lütfen buraya tıklayın

14 Şubat Öyküsü -2 için lütfen buraya tıklayın

14 Şubat Öyküsü-3 için lütfen buraya tıklayın

- Tüm internet yazarlarını geniş bir okur kitlesiyle buluşturan, bugüne kadar dünyada yapılmış en gelişmiş ve kapsamlı edebiyat portalı.">
..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"...Ve hepimiz az ya da çok rüyacı değil miyiz!" -Dostoyevski
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Aşk ve Romantizm > Simten K. Ataç




8 Şubat 2010
14 Şubat Öyküsü - 4  
Simten K. Ataç
♥ÖNEMLİ ♥ Bir serinin son yazısıdır bu.
Eğer ilk defa okuyorsanız lütfen öncelikle serinin diğer yazılarıyla başlayın okumaya

14 Şubat Öyküsü - 1 için lütfen buraya tıklayın

14 Şubat Öyküsü -2 için lütfen buraya tıklayın

14 Şubat Öyküsü-3 için lütfen buraya tıklayın



:CDJJ:
Bir an önce kendi kendisiyle yalnız kalmak isteğini gizlemeye çalışarak uğurladı nişanlısını genç kadın.

Suskundu. Sessiz adımlarla ilerledi masaya doğru ve kullanılıp bırakılmış üç kişilik servise takıldı kaldı gözleri. Ben, sevdiğim adam ve diğeri dedi içinden. Cümle aklına dökülür dökülmez kaşları çatıldı ve kendisini gittikçe daha fazla farkındalığa iten cümlenin dehşeti karşısında daha fazla kendini tutamayarak sandalyenin birine yığılarak gözyaşlarına boğuldu.

İçinde o kadar büyük bir patlama yaşıyordu ki durmak istediği halde duramadan sarsılarak hıçkırıyordu uzun bir süredir. Kendini zorlayarak yerinden kalktı ve banyoya ilerledi. Mermer lavaboya uzanıp soğuk su musluğunu açarak avuçlarına doldurduğu soğuk suyu ardı ardına yüzüne çarpmaya başladı. Sanki bir rüyadan uyanmak ister gibiydi. Saçları ve yüzü sırılsıklam olmuş ağlamaktan zaten akmış olan makyajı yüzüne iyice bulaşmıştı. Biraz sakinleştiği zaman gözleri aynaya yansıyan aksiyle buluştu ve tam o anda ne yapması gerektiğine karar verdiğini fark etti.

O andan sonra artık ağlamak veya oturup üzülmek için vakit kalmamasına itina eder gibi seri hareketler ile masayı topladı, bulaşıkları makineye yerleştirip çalıştır tuşuna bastı. Mutfağı düzenleyip dolabın içinde paketi açılmış her şeyi bir poşete doldurarak diğer çöplerle birlikte atık asansöründen boşluğa doğru bıraktı.

Mutfağın yeterince toparlandığına emin olduktan sonra yatak odasına geçti. Yatağın altından uzun süredir kullanmadığı valizi çıkararak yatağın üstüne bıraktı ve dolabındaki kıyafetleri büyük bir itina ile içine yerleştirmeye başladı. Hiç düşünmüyor sadece dolabı boşaltmak için hareket ediyordu. Giyeceği birkaç parça eşyayı dışarıda bıraktıktan sonra banyoya geri dönüp duşun suyunu açtı ve kendini sıcak suyun rahatlatıcı etkisine bıraktı.

Saçlarını kuruttuktan sonra kendisine bir kahve hazırladı ve bir sigara yaktı genç kadın. Çalışma odasına geçti, beyaz kağıtların durduğu raftan boş ve temiz bir sayfa alarak sandalyesine oturdu.

Masaya bıraktığı kağıda birkaç satır yazdıktan sonra kağıdı ikiye katlayıp parmağındaki yüzükle birlikte bir zarfa yerleştirdi ve kapatıp öylece bıraktı masanın üstünde.

“Bu yalan sevmeler yakışmıyor bana” diye geçti aklından. Ne kendisini terk edip giden eski sevgili ne de yeni nişanlı için yüreğinde sandığı kadar büyük bir duygu kalmamış gibiydi sanki. Bir yerler acıyordu içinde ama nedense ilk anın şokundan sonra artık eskisi kadar ölümcül hissetmiyordu yarasını.

Kapıyı açınca karşılaştığı o bir çift göz için bundan birkaç yıl önce canını verebilirdi. Her şeyden vazgeçip onun yolunda yürüyebilecek kadar gözü kör bir aşktı yaşadığı. İdeallerini terk etmiş, geleceğini umursamamış ve tüm isteklerini göz ardı ederek sadece sevdiği adamın yüzünde bir gülümseme olmak için kendini hiç umursamadan geriye bırakmıştı kişisel isteklerini. Beklediği tek karşılık da onun için atan bir yürekti sadece.

