iyi günler. Benim sorunum yazılarımın "son eklenen düzyazılar" bölümünde görünmemesiyle ilgili... 2. yazım ve 5 gün önce yazmış ve yollamış olduğum yazılarımı "son eklenen düzyazılar" kısmında göremedim. bu benim için bir sorundur ve bu sorunun ilgililerin düzeltmesi gerekmez mi?
Saygılar...
İzEdebiyat
84 görüntülenme · 526 ileti
YAZDIĞIM YAZILARI SİTENIZDE BULUNAN KISIMDAN UYE OLDUGUM HALDE
ILETEMIYORUM....NE YAPMAM GEREKIYOR?????
YAZI EKLE KISMINA GELIYORUM.YAZIYI AKTARIYORUM KAYDET DIYORUM...
KARSIMA CIKAN BOMBOS BIR BEYAZ SAYFA ??????
SEBEBINI OGRENMEK VE YAZILARIMI SIZLERE BASKA NE SEKILDE ILETEBILIRIMIN
CEVAPLARINI MUMKUNSE MAIL ADRESIM VAR ORAYA BEKLIYORUM...
SAYGILARIMLA
İzedebiyat Dostları Merhaba...
Zamanın ayazdan vurgun yediği bir gece vaktiydi. İşte ilk o zaman yerleşti dizelerim, kimi yakın kimi uzak okuyucuların, yazarların(!) arasına. Koca bir mevsimi tükettik(!) burada. Geçip giden aylar, kelimelerin ve cümlelerin yorgun düşüşüne, çırpınışına, serzenişine vs. şahit oldu. Sanırım onların da bir duygusunun olabileceği gerçeğini göz ardı ettik. Savaşlar açtık nedensiz yere. Egolarımız çarpıştı yer yer. Anlatmaya çalıştık “asıl” düşlerimizi, düşüncelerimizi ve belki de sadece çalıştık…
Çark her zamanki gibi işliyor yurdumda; hiçbir değişiklik(!) yok. Gidenler, kalanlar, geri dönenler var. Hep de olacak. Olsun, olsun fakat değer faktörü unutulmasın.
Şimdi kelimelerimi de yanıma alıp bir uzun yolculuğa çıkıyorum. Giderken yanımda götürdüklerime, bir zaman “değer” gösterip kütüphanelerine alanlardan affımı isteyerek. Yaklaşık yirmi yedi yazımı siteden çıkarttım ve şimdilik dört tane yazımla sitedeyim.
Teşekkürler:
Sayın:
Kamuran Esen,
Gönül Sevinç,
Yeşim Kırlı,
Gökçehan Daçe,
Orkun Atila,
Aylin Antmen,
Levent Saral,
Ali Hazma,
Mehmet Aydın,
Ahmet Şahin,
Kaan Özer,
Özge Gündoğdu,
Recep Akkaya,
Mutlu Hasbolat,
Erkan Çetin,
Ayşegül Engin,
İlyas Emre Öncü,
Funda Bilgili,
Ve adını hatırlayamadığım, bilmediğim diğer tüm izedebiyat dostları… Yürek sözü çok cana(!) dokundu ancak; yine de her şey için yüreğinize sağlık…
Sevgi ve Saygılarımla...
Sevgiyle Kalın…
Burcu Yıldızer….
vedalaşma bizimle...
gittiğini görmeyelim.her gidişin bir dönüşü var derler ama buruk oluyor vedalar işte.
sevmiyorum vedalaşmayı...sevmiycemde...
neden Burcu?
nasılda alışmıştık nasılda kısacık bir zaman diliminde kaynaşıp dost oluvermiştik...
gözlerimiz tanıdık isimlerin yazılarını aramıyormuydu...ben değilmiydim sana "yazıların beni derinlere sürüklüyor" diye...
unuttunmu ben sonbaharda hep hüzünlü sense hep mutluydun.bundandı sana sonbaharın kızı değişimiz.
lütfen bu gidişin bir dönüşüde olsun...
arkandan bir kova su döküyorum Burcu çabuk dönesin diye...
