..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Edebiyat yaşamın öncüsüdür, onu öykünmez, ona istediği biçimi verir. -Oscar Wilde
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Kesinlikle Karşıyım! > Kâmuran Esen




23 Şubat 2007
Moraliniz mi Bozuk?o Halde Gazete Okuyun!  
Yalancı Bahar

Kâmuran Esen


Gazetelerdeki gerçek olmayan haberler ve yorumlar üzerine.


:CCFI:
Moraliniz mi bozuk ?
İşsiz misiniz ?
Ay sonunu zor mu getiriyorsunuz ?
Türkiye’nin geleceğinden endişe mi ediyorsunuz ?
Ne olacak bu memleketin hali mi diyorsunuz ?

O halde gazete okuyun.
Hangi gazeteleri mi ?
İktidarın borazanı olmuş gazeteleri.
Bunlardan o kadar çok ki.
Hele bazı köşe yazarları var ki; ağızlarından, - pardon - kalemlerinden bal damlıyor. Onları okuyunca, bal şerbeti içmiş gibi oluyorsunuz.
Siz de okuyun.

Bu gazeteleri okuduğunuzda; ne moral bozukluğunuz kalır, ne gamınız , ne kederiniz. Pesbembe bir dünyaya dalarsınız.
Hadi gelin, birlikte okuyalım.
Şöyle yaslanın arkanıza.
Bir fincan kahveyi yudumlarken, gazetenin tadını çıkaralım. Sigara kalsın. O, sağlığa zararlı. Şurada üç kuruşluk keyif yapalım derken, sağlığımıza çöp sokmanın âlemi yok.

Evet ! Başlıyoruz okumaya:
Bakın bakın ! Okudunuz mu ? Her şey ne denli güzel !
Bilmem kim (Bilmem kim dediğime bakmayın, bir Avrupa ülkesinin dışişleri bakanı falan.) “ Türkiye’siz bir Avrupa Birliği düşünemiyorum” demiş…(Bunu söyleyen kişiye; “ Ağızla pilâv pişmez; yağla pirinç gerek,” sözünü anımsatmak lâzım.)

Başbakanımız her gün bir tesis açıyormuş. Bir açılıştan başka bir açılışa koşuyormuş. Yıllar önce açılmış, yıllardır çalışır durumda olan fabrikaları yeniden açıyormuş ama, olsun. (Türkiyem kalkınıyor sevgili okurlar. Birileri bir şeyler yapmasa, neyi açacak sayın başbakanımız ?)

Gasilhaneleri( Ölülerin yıkandığı yer.) bile açıyomuş sayın başbakanımız.
Alışveriş merkezleri, fabrikalar vs açıyormuş. ( Bunları yapan, özel sektör. Yani iktidar veya başbakan burada ; “ At elin, eğer emanet; bizim de arada bir dahdahımız var.” konumunda ama, olsun!)

Bu açılışları yaparken; “Bizi kimse tutamaz, Ya Allah bismillah deyip işe başladık mı….” gibilerden lâflar ediyormuş.

“ Başka ülkeler kalkınma yarışında yorgunlar ama biz dinamik bir şekilde ilerliyoruz,” diyormuş….( “ Ellere gözlük verir, kendi kamburunu görmez.” )

Tamamlanmamış yolları, bazı sakıncaları bulunan tünelleri açıyormuş. Bunlar da kusur mu canııım! (“Hiç üzüm yoktur ki, g.tünde çöpü olmaya.” demişler)
Açıyor da açıyormuş.

Başbakanın, açılışlara katılmaktan çalışmaya bile zamanı yokmuş.Meğer ne çok tesis yapmışmışız, Allah nazardan saklasınmış.

Enflasyon düşmüş.Valla ben okuduklarımın yalancısıyım. ( “ Değirmenin sesini işitiyoruz, ununu gördüğümüz yok.” mu dediniz ? )

Vatandaşın yüzü, bu iktidarın sayesinde gülüyormuş. ( “Hocam ! Güzel güzel okuyorsun ama, hasta ölüyor.” diyen atalarımızın ağzını öpeyim. Cuk oturdu valla.)

T.B.M.M.de başbakanımız, “ Türkiye seninle gurur duyuyor!” sesleriyle onurlandırılıyormuş.
İşsiz güçsüz, iktidar yanlısı bu gençler, başbakanı böyle alkışladıklarına, kendilerini yırttıklarına göre; başbakan ve dolayısıyla iktidar çok başarılıymış. (“Bozacının şahidi, şıracıymış.” zaten.)

Çocuklarımızı ve gençlerimizi uyuşturucu batağına düşüren suçluyu bulmuş sayın başbakanımız. İşte buna çok sevindim: Bilgisayar eksikliği !

