..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsan gülümsemeyle gözyaşı arasında gidip gelen bir sarkaçtır. -Byron
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Bilim Kurgu > demir can




13 Nisan 2005
Maveraun Nehir Nereye Akar  
ve küçük abraham

demir can


öylesine bi yazı işte


:BEBA:


efendiler ey kutsal ötüken ormanının halkı bu yazımın başlığını küçük abrahamın çocuklarının yaşanmamış çocukluğuna diye kabul ederseniz hem beni daha iyi anlar hem abrahamoğullarını mutlu edersiniz çünkü uzayın derinliklerinde bir gecekonduda bu altı çocuk şimdi soğuktur açtır çıplak ve üşümektedirlerdir ve bir gün neocei ırmağı yakınlarında 10 asırlık bir bilgisayar çipi içerisinde bilimadamlarınca uzun uğraşlar neticesinde çözülebilinen fakirin şu nacizane yazısı onlara ilerde bizim medeniyetimizin bulunduğu nokta hyakkında fikir verip bizim ileri seviyemizle kendi geri kalmış gerilemiş medeniyetleri arasındaki farkı anlayabilmeleri konusunda yardımcı olacak niteliktedir çünkü 3004 yılında evrende bütün dengelerin altüst olduğu hatta denge kavramının bile dengesini yitirip dengesizliği ifade ettiği günlerde tomografik cihazın kırmızı işık saça saça dıdıdıt dı dı dıt dıdı dı dıdı dı dıt diye ötüp acil müdahele sinyali verdiği gün küçük abraham edebiyat dersinden sıfır aldığı yetmezmiş gibi edebiyat robotu( o devirlerde dersler robotlarla verilirdi
bakın ben burda gelecek zamanı konuşuyom orta çağdan bi sonraki çağda kaldı sizin gibi kafalar ) yarın okula velisini alıp gelmesini yoksa okula gelmemesini bildirmiş ense köküne iki şaplak indirmiştir gine o gün abraham gilin sınıfa öğleye doğru sürpriz bi ziyarete gelen o devrin prezidenti aristokratdoghan girer girmez değiştim değiştim bit pazarında eski paltomu antika bi yemek takımıyla değiştim bizim için palto ısınmak tencere kaşık kepçe çorba içmek için bir araçtır amaç haz almaktır hazzın ön koşulu ise erdemli olmaktır kişi ancak erdemli olursa eyleminden haz alabilir ancak her haz veren eylem erdemli değildir erdem hazzın bir yan ürünüdür kendisi değil diyerek etrafa neşe saçsada abraham o gün eve bozuk bir moralle ( special nation speacebus ile (çünkü baba stephan o gün milli headball olduğundan stadyum önünde iş tuttuğundan onu almaya gelemeyecektir ) varır varmaz milroad formasını giyip mahalle arkadaşlarıyla headball oynamaya üssün ordaki alana gitmiştir ( genellikle uydu yada roket atılmadığı günlerde boş olan alanda arkadaşlarıyla
okul sonu headball oynardı ( headball: 11 kişilik iki grubun birbirlerinin kafasına kafa kafaya vurarak kafadan süzülen kanı her gurup kendi şeffaf kupasında toplar ve kupa dolup ilk kan yere damlar damlamaz kimin kupasıysa o takım galip olurdu ve bu maçın oynayanından kat be kat fazla seyircisi olurdu o günde küçük abraham bütün gayretiyle mücadele vermiş ancak takımı yenik düşünce o da yenik sayılmıştı kafa gözü yaralı eve döndüğünde babasınıda dönmüş bulan
