"Eğer yazdıklarım anlaşılmıyorsa, sorun bende değil, okuyucunun yeterince kahve içmemiş olmasındadır." - Franz Kafka"

İşkence Zamanı

yazı resim


Sanma ki, korku filminden bir kare
Karanlık, rutûbetli, dar, taş hücre

Parmaklarımı kemiren fareler
Cirit atarken üzerimde
Beyazdan siyaha diken diken
Coplardı, aralıksız gömülen etime.

İşkence zamanı,
Ağır saatler.
Siğarayı beynime basarken...
Azmanıydı fikrimin,
Yanık kokusuyla ürperen acılar.

İte kaka çıkartılırken...
Sopalar tempoyla kalkıp inen,
Falakaya alınan tabanlarım,
Acım beynimde zonklayan.
Patlamış şiş tabanlarım,
Tuzlu su dolu kovaya koyulan.

Fikrinden haz edilmeyen eylemci,
İşkencecinin avıydı.
Yine sorgular...
Saptırılan döngüler
Yıkılmayan denklemler

Ellerim ayaklarım bağlanan kayışa...
Kül renği,
Elektrik akımının bedenime akışı;
Titreşimler...
Sancılar...
Derimden geçip etime oturan.

Çınlayan iğrenç bir kahkaha,
İşkencecimin sesinden...
Artvin tempolu halayda öfkem,
Kan kusan küfürlerimde kinim,
Bulantılar...

Ateşlerden kopup giderken,
Kanla çizilen ayak izim,
Bayılmam...
Yine yıkılmalar...
İrkilişim...
Yine dönmeler...
Ve kaldığı yerden devam...

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön