Susarım, yâr incinmiş derler;
Mecnun’dur, yolları bağlanmış derler.
Kor ateşlerde yanmış derler,
Bir ömür geçer sinede yara derler.
Bir gönüle sığamayan o erler,
Hâl diliyle dertleşir koç yiğitler.
Hummaya tutulmuş melâmeti güzeller,
Gözde yaş kalmamış, derkenar derler.
Yalın ayak koşarım, eremem yâra;
Kış günü kanar, doluya tutulur yara.
Yaş dökülür o çeşm-i fettana,
Varamaz serzenişler o nazlı yâra.
Sual ederim o mah-ı devrana:
"Mecnun’dur, yolları taşlı." derler.
"Kor ateşlerde bencileyin yanmış." derler.
"Kâmil olmayan sırrına eremez." derler.
Gel seninle varalım biz Mengücek iline,
Kul Hakan’ım, çırpınıp durulmaz geride.
Kelamı saçkıdır, saçılıp öteye beriye;
Mâşukun indinde pul oluptur, düşer geriye.











