Daha önceden kararlaştırdığım üzere, bugün izedebiyatta yayınlanıp da, hiç bir üye tarafından kütüphanelere alınmamış yazılarımın tamamına yakınını sildim.
Bu kararı çok önceden almıştım. Nedeni ise, o yazılarım üzerinde farklı şekilde düzenleme yapmak istememdir. Aslında, bir kaç yazımda daha benzer uygulamayı gerçekleştirmek üzere silmeyi istemiştim ama bazı üyelerimiz tarafından kütüphanelerine alınmış olmaları nedeniyle yapmadım.
Geri çektiğim yazılarımı okuyan tüm herkese sonsuz teşekkürler. Bir teşekkür de, yazılarımı kütüphanelerine kabul eden arkadaşlara.
Daha güzel yazılarda buluşmak dileğiyle, sevgi ve saygılar...
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Önemli ve zor bir iş, kolay gelsin.
Benim seçimim "Seni Sevmiyorum"; insanda açıp arkasında ne var, görme duygusu uyandırıyor...
????
Kırk akıllı uğraşır mı sence?
anket:
arkadaşlar, ikinci çıkaracağım kitabın adını, yapacağım anket sonunda belirleyeceğim...
katılmanızı bekliyorum.
sitede kayıtlı üç öyküm var:
ÇILGIN SIZI.
MESAFE KOYUNCA YALARLAR, YAKLAŞINCA ISIRIRLAR.
SENİ SEVMİYORUM.
bu üç öyküden birinin adını kitap adı olarak belirleyeceğim.
elbette kitabın ilgi görmesini isterim.
en iyi ad hangisidir?
lütfen herkes kendi fikrini söylesin.
ve tercih sebebini açıklasın...
isa kantarcı...
Kuralına göre yazmıyorum dediniz de…
Benim dediklerim nedir?
Bir formül/tavsiyedir
Bu formül, bir çok sıkı edebiyatçının görüşüdür.
En çok söylenendir.
En istenendir.
Romancıların, öykücülerin…onlarca söyleşisini okudum.
Birçok kitap okudum…
Kurgu, bir romanı okutan şey, gerginlik.
Misal, bir romanda kadınla adamın aşkını anlatıyorsunuz. Ama arada bir üçüncü şahıs var. Bu adam kadını seviyor..
Bu aşık çiftin kabusu oluyor bu adam diyelim.
İŞTE KURGU BU.
Okur, her sayfada bir şey öğrenir, merak eder, sonunda bu aşık çift ne olacak?
Hayal gücü ile kurgu aynı şey değildir..
Peki sonunda ne olacak,
Siz okuru alıp dolaştırırsınız her sayfada, tıpkı seyahat ettirmek gibi.
Duraklar olur.
Otobüs yani roman gider.
Romana yeni kişiler biner yeni kişiler çıkar otobüsten.
Yani son önemli değil.
Önemli olan nasıl anlattığınız.
Okuru o gezinti sırasında mutlu edebilmeniz.
Sadece duygu değil, böyle yazmak farkındalığı zedeler, görüş daralır, ama duygusuz da yazılmaz ki,
Yani kabak tadı vermesin yazdığınız,
Yani her şeye eşit bakın…
Sadece düşünceyi de öne çıkarmak mı, o zaman düşünce romanı yazarsınız,
Sadece duygu romanı yazmak isterseniz, okuru duygulandırın.
Ben tavsiye ediyorum.
Uygun gördüklerinizi alın.
Sevgiler.
Yaşam selinin akışına kaptırdım kendimi
Kah kontrollü kah kontrolsüz akıyorum
Sarmaladığım bu ömrü,kah akıllı ,kah deli yaşıyorum.
Duygularıma bazen isim veriyor,
Bazen isimsiz bırakıyorum.
Delişmen ruhumun istediklerini,
Bazen reddediyor,bazen boyun eğiyorum.