abraham
ginemi maçtan geliyon lan hayvanoğluhayvan ( hayvan, hayvanlar, doğal hayat o devirlerde m.s 3004 de çok az kaldığından ancak değer verilen sevilen kişiler için kullanılırdı esasen stephan ustada oğlunu çok seviyordu (
canım şimdi bi evin bi oğlunu babamda sever biz gibi bi evin 7. 8. 9. çocuğu olsunda sevsin bakalım bi belediye gelsin evi yıkacak olsun kaptığı gibi en küçük olanı kesiiim mi lan kesiimmi diye zabıtayı tehdit etmezse adam diilim) diyen babasına -
yok buba öörtmen dövdü -
- gine naaptın lan
valla ben bişiy yapmadım buba bana gıcığı var edebiyattan hep zayıf veriyo bugünde zayıf aldım diye dövdü bide babanı çağır dedi seni istiyo
allahtan o gün hasılat iyidir stephanın kafa iyidir( bir uydular arası yayın organında -Evren siyonistlerin 11 asır önce 1867de düzenledikleri kongrede alınan kararlar doğrultusunda yönetiliyor dediği için yayın organından atılan bozguncu terorist ( evren o devirlerde tek merkezden yönetiliyo ve tek merkez neyin doğru olduğuna inanıyosa o doğru kabul ediliyordu tek merkez terorizt dediyse bu fakirin yapabilceği bi şey yoktu
) arkadaşı camel le bi barda eski bir türk içkisi olan ırakı içmiş şimdi radyoaktifışınımla insan beyni hücrelerini dolduran bir ekranın yayıma sunduğu
hop zitar yarişmasını izlemektedir ( Humanite Of People :
insanın insanlığı
yarışması
) abraham o gün yırtmıştır o da yarışmaya bakmakta kendi içindeki cevheri keşfetmekte ciddi ciddi makro sörkıl taktırmayı düşünmektedir (makrocyrkle: lökürtyum izotopu ile çalışan bir postjet motorun dişardan görülmeyecek biçimde kuyruk sokumuna monte edilip yine deri altından her iki lopu kavrayan kavisli iki platin çubuğun insan Kalçasını saniyede 400 defa kıvırtacak şekilde çevirmesine yardımcı olan bi aygıt ) ileriyi göremeyen sabit fikirli babası ise kendi okuyamadığı için onun okuyup special security olmasını istiyordu ( o devirlerde köpek besleme maliyeti çok yüksek olduğundan yada az bulunduğundan daha ucuza mal olduğu ve robotlar insan kıyafetinin pejmürdeliğini kavrayıp durum değerlendirmesi yapacak kadar gelişmiş düzeyde programlanamadığından dolayı hali vakti yerinde zenginler evlerinin dört köşesine special securite adı verilen insanlar yerleştirip cicili bicili temiz kıyafetle giydirip karınlarını doyurup ceplerinede biraz harçlık veriyorlardı ( buna da şükürdü bunu bulamayan çoktu o devirlerde) hatta ve hatta belediyeler ve kurumlar( o yıllarda her yer kurumla dolmuştu giyim bakanlığına bağlı çorap kurumunun ek hizmet binasındaki 460 000 personel çorap ipliği kurumu adı altında toplanmaları için yeni bakanın göreve başlamasını dört gözle bekliyorlardı) bile buna özenmiş caddeler sokaklar parklar bahçeler lokanta önleri bile securitilerle doldurulmuştu

