..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Şiir, seçmek ve gizlemek sanatıdır. -Chateaubriand
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > İyileşme > Guvercin




8 Temmuz 2003
Tatilde Terapi  
Guvercin
"Şizofreni mi? Paranoya mı? Ne tür manyaklık bu? Bu görüntüler ne zamandır şekilleniyor? Bu düşünceler sanki benim değil! Düşünemiyorum...Düşünemedikçede yabancılaşıyorum bu dünyaya...Afazi...Evet bu hastalığı duydum..."


:BIEF:
"Şizofreni mi? Paranoya mı? Ne tür manyaklık bu? Bu görüntüler ne zamandır şekilleniyor? Bu düşünceler sanki benim değil Düşünemiyorum...Düşünemedikçede yabancılaşıyorum bu dünyaya...Afazi...Evet
bu hastalığı duydum..."

"Duygulardan korkar mı insan...Aşktan , sevgiden, mutluluktan "Bugün çok
güldüm başıma birşey gelecek." Neden? Yüreğimi açmaktanda korkuyorum...."

"Bu çıkmazdan kurtulacağım! Teslim olmam ama güçsüzleşiyorum. Küçülüyorum"

"Basit bir söz, basit bir davranış...Saygımı kaybediyorum. İletişm kurmak
zorlaşıyor. Diyalogtan çok monolog halini alıyor konuşmalar. Yozlaşıyor.
Kaos teoremindeki kelebek etkisinden korkuyorum. Elde ettiklerim ne için?
Yaşamaktan yılıyor muyum?

Son günlerde kaşları sürekli çatıktı. Bu yüzden alnında kırışıklar eksik
olmaz olmuştu. Gözleri tedirgindi ve etrafına tehditkar bakıyordu. Hafif
sivri burnu ile sivri çenesi dahada sert bir mizaç katmıştı yüzüne artık.
Dalgalı saçları güneşte ışıl ışıl parlıyordu. Ama siyah gözlerinde o mutlu
insanlara ait ışık kaybolmuştu, aksine gözlerinin rengi gibi karanlık
bakar olmuştu. Üzerinde yoğun bir baskı hissediyordu. Şehirden uzaklaştıkça
rahatlıyor, rahatladıkça arabayı daha hızlı kullanıyordu. Araba dar yolda
taşlar ve çakıllar içinde haykırarak gidiyordu. Dağ evine yaklaşmıştı. Önce
çatısı göründü evin. Son tümesiğide aşıp evin önüne geldi. Arabadan indi,
derin bir nefes çekti. Her tarafa hakim huzur veren bir melodi vardı sanki.
Evin kapısına yöneldi. Kapıyı açınca ışık hüzmeleri bedeninin kenarından
evin içine doluştu. Perdeleri açtı. Koltukların üzerindeki eski çarşafları
topladı. Katlayıp bir kenara bıraktı. Arabaya geri dönüp içeriye kasabadan
geçerken aldığı erzakları taşımaya başladı. Beş gün boyunca idare edecek
erzak almıştı. Mutfağa özensizce yerleştirdi erzağı. Banyoya gitti. Evin
ince tozunu almak için bir kova, işlerden sonra duş almak için bir kova
aldı.
Yakındaki su kuyusuna doğru yöneldi. Böylece çocukluğundan beri bildiği ve
epeyce yaşlı olduğunu tahmin ettiği yaşlı ormanada kısa bir ziyaret yaptı.
Bazı ağaçlar genç bazıları yaşlı, kurumuş dalların kimisi yerde kimiside
düşmek için hafif bir rüzgar bekliyordu. Su kuyusuna ipin ucuna bağladığı
kovayı sarkıttı. O arada burnuna hafif tuz kokusu geldi. Kova suyla dolunca
yukarı çekti. Kovanın içinde kırmızı kırmız noktalar gördü. Biraz daha
dikkatli bakınca kırmızıların sadece boya yaparken kalan boyalar olduğunu
anladı. Diğer kovayıda doldurduktan sonra eve yöneldi. Kovaları kapının
yanına bıraktı. Arabaya dönüp bavulunuda aldı. Yatak odasında temizlik için
getirdiği eskileri giydi. Bir bez parçası buldu ve işe koyuldu. Oturma
odasını, yatak odasını, mutfağı temizledi. İş bittiğinde yorgunluğu
tepesinden aşıyordu. Yatak odasına zor attı kendini. Artık hiçbir şey
yapmaya dermanı kalmamıştı. Üzerindekileri çıkardı yatağa girdi. Yorgunluk
göz kapaklarını kapatırken ve uykunun esiri olmak üzereyken evde bir ses
dolaştı

"Seni seviyorum sevgilim"

Sesin kaynağını merak edemeden uyudu kaldı.