Nerede..Nasıl ..Son bulacağını bilmediğim
Bu akışın;
Bazen yaralanmışlığıyla kanıyor,
Bazen coşkusuyla çağlıyorum.
Her sürüklenişimde..
Bir eskimişlik ve bir de yenilenme yaşıyorum.
Sanırım ben her seferinde ;
Hem ölüyor ,hem diriliyorum...
Değişimle sersefil ,değişimle mutluyum
Eskilerimle sargın,yenilerle sorguyum
Fikirler dans ederken kelimeler içinde
Cümleler oluşuyor,hareketli biçimde
Raksın en dingin hali,anlamlara kalıyor
Düşüncelerimde anlam yenilenmiş oluyor..
İmdat! Âlemsin… Diyeceklerim kifayetsiz, kaldı.
Gönlünce. Şiir Adamı. Attın yine bir taş, kuyuya..
Saygılar.
Sen! Bendeki yokların var olan bir yüzüsün
Yüreğimin içinde yenilikler gözüsün
Keşfetmeye hazırsan bende ki derinliği
Bırak görünmezlikte, seninki de yürüsün
Kim olduğumla değil, nasılımla ilgilen
görüntün ile değil, iç dünyanla belgelen
Sahrada ki su gibi arayışımda gelen
''Aradığın Kişiyim''olsun bana son sözün...(sevil)
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak…
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür)
Gitmelerine yakılmış ağıtlar
Gitmelerinle köz olmuş umutlar
Gözlerine takılır dört mevsim
Kız kulesi yalnızlığı
Hırçın
Ağlaşan martılar konar hüznüme
Hüznüm büklüm büklüm
Hüznüm yangın yeri
Aynı suda kor olur muyuz?( İmdat )
Git dedim gitmelerine ağıtlar yakacağımı
bildiğim halde
Sevmelerden vazgeçmek için seni
Dokunabilseydim bir kere tenine
ve hissedip-
fay gibi çatlayacaktı kurak coğrafyamın
ot bitmez, yeşile hasret toprakları
En kadın halimle sevdim seni leyli
En dişi yanıma gizledim öpmelerini
Okyanusa daldım -sensiz-,
Kim bilir bir daha
Aynı suda sevişir miyiz? (k.c.)
Kanadındayım martının
Bir açılıp bir kapanan
Çok kanadım yeter
Kapansın artık yaram
Talihinde gözüm yok
Düştüğün her hüzünde beni düşünme yeter
Yokum ben, hiç olmadım
Denizin yazgısını kıyıya hiç yazmadım
Görünmedim kalabalıklarda, hiç gölgem olmadı
Suyun üstünde yürüdüm, kimse dönüp bakmadı
Korkma
Şükrettiğin ışıltında gözüm yok
Benim duam bambaşka
Gün gelir
Dualarımız buluşur
Aynı Tanrı'ya erişir miyiz? (Deniz)
Pusulası bozuk gemi gibi
Unutulduk bu şehirde
Haritadan da mı silindik şimdi
Durduğumuz yerde yitirdik boyutları
Yer çekmedi gözyaşlarımızı
Olur olmaz gecelerde
Kurşun askerlerden düşman yarattık
Pusuya yattık, paranoyaktık...
