İlk Roman
109 görüntülenme · 463 ileti
Yıllar önceydi dışarıda gün batımının o kendine özgü sanatçı duygusu hakimdi havada mor la turuncu gökyüzünü paylaşamıyor sanki kavga ediyorlardı güneş heybetli gövdesinin küçük bir kısmını göstererek veda ediyordu.uçsuz bucaksız otlarla örtülü bayır insana koşma isteği veriyordu dünyanın büyüklüğünü gösteriyordu insana ne kadar özgür olduğunu anlatıyordu.havada baharın gelişine kışın gidişine haberci kokular insana başka duyularının olduğunu da hatırlatıyordu.Rüzgar vadideki tüm otları yana yatırmış önünde eğiyor gücünü doğaya ilan ediyordu.
Plastron rüzgarın artmasıyla vadiye rasgele dağıtılmış evlerden birine girdi,bu ev brindılast ormanından kesilmiş odunlarla yapılmıştı küçük 3 odalı bir evdi her ne kadar bir insan tarafından yapılmış olsa da vadinin muhteşem doğasında hiç göze batmıyordu bu evin yanında bide kanatları yüzlerce kez yamanmış yinede çok işe yarayan bir pervane vardı bununla plastron un eziyor birtakım tahıllar eziyor veya deney yaparken kullanmak için topladığı esrarengiz bitkileri öğütüyordu.Blastron genç çok yakışıklı olmayan uzun güçlü kumral mavi gözlü yüzünde hayatın imzasını taşımayan biriydi.Zaman kuyusunda dibe vurmamıştı daha çok yüksekteydi.
Plastrona göre zaman kuyusu diye bir şey vardı bu kuyuda düşmeye doğunca başlıyordu düşmeyi durdurmak imkansızdı kuyuda ilerledikçe kuyu düşeni tamamen değiştiriyordu düşünceleriyle tipiyle tamamen farklı birine dönüşüyordu insan ne kadar düştüğü saatlerle takvimlerle ölçülüyordu bu kuyuda yukarıya çıkmak imkansızdı bu kuyunun dibi yoktu bu kuyuda düştükçe kuyu insandan bir şeyler alıyordu aynı zaman da veriyordu ne alıp verdiği insana bağlıydı düşene.
Plastron evine girdi içerde iç bayan bir yemek kokusu vardı dışarıya çıkmadan önce evindeki küçük şöminenin üstüne bir tencere yemek koymuştu yalnız plastron eve geç geldiğinden yemeğin dibi tutmuş eve pis bir koku hakim olmuştu plastron yüzün belli belirsiz bir şekilde ekşitti.Camları tozdan saydamlığını yiğit irmiş pencereyi kaldırmak için odanın köşesine doğru yürüdü pencerenin altından tutarak yukarıya kaldırmaya çalıştı bir kere denedi bir kere daha pencere çok kötü sıkışmıştı. plastron çok dağınık biriydi bu dağınıklık fikirlerinde de yaptığı işlerde de kendini hep gösteriyordu bu dağınıklık tembellik kaynaklanan bir şey değildi bazı insanlar üşendikleri için sırf tembellikten dağınıktırlar işlerini eşyalarını toplamayıp derlemeye yürekleri yetmez ama bazıları ise yani plastron gibilerin enerjileri her şey için her zaman vardır ama bazı şeyleri yapmaya beynen hazır değillerdir bu tembellikten de öte bir şeydir bir hastalık gibidir plastronu hayatına bu hastalık
İmzasını atmaya çoktan başlamıştı ve bu imza gittikçe derinleşiyordu gittikçe hayatının direksiyonunu eline alıyordu.Fakat plastron bunun farkında değildi bu hastalığın hayatına nasıl yön verdiğinin farkında değildi .
Plastron pencereyi sıkıştıranın muhtemelen onun oraya atığı bir kağıt parçasının olduğunu fark etti.kağıdı çekip çıkartınca pencere yağ gibi kayıyordu.Bu dağınıklık plastronun zamanını yemişti işte ne yapacağına o değil de hastalık karar vermişti.