- 2.Gün-( Biriken sıkıntılar)

Erkenden uyandı. Dünden beri birşey yemediği için epey acıkmıştı. Gün yeni
yeni uyanıyordu. Banyoya gidip dün duş için getirdiği suyla duş aldı. Ocağa
çay koydu. Çay demlenesiye kadar hava almak için dışarı çıktı. Hayal meyal
bir karaltı ağaçların arasından kendine doğru geliyordu. Tombul, kısa boylu
karaltı yaklaştıkça aydınlandı. Ormanın çıkışındaki köyün muhtarıydı gelen. İç ferahlatan
bir gülümsemeyle seslendi.

"Hoşgeldin beyim"
"Hoşbulduk muhtar efendi. Nasılsın"
"İyiyim bey. Dün aldım geldiğinin haberini. Hoşgeldin bir isteğin olur mu
diye geldimdi. Hem bizim hanımda kahvaltılık birşeyler yolladıda..."
"Sağolasın. Eksik olmayın"
"Geçenlerde bir erkekle kadın gelmişti bu eve. Bende bizim çocuklara
bakarken gördümdü. Hep ormanda oyun oynuyorlar."
"Biliyorum muhtar. Benim arkadaşlardı onlar kısa bir tatil için buraya
gelmişlerdi. Malum tatillerimiz uzun değil."
"Yine mi kısa kalacan?
"Evet. Galiba dört beş gün kadar" O arada ocaktaki çaydanlık geldi
aklına." Çay koymuştum ocağa bekle beraber içelim kahvaltı yapalım"
"Sağol beyim. Ben eve döneyim. Çocuklar kahvaltılarını yapmak için beni
beklerler. Kısmetse çayını içmeye daha sonra gelirim."
"Sen bilirsin. Beklerim ama sözünü unutma" dedi, gülümseyerek.
"Unutmam beyim unutmam" Çıkını bıraktı ve tekrar ormana yönelip kayboldu.
Muhtarın bıraktığı çıkını masaya yaydı, çayı getirdi. Kahvaltısını
bitirdikten sonra biraz masada oyalandı. Biraz evin tamiratı ile oyalandı.
Daha sonra dolaşmak için ormana gitti. Son günlerde düşüncelerini toparlayamaz
olmuştu. Uzun zamandır böyle sessizlik içinde kalamamıştı. İşler iyice
zorlaşıoyrdu basit işler bile artık günlerce sürünüyordu elinde. Artık
insanlara aşırı ön yargılı davranıyordu. Çevresinde kendine benzetmeye
çalışan ve düşünmeye bile fırsat vermeyen insanlar vardı. Herşeye isyan
ediyordu. Ufak şeyler kızıyor bazende gülme krizine giriyordu. Kimse
hakkında iyi birşey düşünemez olmuştu. Anlayamadığı şekilde -ve artık sık
sık- konuştuğu insanın düşüncelerini algılıyor bazende gözünün önünde
şekiller beliriyordu. En son aynı işyerinde aynı terfi için uğraşan iki
arkadaşı birbirine düşüren arkadaşının düşüncesi vardı.

"Bundan sonra işime bakarım"

O iki samimi arkadaş artık yolda bile birbirlerine selam vermiyordu. Onlar
birbiriyle uğraşırken terfiyi alan arayı bozan olmuştu. İlginç tarafı o eski
iki arkadaşta terfiyi alanla samimi olmuşlardıda yine birbirleriyle
konuşmuyorlardı. Birgün evde uzanırken gözünün önünden geçen hayale takıldı
rüya ile gerçek arasında birşeydi.

