"Yarınki gazeteyi okumak için bugün ölmenin ne anlamı var ki?" *Mark Twain*"

Bir "Son" Krizi

Aynaya bakarken dudaklarımdan dökülenlerin izdüşümüdür sarı kağıtlara...

yazı resim

"Geçmişini unutma yolu"na çıkma uğruna bileğindeki ipleri çözen bir kızın hikayesidir bu. Bileğindeki hafifliğin ürperten özgürlüğü ve ruhunun hafifliği ile iç içe geçmiş bir sarhoşluktur işte tam bu anda yaşadığı. Kalbine inen kapıları sonsuza dek kapatmanın acısını kelimelerden çıkarma heveslisidir aynı zamanda. Gel-gitlerinde yaşamayı seçmiş yani ileri ya da geri olma durumlarından birini seçmek zorunluluğundan arındırılmıştır kendisi. Gururunun hiçbir şekilde incinmesine izin vermeyen bir “babasının kızı” dır. Babasını özleyen ve babasından başka hiçbir adamın onu babası kadar koşulsuz ve sonsuz bir sevgiyle sevemeyeceğine kendisini inandıran sıra dışı olma yönünde eğilimler gösteren bir kızdır.

Kararsızlıklarının orta yerinde mola vermiştir, gözlerini yummuş ve yüreğindeki seslere kulak vermeyi denemiştir. Yüreğinden ses gelmemektedir, çünkü yüreği konuşmayı bırakmıştır,çünkü yüreği aslında küsmüştür onu taşıyan bedene. Küsüşler midir dinlendiren insanı?

Duyumsamamakta olduğuna göre duygular ölmüştür artık. Hissetme eylemi sona ermiştir. Kalp hücreleri ölüme göz kırpmıştır, acıtıcı SONların tam da böyle başladığını bile bile.

KİTAP İZLERİ

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

Bir Ulusun Doğuş Sancısında Bir 'Çalıkuşu'nun Kanat Çırpışları: Reşat Nuri Güntekin'in Ölümsüz Eseri Üzerine Türk edebiyatının temel taşlarından biri olan ve yayımlandığı günden bu yana
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön