillerinizi bekliyorum (bedirge@hotmail.com)
İz okur, İz yazar, İz şair olarak buralardayım...Ama daha seyrek.
Sevgiyle kalın...
Mutlu kalın...
Hoşça kalın...
NAİLE DUMAN, YAŞAR.
(Bedirge (İde))
(2002-2005)
***************************************************************
Ölümde Yakışır Bize
Gidiyorum,
yarım kalan sözlerin
merakına düştükten sonra
belki yaşanacak aşkların gizlisinde kalırım
belki kavgalara bilemem düşlere bulaşırım
meraklanma sen
yinede bir tutam güneş olacak koynumda
yeterki yeterki leke değmesin
gül tenli ellerimize
sevdalar yaşamak içindir
ölümde yakışır bize
soluk seslerini duydum aysız geceler
ılık bir tebessüm değildi
karanlık içinden seçmeye çalıştıklarım
değildi, bu yorgunluk benim değildi
ve ben artık seninle koşamam bağışla beni küçüğüm
ayaklarım uyum sağlamaz adımlarına
yüzlerce kavga bıraktım ardımda
üstelik bunlarda sen yoktun
çağlara iz düşüren tekil kahramanlar yoktu
bedeli peşin ödenmiş ömürlerin
kanlı ibareleri vardı sadece
yeterki yeterki leke değmesin
gül tenli ellerimize
sevdalar yaşamak içindir
ölümde yakışır bize
gidiyorum
sokak ışıklarında gölgeler büyüterek
belki varlığı ispat istemez bir kursun olurum
belki körpecik bakışlara kalkan olurum
meraklanma sen
yinede gözyaşların saklı kalacak
yeterki yeterki leke değmesin
gül tenli ellerimize
sevdalar yaşamak içindir
ölümde yakışır bize
binlerce kez koştum
sadece koştum
yıkık kentlerin enkaz bulvarlarında
nasıl koşulursa molozlar içinde
öyle koştum
ve şarkılar dinledim korkulu çığlıklı
ve içinde uçurumlar olan şarkılar
ve şarkılar söyledim inançlı
yürekli sevdaya durmuş şarkılar
yüreğimi kalkan ettim kanlı duruşlara sevdamı volkan ettim
hoşçakal küçüğüm
alnım ak başım dik gidiyorum
bilesin ki bazen ölüm de yakışır bize
-Ahmet Can Akyol-
(Şarkı formatındaki sözlerini yazdım orjinali farklı olabilir/paylaşmak istedim)
Belli bir nedeni yok gidişimin...Öylece silmek geldi içimden yazılarımı ki zaten yoktular...Bir kaç tane kaldı...Arada uğramama vesile olsunlar. Yazı ve şiirlerimi okuyan, takip ettiğini bildiğim tüm değerli edebiyat dostlarına şükranlarımı sunuyorum. Yorumlarını, üşenmeyip zahmet edip, mail adresim yoluyla benimle paylaşan tüm dostlara da teşekkürediyorum.
Hepinizi çokkk seviyorum. Arada atışsamda, dokunsamda bam telinize sizleri seviyorum çünkü şiire ve yazıya aşıksınız herbiriniz. İşinizi gücünüzü bir yana bırakıp yaşama inat hala yazmak direncini buluyorsunuz kendinizde...
Yazmaya devam, belki başka yerlerde...Ama sanırım kendi kendime birşeyler yaparım bu saatten sonra. Neticede kişisel bir uğraşı bu...Elimde tamamlanmayı bekleyen öykü ve roman denemeleri var. Onlarla uğraşırım kim bilir belki bir gün ne bileyim altmış yaşımdada olsam, ölmeden görürüm diye...Yoğunum aslında çok hemde, bir yandan okul, bir yandan iş, bir yandan hazırlanan tezler, bir yandan diğer koşuşturmacalar...Çok mu bunaldım, çok mu daraldım...Bir nefes almak, belki hayata yeni pencerelerden bakmak ihtiyacı...
Yazılarımı okuyan, yorumlayan, kütüphanelerine alan herkesten önce özürdiliyorum sonrasında teşekkürediyorum. Kendi kütüphanelerim duruyor. İz yazar ve şairleri okamaya devam.
Lütfen saygısızlığımı mazur görün ve kişisel kararıma saygı duyun. Eğer benimle yazışmak isterseniz izedebiyat dostu olarak maillerinizi bekliyorum (bedirge@hotmail.com)
İz okur, İz yazar, İz şair olarak buralardayım...Ama daha seyrek.
Sevgiyle kalın...
Mutlu kalın...
Hoşça kalın...
NAİLE DUMAN, YAŞAR.
