..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bir klasik herkesin okumuş olmayı istediği ancak kimsenin okumayı istemediği eserdir. -Mark Twain
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Deneysel > Guvercin




6 Nisan 2003
Değerliymiş aslında..  
Anladım

Guvercin


Gelirken bir gül almıştımda bana gülümsemiştin, hani sana doğru gelirken hayattan ödünç bir nefes almıştım, insanlar vardı çevremde ve hepsi birine veya birşeylere karşı sevgi besliyordu. Duygular vardı aşkın yanında yanlızlık,umutsuzluğun yanında umut...


:BBJD:
Karanlığa boğulmuş koyu mavi gökyüzünün altındaki sarı sokak lambasının altında geçti kaç saat. Okyanusun bilmem kaç fersah altındaki balık gibi şaşkın şaşkın bakınıp durdum tek bir noktaya. Aklımdan geçen onlarca fikire çözüm bulmaya çalışırken sanki farklı bir alemde dolaşıp durdum oturduğum yerden. Yağmur çiselmeye başladığında yüzüme düşen ilk damla çekip çıkardı derin uykumdan. Etrafa bakınca gece olmuş. Her yerin sessizlik içinde karanlığa teslim olduğunu farkettim.

Yerimden doğrulup ağır adımlar attım karanlığa ilerledikçe uzayan, uzadıkça yürüme fikrini bile yoran yolda ağır adımlarla. Kendime gelmem için yüzümü yıkıyordu gökyüzü. Kendime geldikçe arkamdan gelen ayak sesi süzülmeye başladı kulağıma. Sesi duydukça hızlandım hızlandıkça ses daha yakınlaştı. Yolun bundan sonraki kısmında sokak lambası yoktu. İlerledim yinede. Buraları biliyordum eskiden beri. Birazdan başlayacak ormanı. Eskiden ne kadar ürkütücüydü. Ağaçlar kapatırdı gökyüzünü dalların arasından kaçan biraz ay ışığı olurdu yolu aydınlatmaya. Şimdi ise o sesten kurtulmak için kendi ayağımla girdim ormana. Sendeleyerek ilerledim. Ormanda ezdiğim her dal kalbime dokunuyordu sanki. Birden koşmaya başladım arkadaki sesten kurtulmak için koştum koştum... Ve bir ağaca saklandım. Sesler kesilmişti. Gökyüzünü biraz ağacın altından izledim. Huzur veren mavi ton artık korkutmaya başlamıştı. Bu korkudan olsa gerek sersemlemiş gibi doğruldum.

Geri dönmek için yola çıktım. Kulağıma bir şarkı fısıldandı ormandan. Çiseleyen yağmurla, rüzgardan hışırdayan yapraklardan. İlerledikçe karanlıkta o görünmeyen yolun değiştiğini anladım. Değişmeyen tek şey ormandı. Bir ara kalbimde geri dönmeme belirdiysede geri gelmek için harcadığım gücümü biraz daha arttırdım. Neydi peki bana geri dönmemi telkin eden. Sen değildin. Hatta senin ile içmeye başladığımda, aklımdan bir süre sonra kaybolup gitmiştin. Yooo hayır... Ne kadar çok şey vardı vardı sana söylemek istediğim ama hiç söylemediğim. Hava soğudu. Titremeye başladım ve aklıma geldi yokluğun. Sana bir sır vereceğim bu hayatını ne aşkı ne de hayatını değiştirecek bir olgunun sırrı. Bu benim sırrım ve belki sen bunu anlamayacaksın belkide anladığında aldırmayacaksın. Çünkü bu benim yine söylemekten vazgeçtiğim sırrım. Vazgeçtim çünkü bunu sen bulmalısın. Bu kadar kolay olmuyor hayatta hiçbirşey. Ama kolayca kayboluyor. Aslında en büyük yanılgım ne biliyor musun? Kolay elde ettiğim herşeyi değersiz sandım ve ulaşamadıklarım için onlarıda harcadım. Örneğin sana aldığım o ilk gülü hatırlar mısın bilmem. Çiçekçiye girdim aldım ve çıktım. Yanına geldiğimde ise gülümseyip öpmüştün beni. Şimdi anlıyorumda ben o çiçekçiden gülü değil senin yanındaki o zamanı ve senin o gülümsemeni almışım ve bu maddiyatla alamayacağım birşeymiş. Yanında olmak bile bir değerdi benim için. Elini tutmak ve yüzünü seyretmek kaç ömre bedeldi kıyaslayamam.

Hep aşka aşık olduğum düşüncesi ile hareket ettiğimi zannettim. Oysa gerçek değerleri yeni farettim. Herkese dağıtılan bir yetenek herkese dağıtılan bir güzellik varmış. Çok şükür ki bu konuda bir cimrilik yok ve ben buna kapılmışım. Sadece kolay elde edildiği için bunun farkına varmak zor oluyor bilmem farkında mısın? Çoğu zaman neyi aldığımı bilmeden başka şeyler almışım. Bu hani bir alış verişe çıkıpta hiçte hesapta olmayanları almaya benziyor. Aynı gülde olduğu gibi. Şimdi düşündümde galiba kaçtığım o ayak sesi bana aitti neyse...

Senden ayrıldığımda hüznü buldum. Yine kolayca elde ettiğim bir değer buna rağmen bir değeri olmalı beni üzse bile bir değeri olmalı. Sürekli birşeyler alıp verdim. Şimdi yoruldum. Ama şunuda eklemem gerekiyor ki senden, yaşamdan aldığım her nefes, şu zamandan aldığım her andan bir değer kalıyor bana. Sıkıntı veren birşey varsa mutlulukta hemen yanında. İşte yaşam o yüzden ağır gelmemiş bana. Yaşam bunun farkında ve bende bekliyorum umutla. Hepinize teşekkürler...

Bu uzun konuşmadan sonra kızın gözlerine baktı. Oturdukları çay bahçesinin üstündeki gökyüzünün yüzü asıldı. Gökyüzüne baktı, gülümsedi ve hastahaneden buram buram süzülen o iyot kokusu sarstı bedenini.
" İşte dün gece ki saçma telefonun sebebi buydu " dedi.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Gerçek?
Sohbet
Atık Hücre
Reyhan
Tatilde Terapi
Hüzün Geceye Takıldı, Gözlerimdeki Gülümseme Sabahtı
Rigor Mortis
Beni Sevebilir misin?
kesik
Baston

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sana Dair [Şiir]
Akasya [Şiir]
Ahiretlik - 23 [Şiir]
Hep Yek! [Şiir]
Empati [Şiir]
Unutulmuş [Şiir]
Kayıp Ada [Şiir]
Mutluluk [Şiir]
şehir ve gece [Şiir]
Ahiretlik - 14 [Şiir]


Guvercin kimdir?




yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Guvercin, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.