Aslında bu hastalık plastrona fiziksel hayatında zorluk çıkartıyordu.Yüzeysel olarak baktığımızda dağınık işte bunun her yaptığı da dağınıktır zaten dağınıklığı giyiminden de anlaşılıyor .Diye düşünüle bilir ama bu hastalığa sadece dağınıklık olarak mı bakılmalıdır.Öncelikle plastron gibi birinin bir olaya bakış açısı şu şekilde olamaz
Bana şöyle gösterdiler o zaman bu da böyle olmalı bunu şuna vermeliyim çünkü bana vericilik iyidir dediler dağınık olmamlayım düzgün olmalıyım her şeyi inceden inceye yazmalıyım bunu es geçersem olmaz bunu öğrenmesem olur çünkü bana gereksiz dediler benim yapmam gereken bu başka bir şey yaparsam yanlış olur.Bu şekilde yapan birinin diğer insanlar gibi yapan birinin diğer insanlardan farkı olmaz ama yinede hayat kendine uyanı sever.
Diğer yandan plastron hayatın monotonluğundan kurtulmuştur ama sıradan olmak yegane günahtır sözü ancak sıra dışılığı bir şeye dökünce bir deneye bir esere bir heykele dökünce işine düşüncene dökünce işe yarar ama bu sıra dışılık ama bu hastalığın yan etkileri de çoktur insanların çoğundan farklı olmak aynen küçük yaratıların büyük duvarın üstüne çımaya çalışmaları gibidir ama onların anatomileri buna müsait değildir ve bu yaratıklar duvardan uzaklaşırlar veya bir elmas bir elmas doğada aynı değersiz bir çakıl taşına benzer ancak kırıp içi açınca ne kadar değerli olduğu anlaşılır ve bu plastron gibilerin içlerinin ne kadar değerli olduğunu göstermek için dağınıklıklarını bir şeylere dökmeleri gerekir.
Bulunduğu konumda kendisini ifade edemeyen, kendisi gibi var olamayan o kadar insan var ki...
Bir şekilde ses vermek, sesine ses almak arzusu o insanları internete itiyor olmalı. Dar bir alana sıkıştırılmış, hapsedilmiş parlak zekalar, derin yetenekler sessiz çırpınışlarına çare olarak bu sayfaları buluyor olmalılar.
Ben bu dünyaya yeni girdim ve bu dünyanın yabancısıyım. Gerçek dünyanın kalabalığından ve yalnızlığından çok farklı değil. Farklı olan sadece kiminle konuşacağına, ne konuşacağına kendin karar veriyor olman.
Roman yazıyorum, iyi mi kötü mü yazıyorum bilmiyorum. Çevremdekilerin bunu değerlendirmesi de mümkün değil. İnternet bir imdat oldu.
insanlar yasamamk yasamak diyolar yasamak ne sizce arkadaşlar siz ne için kim için neler yapıyosunuz ... bence herkes kendini ifade edebilmelii hele de su toplumda okadar boş işler yerine hepimiz gusel şeyler için ugrasalım edebiyat şiirler cok gusel seyler artık sizlerle paylaşmak istiyorum şiirlerimi yazılarımı işallah bunu faydası olur bana...............EMİNE KESER
hergün umutla uyanıp o umdun yok olmasıı ve hergün bekledigin ışıgın yanmaması gecneniin bitmeyen karanlıgında tam bogulurken sizin elinizden tutup yönlendiren varmıydı ? böle dudrumlarad tam oldu derken vazgecmek gibi bi şey olsa gerekk zaman geciioo dakkikalar hızla ilerliyo fakan neden herkes bişeyin cabasını veriyokii umutsuzluk içinde umut arama en iiyisi bence siz kendinize bakın cevrenize bakın mutlulugu yakalarsın emin olun her sabah kalkıpp bugün çok gusel olacak dediginiz an zaten herseyin basalanguç nokatası olacak vede ogün işte siz artık kendiniz olacaksın tek bi nokta baskasında deilde kendiniz de arayın mutlulugu baskası sizin içindeilde siz kendiniz için bişeler yapıı işte ozman sizz acılarınız unutup kendi kaderinizi çizin kader deriz ama bazen biz kendii kaderimizi çizioruz oyüzdan başakasını deil kendinizi sevinn bunları yapın ve işet BEN BUYUMM DİYEBİLİNN SEVGİLİLERLE....