konumuzla ilgisi yok ama eyhalkım belirtmedende geçemeyeceğim ziona gömülüş adlı teatrın o devirlerde büyük ilgi görmüş bir muhalif millet vekili dazlakboy(üretmeden çaba göstermeden dil cambazlığı lafoyunları KELime sihribazlıklariyle mitolojik dönemlerdeki prenses adı verilen padişah kızını alıp hazıra konmuş a benim dazlakboysum dazlakbeleşboysum diyen anasıyla el bebek gül bebek kebelek kübelek yaşamiş bir halk kahramanı) teatrınının evrende gösterime sunulması için kültür bakanı kütükson un ne girişimde bulunduğu için soru önergesi vermiş gençlik elden gidiyomu diye sormuştu ertesi sabah robotlar odası girişindeki çok eski bir yazı örneğinin 3004 yılı türkçesine çevrilmiş şeklinin bizim dilimize çevrilmişi şudur ey türk doğuya gittin batıya gittin vardığıun yerde hayrın şu oldu kanın sel gibi aktı kemiklerin dağ gibi yığıldı gelinlik kızın halayık beylik oğlun kul oldu ..... Kültigin anıtı doğu cephesi.. ve levhanın asılı olduğu levhanın yanındaki securitilerin stephanı gözü tutmasada haylaz abrahamı tanıyıp efendim biri sizinle görüşmek istiyor bir veli galiba demesiyle edebiyat robotunun sayın veli oğlunuzu bir psikiyatrise götürmenizde yarar var ona ilgi göstermeli onla ilgilenpğğmelisiniz car car car demesi bir olur ... ey halkım kafe kapanıyo az kaldı zaten yarın devam ederim

