..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Olgular görmezden gelindikleri için var olmaya son vermiyorlar. -Huxley
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Çeviri > Özgür Yenigün




8 Eylül 2007
Cırcır Böceği Savaşı  
Özgür Yenigün
Bob Thurber adlı yazarın "The Cricket War" adlı öyküsünün çevirisi. " Ne yazık ki söylemesi gereken bunun bir başlangıç olduğuydu. Savaşımızın başlangıcı, yıkımımızın başlangıcı… "


:BJEI:
     O yaz bir cırcır böceği ordusu babama karşı bir savaş başlattı. Bizim kileri işgal ettikleri zaman savaşın fitilini ateşlediler. Babam böcekleri annem kadar kafasına takmazdı, bu yüzden örümceklere ve bodrum katta yaşayan türlü tüyler ürpertici sürüngene tahammül ederdi. Her çiftlik evinde onlardan olurdu. Köyde yaşıyorsanız ve sıradan bir hayat istiyorsanız onlara katlanmalıydınız.
     Babam gidip annemle konuştu:
-Ellen, mademki bunlar burada daha önce yaşıyordu, doğal olan bu ve buna kafanı silkip de karşı çıkamazsın.
Fakat o bir şehirli kadındı ve böceklerin savunulmasına hiç kulak asmadı. Bir cırcır böceğinin sadece hamam böceklerinin gürültü çıkaran bir başka türü olduğunu söyledi. Sadece çenesini hiç kapamayan aptal ve kudurmuş bir böcek. Şehirde de insanların bir türlü kurtulamadığı hamam böcekleri tarafından istila edilen apartmanlar vardı. Bu gürültü devam ettiği sürece uyumasının imkanı yoktu. Bunu kanıtlamak için de yatmaya gitmeyeceğini söyledi. Kahve içti ve babamın sigaralarından yakıp durdu. Aynı zamanda kanepeyle televizyon arasında gidip geldi. Ertesi gün babamı toplanıp gitmekle tehdit etti, bu yüzden babam arabasını hırdavatçı dükkanına uçarcasına sürdü ve oradan yine uçarcasına geri geldi. Bir ağızlıkla ilaç flitinden böcek ilacını püskürtmeye başladı. Bodrum katı ve evin tüm katlarını ilaçladı. Bu işi bitirdiğinde tüm sorunun sona erdiğini söyledi.
     Ne yazık ki söylemesi gereken bunun bir başlangıç olduğuydu. Savaşımızın başlangıcı, yıkımımızın başlangıcı… Zaman zaman o yaza döner ve babamın bunun bir başlangıç olduğunu söylemiş olduğunu hayallerim, çünkü ilaçlamadan sonraki on dört gün boyunca annem çamaşırhanede ölü cırcır böcekleri buldu. Bir havlu ya da çarşafı sallardı, böylece ölmüş kara cırcır böcekleri yerdeki muşambanın üstüne düşerdi. Bazen kedimiz bir tanesini köşeye sıkıştırır, hokey oynar gibi ezer ve sonra da ağzına atardı. Babam kedimizin çok yemediği müddetçe cırcırböceği yemesinde bir sakınca olmadığını söyledi. Kediyi her beslediğimizde annem bir seferde birkaç tane ölü böcek bulmamızın normal olduğunu söyleyen babamdan şikayet ederdi.
     Aradan çok zaman geçmeden canlı cırcır böcekleri mutfakta ve banyoda görünmeye başladı. Annem ölü böceklerin dadanmak için hortladığını düşünerek deliye döndü. Fakat babam bunun borulardan gelme ihtimali olan yeni bir sürü olduğunu düşünüyordu. İlaç flitini getirdi ve banyonun, tuvaletin altıyla boylu boyunca tüm süpürgeliklere evin tamamı kokana kadar ilaç püskürttü. Daha sonra da kileri tekrar ilaçladı ve dışarı çıkıp bir ayak genişliğindeki bir hendek kadar ilacı evin temelinin etrafına sıktı. Bu sefer bize söylediği söz “O lanet böcekleri tam da eve girdikleri yolun üstünde yok ettim.” oldu.