ve gözlerim daima yazılarını arayacak...
döndüğünde sana hoşgeldin demek ümidiyle...
gittiğin yerlere bizdende ışık götür.ve hep gülümse :))
DOSTÇAKAL
Sevgili arkadaşlar,
Yaklaşık iki aydır yazılarımın yayınlandığı izEdebiyat sitesine "yazar" olarak veda ediyorum. Elbette bir okurunuz olarak siteyi takip edeceğim... Yazılarıma bir başka site/dergi de devam edeceğimden ve bir yazarın aynı yazılarının bir çok yerde yayınlanmasını şahsen eleştiren biri olduğumdan böyle bir karar almayı uygun gördüm...
Yazdıklarımı yayınlayan ve eleştirilere kulak veren site yönetimine, sitede emeği geçen herkese, yazdıklarımı değer bulup yorumlayan ve kütüphanelerine alma inceliği gösteren arkadaşlara gösterdikleri ilgi için çok teşekkür eder tüm izEdebiyatçılara iyi çalışmalar ve esenlikler dilerim.
Sevgi ve saygılarımla,
Erkan Çetin
Sevgili Erkan Bey;
Yazılarını severek okduğum bir yazarın izedebiyat'tan ayrılması beni hep üzmüştür.Sizin gidiyor olmanıza da üzüldüm.Yazdığınız sitelerde sizi izleyeceğim.Ama burada olmanızı tercih ederdim.Yine de aldığınız karara saygı duymam gerektiğini düşünüyorum.Başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim.Güle güle Sevgili Erkan Çetin........
bu ilk foruma katılışım.başka insanları sorgulayan, eleştiren ,yargılayan biri olmamaya özen göstermekten yanayım.yapıcı, geliştirici ve motive edici olmak varken tersi olmanın kime ? ne ? faydası olabilir ki...
izedebiyatta her seviyede yazan arkadaşlar var.kalemi çok güçlü olan da var ,çalakalem yazan da...ben hepsine saygı duyuyorum. sonuçta paylaşmak adına burdayız. ne dünya çapında kitapları birkaç dile çevrilen kişileriz, ne de kitapları yok satan yazarlarız.paylaşmak,daha iyisini öğrenmek ve üretmek için burdayız.bu dinamik süreçde lütfen makul olmaya özen gösterelim, birbirimizi yapıcı ,geliştirici ve motive edici tarzda yorumlarda bulunalım.laf olsun diye değil...
saygılarımla..zeliha gökkan
bir süredir izedebiyat ailesine katılmış bazı şeylerin olabileceğine inanmıştım.
dökülen yapraklar karşısında sessiz kalamayacağım. dile getirmek istediğim şeyler var elbet ama her kelimemin ardında öyle büyük nefretler yatıyor ki, düşüncelrin birleştiği bu temiz ortamı da kirletmeye çalışanlara takdir edersiniz ki davul zurna az gelir. bu konuyla alakalı zaman zaman okuyup kendimi sorguladığım bir karalama mahiyetindeki yazımı sizlerle paylaşmak istedim. Link verip çok okulanlar listesinde filan yer alması gibi bence saçma bir düşünce aklınıza gelmemesi için buraya ekliyorum. sevgilerle
NE KADARSINIZ?
Bana “ben” diye bilirim, anlat desen o kadar çok şeyler anlatırım ki hakkımda sayfalarca dökerim önüne ne istersen. Ne kadarı tatmin eder ki seni. “ben” ile başlayan cümlelerin karşıdaki insanın üzerinde bıraktığı etki fazla olmasa gerek. Söz her zaman çare değildir anlatmaya her şeyi. Kaleminiz ne kadar kuvvetli olursa olsun, yaşadıklarınızı, hissettiklerinizi tam anlamıyla aktarmanız imkansızdır. Sancılarınızı hissettirebilirsiniz belki, ama bir ölçüde, asla onu siz yapamazsınız. Herkes kedisinin yükünü taşır ancak. Dostluk boyutunda yaşanan bir arkadaşlıkta da dostunuzun her şeyini bilirsiniz, onun yaşantısının her karesini izlemişsinizdir ama yine aynı noktada takılırsınız;
Asla o olamazsınız.