___________________________________________
düşüncemde ağır yükler ciğerimde kötülükler ağzımda kızıl köpükler yoluna durasım gelir günçanağını kırasım karayeli durdurasım deniz gibi kabarasım dağları
deviresim gelir



efendiler ey kutsal ötüken ormanının halkı dün sizinle vedalaşmadan yazımı bitiremeden ayrılmak zorunda kaldım çün ki ilkin ekrandaki 15 dakka içinde
kapatıyoz temizlik yapıcaz yazısını görmekle belki yetiştiririm zaaten az kaldı diye tüm gayretimle yüklenmeme rağmen son iki dakka bi 10 dakka daha
bekliyemezmisiniz yalvar yakarmama köpek dişini göstererek bi şey söylemeden homurtuyla olur anlamında başını sallayan netçinin 20 dakka sonra elinde süpürge
ayaanı sağa ötekinide bi zaamet sola komutlarını duymazdan gelerek 210 dakikada şöyle böyle işi götürmeme rağmen yazıyı bitiremedim çünkü bi kaç gündür
çayyolunda bu mevsimde çamur halde küreğe yapışan bahçe toprağını züğürtlükten kanter içinde kamyonete atcam diye derisi yüzülen ellerimin dermansız
parmakları idmansızlıktan tuşlara yeterince hızlı basamayıncası ( idmansızdı çün kü bi kaç sene önce bayağ merak sarıp bağlama çalma girişiminde bulunmuş
ilk başta kazma sapı tutar gibi yapıştığım sazı çalmakta parmaklarım ne kadar yetenekli olduklarını yavaş yavaş gösteriyorduki bi kaç ay sonra konu komşunun
yalvarıp yakarmaları bazı müzük sevgisinden yoksun şahısların tehditkar bakışlarından rahatsız olup itfaiyede aldığım fiyatın yarısının yarısına okutmuştum
) ve netçinin artık süpürecek ayakaltımda kalmayınca ( her iki ayağımı yukarı kaldırmış bisiklet hokkabazlığı yaparcasına yukarı kaldırmış apış aramdan
klavyeyle o pozisyonda temasa geçiyodum) (hiç önemli diil ey halkım bakın on senedir görüşemediğim kardeşime hiç değilse bayram seyranda iki satır bi
kart olsun atmayan şurda ölüyom bi kocakarı ilacı olsun tarifini yaz diyen birine yaa şimdi inan okur yazar olsam burda işim ne gider bi eczanede kalfalık
yapardım diyen ben sizlerin verdiği gazla şevkle aşkla yazıyom ey halkım ) lavaboya bağladığı hortumla tazyikli suyu püskürterek yerleri yıkamaya kançanağına
dönmüş gözleriyle sandalyeleri sürterek patırdatarak temizliği sürdürünce doğrusu bu benide temizler şimdi iyisimi hesabı ödeyip tüyüyüm bi an önce
diye size kuru bi şekilde kafe kapanıyo diyip sıvışmıştım ama bakın bugünde bitiremeyeceğimi önceden söyliyeyim temin anons ettiler pazar olduğu için
pasaj dokuzda kapanıcak ona göre hareket edin dediler yetiştirebildiğim yere kadar ey halkım neyseki stephan mahalle mıkdarına yalvar yakar birazda
oyum sana yalakalığıyla bi grinçip kendine bide abrahama enjekte ettirmiştir( grinçip gözle görülmüyecek kadar küçük elektro moleküllerin damardan enjekte
edilerek sağlık hizmetlerinden beleşe ( stephanın babası 140 yaşına kadar yaşamış yararlanmıştı bi hayli) yararlandığı gibi o devirde bir hayli bol miktarda
büyükşehre göçmüş süratle 10-15 çocuk yapıp daha fazla yardım almaktan başka işlevi olmayan tüketim toplumu köylü yığınlarının devlet kesesi belediyelerden
yardım alması için yine kapılardaki elektronik okuyucular bu bedeni tanır ardına dek kapılar açılırdı ) ve yine üretim durmuş uncle sam adlı kuruluştan dış borçla alışılış bir biçimde idare edilip gidiliyordu uncle sam emeceği kanı ürettiği uyuşturucularla acı hissi vermeden emip daha sonra borç olarak
geri kalmış ülkelere faiziyle dağıtmaktaydı ve abrahamın ülkesinde o yıllarda 870 katr trilyar ünite kan borcu vardı alışveriş kanla yapılıyordu örnek
bir ünite kanla 95 ekmek alınabiliyordu belkide devlet halkının kanlı canlı olup bi an önce borcunu ödeyebilmek için böyle yapıyodu kim bilir ) 10 asır
önce aya çıktığında aydan 30 kilo taş getirip inceleyen uncle sam o devirde evrende enerji sağlayacak taş kalmayınca turkiyedeki mezar taşlarını alıp ülkesine
götürmesi bayağ bi hoşnutsuzluk yaratsada kapanıyo devam edcek