"Yakında bir terfi daha alabilirim...Şu lanet trafik ne zaman hızlanacak.
Patronla yemeğe geç kalacağım"

O arada sollamaya çalıştığı arabayı geçemeden karşıdan gelen otobüsle
çarpışmıştı. Çok geçmeden bir patlama oldu. Bu hayali görünce irkilmiş ve
telaşla yerinden fırlamıştı. Evden çıktı ve restorana giden yolda yanan
arabayı gördü. Hatırlayınca tekrar bir ürperme sardı bedenini. Cenazeden
sonra boşalan yere bu seferde kendi terfi etmişti. O eski arkadaşlarda hala
birbirlerini yiyorlardı. Bir gün önündeki işten başını kaldırdığında o iki
arkadaşın arasında gördü ölen arkadaşını iki tarafa bakıp sırıtıyordu.
Birden kendi oturduğu koltuğa döndü yüzü, bakışı değişti, kaşları
çatıldı...Sonra birden kayboldu. Bir iki saniyelik bir olaydı ama hala
tedirgin oluyordu.

Hava kararmaya başlamıştı. Sersem sersem evin yolunu tuttu. Akşam için
hazırladığı yemeği yedi. Şamdandaki mumları yaktı. Yanında okumak için
getirdiği kitabı okumaya başladı. Uyku gözlerine perde gibi inerken bir ses
dolaştı evde:

"Kapa çeneni aptal! Seni sersem!"

Birden irkildi. Şamdanı kaptı odaları dolaştı tek tek. Yatak odası, mutfak,
banyo boştu. Dışarı fırladı karanlıkta hiçbir şey görünmüyordu. Eve döndü.
Kapıyı kapattığında odanın köşelerinde yanan mumları gördü. Yatak odasından
hızla bir bayan fırladı. Karşılıklı sabitlendi bakışları. Bir anda yanında
dikilen erkeği farketti.

"Hoşgeldin" dedi, bayan heyecanla. Erkeğin yüzünde kederli bir ifade
vardı. Cevap beklemeden devam etti bayan "Bugün doktora gittim. Tasarlama
bebekten bahsetti. Ölümcül hastalığa yakalanan çocukların tedavisi için yeni
bir bebekmiş. Rahimden alınan yumurtalar babanın spermleriyle döllenmesi ile
elde edilen embriyo içinden ilik nakli için en uygununu seçerek rahime
yerleştiriyorlarmış..."

O anda yatak odasının kapısının önünde ufak bir çocuğun bayanın yanında
dikildiğini farketti. Kadın ile adam susmuş çocuğa bakıyorlardı. Ani bir
hareketle bayan çocuğu kucağına aldı teskin etmeye çalışarak tekrar yatak
odasına döndü. Yanında dikilen birsinin varlığını hissetti, kafasını çevirdiğinde bir erkekle göz göze geldiler. Diğer mumlar kayboldu. O gece
tedirginlikten gözüne uyku girmedi.

-3. Gün-

Bir tarafı hemen evden uzaklaşmasını söylerken bir tarafı kalmasını
söylüyordu. "Bunlar sadece hayal, sadece hayal"dedi, kendi kendine.
Heyecanla ve tedirginlikle geceyi bekledi. İkindi vakti gökyüzü kanıyormuş
gibi kıpkırmızıydı. Sanki alev alev yanıyordu. kısa zaman sonra gün geceye
ulaştı. Şamdandaki mumları yakmakta tedirginilik duyuyuyordu. El yordamıyla
sigara paketini buldu. Bir tane aldı içinden çakmağı ateşlediğinde ölen
arkadaşı ile yüzyüze geldiler.