bir sabah kalkarsınız ve gün yine başlamıştır. artık iyice kendinizi soyutlamışsınızdır dünyadan. hayatınız yemek yemek nefes almak ve uyumaktan ibarettir. bırakın tat almayı artık yaşadığınızdan bile emin değilken bir gün önünüzde boş kağıdı elinizde kalemi bulursunuz. işte bu dersiniz. yazacağım ve sonsuzluğa hiç susmayacak çığlığımı atacağım. ve birden dilinizin ucunda hoşunuza giden bi tat oluşur. yazdıkça büyüdüğünü hissettiğiniz ve bildiğiniz... artık yaşamaktasınızdır ve tüm dünyanın hükmedeni sizmişcesine gülümsemektesinizdir...
Bir sabah kalkarsınız yine yağmur var şehirde
Şehirde bir telaş var, şemsiyeleri uçuran bir rüzgâr
Islanmamak uğruna buruk bir kaçış
Birikintilerin altında yüzlerce çukur
Vitrinlere bakan yüzler taranmak için asıl
Heybetli bir fırtına bu kaçış nasıl
İki susam tanesi parmaklarının ucunda
Son demini öperken dudakların
Gevrek simit kadar güzeldi çayın
Bir vapur telaşı…
ve yine ben... bütün benliğimle ve bütün kendimliğimle sizinleyim. bilmenizi isterim ki ben acemiyim. bunlar benim ilk toplu cümleciklerim. korkuyorum beğenilmeyeceğini düşününce bu yazıları yazmaya. ama bu tıpki şöyle bi durum; birgün bi arkadaşınızla onun antremanına gidersiniz. bi kız basket takımının antremanı. ve takımın forvetlerinden birini görürsünüz. adı egemdir ve gözleri yeşildir. işte aşık olmuşunuzdur. artık kim sizi ona aşkınızı haykırmaktan alıkoyabilir. ne kadar korkarsanız korkun reddedilmekten, siz yine de gideceksinizdir onun diğer antremanına onu görüp, ona haykırmak için. yazmak ta bunun gibi işte. benim daha karşılığını alamadığım aşkım gibi. onun için korkmuyorum yazmaktan, aşık olmaktan ve nefes almaktan. ve size ilk savaşına çıkan onsekiz yaşındaki bir savaşçının ölüm korkusu dolu cesaretiyle haykırıyorum.... bende yazacağım....
ben bir bahtı kara, sizde vurmayın artık bana, hayatı çekerek öğreniriz, ama ben ölerek öğrendim. bir gün gidiyodum yolda önümü kestiler şiir yazdım diye sonra dövdüler beni, ama ben pes etmedim gine yazdım şiirlerimi siz belki bilmessiniz bunları, sanki ben öldüm o zaman bu yüzden siz beni tanıyın msn nizi verin arkadaş oluruz. si,zde beni anlarsınız o zaman.,
bir kız sevdim ayyaş işte derdim budur kardaş
Merhaba dostlar.
Henüz yayımlatmayı denemediğim yazılarımı korumanın yolunu arıyordum. Neredeyse altı aydır internette dolaştım, sonuçsuz uğraşlar verdim. Sonunda başardım. Noter tastiği denen o büyük sıkıntım artık çözüldü. Yalnızca bunu paylaşmak için buradayım. Birilerine yararı olur muduyla...
Tescil hakkı olarak www.google.com u ya da www.kulturturizm.gov.tr 'yi deneyin.
Herkese yazı hayatında başarılar dilerim.
Bir solukta havaalanından buraya geliverdim işte..