___________________________________________


şimdi diyeceksinizki madem pasaj dokuzda kapanıyo o zaman sende erken gel biraz bakın yarında toprak işinde çalışabilmek patronun gözüne girebilmek için
15 20 dakka fazladan taklamakan yaptım giyindim dolmuş bekledim çayyolundan ulusa geldim etdimi yedi yemedim doğru dürüst iki bardak çay içtim dilimi yaktım
acele netçiye geldim etti 7 20 1 saat sıra bekledim ana baba günü dolu kompütürler yurdum insanı geçmiş başına kimi dama kimi internet üzerinden satranç
okey kimide tavla oynuyo kimi uzun eşşek kimide birdirbir yaa bu kadar iletişimsiz bu kadar toplumdan kopmuş bir millet olabilirmi edin kendine arkadaş
git bi kaavede oyna ne oynayacaksan (bakın iletişim deyince 20 senedir görmediğim amcama bu bayram ciddi ciddi telefon etmeyi düşünüyom yine ombeş senedir
görmediğim dayıma rastladımda tesadüfen o verdi numarasını iletişim gerçekten güzel şey
) ama bu gün yazı dizimi bitirecem inşAllah biraz kısa kesicem şu ekranınsol tarafında pişmiş kelle gibi sırıtan kimi ağzından salya saçan değişik haleti
ruhiye içindeki logolarıda elden geldiğince az kullanıcam kısa olunca haliyle giriş gelişme sonuc anafikir kısımları arasında kopukluklar oluyo haliyle
ama zaaten ortamekteptede kompozisyon dersinde en çok dayağı yiyen bendim yaa öldüyse allah rahmet eğlesin kaldıysa selamet versin türkçe hocamız duran
kaleli çok komikte bi adamdı döveceği zaman tahtaya kaldırır sağ eliyle sol sol eliyle sağ kulaktan tutar başınızı yukarı kaldırıp gözbebekleriniz onunkiyle
örtüşüncesi sol kulağınızdan çektiği sağ elini havada yarımdaire çizip burnunuzun ucundan geçirir ( siz bu arada gözler yukarda elin hareketine konuşlanmış
soldan gelecek sandığınız darbe nedeniyle solu esirgerken ) eli tersiyle sağ yanağinıza vurur sonra vurduğu eliyle sol kulağı tutup bu kez sol eliyle
( siz aynı numarayı çekicek sanıp bu kez el soldan gelirken kendinizi sola yatırırken) o bu kez burun ucundan geçirmeden dolayısıyla kestirme yoldan
sol el içiyle sağ yanağınıza şırrak diye vurur vaay vaay vaay beyefendiyede bakın hele dersine çalışamamışlaar otur yerine sersem sepet ( adamın her yeri
edebiyat) derdi. .......... bayaağ bi hoşnutsuzluk yaratsada miyop (MaddiyatçıİlericiYeniOluşumPartisi) milletvekiliyken hariciye
ministerliğine getirilmiş yalagsonun -dost ve müttefikimiz olan sizlerin böyle bir davranış içine girmeleri mezar taşlarımızı alıp gitmeleri bizi hayli
incitmiştir askeri ilişkilerimizi gözden geçirme gereği hissettirmiştir serzenişine unclesamın savunma ministeri dearsonun - hiç bi zaman dost ve kardeş
sizlerin türk halkının sinirlerini germek istemedikleri yolundaki açıklaması ilişkimizin yumuşamasına eğer nortchankiri zaza republikasına yapacakları
dalışlarda dalış izni verilirse suudchorumkirmanchi bölgesindeki petrol yataklarını (aaah aaah oralar bizimdidir vaktiyle 2118 lerde) turklere hatta
gönlünden ne kadar asker gönderimi koparsa o kadarda kastanbolicingan bölgesindeki yeni yapılanmada türk işadamlarına öncelik verileceğini bildirmesi morallerin
düzelmesine yol açar ( sizinde farkettiğiniz gibi 10 asır sonra kurt sorunu kalmamış tam tersine turk sorunu başlamıştı chorum chankiri kastanmoni cumhuriyetleri
içinde kalmış bazı türk köylerinde aynı uzak doğu trakyadaki gibi azınlık türklere uygulanan baskılar artmış yetmezmiş gibi asırlar önce afrikada kökü
kurutulmuş amok adı verilen bir virüsün benzerinin yol açtığı hastalık türklerde meydana çıkmıştı nedeni anlaşılamaz biçimde sokakta ulu orta akıp giden
hayatın kalabalığın içinden birdenbire kalabalığı yara yara kulakları ısırıp yüzleri cırmalayarak haykırıp höykürerek koşmaya başlayan hasta ormana ormanın
içine dalıyor bir daha dışarı çıkmıyor karanlık bir gece vakti ormanın kenarındaki yoldan gelip geçen insanların bunlar yüzünden anlaşılamaz bir tedirginlik
korku yaşamalarına sebeb veriyorlardı ....stebhanın elinden tuttuğu abrahamın içeri dış kapıdan girmesiyle psikiyatristin odasına çıkmaları aynı kolaylıkta
olmadı tam 39 kapıya onaylatıp mühürlettikleri evrakları oda girişindeki sekreter nottere onaylattırmalarını söylemiş ( o devirde hiç bir resmi kurum
kuruluş diğer bir resmi kurum kuruluşun imzasına mührüne güvenmez bağıra çagıra işlemlerin yapılması gerektiğini hatırlatırlardı (bağırırdılar aslında
kağıt üzerinde eşit görülsede sınıf farklılıkları oluşmuş hatta her sınıf kendi içinde klanlara bölünmüştü memur sınıflar alt sınıflar üzerinde hıyararşik
bir yapı kurmuş bir otorite kurmuş hatta gerektiğinde döver söverlerdi ve sen onların KİM olduğunu biliyonmuydu ey halkım bilemezdin tabii kapalı kapılar
ardında 80 kişilik securyte ordusuyla gezerler tuvalete bile gitmez altlarına ördek tutulurdu am işte en nihayet her iş bitmiş pskiyatrisin karşısında
eğilerek iki büklüm onu selamlamışlardı ( birde o dönemde böyle bir gelenek oluşmuştu) psikiyatris tomografikcihaz verilerini eli tersiyle itip abrahamın
burnundan soktuğu ucunda optik göz bulunan vericinin aktardığı bilgileri okuma yazması olmayan stephana anlatıp - yine kapanıyo