Siz sadece kendinizi kaldırabilirsiniz.
Hiç düşündünüz mü siz kaça satardınız arkadaşlarınızı? Bütün tanıdıklarınızın bir fiyatı sizde saklamayın bunu. Hepsinin üzerinde bir fiyat, verip almışsınız onu, o da sizi almış tabi, peki kaça çıkartırdınız elinizden.
Gerçeklerden kaçmayın!
Benim ne kadar fiyatım var diye düşünün bir kere arkadaşlarınızın gözünde. Ne kadar ederim. Öz eleştiri sadece size has bu, çekin kendini tenhalarınıza,
Ne kadar?
Tartının diğer ucuna bakın sizden neler neler var;
Bencilliğiniz, sakladığınız gülücükleriniz...
Yoksa hiç ağırlınız yok mu?
Gözlerinizi ufuklardaki dalgalardan çekin oradakilerin zararı ne ki, siz kıyınıza vuranlara bakın bir kere.
Düşüncesizce savurduğunuz sözler, hareketleriniz sizin için normal ve doğal. Zaten bunları yapan sizsiniz. Taksanıza arkadaşlarınızın gözlüklerini, gördükleriniz sizin yaptıklarınız, sakın şaşırtmasın izledikleriniz, İşte onlar doğal davranışlarınız.
Kaçmayın kendinizden, değişmeyecek bir şey var o da doğmuşuz bir kere, hani geri gidebiliyor muyuz? Yaşam olumsuzluklara ayak uydurma sanatıdır dostum bütün solukların bir fırça vuruşu, resmini çizersin kendinin ve sonra alır başını kaçarsın. Çizdiklerine bakar insanlar, kimisine kitaplar yazılır nesillere anlatılır. “o böyle çizdi” diye. Kimileri de vardır ki onlara “kimisi” diyemem çünkü “kim” bile olamazlar, sayısızlardır.
Hayatınızın karşısına geçip hiç gülmeyi denediniz mi?
Deneme-yanılma oyunu mu bütün bir ömür?
Ciğerlerinizdeki nefesiniz ispatlıyor bir ölçüde yaşadığınızı. En azından yer kaplıyorsunuz şu evrende. “yaşamak” bu mu?
Her nefes alan yaşar mı?
İnsan ki maddi imkanları veya imkansızlıkları ne olursa olsa olsun,
İnsan ki evrenin hangi karesinde olursa, bu kara toprağın altıda olur bir anne karnı da,
Eğer seviliyorsa başka bir nefes alan tarafından,
İşte o yaşıyordur. Ölümsüzdür, boyutların farklılığı sevgiye engel değil, yaşamaya mani değildir asla. Kalbim sadece kan pompalayan bir organ olsaydı, beynim sadece ihtiyaçlarımı karşılamama yardım eden bir parça olsaydı bende, ne yazardı bunları ellerim ne de her yazdığını yaşardı düşlerim.
Siz ne kadar yaşıyorsunuz?
Yoksa tartınız mı bozuk çıktı(?)
Saçma değil mi yazdıklarım çünkü size uyan kelimeler değil bunlar, itici cümleler canım edebiyattır yaptıklarım. Olmak için olduğunu sanmak, basamağın önünde geçmek isteyip sadece hayal etmek gibi. Hayaller ülkesinde gezegenleri dolaşsanız da ayağınızı bir adım ileri alamazsınız, çünkü adım atabilmeniz sarf edeceğiniz güce bağlıdır. Aklınıza gelebilecek her şeyin bir fiyatı vardır. İşte merdivenleri tırmanmanın da ücreti harekettir. Ama hayaller adım atmanın öncesinde gelir, işte nirengi noktası, herkesin başaramadığı da bu ya. Hayaller ulaşılmazdır ama unutmayın;
İnsanda imkansızlıkları yaşayabilme özelliğine sahip bir canlıdır.