     Birkaç hafta boyunca ölü cırcır böcekleri bulmaya devam ettik. Babam etrafa dört gözle bakmamızı söyledi.
-Ne kadar çok böceği annenizden saklarsak o kadar iyi olur.
Böceklerden birkaç düzinesini kedimize yedirdim, çünkü durduk yere tırmalayıp ısırdığı için onu sevmiyordum. Bir köpek yavrusu alabilmemiz için ilacın kediyi öldürmesini umuyordum. Bir ara banyoda ve mutfak lavabosunun içinde ölü cırcır böcekleri bulduk. Bunların yeni ölmüş böcekler mi, kedinin oynayıp terk ettiği böcekler mi olduğunu anlayamadık. Babam onların yeni öldüğünü göstermek için birkaçını ortadan ikiye böldü. Sonra da ilacın kalanını yeni bir doz yapmak için kullandı. Bir iki hafta sonra babam ölü ve canlı cırcır böceklerini tekrar görünce ıvır zıvır kilerini boşaltmaya karar verdi. Burt Amca’nın kamyonetini ödünç aldı ve yükleri çöplüğün yanına taşıdı. Daha sonra cırcır böceklerinin yuvaya çevirdiğini düşündüğü tomarlarca gazete ve dergiyi ateşe verdi.
     Bir elinde tırmık, diğer elinde bahçe hortumuyla ateşin başında bekliyordu. Annem onu akşam yemeğine çağırmam için beni dışarı gönderdiğinde bile ateşi terk etmiyordu. O ateşi terk etmedikçe de annem sofrayı kuramıyordu. İki erkek kardeşim de ağlamaya başlamıştı. En sonunda annem gitti ve babamı kendisi getirdi. Biz yemeğimizi yerken rüzgar kıvılcımları odun yığınına sıçratmıştı. Sadece çim biçme makinesinin deposunda benzin vardı, fakat bu yangını eve ulaştıracak kadar büyük bir patlama için yeterliydi. Yangın çatıyı sardığında artık yapılacak fazla bir şey kalmamıştı
     İtfaiye kamyonu gittikten sonra annem kardeşlerimi Gail Teyze’ye götürürken evde kalmaya gönüllü olmak gibi bir hata yaptım. Babama, Burt Amca’ya ve daha önce hiç görmediğim iki adama eşyaları dışarı çıkarıp yola yığmalarında yardım ettim. Ertesi sabah Burt Amca’nın kamyonetiyle geri geldik ve her şeyi uzağa taşıdık. Geceye kadar çalıştık, olanlar hakkında nerdeyse tek kelime bile konuşmadık. Babam bizim ve evimiz için bir plan ortaya atmıyordu. Burt Amca elinde bir su şişesi ile hepimize su sunuyordu, fakat sıra bana geldiğinde kafamı salladım. O an, cırcır böceklerinin gürültüsü sessizliğimizi büyütürken savaş sonrasında yangından ne kadar az eşya kurtardığımıza bakıyordum.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sokullu'nun Rüyası
Salyangoz
Cami Konuşur Mu?
Bir Rüya Tabiri
Bağbanın Üzüm Feryadı
Pazar
Yağmur Sonu
Merdiven Basamakları
Fatma'nın Koşusu
Bağbanın Haftalığı 25 Ekim - 31 Ekim (Sınamadan Sonra)

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
130. Sone [Şiir]
Kirlenen Dünyanın Nefret Soluğu [Şiir]
Ben de İnsanım [Şiir]
Umut [Şiir]
İkinci Babama [Şiir]
Geceler [Şiir]
Doğu Yolu [Şiir]
İlah Amerika (!) [Şiir]
Felluce [Şiir]
Son Hükümdar [Şiir]


Özgür Yenigün kimdir?

Ne yaşarsam ya da yaşamak istersem onu yazarım.

Etkilendiği Yazarlar:
..............


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Özgür Yenigün, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.