__________________________________________

...okuması yazması olmayan stephana anlatıp -maalesef yapacak birşey yok bu bizim genetik yapımızda var her dört kişiden birisi bu hastalığı taşıyor ona
biraz ilac yazıyorum tıkalı beyin damarlarının açılması söz konusu değil ama hiç olmazsa öbür sağlam hücreleri kurtarabiliriz ( gerçektende headball oyunu
kafada sağlam hücre bırakmıyordu) ve tıp dünyası haala çalışmalarını sürdürüyor allahtan ümit kesilmez dedikten sonra bilgiç bilgiç akraba evliliğimiydi
diye sordu stephan oğlunu eve bıraktıktan sonra o akşam işe çıkmadı canı çok sıkkındı ayakları sanki onu kaderine götürüyordu ormanın kenarına( mahallenin
on dakka yaya mesafede küçük bi koruluk vardı o devirlerde nadir olanındangecekondu mahallesi kenarında bulunanından( zenginler orman bırakmadığından villa
yapmak için kenar mahallelerde rastlanıyordu) yanaşıp biraz kafayı bulduktan sonra efkarını dağıtmak için şarkı söylüyordu hop ninnaayı ninnayı nakaratında
ormandan gelen _ gel oynaaayı oynaayı sesiyle kafasına çam ağaçlarından kozalak atılıyordu sakin yumuşak bir hava sepe sepe yağan kar vardı çok çalışmak
gerek diye düşündü eve dönmek için sallapati adımlarla harekete geçti vakit geçti ev önüne yığıldı kaldı sabah abraham onu bulana dek bi karış kar üstünü
örtmüştü abraham sobayı yaktı battaneye sardı baba baba sen ölemezsin dedi çok geçti kader ağlarını örmüştü abraham bi süre geminin parayla arkadaşlar
edindi mariayıda kötü arkadaşlar sayesinde tanıdı okulu bıraktı evlendi işsiz güçsüz aylak aylak marianın çalıştığı temizlik paralarını yedi altı çocuk
oldu katlandı maria çocuk hatırına abraham kumar oynadı evi satcam kuma alcam üstüne dedi katlandı eve kadın getirmesine dayanamadı evi terketti baba
evine gitti abraham geldi maryayı biçti doğradı hapse girdi altı çocuk ortada kaldı ( nooluyo arkadaşım yaa niye sümüünü koluna siliyon ne oldu duygulandınmı
hadi gine yufka yürekli bi yazara düştünüz taam söz mutlu sonla bitecek çocuklara teyze kol kanat gerdi büyüttü okuttu her biri büyük adam oldu) masal
da burda bitti zaaten o devirde çok eski bir türk şairinin bahsettiği canavarın o son dişi bi kırılamamıştır ... zaaten abrahamın medeniyeti yüzyılı
bizden uzak yıldızları uzak bizden çok çok uzaktadır .. kimbilir...muassır medeniyet seviyeleride bizden bir hayli çok uzaktadır ..belki
efendiler
ey kutsal ötükenin ... ötüken orma nı nın
halkı..
saygıdeğer tırrrrrado mir kardeşim bu güzel temennilerin
için allahta seni mütemadiyen rahat eddirsin der şu 32 kısım tekmili birden pehlivan tefrikasını geride bırakmış yazı dizimi size yetiştirebilmek için
geciktiğimden dolayı affımı istirham edip mazuriyetimi maakul göreceğinizi umud ederim lmizah dergisindemi çalışıyonuz sözünden bi hayli alındım güzel
kardeşim biz burada devemi oynatıyoz yada kapımızda panturk hisseli harikalar kumpanyası müzükli eğlenceli muhabbet gösterisi mi yazıyo bakın ben burda
ciddi ciddi ciddi adam görüntüsü verebilmek için doğuştan ince olan üst dudaağımı dışarı çıkarmış kalın olan alt dudaamı içeri çekmiş
sol kaş üstümü tiklendirip göz lerimi pörtletip burun kanatlarımı her nefes alışımda burun deliğimden vericem diye canım çıkıyo bide editörlükmü yapıyonuz
sözünde ince bi alay kinaaye sezdim yaa nerden belli oluyo
gerçektenden cümle sonunda koyamasamda nokta işaretini yazı bittiğinde bari koyup aklıma geldikcede büyük harfle yazıyom bazı özel isimleri ama dikkatimden
kaçan bazı hatalardan dolayı ( şimdi eee sayın eee izleyiciler ee ..diyen haber spikerleri aman ne kadar güzel konuşuyo) yaani beni editörlük makamıyla
şereflendirmeniz laayık görmeniz bi hayli gururumu okşadı ne yalan sööölim ölmeyin siz emi bide kapı gibi yazıyo orda
panturk@mail.ru
diye nası görmediniz anlamadım efendiler hoşçakalınız iyi günler sabırla dinlediniz sizinde kaş üstünüzde tik oluştu belli etmediniz ey halkım



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Güzel Yazı Yazma Sanatı

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Azmı Hamam Edelim Sürtüştürem Ben Sana Kese [Şiir]
Hayat Yalnız Seksten İbaret Değil [Şiir]
Sür Git Piyasaya... [Şiir]
Salya Sümük... Salya Sümük... Salya Sümük... [Şiir]
Daniskasından Aşk Şiiri [Şiir]
Ey Yurdum Şairleri [Şiir]
Beni Unutmadınsa... [Şiir]
Sultan Recep Kasidesi [Şiir]
Teke Koçu Enemedik... [Şiir]
Gıdım Gıdım Gidiyoruz... [Şiir]


demir can kimdir?

öyle amatörce yazıyom

Etkilendiği Yazarlar:
yok


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © demir can, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.