Klişe bir ayrıklıkla avunup
Savaş boyalarıyla makyaj yaptık
Ezerken izmaritleri parmak ucumuzla
Olur da içimiz yanar da
Olur da kendimiz geri gelir,
Aynı çeşmeden su içer miyiz?(Gökçen)
Beni özlemişsin dün
Çiğneyerek yalnızlığımı
Geçerken üst geçitlerin altından
Sıyırmış kokumu yağmur
Boşalırken mazgallardan
Değil miydi umudu her katrenin
Dokunmak solungaçlarına
Nefes olmak dudaklarında
Bir kabarcık daha var olmak
Ağlara sövmek
Çelme takmak yakamozlara
Değil mi seni sevmek, Eftalya (nida)
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak…
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür)
Gitmelerine yakılmış ağıtlar
Gitmelerinle köz olmuş umutlar
Gözlerine takılır dört mevsim
Kız kulesi yalnızlığı
Hırçın
Ağlaşan martılar konar hüznüme
Hüznüm büklüm büklüm
Hüznüm yangın yeri
Aynı suda kor olur muyuz?( İmdat )
Git dedim gitmelerine ağıtlar yakacağımı
bildiğim halde
Sevmelerden vazgeçmek için seni
Dokunabilseydim bir kere tenine
ve hissedip-
fay gibi çatlayacaktı kurak coğrafyamın
ot bitmez, yeşile hasret toprakları
En kadın halimle sevdim seni leyli
En dişi yanıma gizledim öpmelerini
Okyanusa daldım -sensiz-,
Kim bilir bir daha
Aynı suda sevişir miyiz? (k.c.)
Kanadındayım martının
Bir açılıp bir kapanan
Çok kanadım yeter
Kapansın artık yaram
Talihinde gözüm yok
Düştüğün her hüzünde beni düşünme yeter
Yokum ben, hiç olmadım
Denizin yazgısını kıyıya hiç yazmadım
Görünmedim kalabalıklarda, hiç gölgem olmadı
Suyun üstünde yürüdüm, kimse dönüp bakmadı
Korkma
Şükrettiğin ışıltında gözüm yok
Benim duam bambaşka
Gün gelir
Dualarımız buluşur
Aynı Tanrı'ya erişir miyiz? (Deniz)
Pusulası bozuk gemi gibi
Unutulduk bu şehirde
Haritadan da mı silindik şimdi
Durduğumuz yerde yitirdik boyutları
Yer çekmedi gözyaşlarımızı
Olur olmaz gecelerde
Kurşun askerlerden düşman yarattık
Pusuya yattık, paranoyaktık...
Klişe bir ayrıklıkla avunup
Savaş boyalarıyla makyaj yaptık
Ezerken izmaritleri parmak ucumuzla
Olur da içimiz yanar da
Olur da kendimiz geri gelir,
Aynı çeşmeden su içer miyiz?(Gökçen)
Beni özlemişsin dün
Çiğneyerek yalnızlığımı
Geçerken üst geçitlerin altından
Sıyırmış kokumu yağmur
Boşalırken mazgallardan
Değil miydi umudu her katrenin
Dokunmak solungaçlarına
Nefes olmak dudaklarında
Bir kabarcık daha var olmak
Ağlara sövmek
Çelme takmak yakamozlara
Değil mi seni sevmek, Eftalya
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi çek diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür)
Gitmelerine yakılmış ağıtlar
Gitmelerinle köz olmuş umutlar
Gözlerine takılır dört mevsim
Kız kulesi yalnızlığı
Hırçın
Ağlaşan martılar konar hüznüme
Hüznüm büklüm büklüm
Hüznüm yangın yeri
Aynı suda kor olur muyuz?( İmdat )
Git dedim gitmelerine ağıtlar yakacağımı
bildiğim halde
Sevmelerden vazgeçmek için seni
Dokunabilseydim bir kere tenine
ve hissedip-
fay gibi çatlayacaktı kurak coğrafyamın
ot bitmez, yeşile hasret toprakları
En kadın halimle sevdim seni leyli
En dişi yanıma gizledim öpmelerini
Okyanusa daldım -sensiz-,
Kim bilir bir daha
Aynı suda sevişir miyiz? (k.c.)
Kanadındayım martının
Bir açılıp bir kapanan
Çok kanadım yeter
Kapansın artık yaram
Talihinde gözüm yok
Düştüğün her hüzünde beni düşünme yeter
Yokum ben, hiç olmadım
Denizin yazgısını kıyıya hiç yazmadım
Görünmedim kalabalıklarda, hiç gölgem olmadı
Suyun üstünde yürüdüm, kimse dönüp bakmadı
Korkma
Şükrettiğin ışıltında gözüm yok
Benim duam bambaşka
Gün gelir
Dualarımız buluşur
Aynı Tanrı'ya erişir miyiz? (Deniz)
Pusulası bozuk gemi gibi
Unutulduk bu şehirde
Haritadan da mı silindik şimdi
Durduğumuz yerde yitirdik boyutları
Yer çekmedi gözyaşlarımızı
Olur olmaz gecelerde
Kurşun askerlerden düşman yarattık
Pusuya yattık, paranoyaktık...