(Bedirge (İde))
(2002-2005)
***************************************************************
Ölümde Yakışır Bize
Gidiyorum,
yarım kalan sözlerin
merakına düştükten sonra
belki yaşanacak aşkların gizlisinde kalırım
belki kavgalara bilemem düşlere bulaşırım
meraklanma sen
yinede bir tutam güneş olacak koynumda
yeterki yeterki leke değmesin
gül tenli ellerimize
sevdalar yaşamak içindir
ölümde yakışır bize
soluk seslerini duydum aysız geceler
ılık bir tebessüm değildi
karanlık içinden seçmeye çalıştıklarım
değildi, bu yorgunluk benim değildi
ve ben artık seninle koşamam bağışla beni küçüğüm
ayaklarım uyum sağlamaz adımlarına
yüzlerce kavga bıraktım ardımda
üstelik bunlarda sen yoktun
çağlara iz düşüren tekil kahramanlar yoktu
bedeli peşin ödenmiş ömürlerin
kanlı ibareleri vardı sadece
yeterki yeterki leke değmesin
gül tenli ellerimize
sevdalar yaşamak içindir
ölümde yakışır bize
gidiyorum
sokak ışıklarında gölgeler büyüterek
belki varlığı ispat istemez bir kursun olurum
belki körpecik bakışlara kalkan olurum
meraklanma sen
yinede gözyaşların saklı kalacak
yeterki yeterki leke değmesin
gül tenli ellerimize
sevdalar yaşamak içindir
ölümde yakışır bize
binlerce kez koştum
sadece koştum
yıkık kentlerin enkaz bulvarlarında
nasıl koşulursa molozlar içinde
öyle koştum
ve şarkılar dinledim korkulu çığlıklı
ve içinde uçurumlar olan şarkılar
ve şarkılar söyledim inançlı
yürekli sevdaya durmuş şarkılar
yüreğimi kalkan ettim kanlı duruşlara sevdamı volkan ettim
hoşçakal küçüğüm
alnım ak başım dik gidiyorum
bilesin ki bazen ölüm de yakışır bize
-Ahmet Can Akyol-
(Şarkı formatındaki sözlerini yazdım orjinali farklı olabilir/paylaşmak istedim)
İnsan gibi olmak, insan olmak güzeldir. Nazik olmak yapılan bir güzelliğe saygı duymak, hele de o güzelliğin içindeyken... Siz Sn. Kantarcı nasıl bu kadar duyarsız olabiliyorsunuz inanamıyorum. Sn. Özcan ve Bey olmayan ben Ömür İsfendiyaroğlu, İzedebiyat yazarları ve forum katılımcıları tarafından yapılan bir güzelliğin bölünmemesi için yazılan güzel dizelerin ve paylaşımların arasına bu tip maillerin girmemesi için nazikçe bir uyarı yapmıştık. Ama görüyorum ki nezaketten anlamıyorsunuz. Amacımız kimseye sınır koymak değil... Kaldı ki herkes her istediği yere yazmak istediği şeyi yazacak olsa bu forumda çeşitli başlıklarla sınırlandırılmazdı değil mi aklımıza ne gelirse yazardık. Tekrar ediyorum. Lütfen forumları amacına uygun olarak kullanın. Özel davetlerinizi, editör arayışlarınızı, saldırılarınızı, terbiyesizliklerinizi, bizleri ilgilendirmeyen özel övgü ve sövgülerinizi adı üstünde kişisel mail adreslerinden yapın. Herkesin özel maili var değil mi?
Hadi durmayın saldırın!
Mail adresimi yazar profilimden bulabilirsiniz.
Ben Ömür İsfendiyaroğlu'yum. Bn. Ömür İsfendiyaroğlu...
"beni bu siteden atmadıkları SÜRECE,
BURDAYIM.
BU SİTEDEKİ BAZI ZAVALLILAR DUYSUN."
bakın bu nazik duyuru, isa beyin "iki yalnız" adlı şiirinin giriş cümlelerini oluşturuyor:)
öyle anlaşılıyor ki, beyefendinin neyi nereye nasıl yazacağı konusunda ciddi sorunları var.. ya da bizler isa bey kadar "dayak" yemediğimizden olsa gerek, onun ince göndermelerini kavrayamıyoruz..
esra baykal'ın bir önerisi olmuştu: sessizlik..
biliyorum, kimsenin sinirleri hz.isa'nın sistemi kadar kuvvetli değil, henüz duyduğumuz küfürlere diğer kulağımızı çevirecek aşamaya gelemedi.. ama bu gidişle sanırım biz zavallılar, sabır yollunda nirvana'ya ereceğiz:)
SEVGİLİ AYŞEGÜL,
Kişiliği hedef alan YANGIN bir tarz sizinki.
Diğerlerini galeyana getirmek mi istiyorsunuz, bu size yakışmaz,
Öykücülüğünüzde, öykülerinizle, yazı ruhunuzla ilgili bir şeyler dinlemek isterim sizden,
Diğerinin faydası olmaz kimseye, zahmet edip benim ve diğer arkadaşların metnini okuyup eleştiri yapınız, siz ise o metnin başındaki bir cümleye takıldınız,
ben yazınca yazıyorsunuz, bana kafayı taktınız galiba.