Bilgisayarı olmayan çocuklarımız, uyuşturucu batağına düşüyorlarmış. Her çocuğa ve gence alırız bir bilgisayar, onları bu bataktan kurtarmış oluruz. Aman ne güzel ! Yıllardır hiç kimse, nasıl akıl edememiş bunu? Bu arada kendimle gurur duydum.Çünkü, çocukluğumuzda bilgisayar yoktu. Buna rağmen ben ve arkadaşlarım- yani bizim kuşak-. bu meretten nasıl uzak kalabildik ? Meğer ne asil bir kuşakmışız. Demek ki, radyo kurtarmış bizi. Ooooooh ! İyice moralim düzeldi, kendime güvenim geldi.

Hadi devam edelim okumaya. Bu arada kahveyi de tazelesek mi acaba?

Millet olarak 7’den 70’e yeniden huzurlu günlere doğru yelken açmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyormuşuz. (Çevreme şöyle bir bakıyorum da, herkesin yüzü asık. Bunlar hiç mi gazete okumuyorlar acaba ?İşler kesat diyen bizim kasabanın esnafı örneğin? Ayol hiç mi gazete okumuyorsunuz? Mutlu olmak sizin de hakkınız. Alın, okuyun bir gazete.)

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Almanya’daki Türk ve Müslüman çatı kuruluşlarının temsilcileriyle yaptığı görüşmede, Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediklerini söylemiş. ( Ayyyy! Canım, karabiberim benim ! PKK konusunda yapmaları gerekenleri bugüne kadar yapmadıkları için; dışişleri bakanımızın karşısında, mahcubiyetten yüzü kızarmıştı kendisinin. Bu yetmezmiş gibi, bakın neler demiş şimdi de.)
Bundan daha güzel bir haber olabilir mi?

Enerji ,Çevre ,Tarım Bakanları kafa kafaya vermişler, küresel ısınmaya bile çare bulmuşlar.
Diş fırçalarken boşa su akıtmazsak,
Çamaşırve bulaşık makinesini doldurmadan çalıştırmazsak,
Yemekleri düdüklü tencerede pişirirsek,
Akıllı klozet kullanırsak, küresel ısınma semtimize bile uğramazmış.
Hele bir de erken mesai yaptık mı, bize karada ölüm yokmuş. ( Ben de şu küresel ısınmayla nasıl baş edeceğiz diye boşu boşuna kafa yormuşum. Hay Allah sizden razı olsun sayın bakanlarım, Allah tuttuğunuzu altın etsin. Böylece, penguenlerin bile hayatı kurtulacak.)

Nasıl ? Düzeldi mi moraliniz ?
İsterseniz devam edelim.
Irak’ta Kürt Devleti kurulmasına, asla izin vermezmişiz.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, KKTC'nin tüm dünyanın gözü önünde artık kabul edilebilir bir hale geldiğini söylemiş. Sayın Gül’ün söylediği, sanırım şu an olmuş…( “Almadığın hayvanın kuyruğundan tutma.” demişler.)

KKTC, inanılmaz bir ekonomik ilerleme kaydetmiş. Yani biz ilerlerken, yavru vatan da bizden geri kalmamış.

Yetmez mi bu kadar güzel haber ? Hadi gülümseyin artık.
Valla, “ Bundan iyisi, Şam’da kayısı.”…Bu sözü de Erman Toroğlu’ndan öğrendim. Yani mutlu olmak ve bir şeyler öğrenmek için, sadece gazete okumak yetmez. Televizyon da izleyeceksiniz. Her şeyi ballandıra ballandıra anlatan, bazı acı gerçekleri kamu oyundan gizleyen tv kanallarını izleyeceksiniz. Sakın ola ki yanlış kanal açmayasınız.

İyi ama, Türkiye’de hiçbir şeyin aslında hiç de yolunda gitmediğini gözünüze gözünüze sokan ve moralinizi bozan tv kanalına rastlarsanız, ne mi yapacaksınız?
Meraklanmayın!
O kanal hakkında, gereken zaten yapılıyor.
Ne demiş atalarımız:
” Deveyle tepiş olmaz.”

Şimdilik bir gazete yeter. Dünya bir günlük değil ya. Yarını da düşünmek gerek.
Hoşçakalın sevgili okurlar.

Kâmuran ESEN
esenbel @superonline.com



.Eleştiriler & Yorumlar

:: teşekkür..
Gönderen: hakan alan / İstanbul/Türkiye
26 Mayıs 2007
Bu gibi nedenlerle artık gazete bile almıyorum. Resmen soğuttular bizi kendilerinden.. Kaleminize sağlık..