Tozlu raflardan çıkartın şu düşüncelerinizi, düşünmeden parazit gibi yaşamdan ne verebildiniz kendinize.
Sadece karın tokluğu yeter mi?
Etrafınızdakiler ne kadar fiyat biçmiş size,
Kaça sizin kilonuz dostum?
Yoksa ihraç fazlası kaldırım tezgahları mı yeriniz?
“Zembil” derler büyükler.
Yoksa siz Zembille inenlerden misiniz?
Hint kumaşısınız ya metreniz ne kadar sizin,
Taklit misiniz yoksa. İlk yıkamada solan cinsten.
Aklınızdan çıkmasın sizin; sadece iki tane ayağınız ve bunu yürütecek bir tane beyniniz var. Başkasının ayaklarıyla koşmak isterseniz onun yorulduğu yerde yorulursunuz. Ve ilk atılan siz olursunuz kenara.
Sen, sana yetecek kadar sadıktır her zaman,
Sen, sana asla ihanet etmez, sen ihanet ettirirsin.
Sen, seni tam olarak anlayan tek insandır unutma.
Seni sana şikayet etsen,dinlesen kendini biraz,
Belki sana fısıldayacağı bir şeyler vardır, ne dersin?
Değerli arkadaşlar, Birincisi siteden kaldırılan yazım şiir değildi. Zannedersem okuduğu her dörtlüğü şiir zanneden bir arkadaşımız bu kanıya vardı. Irkçı içeriğe gelince, yine yazımı kaldıran arkadaşımız sınırlarını zorlamış. Bence kapasitesine bu değin yüklenmemeli. Yukarıdaki ibare bu sitenin tarzı değil. Çünkü daha öncede bazı yazılarımla ilgili görüş alış verişinde bulunulmuş ve hiçbir zaman nezaketten taviz verilmemişti. Yani yazımı beğenmemiş, ırkçı bulmuş olabilirsin. O halde neden siteden tamamen kaldır mıyorsun? Başlığını bozup, içeriğini silip birde "ırkçı" yaftasıyla taçlandırıyorsun. Amacın ne? Her kimsen "ben buradayım"mı demek istiyorsun? Yoksa katranlayıp, tüylediğini hayallediğin ismimi sana verilmiş yetkiyi aşarak afişe etmek, attığın çamuun içine yatırmak mı istiyorsun? Değerli arkadaşlar, Bu olayı şahsileştirmektir. İşgüzarlıktır!.. Düşünün hiç yazımı okumamış bir insan "ırkçı" uyarısını görünce neler yazdığımı nasıl canlandırır kafasında? Bu onda diğer yazılarıma karşı da baştan bir ön yargı oluşturmaz mı? Yineliyorum, ırkçı bulduysan kaldırırsın siteden, yazarına da tarsın nezaketen bir mail, olur biter. Bunu uzatmanın, yazıma ibareler koymanın ne mantığı var? Yok, yok, yok!.. Sonuç olarak mantığın olmadığı yerde benim hak aramamında bir esprisi maalesef yok!.. Hoşça bakın zatınıza... Bilgehan Buğra
Bir yazım silindi. Bununla yetinilmedi birde yazıma "ırkçı" etiketi eklendi. Bu da yetmedi yazım bu etiketle afişe edilmeye devam ediliyor. Kim bu kararı veren? Bunu öğrenmek en doğal hakkım. Ancak ne maillerime cevap veriliyor ne de bu forumdan açıklama yapılıyor. Geçmişte nezaket vardı. Her tasarruf yazara maille bildiriliyordu. Şimdi bundan eser yok. Büyüyen İzedebiyat yoksa bütün prensiplerini kendi belirlediği bazı editörlerin keyfine mi bıraktı? Bu soruların cevabını istiyorum ve bu işin peşini bırakmayacağım. Burası bir linç arenası değil, düşünce platformu. Bunun dışında hareket eden her kimse ortaya çıkacak. Burası herkese mal olmuş bir site. Kimsenin kompleslerini tatmin edeceği çiftliği değil!..