Fakat bu sevgiden ürkerek çekip giden bir eski sevgili olmuştu ne yazık ki aldığı karşılık.

Daha sonra savrulmaya başlamış ve bir anda şu an nişanlı olduğu genç adamın omzunda bulmuştu kendisini. Yaraları sarılmış, istediği ilgi ve şefkat hemen yanı başında beklemişti kabul edilene kadar. O kadar sevecen ve fedakardı ki bu yeni beden; reddetmek mümkün olmamış ve şükran duygusuyla kabul edilmişti genç kadın tarafından. Hayatına dahil olan bu adamın aslında sırf kabul edilmek için girdiği sevecenlik kalıbını da bir süre sonra fark etmiş ama bununla yüzleşecek kadar olayı irdelemek istememişti aslında. Adam kadını elde ederken kendisine bunu yapabileceğini ispat etmekle de meşguldü aslında fazlasıyla.

Fakat bu akşama kadar içini dolduran boşluğu hiç fark etmeden yaşamış olduğunu görmüştü her iki adamı da karşısına alıp yemeğini zorlukla yutmaya çalışırken.

Kendini bir çıkarcı, bir fırsat düşkünü gibi hissetmişti. Yaptığı tek şey birinin kırdığı kalbini bir diğerinin onarmasına izin vermek ve sevmiş gibi yapmaktı çünkü.

Sevmemişti. Sevgi dediği şeyi biliyordu, daha önce sahip olmuş ve yitip gittiğinde ölmüştü. Sever gibi yaparak yaşamış olduğunu hissetmek öyle büyük bir öfke yaratmıştı ki genç kadının içinde bir an her şeyi yerle bir edip suratlarına haykırmak gelmişti içinden.

Ama anlamayacaklarını biliyordu. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın bu duyguyu ifade edemeyecekti onlara. Ona düşen o yemeğin sonuna kadar bu oyuna devam etmek olmuştu bu yüzden. Oyuncular sahneyi terk eder etmez perde kapanmış ve esas oyuncu salonda bir başına kalakalmıştı. İşte o ana kadar koruduğu sükunetini daha fazla muhafaza edememişti genç kadın. Farkına vardığı bu gerçeği hazmedememiş ve kendisine de hayatındaki bu iki adama da duyduğu öfkeyi daha fazla bastıramamıştı.

Gerçek kendisine ve gerçek duygularına tekrar kavuşabilmek için bu oyunda final sahnesini oynamak zamanı gelmişti artık. Camdan baktı, hava aydınlanmış, sabah olmuştu. Taksi durağını aradı ve bir araç çağırdı. Aynı anda apartman görevlisini çağırdı ve gelene kadar bekledi. Gelen görevliye bavulunu gösterip taksiye kadar götürmesini rica ettikten sonra arkasına döndü ve evine son bir kez daha baktı. Uzun bir süre göremeyeceğini biliyordu bu sığınağı. Yaralarının kendisi tarafından tamamen sarıldığına emin olmadan geri dönmemeye kararlıydı çünkü.

Taksiye binmeden önce kendisine şaşkınlıkla bakan görevliye içinde

“ Üzgünüm.
Ben nerede olduğunu bile bilmediğim gerçek sevginin
peşinden gidiyorum ve geri
dönmeyeceğim. Umarım sen de kendi gerçeğini
kovalarsın.
Her şey için teşekkürler… “


yazan beyaz zarfı vererek nişanlısının zarfın üstünde adresi yazılı olan işyerine bırakmasını istedi.


Simten Ataç Konuk - 08 Şubat 2010




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın aşk ve romantizm kümesinde bulunan diğer yazıları...
14 Şubat Öyküsü - 3
14 Şubat Öyküsü - 1
14 Şubat Öyküsü - 2

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Pegasos'un Kanatlarında Yaşamak
Sevginin Anahtarı
Hamam Sefası
Sen, Ben ve Dolunay
İstanbul Boğazı'nı özlemek
Gönül Desenli Kilim
Ölümü İlanlarda Arıyorum.
Bir Ülkenin Anatomisi
Avını Asla Küçümseme
Dağlarda İlk Nefes

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Lanet [Şiir]
Hoyrat [Şiir]
Bazı Anlarımdayım [Şiir]
Şehir&dağ [Şiir]
Tualin Düşü [Şiir]
Dönme Dolap [Şiir]
Günebakan [Şiir]
Hayat Denklemi [Şiir]
Otogar Hikayeleri [Deneme]
Önyargıların Gölgesinde [Deneme]


Simten K. Ataç kimdir?

bence , hayatlarımızın sorumluluğunu elimize aldığımız andan itibaren , suçlayabileceğimiz kimse kalmamış demektir. Sizce?


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Simten K. Ataç, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.