" O terfi benim! O koltuk benim! Seni alçak!"
Geriye doğru hamle yaptı, çakmak elinen düştü. Her taraf tekrar karanlığa
büründü. Koşmaya çalışırken ayakları birbirine dolandı, yere kapaklandı.
Serin bir rüzgar yanından geçti. kapıyı çarptı. El yordamıyla yerden çakmağı
buldu, yerden doğruldu. Pencerenin kenarındaki şamdana doğru gitti. mumları
yaktı. Oda bomboştu. Koltuğa yığılıp kaldı. Gözlerini kapadı, derin derin
nefes aldı. Ağlamamak için dudağının etini ısırdı. Gözlerini açtığında odanın
kenarlarında yine yanan mumları gördü, oda aydınlanmıştı. Boş odada
gözlerini dolaştırırken yatak odasının kapısının önünde dikilen çocuğu
gördü. Yerinden kalktı, çocuğa doğru ilerledi. Yaklaştıkça çocuğun yüzü
aydınlandı, aydınlandıkça kendi çocukluğu ile karşılaşmanın verdiği
şaşkınlıkla ayakları yere çakıldı. Yanından ilerleyen annesini farketti
sonra çocukluğunun önüne gelince annesi diz çöktü.
"Şimdi gözlerini kapa" dedi, annesi. Çocukta gözlerini kapattı. Çocuğun el
ayası kendisine bakacak şekilde çevirdi. "Sana büyük bir güç vereceğim. Her
yapamayacağını düşündüğün güçlükte buna tutun" Kalp şeklindeki madalyonu
çocuğun avucuna yerleştirdi. "Yüreğine yerleştirdiğim sevgi her türlü
güçlüğü yener. Hiçbir zaman kaldırabileceğinden ağır bir sorunla
karşılaşmazsın. Gerekli söz ve ulaşılacak çözüm her zaman senin kalbindedir,
bakmasını bilmelisin" dedi.
Çocuk gözlerini açtı. Kalp şeklindeki madalyonu avucunun içinde sımsıkı
sıktı. Küçücük kollarını annesinin boynuna doladı.

"Sakın korkma...Güçlüklerden sakın korkma ve yılma"...

Etraf tekrar şamdandaki mumların titrek ışıklarına teslim oldu. Koltuğa
döndü tekrar orada yorgun bedenini ve aklını dinlendirdi.

-4. Gün-

Sabahın ilk ışıltısı, ilk kuş cıvıldaması ile uyandı. Eşyalarını topaldı.
Evdeki koltukların üzerine eski çarşafları serdi. Alıpta yemeye fırsatı
olmayan erzağı poşete doldurdu. En son ocağı kontrol etti. Vakit ikindiye
ulaştığında hazırlıklarını tamamladı. İşleri bittiğinde uzaktan muhtar
göründü.

"Merhaba beyim. Hayırdır gidiyor musun?"

"Evet muhtar efendi benim tatilim bitti"

"Hemen yola çıkmazsan çay getirmiştim" elindeki termosu gösterdi "Bir bardak
çay içeriz değil mi?"

"İçeriz muhtar efendi ama çay sözü olan bendim neyse artık borcum olsun"
dedi, gülerek."Bu arada getirdiğim erzak arttı, bunlar sizin olsun"

"Olur beyim" dedi.

Muhtarla oturup çay içtiler, sohbet ettiler. Muhtar iyi yolculuklar
diledikten sonra ormanda kayboldu. Birazda daha oturup yaşlı ormanı
seyretti. "Aşılmaz denen her zorluk aşılıyor geçmez denen herşey geçiyor"
diye mırıldandı. Arabaya bindi. Dağ evinen uzaklaşırken arabanın arkasından
bir ses süzüldü.

"Kalbinde sevgi olan hiçbir şeyden korkma. Kalbinde temiz duyguların varsa
hiçbir zorluktan yılma ve korkma."




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın İyileşme kümesinde bulunan diğer yazıları...
kesik

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Gerçek?
Sohbet
Atık Hücre
Reyhan
Hüzün Geceye Takıldı, Gözlerimdeki Gülümseme Sabahtı
Rigor Mortis
Beni Sevebilir misin?
Baston
Dün Gece
Değerliymiş aslında..

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sana Dair [Şiir]
Akasya [Şiir]
Ahiretlik - 23 [Şiir]
Hep Yek! [Şiir]
Empati [Şiir]
Unutulmuş [Şiir]
Kayıp Ada [Şiir]
Mutluluk [Şiir]
şehir ve gece [Şiir]
Ahiretlik - 14 [Şiir]


Guvercin kimdir?




yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Guvercin, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.