Klişe bir ayrıklıkla avunup
Savaş boyalarıyla makyaj yaptık
Ezerken izmaritleri parmak ucumuzla
Olur da içimiz yanar da
Olur da kendimiz geri gelir,
Aynı çeşmeden su içer miyiz?(Gökçen)
evet Mısra Hanıma katılıyorum.
bende Nida nın yorumlarının hayranıyım.illaki yazılara uygun bir şiirsellik sergiler.
vede yorumları yazıların altında prıl prıl parlar.
Nida cığım hep böyle yorumlar yaz emi
yüreğine sağlık
sağlıcakla...
Sebep olduğum hiç bir olumsuzluk kimse tarafından bu kadar zarif , bu kadar güzel reddedilmemişti...İzedebiyata gönderdiğim "Keşke" ismini taşıyan şiir sandığım bir yazımı sayın Nida hiç bir şeye benzetememiş ama bunu öyle şiirsel bir dille yazmış ki hayran oldum...Teşekkürler:))
Bu arada ben bu şiirimi çok beğenirim:)
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak…
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür)
Gitmelerine yakılmış ağıtlar
Gitmelerinle köz olmuş umutlar
Gözlerine takılır dört mevsim
Kız kulesi yalnızlığı
Hırçın
Ağlaşan martılar konar hüznüme
Hüznüm büklüm büklüm
Hüznüm yangın yeri
Aynı suda kor olur muyuz?( İmdat )
Git dedim gitmelerine ağıtlar yakacağımı
bildiğim halde
Sevmelerden vazgeçmek için seni
Dokunabilseydim bir kere tenine
ve hissedip-
fay gibi çatlayacaktı kurak coğrafyamın
ot bitmez, yeşile hasret toprakları
En kadın halimle sevdim seni leyli
En dişi yanıma gizledim öpmelerini
Okyanusa daldım -sensiz-,
Kim bilir bir daha
Aynı suda sevişir miyiz? (k.c.)
Kanadındayım martının
Bir açılıp bir kapanan
Çok kanadım yeter
Kapansın artık yaram
Talihinde gözüm yok
Düştüğün her hüzünde beni düşünme yeter
Yokum ben, hiç olmadım
Denizin yazgısını kıyıya hiç yazmadım
Görünmedim kalabalıklarda, hiç gölgem olmadı
Suyun üstünde yürüdüm, kimse dönüp bakmadı
Korkma
Şükrettiğin ışıltında gözüm yok
Benim duam bambaşka
Gün gelir
Dualarımız buluşur
Aynı Tanrı'ya erişir miyiz? (Deniz)
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak…
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür)
Gitmelerine yakılmış ağıtlar
Gitmelerinle köz olmuş umutlar
Gözlerine takılır dört mevsim
Kız kulesi yalnızlığı
Hırçın
Ağlaşan martılar konar hüznüme
Hüznüm büklüm büklüm
Hüznüm yangın yeri
Aynı suda kor olur muyuz?( İmdat )
Git dedim gitmelerine ağıtlar yakacağımı
bildiğim halde
Sevmelerden vazgeçmek için seni
Dokunabilseydim bir kere tenine
ve hissedip-
fay gibi çatlayacaktı kurak coğrafyamın
ot bitmez, yeşile hasret toprakları
En kadın halimle sevdim seni leyli
En dişi yanıma gizledim öpmelerini
Okyanusa daldım -sensiz-,
Kim bilir bir daha
Aynı suda sevişir miyiz? (k.c.)