Cumhurbaskanligi Secimi, Bira ve Felsefe
Demokrasi cogunlugun istedigi sey degil, cogunlugun mantikli degerler hakkinda hemfikir olup buna gore karar vermesidir.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Demokrasi cogunlugun istedigi sey degil, cogunlugun mantikli degerler hakkinda hemfikir olup buna gore karar vermesidir.
Yaşasın çürük domates demokrasisi...
Seçimin demokrasi ile bağdaşabilmesi belli şartlara bağlıdır. Her şeyden önemlisi ‘seçen’in ussal nitelikleri ve iradesinin özgürlüğüdür. ‘Seçen’in iradesi üzerindeki maddi ve manevi baskılar, faşizm veya geri kalmışlıktan başka bir ‘seçim sonucu’ doğuramaz...
Yaşasın çürük domates demokrasisi...
Bir bomba atılır mutluluğun resmi üzerine.
Kan rengiyle boyanır mutluluk tablosu.
Acılar çöreklenir yüreklere…
Bayramlar zehir olur.
Laik bir devlette devletin resmi dini ve bu dini propagandayı sürdüren Diyanet İşleri gibi bir kurumun asla olmaması gerekir. Gerçek laik ve demokrasiye sahip ülkelerde, din vb. olgular resmiyetin dışında özerk olarak yaşatılırlar.
Sosyal mesajlarla poncik cevrecilik ayagi gun sonunda giren girdi ey ahali Haydi gecmis olsun.
Son dört yıldır uluslararası sularda yara üstüne yara alan gemimiz, yalpalaya yalpalaya gitmekten bitap düştü, batmak üzeredir.
"...Ben şimdi Türk halkına soruyorum. Balyoz ve diğer isimli sahte davalarda yargılanan, özgürlükleri ve gelecekleri iftira ve yalanlarla çalınan şerefli askerlere, denizcilere, havacılara ve vatanseverlere nasıl kıydınız? "
COCA COLA'YA RÜYA REKLAMIMI KOPYALADI DİYEREK SAMSUNDA DAVA AÇAN,
Hasan Sancak, 12 Yıldır ADALET Arıyor!..
FACEBOOKTA ARKADAŞ OLARAK EKLEYEBİLİRSİNİZ.
https://www.facebook.com/ogretmenhasansancak
Türk milleti! Yunus Emre'ye, Mevlana'ya, Mahzuni Şerif'e, Aşık Veysel'e, Mimar Sinan'a vs. sımsıkı sarılmalıdır. Onlar sizlerin gerçek pastalarınızdır. O pastaya yamatılmış, puding niyetine Elif Şafak'a, Orhan Pamuk'a, İskender Pala'ya, Bedri Baykam'a vs. el bile sürmemelidir. Onlar anca karın ağrısı yapar. Günümüzde aşk mide bulandırır hale gelmişse; Yusuf ile
ATATÜRK’ün doğum tarihinden, ölüm tarihini çıkarırsanız ne kalır? Hadi bilin bakalım. Tık yok mu? Anlaşıldı. Sizin bir an evvel “takıntılarınızdan arınma vaktiniz” gelmiş demektir. “Tak tak”. Kapı vuruluyor. Kim o? Ben “takıntınız”. Yukarıda sorulan sorunun cevabını bulmak için çaresiz “altı zır zır delinin” geçtiği süreçten geçecek ve kapıyı
Türk milleti yılan gibi her deliğe girmeye çalışıyor. Sokuluyor ısırmak için. Yanaşıyor dişlerini geçirmek için. Birey kavramını yok sayıyor. İnsanın özelini hiçe sayıyor. Hiçbir sınır tanımıyor. Terbiyesizliğin tüm sınırlarını zorluyor. Birisiyle oturup konuşmaya çalıştığında mutlaka üçüncü kişiler araya giriyor. Sözüne bulaşıyor, lafını kesiyor, düşüncelerine müdahale ediyor. Türkiye gitgide
Bırakalım önyargılı parti ve ideoloji propagandalarını da, değiştirilecek maddeleri okuyalım, öğrenelim. Ona göre evet mi hayır mı diyeceğiz karar verelim. Parti liderleri istedi diye karar vermeyelim.
Özellikle doğu bölgelerimizde erkeklerin eşeklerle cinsel ilişkiye girmeleri olağandır. Bu davranış o kadar doğallaşmıştır ki eşeklere eşo gelin demeye kadar gelmiştir. Sonuçta erkekler geleneklerin ve göreneklerin baskısı altında cinsel anlamda özgür olamadıkları ve rahatça partner bulamadıkları için böyle bir yola girmişlerdir.
Bile bile lades, denir bunun adına. Yürütme organı yasalar önünde eşit hak dağıtmalı ve devleti bilerek zarara uğratan kişileri ülkemin Başbakanı yasalar ve halkın önünde açıkça suç işleyenlerden hesap sormalı.
Ha illa diyecekseler “esebilir de esmeyebilir de” ben de diyorum biz niye o zaman nehirlere baraj kuruyoruz, “yağabilir de yağmayabilir de”..
Türkiye’nin aydınları, gazetecileri, bilim adamları, akademisyenleri, yazarları nedenini bilmedikleri “sözde garip suçlardan” yıllardan beri cezaevindeler. Onlar terörist değil. Hiç kimseyi öldürmediler. Soygun yapmadılar. Kimseyi gasp etmediler. Sadece düşüncelerini söylediler. Üstelik, haklarındaki iddianame daha okunmadı bile. Yani, nedenini bilmeden içerde “çürümeye” terk edildiler. İddianamenin okunmasının bile çok uzun bir
Bugün sevgi doluyum. Sevgi içimden taşıp fışkırıyor. Sevecek insan arıyorum!
Canım ülkemin insanlarının sevgi ve cinsellik konusundaki ihtiyaçları dillere destandır. Tam da bu noktadan bakıldığında Türk Erkeğinin dünya literatüründe bu noktada bir şanı ve şerefi dahi vardır diyebilirim. Sizler de bu övgüyü büyük bir ihtimalle çeşitli vesileler ile zaten duymuşsunuzdur! Bu tarz insanların neden bu tutum içerisinde bulunduğunu
Bugünlerde gündemin hızına yetişebilen var mı içinizde? Henüz bir haberi -bırakın sindirmeyi- yeni duymuşken bir yenisi, bir yenisi, bir başkası daha düşüveriyor bültenlere. Evet; son birkaç yıldır bu aksiyon hiç hız kesmeden ardalanıyordu ancak şu an biraz daha arttı gibi geliyor sanki bana. Ergenekon'un 100 küsuruncu davası devam