Mevsimlik Köleler (6)
İşçiler,öğleden sonra aynı çalışma temposuyla fındık toplamaya devam ettiler.
Güneş,tepelerden aheste aheste süzülerek ufkun kızıllığında ertesi günü tekrar doğmak üzere kayboldu...
"Gerçek şu ki, dünya zaten yalanlarla dolu, benim bir tane daha eklememe ne gerek var?" - Oscar Wilde"
"Gerçek şu ki, dünya zaten yalanlarla dolu, benim bir tane daha eklememe ne gerek var?" - Oscar Wilde"
İşçiler,öğleden sonra aynı çalışma temposuyla fındık toplamaya devam ettiler.
Güneş,tepelerden aheste aheste süzülerek ufkun kızıllığında ertesi günü tekrar doğmak üzere kayboldu...
Ayıp el hareketi yapıyor. Herkes gülüyor delice. “Zaman gelecek herkes ezik olacak, ezik olmayanlar gün gelecek mutlaka ezikliği tadacak, bazılarınki saniyeler bazılarınki haftalar, bazısı yıllarca yaşayacak ezikliği.
Doğu Karadeniz’in coğrafi yapısının özellikleri farklıydı.Doğru dürüst şöyle on beş, yirmi dönüm düz arazi bulmak mümkün değildi.Denizi takip eden sahilden itibaren içeriye doğru yükseltiler başlıyordu.Yükseltiler içerisinde ara ara fazla olmayan düzlüklere rastlamak mümkün olabiliyordu.Karadenizdeki fındık bahçeleri de genellikle bu yüksek yerlerde yerlerini almışlardı.Sahile doğru inildikçe düzlükler,göze çarpıyordu.
Hasan, çay ve tostunu yerken masanın altına düşen bir parayı görür. Bu düşüş ona denizde süzülen bir albatrosu hatırlatır. Paraya dokunmama kararı alır ve "yaşamak için namuslu olmak gerek" düşüncesi zihninde belirir. Bu anlık dürüstlük kararı, onu potansiyel bir beladan kurtarır. Hasan, hayatın zorluklarıyla yüzleşmeye devam ederken içsel
İşçilerin yüzlerinde,henüz yarım gün geçmesine rağmen, yorgunluk alametleri belirmişti.Yol yorgunluğu ve ortam değişikliklerindeki tedirginliği henüz üzerlerinden atamamışlardı.İlk anlarda işe konsantire olamamışlardı.Bu ,çalışmalarındaki acemiliklerinden belliydi.İşe başlarlarken kendilerini gereksiz yere sıkmışlardı.Rahat olamamışlar haliyle de sinirleri gerilmişti. Zaman geçtikçe eller,çotanakları daha güçlüce kavramaya ,peştamaller daha hızlı dolmaya başlamıştı.
serinin 8. bölümünde, Haydar ve Hasan arasında geçen diyalog, ideolojik söylemler ve hayata bakış açıları üzerinden ilerliyor. Hasan, Haydar'ın burjuvazi ve işçi sınıfı hakkındaki politik konuşmalarından sıkılsa da, içinden geçenleri belli etmeden dinliyor. İki karakterin farklı dünya görüşleri ve birbirlerini tartma çabaları, metne incelikli bir gerilim katıyor.
Roman Kahramanı:
İşini kaybedip parasız kaldığından ve iftiralara da uğradığı için herkes ondan uzaklaşmış ve artık yalnız başınadır, çevresinde konuşabileceği bir tek yakını bile kalmamıştır. Kâbuslu gecelerinin tek tesellisi kendisine yakın hissettiği vefat etmiş kimselerdir, sadece onlar kendisini rüyalarında bazı şeylerden uyarmaktadırlar. 11 Eylül sabotajından sonra