"En iyi edebiyat, okuyucunun 'Bunu ben de yazabilirdim!' diye düşündüğü, ama asla yazamadığı edebiyattır." - Oscar Wilde"

Yanlış Anlama\*

P. Aumüller'den bir mizah öyküsü.

yazı resim

Sınırlar hep tartışılır. Dünyanın her yanında, yakın çevremizde, geçmişte ve günümüzde. Böyle bir tartışma çoğunlukla hem para hem de zaman israfına neden olur.

Yukarı Bavyera’nın uzak bir köyünde bir defasında iki tarla arasında bulunan sınırların tartışılmasında olduğu gibi. Kuşaklar boyu sınır taşlarının görünür olmaması kimseyi rahatsız etmemiştir. Tarlalar babalar ve büyük babalardan alışıldığı üzere sürülmüş ve ekilmiştir. Fakat günün birinde tarlaların eski sahiplerinin torunları arasınsa bir kavga patlak verir. Öyle ki kaymakam duruma el atmadan çözüm bulunamaz.

Ne yapmalıdır? Araziyi yeni baştan ölçmek mi gerekir? Bu belki de en güvenilir yol olacaktır. Fakat büyük masraflara yol açmak istenmemektedir. Bu nedenle kâtip, belediye başkanına yazmak üzere görevlendirilir. Başkan konuyu köyün en yaşlılarıyla görüşmeli, onların eski sınırları hatırlamasını sağlamalıdır.

Belediye başkanının yanıtı gecikmez. Fakat yazı kaymakamın önüne konulduğunda adamın nutku tutulur. Çünkü kâğıtta şunlar yazılıdır: “Köyün en yaşlıları maalesef belirtildiği gibi sorgulanamamıştır, çünkü köyün en yaşlı insanları uzun yıllar önce ölmüştür.”

*) Hans-Joachim Arndt: Texte zum Lesen und Nacherzählen, 10. Aufl., Max Hueber Verlag, München 1984, s. 12-13.
]

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön