"Yazdıklarım bir gün anlaşılmaz olursa, bilin ki suç benim değil, zamanın." - Samuel Beckett"

Bir Sahipsiz Öykü

İki birbirine yakın ve bir o kadar uzak kahramanı vardı bu sahipsiz öykünün biri gözler sahibi harikulade diğeri sözler sahibi adanmış aşk iklimine...

yazı resim

İki kahramanı vardı bu sahipsiz öykünün
Güneş ve ayçiçeği, kumsal ve deniz
Akrep ve yelkovan, uçurum ve ölüm
İki birbirine yakın ve bir o kadar uzak
Gece ve gündüz gibi belki birbirine tutsak
İki bahar çiçeği özüne yürüyen suya muhtaç
İki kırık zeytin dalı kendiliğinden bir hayli tuzak

Ne demeli bilmem biri gözler sahibi
Diğeri sözler adanmış aşk iklimine
Mevzu bir gökkuşağıdır yağmurlu sahillerde
Deniz yanar, bulut ağlar sahibinin gözlerinde
Anlatmak ister de sözler sahibi susar alabildiğine
Sonra 'gözlerin' der 'nasıl yanar, nasıl yakar görkemi'
Nasıl bir yağmurlu deniz yansımasıdır bu böyle

Derken bir gri bir akşam çöker güne
Derken silinir yağmur, bulutlar silsile
Ağlar yakamoz bile çaresizliğine
Malum uçurum vardır nihayetinde
Ölmez aşklar bunu bil, aşıklar ölse de
Nasıl bir ölümdür ayrılık, nasıl göz göre göre
Nasıl bir çile çöker içine

İki birbirine yakın ve bir o kadar uzak
Kahramanı vardı bu sahipsiz öykünün
Biri gözler sahibi harikulade
Diğeri sözler sahibi adanmış aşk iklimine...

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön