..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / Ve bir orman gibi kardeşçesine...
kitap-net.com
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

 Yazarlar İçin Tasarlanmış...
 Son İleti:Diren Yardımlı, Toplam:1
 StumbleUpon...
 Son İleti:mavi, Toplam:2
 Roman Basımıyla İlgili Ya...
 Son İleti:Simten K. Ataç, Toplam:5
 Yazarların Yabancı Dil Bi...
 Son İleti:Mehmet Ali Özler, Toplam:10
 Yazı veya yazarlar ne kad...
 Son İleti:Mehmet Ali Özler, Toplam:3
 Neden?...
 Son İleti:ÇAĞLA GÖKDENİZ, Toplam:3
 Gerçek Aşk...
 Son İleti:şairades, Toplam:2
 İzEdebiyat Yaratıcı Yazar...
 Son İleti:Mehmet Ali Özler, Toplam:13
 İzedebiyat'la yenibir dün...
 Son İleti:Necat Dilaver, Toplam:1
 Nietzsche okumak......
 Son İleti:Haşim Gökçek, Toplam:10

Sanat, tıpkı dünya gibi, başına buyruktur, ve İnsanın dünyayı kavrayışı durmaksızın değişirken dünyanın her zaman aynı kalması gibi, Sanatın da insanların geçici kavramlarından bağımsız kalması gerekir; böylece Sanat özellikle ahlaktan bağımsız kalmalıdır çünkü ahlak, dünya üzerinde ne zaman yeni bir din çıkıp eskisini bir yana itse, sürekli olarak değişir.

-Heinrich Heine



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  




 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Başkaldırı > CEM AKKILIÇ




21 Şubat 2008
Salome'nin Hikayesi
Kadınlar beni daima korkutur

CEM AKKILIÇ


Dudaklarında acı bir tat var. Bu, kanın tadı mı?"Ölü dudaklar hiç kımıldamazken, Salome onun da cevabını verecektir:"Hayır, belki de aşkın tadıdır..." http://cakkilic.blogspot.com/


:DCC:

BUNDAN 2 bin yıl önce Galile'de, yerin epey altında bir zindanın ağır kapısı açıldı.İçeride sakalları epey uzamış, yorgun bir adam zincire vurulmuş yatıyordu.Açılan kapıdan içeri genç bir kız girdi.Zindanda zincire vurulmuş adam, dinler tarihine "Vaftizci Yahya" diye geçecek olan çok ünlü bir kişiydi.Galile'de, daha İsa'nın adı duyulmadan önce herkese onun geleceğini haber veren kişiydi."Mesih geliyor ve hepinizi kurtaracak" diyerek buna inananları vaftiz ediyordu.Onu ziyarete gelen genç kız ise Kral Hirodes'in yeğeni Salome'dir.Salome, zindandaki bu ünlü erkeği çok merak etmiş ve gizlice görmeye gelmiştir.Gördüğü an o erkeğe áşık olur.Vaftizci Yahya ise ona hiç karşılık vermez."Dışarı Babil'in kızı. Tanrı'nın seçilmiş kuluna sakın yaklaşma" diye bağırır ve onu kovar.Salome ise onu şiddetle arzulamaktadır."Bırak, hiç olmazsa bir kere dudağını öpeyim" der.Yahya aynı öfkeyle cevap verir:"Asla; Sodom'un kızı; asla..."İstediği erkeği öpemeyen Salome, reddedilmenin verdiği öfkeyle oradan çıkar.Bu reddediliş, birkaç saat sonra, insanlık tarihinin görebileceği en tutkulu kadın intikamına yol açacaktır.Reddedilen bir kadının nelere kadir olduğunu, bütün erkeklere gösteren müthiş bir intikam...* * *O akşam sarayın üst katlarında büyük bir ziyafet vardır. Kral Hirodes, Roma temsilcilerinin de katıldığı bir ziyafetle yaş gününü kutlayacaktır.Hirodes, bir süre önce üvey kardeşi Herod Philip'i öldürmüş, onun eşiyle evlenmiştir.Evlendiği kadının Salome adlı çok güzel bir kızı vardır.Geç saatlerde içkinin etkisiyle kendinden geçen Kral Hirodes, Salome'den önünde dans etmesini ister.Salome reddeder.Genç kızın güzelliğinin etkisiyle kontrolünü iyice kaybeden kral, ona akıl almaz vaatlerde bulunur.Hatta ülkenin yarısını vereceğini söyler.Salome sonunda kabul eder.Ayakkabılarını çıkarır, yedi tüle sarınır ve dans etmeye başlar.Dansın her bölümünde tüllerden birini atar.Sonunda üzerinde tek tül kalır ve biraz daha dans ettikten sonra onu da atar.İnsanlık tarihinin belki de en ünlü striptizi yapılmıştır.Kral bir süre bu muhteşem genç kızı seyreder ve "Dile benden ne dilersen" der.Derin ve meraklı bir sessizlik salona iner.Gözler Salome'ye döner.Genç kız, iktidarının doruğa ulaştığı bu anı büyük bir hazla uzatır.Annesine bakar. Misafirleri küçümseyen gözlerle süzer.Etrafındakilere böcek muamelesi yapan gözler, sonunda aynı umursamazlık ve emin ifadeyle krala döner:"Bana gümüş bir tepside Vaftizci Yahya'nın başını getirin..."Meraklı sessizlik bir anda endişeli mırıltılara dönüşür.Kral korkar. Bir din adamının başını almayı istemez.Salome ise gövdesinin erkekte yarattığı zaafı zafere çevirmekte kararlıdır.Şehvetin esir aldığı kralın yapabileceği bir şey kalmamıştır.Emir verilir. Vaftizci Yahya'nın kanlı başı gümüş bir tepsi içinde getirilip Salome'nin önüne konur.Salome, üç dört saat önce kendisini reddeden erkeğin başını eline alır ve onunla konuşmaya başlar:"Tutkumu ne seller, ne büyük denizler söndürebilir.Bir prensestim, beni aşağıladın. İffetliydim, damarlarımı ateşe verdin.Aşkın gizemi, ölümün gizeminden daha büyük."Sonra oradakilerin hayret dolu bakışlarına hiç aldırmadan, reddeden erkeğin kesik başını kendine doğru çeker ve ağzından öper.İntikam ayini şu cümlelerle bitecektir:"Dudaklarında acı bir tat var. Bu, kanın tadı mı?"Ölü dudaklar hiç kımıldamazken, Salome onun da cevabını verecektir:"Hayır, belki de aşkın tadıdır..."



