Çözümden Başka Yol Yoktur
Kürt sorunu çözülmek isteniyor mu acaba? Yoksa Kürt sorunuyla oynanıyor mu hâlâ? Ortada, hiçbir tarafta sanki bir ciddiyet görülmüyor, ne yazık ki
"Bugün 27 Mayıs 2026, saat 15:00. Ne kadar da... *erken*." - Woody Allen"
"Bugün 27 Mayıs 2026, saat 15:00. Ne kadar da... *erken*." - Woody Allen"
Kürt sorunu çözülmek isteniyor mu acaba? Yoksa Kürt sorunuyla oynanıyor mu hâlâ? Ortada, hiçbir tarafta sanki bir ciddiyet görülmüyor, ne yazık ki
Ben sizin taptıklarınızdan uzağım" mealinde İbrahimi gelenekteki bir ilanı telaffuz ederek,
Bu son Apo-MİT görüşmesinin düğmesine nerede basıldıysa; bu sefer atılan adım gayet ciddi görünüyor ve düğmeye basan el, her kimin eli ise, karşı konulamayacak kadar güçlü ve kararlı olduğu anlaşılıyor. Bu kez, hiçbir provokasyon veya tezgâhın bu süreci durduramayacağını umut ediyoruz. Durum bunu gösteriyor.
Zülfü Livaneli
Padişah devrinde olan olayların ki o da Tarihçiler ce henüz onaylanmıyor. Türkiye Cumhuriyetine yüklenmesi gariptir, hazindir, amaçlıdır.
Hayatımızda doğru yolu bulmak için gayret göstermekteyiz. Oysa önümüze o kadar sokak, o kadar kavşak çıkar ki ne tarafa gideceğimizi şaşırırız. Hayat yolunda karşımıza çıkan insanlar, bizler için bir gösterge olur. Biz de manevra yaparken, hızlanırken veya yavaşlarken bu insanlara göre yol alırız.
Hee, olur da ilerde bi zombi olayını filan dünya gerçekten yaşarsa bu kitabı okuduğunuz için hayatta kalma şansınızın çok artacağını söyleyebilirim. Hadi gene iyisin, sen işini bilirsin..
Kadın mı, köle mi?
Geçmişte Tanrı’ya yakın, ona sadık bir eş gibi olduğu için “Büyük” olan Babil, şimdi, sahte dinler-para-iktidar bileşkenleriyle düşüp kalkan, cinsel gücü ve oyunlarıyla hepsini parmağında oynatan Büyük Fahişe’dir. Bu nedenle Tanrı’yı kızdırır. Tanrı’nın öfkesi; dinleri, dilleri karıştırıp karşı karşıya getirip insanların arasında düşmanlığın doğması biçiminde kendini gösterir.
Ressam olsaydım kesinlikle basit insan manzaraları resmederdim. Sırıtık gülüşlerin, aptal bakışların ve çoğunluğu üniversite mezunu olan insanların resmini çizerdim. Ha sanmayın ki resimlerini yaptıklarımı fırça darbeleriyle döverdim ya da onlara söverdim.
Öykülerde olayı zor seçersiniz. Bazen seçemezsiniz. Duygu, gerçeküstü öğelerle bezenip, gizeme sığınarak koşturur. Kâh içinize akar, kâh içinizden fırlar, kâh peşinden koşturur. Bir oyundur sürer gider...
Öykülerde duygunun her halini izleriz. Duygu, duygu olmaktan çıkar, artık o, düşgücünüzün elverdiği ölçüde yedirip içireceğiniz, giydireceğiniz, istediğinizde fotoğrafını çekebileceğiniz
Dağdaki ininde saltanat kurmuş eşkıyabaşı, bundan sonra barış imzalayıp Türkiye’de ya da bir başka ülkede sıradan bir insan gibi yaşamayı kabul eder mi sanıyorsunuz?
12 Eylül Faşizmini, çıkardığı (tüm değişikliklere rağmen) kendi anayasasıyla yargılamaya çalışmak nasıl bir sonuç verebilir? Yeni Anayasa’yı çıkarmak an meselesiyken, onları, alelacele mevcut yasalarla yargılamak ne derece güven verici olabilecektir? Darbe mağdurları, bu yargılama sürecinden memnun kalabilecekler midir?
Gaye Boralıoğlu