:: muhalefet olmak için muhalefet..
Gönderen: soner soner / Düzce/Türkiye
6 Mayıs 2007
sizin ve levent beyin yazılarını okudun(levent beyin yazınıza yorumunu. Bence eleştirisel yaklaşım çözümcülüğüde taşımalı. Geçmişin ağırlıklarını iktidarlar değil biz yaşıyor ve çekiyoruz. Saygılarımla.

:: merhaba sayın Hocam
Gönderen: levent saral / İstanbul/Türkiye
11 Nisan 2007
Yazıyı okurken ara ara güldüm ve büyük keyif aldım yazıdan. Her zaman sayfanızda hayli zaman geçiren biri olduğum için ilginç geldi bana bu yazı..biraz da farklı. Üniversite yıllarımda yani ülkeyi kurtarmak için herşeye muhalif olduğum zamanlarda bir hocamla sohbetteydim. Ülkenin gidişatından başladık, ihtilalleri konuştuk, siyasetçileri masaya yatırdık, devrim bile yaptık aramızda. Hani berber dükkanı ve kahvelerde halkın bir iktidarı devirip diğerini hemen kurması gibi bir tartışma zeminiydi. Bana bir soru sordu hoca ( gerçi hocanın camide olduğunu biliyorum ama dil alışkanlığı işte). Şuan ki hükümeti neden beğenmiyorsun diye? Dedim ki işte bir sürü dış borç var, işsizlik var, herşey pahalı, enfilasyon var, faizler yüksek, birde bizim sorunlarımız var..hiçbirine çözüm yok..ondan dedim.. Peki dedi..önceki hükümeti beğeniyormuydun.. hayır dedim peki dedi ya ondan öncekini.. hayır dedim.. Peki dedi..bütün bu söylediklerinin böyle olduğunu nerden biliyorsun? Hocam dedim, gazete okuyoz, dergi okuyoz, televizyon izliyoz..herhalde birde yaşıyoruz dedim.. Peki dedi, yaşadığını bir kenara bırakalım. Gazete, dergi ve televizyonlardaki yazar ve programcıların tarafsız bir konumda olduğunu düşünüyor musun.. hımmmm..bunu düşünmem lazım dedim hocam.. Neden dedi..düşünemden onları okuyup izlediğini söylüyorsunda bu konuda düşünmen gerektiği neden söylüyorsun. TAraf olmadıklarını söylemem dedim. O zaman sende onlara tarafsın değil mi. Bir bakıma dedim..çünkü onların görüş ve önerileridir benim görüşlerimi pişiren.. peki dedi..şimdi de yaşama konusuna gelelim dedi gelelim hocam dedim. Birde yaşıyoruz demiştin dimi. evet hocam.. Bütün bu inandıklarına rağmen yaşayarak gördüklerine bakış açının şeffaf olacağını düşünebiliyor musun diye sorunca.. neden olmasın dedim..sonuçta ekmeği marketten ben alıyorum Ama dedi baban da daha önce kendi alıyordu. İşsizleri sokaklarda görüyorum.. Onlar önceden de vardı. enfilasyon ve faizle yaşıyorum Onlarda önceden vardı.. ama hocam dedim..herşey önceden vardı diyorsun..birşeye de yoktu bu de.. Diyemem dedi..biz millet olarak geçmişte yaşadıklarımızla elimizi vijdanımıza koyup bugünü değerlendirmeyi becerdiğimiz anda diyebilirim bunu. Hep şu olmuştur bu ülkede; bir önceki zıt görüşe hakim iktidar, bir sonraki eleştiren odaktır. Ve eleştiri çerçevesinde olan herkes evet bu eleştirler doğrudur diye katılır ve benimser, kendi eleştirisi gibi dile getirir. Unuttuğumuz, şuan eleştirdiğimiz şeylerin bir önceki görüş iktidarında da eleştirdiklerimizdir. Eleşitiri kutuplaşmalardan uzak kalmadıkça ve belli bir görüşün tekelinde oldukça şeffaf ve adil olmaz. Peki hocam ne yapacağız dedim.. Önce kendini eleştir yavrum dedi ve kalktı gitti. Şimdi düşünüyorumda, neyin iyi neyin kötü olduğundan önce, kimin doğru kimin yanlış olduğundan önce bizim neyi ne için yaptığımız ve yazdığımız önemli. Kendimize adil olmadığımız sürece başkalarına ne kadar adil olabiliriz. Bu hep kötü yanları görmek istememizle alakalı önemli bir sorundur. Aynen şöyle birşey.. Senin kaşın kara hocam sevmedim seni beni:)) gibi..Ya kaşın altındaki göz...ona bakmak aklımıza gelmez..dimi. Bu ülke çok şeyler gördü. siyasetçisinden, bürökratına, askerinden, siviline, basınına kadar her kesim bu ülkeye çok büyük zararlar verdi.Şimdi şapkamızı önümüze ( bu şapka bu ülkenin kırk yılını boşa harcayan demirelin şapkası değil) düşünememiz gerek. Tüm ideolojik etkilerden uzak, şunun bunun söylediklerinden sıyrılıp kendi öz vijdanımızda eleştirdiğimiz her ne ise muhakemesini karşılaştırmalı olarak yapmalıyız. Çünkü çocuklarımız bizden daha temiz..üzüm salkımı olup onlarıda karartmayalım.. Aslolan benim ne düşümdüğümdür beneim için. Birilerinin benim okumam için, siagara ve şarap eşliğinde yazdıkları değil. sevgilerimle