Nietzsche'nin Salome için yazdığı sanılan şiir;

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki 'söz ver kendine'
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken
tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan; anladım...

F.NIETZSCHE





Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler. İzEdebiyat Üyeliği ile siz de bir okur olarak sevdiğiniz yazarları doğrudan takip edebilme şansını elde ediyorsunuz. Tek yapmanız gereken beğendiğiniz yazarları Yazarlar Dizini, Kütüphane ya da Favori Yazılar listelerinize eklemek; ondan sonra sevdiğiniz yazarların yeni eserleri çıktığında ilk sizi haberdar ediyoruz.

Ama en önemlisi İzEdebiyat'a üye olarak sadece bir okur olarak değil, bir yazar olarak da artık buradasınız demektir. İstediğiniz zaman Sahne Arkası dediğimiz işlem merkezinden kendi metinlerinizi siteye ekleyebilir, zamanla kendinize bir okur kitlesi edinebilirsiniz. Üyelik işleminiz birkaç dakikadan uzun sürmeyecektir.

Keyifli okumalar..!

İzEdebiyat Editörleri


Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.



İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Bu eseri beğendiniz mi? Görüşlerinizi paylaşın. İlk yorum sizden gelsin!


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Dumlupınar Faciası ve Bir Aşk Hikayesi
Led Zeppelin

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Aşk Makinam [Şiir]
Horse Latitudes [Şiir]
Yes 10 Yaşında [Şiir]
Hayvanlar ve Hayvanlar [Şiir]
Aptal Adam [Şiir]
Canlandırdı [Şiir]
Canlandır [Şiir]
Hala Çarşambaya Perşembe Diyenleriniz Var. [Şiir]
Yalanlara Dair Erdinç Aras [Eleştiri]
Cesur Yürekler Aranıyor... [Eleştiri]


CEM AKKILIÇ kimdir?

DUYGUSAL, GURURLU, KRİSTAL BİR AYNAYIM. Gülene kahkaha, sırıtana tokat, tükürene balgam atarım.

Etkilendiği Yazarlar:
ALDOUX HUXLEY


Kitap Köşesi

Güney Amerika
Mustafa Andıç
Gürer Yayınları

Kara Çığlık
Hıfzı Topuz
Remzi Kitabevi

Başkaldırı ve Roman
Semih Gümüş
Can Yayınları

Modernleşme Başkaldırı ve Değişim
S. N. Eisenstadt
Doğu Batı Yayınları

yazardan son gelenler

başkaldırı kümesi

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



Arpa'nın yaygın kanıya karşın Türkçe kökenli olmadığını. Hindi-Ari ya da eski İran dillerinden geldiği düşünülür. Türk toplulukların göçmenlikleri bir yerde kalıp tarımla uğraşmaları için zaman bırakmıyordu.

 

 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |


İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2010 | © CEM AKKILIÇ, 2010
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.