Rüzgâr diniyor…
Yoncalar boyun eğiyor…
Ben ise ayakta kalıyorum,
Boş ellerimle.
Gördüm o ayakkabıları…
Bir güneş gibi parlıyorlardı,
Bir başkasının ayaklarında…
Ben de istiyorum onlardan.
Küçük uğur böceği,
Yüksel!
Babama kadar yüksel!
Söyle ona, oğlunun
Uyuyamadığını.
İstiyorum o ayakkabıları!
Duyuyor musun beni?
Yürümek için değil!
Kralı oynamak için değil!
Hayatın önünde diz çökmemek için!
Beni görmesi için!
Beni ayakta görmesi için!
Dizlerim
Parçalanmış olsa bile!
Su taşları parçalıyor,
Ben de parçalanıyorum!
Derler ki erkek dediğin dayanır;
Ben neye dayanayım?
Gökyüzüyle konuşuyorum!
Gökyüzü sessizlik kusuyor!
Onun adını haykırıyorum!
Rüzgâr adını yüzüme çarpıyor!
Baba,
Duyuyor musun beni?
Kanıyorum!
Düşüyorum!
Sensiz büyüyorum!
Sesin olmadan!
Elini tutmadan!
Bakışın üzerimde olmadan!
Güçlü bir oğul mu istiyordun?
Bak!
Bak bana,
Nasıl ayakta durduğuma
Fırtınanın ortasında!
İstiyorum o ayakkabıları!
Yürümek için değil!
Kaçmak için değil!
Büyümek için!
Mezarlardan daha büyük!
Sessizliğinden daha güçlü!
Bu haykırışlar…
Duyuyor musun?!
Büyüyorum!!!
Sen olmadan bile!
Ve adını haykırıyorum…
Yokluğunda…