:: doğruyu yazıyorsunuz
Gönderen: gürcan erbaş / İstanbul/Türkiye
22 Mart 2007
sayın hocam, siz doğruları yazdıkça yüreğimin yağ- ları eriyor. Ne güzel yazıyorsunuz. Elinize, gönlünüze sağlık. Ben de bundan sonra daha çok gazete okurum..mutlu olmak için(!)Esen kalın, sağlıkla kalın.

:: Mrb
Gönderen: Öznur Çetin / İzmir/Türkiye
8 Mart 2007
Okumaktan zevk aldım, saygılarımla...

:: Küçük Bir Ayrıntı
Gönderen: Ali BİLGİLİ / ISPARTA/KARS/Türkiye
23 Şubat 2007
Haksızlık etmeyin öğretmenim Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, KKTC'nin tüm dünyanın gözü önünde artık kabul edilebilir bir hale geldiğini söylemişse doğru söylemiş sizin halen haberiniz yok İngiltere KKTC'nin havalimanları ile ilgili başvurusunu reddetmiş.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın kesinlikle karşıyım! kümesinde bulunan diğer yazıları...
Toplumumuzun Kadına Verdiği Değer
Kitap, Sehpa Olarak Nasıl Kullanılır!
Kâmuran Esen Shov (!)
Şarkı Sözü Yazarı Olmaya Karar Verdim
Bir Köşe Yazarının Özellikleri
Bir Erkeğin Birkaç Eşinden Biri Olmak
Mudurnulu Fatma Nine"nin Günlüğü / Ne Günah, Ne Günah Değil?
Erkekler Şalvar ve Cüppe Giysin
Rtük'ün Saçmalıkları
Hay Sizin Dilinize Deve Dikeni Batsın İnşallah!

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Atatürk'ü Anlatabilmek
Kütüphanelerimizin Hazin Durumu
Ahilik ve Düşündürdükleri
Evli Çiftler Nasıl Piknik Yapar
Bir İzedebiyat Yıllığı Alır Mıydınız?
Alanya'da Turizm Suratımda Nasıl Patladı!
Dünya Kadınlar Günü
Yaşadığımız Ama Artık Alıştığımız Garip Olaylar
Dün Gece Bir Rüya Gördüm - Oy Arttırma Taktikleri Kursu
Mudurnulu Fatma Nine"nin Günlüğü / Güle Güle 2014

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Dönüşü Olmayan Gidiş [Şiir]
Seni Özlemenin Kitabını Yazabilirim [Şiir]
Bensiz Yaşamaya Alışacaksın [Şiir]
Gelseydin Eğer [Şiir]
İşte Gidiyorsun [Şiir]
Ne Zaman Seni Düşünsem [Şiir]
O Beklenen Hiç Gelmeyecek [Şiir]
Çek Beni İçine Bir Nefeste [Şiir]
Sığınacağım Başka Yürek Yok [Şiir]
Uykularında Sev Beni [Şiir]


Kâmuran Esen kimdir?

Okumak ve yazmak bir tutkudur benim için. Yazdıklarımı okuyucularla paylaşmak amacıyla buraya gönderiyorum. Yıllardır, yerel bir gazeteye haftalık köşe yazıyorum. Mudurnu Belediyesinde gönüllü kültür müdürü olarak çalışıyorum. Yayımlanmış Kitaplarım: -Şiirlerle Öyküler - şiir / Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yazarlar Dizisi ( 1988). . . . . . . . -Sevgi Yumağı - şiir ( 1997 ). . . . . . . . . -K. Esen'in Kaleminden Mudurnu - derleme / Mudurnu Kaymakamlığı Kültür Hizmetleri Dizisi ( 2002 ). . . . . . . . . . . -Oynatmayalım Uğurcuğum- deneme , anı / --Senfoni Yayınları ( Haziran / 2004 ) -Mudurnulu Fatma Nine'nin Günlüğü - Baskıya hazırlanıyor

Etkilendiği Yazarlar:
Okuduğum her yazardan veya yazıdan etkilenirim. Bende bir etki bırakmayacak, herhangi bir şey öğretmeyecek bir yazı düşünemiyorum.


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Kâmuran Esen, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.