SEVGİLİ ÖMÜR,
Ben sizi bir adam olarak biliyordum, ne bileyim, isimlere göre bir cins oluşuyor beynimde, meğer siz…
Yaşam bir mucizedir,
Mektup tarzında bir metin.
Buluşma.
Bu öyküden bir cümle:
Gövdemi, soğuk rüzgara karşı siper etmiş tüm anıları geride kalan birbirine paralel boş sokaklarda bırakıyordum.
BU CÜMLEDE NE ANLATILMAK İSTENDİ, CÜMLEDEKİ KARMAŞAYA BAKINIZ.
BULUŞMA ADLI ÖYKÜ, özgün güzel bir öykü, dili güzel, imgeler zarif.
ŞİMDİ,
Konuşma merkezi edebiyat olmalıdır,
Öykü
Şiir
Vs.
Sürekli pohpohlamak hiç iyi değildir, yazarın/ŞAİRİN hataları gösterilmelidir. Söylenmelidir.
Eğer karşıdaki insan ise, utanır, dayak yemiş gibi olur, benim ikinci aldığım eleştiri bunu sağladı, yani epey utandım,
Utandırmak iyi bir şey olmasa da bazen işe yarar, ben birini utandırayım amacıyla da yazmam, öykümü eleştiren usta da utandırma amacı gütmemiştir, iyi öykü, bilgili öykü adına yaptı bunu.
sevgiler...
sevgili naile hanım; düşüncelerinize saygı duyuyorum ancak şunu bilmenizi isterim ki değerli tecrübelerinizi paylaşma adına burada bizimle kalmanızı şahsım adına ve biliyorum ki birçok arkadaşım adına isterim. bu sitenin bir günde ziyaret edilme sayısı tahmin edersiniz ki çok yüksek. en azından bir kişi bile sizin yapıtlarınızdan yararlansa bu sizin için çok değerli bir kazanç olur. bunun farkında olduğunuzda farkındayım ama bir kere daha düşünmenizi rica ediyorum.
saygılarımla
"Anlamadığım bir dilde yazılı:"
Alıcılardan bir tanesi sunucu tarafından reddedildiği için ileti gönderilemiyor. Reddedilen e-posta adresi: 'yazisma@izedebiyat.com'. Konu 'iz', Hesap: 'mail.urosan.com.tr', Sunucu: 'mail.urosan.com.tr', İletişim Kuralları: SMTP, Sunucu Yanıtı: '550 5.7.1 (yazisma@izedebiyat.com)... we do not relay (nida@urosan.com.tr)', Bağlantı Noktası: 25, Güvenli(SSL): Hayır, Sunucu Hatası: 550, Hata numarası: 0x800CCC79
"Yukarıda ne yazıyor"
Merhaba Arkadaşlar;
Üç - dört yıl önce yazdığım ve dolayısıyle o günden beri onlarca yorum alan, yetmiş - seksen kişi tarafından kütüphaneye kaydedilen "Her Yağmurda" adlı şiirimin birinci sırayı uzun süredir işgal ediyor olması, haklı olarak birçok arkadaşı rahatsız ediyordu.Bu konu ile ilgili, şiirimin altına eleştiriler yapılıyordu......Yıllar önce yazılan şiirin, hâlâ sıralamada durması, aslında beni de rahatsız ediyordu..
Birkaç yıl önce yazılan şiirin hâlâ sıralamada durması, gerçekten hoş değil.İlk yazıldığında, o günki şiirlerin arasında belki en güzeli oydu.Ama o günden sonra yüzlerce şiir yazıldı.Eski şiirlerin, yeni şiirlerle aynı kulvarda yarıştırılması haksızlık.Çünkü eski şiirin yorumu fazla, okuyanı fazla, alındığı kütüphane sayısı da fazla.Yeni yüklenen bir şiir, ne kadar güzel olsa da; hep eski şiirin gerisinde kalır okunma sayısı, yorum sayısı ve kaydedildiği kütüphane sayısı bakımından.Yani, sıralama konusunda uygulanan yöntem bence yanlış.
İşte bu nedenlerle şiirimi silmeye karar verdim ve sildim.Sitedeki çok güzel şiirlerin ve bu şiirlerin şairlerinin, benim yüzümden haksızlığa uğramalarını engellemek için sildim......Bugüne kadar neden mi silmedim? Şiirime yorum yapanlara, kütüphanesine alanlara saygısızlık olmasın diye....Yine birkaç yıl önce yazdığım şiirim liste başı olursa, onu da sileceğim.
izedebiyatı seviyorum.Yazarıyla, okuruyla, yönecileriyle.......Herkese sevgiler....