Elimde tek kişilik lacivert valizim..Papatyalar kadar masum , beyaz boyalı begonya kokulu
evlerin..galaksisine ...
Bağlamalarla bazukalardan çıkan akustik notalar dans ettikçe bulutlarda..,
romantizmle içiçe geçireceğim bu harika tatilin güzelliğini şimdiden yüreğimde hissettim..
Kadın ..buz gibi donmuş bedeniyle artık bitti dediği ilişkiye dönerek son bir kez baktı..odanın tam ortasında bir zamanlar onun için çok değerli olan ..perdelere...buz mavisi koltuklara ve şark halısına..
her ilmeğinde yüreğinden çözgüler atılı olan ..,her ilmeğine desen desen göz attı ..
Gözpınarlarından sicim,.. sicim akan gözyaşlarını ;acele bir hareketle sildi ve ışığı söndürdü..
Kimseye haber vermeden çekip gidecekti..
kendisinin bile bilmediği..karar vermediği bir yerlere..usulca adımlarla..sadece tek bir çanta alarak yanına..., yıllarını geride bırakarak..
yazınızı büyük beyeniyle defalarca okudum çok hislendim..gerçektende sanki o anı yaşadım.. buz gibi donmuş kadıncağızınbitmiş ilişkisine bakışını yaşadım adeta..çok güzeldi tebrikler..o anı yaşadım .. o kadının gözlerinden yaş gelmedi benim gözlerimden yaş geldi sicim sicim.. dur ağlama demek geldi içimden sizin kahramanınıza ..ağladığınız geceleri kalbinizdeki acıları çekinmeyin bana getirin siz tükenmeyin beni bitirin diye haykırma istedim .. gerçektende bırakın romanı değme yeşilçam filmlerinde bulamayacağımız senaryonuz çok değişik enreresan geldi bana tekrar tebrik ederim yanlız bir yerde anlaım bozukluğu var yanılmıyorsam usulca adımlarla demişsiniz halbuki usulCACIK denmesi gerekmezmikine yanılsıyormuyum umud ederim yanılgıyomdur.. hörmet efendim...
Ben Emre yazarlıga 2006 nın ocak ayında başladım bir heves bir işhah sonlarına geldim son 30 sayfa gibi bir şey söz konusu ama asıl sorun bildiginiz gibi kitabı yayınlatmak ama demin okudugumda hevesim neredeyse kırıldı üzerine basılan bir papatya gibi canım acıdı açıkcası ümidimi kırmadan yazacagım umarım ilerde yayınlanır vede sizin gibi mestektaşlarım ile bir çatı altında bulunmak son derece güzel inş kitabıma bir çare bulurum yoksa gerçekten üzülecegim ben roman yazıyorum
herşey için teşekkürler...
Ben Emre 19 yaşındayım yazarlıga 2006 nın ocak ayında başladım bir heves bir işhah sonlarına geldim son 30 sayfa gibi bir şey söz konusu ama asıl sorun bildiginiz gibi kitabı yayınlatmak ama demin okudugumda hevesim neredeyse kırıldı üzerine basılan bir papatya gibi canım acıdı açıkcası ümidimi kırmadan yazacagım umarım ilerde yayınlanır vede sizin gibi mestektaşlarım ile bir çatı altında bulunmak son derece güzel inş kitabıma bir çare bulurum yoksa gerçekten üzülecegim ben roman yazıyorum
herşey için teşekkürler...
Adıyaman'dan herkese selam ve sevgileler sunuyorum.Roman yazma düşüncemi kuvveden fiile çıkarmaya karar verdim.Bu konuda önerilerinizle yardımcı olursanız sevinirim.Romanda kendi hayat mücadelemi belli bir dönem aralğı içinde anlatmayı planlıyorum.
Belli kesitler içinde geçmişe gidip gelmeyi, anlatıma sondan başlayıp başa gitmeyi, anlatım tarzı açısından kendi kendimi konuşturmayı .......gibi daha bir çok konuda önerilerinizi almak istiyorum
Cevaplarsanız sevinirim
selamlar