..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bir dost nedir? Öteki ben. -Zenon
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Türkiye > Ahmet Zeytinci




21 Kasım 2020
Hey Gidi Gençlik Parkı  
Ahmet Zeytinci
Yapıldıktan sonra ki ilk aşamada Ankara ikliminde yaşayabilecek kuşlar için bir bahçe, açık hava tiyatrosu, çocuk bahçesi, yüzme havuzu, atlı gezintiler için bir gezi yolu bulunmaktaymış. Daha sonra 1951 yılında Lunapark benzeri bir oyun parkı kuruluyor... 1957 yılında TCDD, yani devlet demir yolları tarafından parkın etrafını dolaşan iki tren işletmeye alınıyor. Bir de nikâh salonu kuruluyor park içerisinde. O yıllarda birçok sevdalı, nişanlı çift bu nikâh salonunda hayatlarını birleştirmişlerdir... Çocukluk yıllarımızda o trene ailecek biz de bindik beş on kere ve çok büyük haz aldığımızı anımsıyorum...


:GGE:
Bir zamanlar Başkent Ankara'nın belli başlı simgelerindendi Gençlik Parkı. Çocukluk, gençlik zamanlarımızın, yaz günleri en güzel eğlencesiydi, hem de coşku dolu, hayat dolu, neşe dolu bir yerdi. Geçmiş yıllarda, o dönme dolaplara binmemiş bizim yaşlarımızda hiç kimse yoktur ya da çok azdır... Tarihine gelecek olursak kısa kısa anımsayalım güzelliklerini. ''Bu bölge cumhuriyetin ilk yıllarında bataklıklar ile kaplı bir bölge imiş, parkın alanı aşağı yukarı 28 hektar ve Gençlik Parkı kurulmadan önce de üzerinde Ay Yıldız adında bir amatör futbol sahası bulunmakta imiş. Gençlik Parkı inşaatına 1936 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emri ile başlanıyorsa da, ancak 1943 yılında tamamlanabiliyor, Gazi, parkın bittiğini göremiyor. Ata'mız şu an Gençlik Parkının olduğu ve o dönemde bataklık-sazlık olan bölüme bakarak, 'şurada şöyle bir yeşil alan olsa, park yapılsa, ortasında da bir havuz ile su olsa' diye hayal etmiş, söylemiş, o sözler projenin başlangıcını oluşturmuş. Bu söyleminden sonra planlamalar yapılmış ve 1943'de bir 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramında açılışı gerçekleşmiş. Adı da bu nedenle Gençlik Parkı olmuş. Parkın 60-70 senelik misyonu var.''



Yapıldıktan sonra ki ilk aşamada Ankara ikliminde yaşayabilecek kuşlar için bir bahçe, açık hava tiyatrosu, çocuk bahçesi, yüzme havuzu, atlı gezintiler için bir gezi yolu bulunmaktaymış. Daha sonra 1951 yılında Lunapark benzeri bir oyun parkı kuruluyor... 1957 yılında TCDD, yani devlet demir yolları tarafından parkın etrafını dolaşan iki tren işletmeye alınıyor. Bir de nikâh salonu kuruluyor park içerisinde. O yıllarda birçok sevdalı, nişanlı çift bu nikâh salonunda hayatlarını birleştirmişlerdir... Çocukluk yıllarımızda o trene ailecek biz de bindik beş on kere ve çok büyük haz aldığımızı anımsıyorum...



Bizler yeni yetmeler idik, delikanlılığa adım atma zamanlarımızdı yetmişli yılların başlarında. Yazları ailecek gider akşamları o küçük, bir göl gibi havuzun kenarında ki çay bahçelerinde oturur, semaver denilen büyük çaydanlıklardan çay içer, annemizin yaptığı poğaça, kek, börek ve gözlemeleri atıştırır dururduk. Şimdilerde ne havuz kaldı doğru düzgün, ne de o yetmişli yıllarda ki çay bahçeleri ve muhabbetler. Bir ara tinerci yatağı da olmuştu, yakın zamanda güvenlik koymuşlar atlı ve yaya olmak üzere. Yine de o eski havasını, eski tadını bulmaktan çok uzak Gençlik Parkı...



Yazın havuz dolu olurdu ve sandal ile havuzda tur atılırdı saati üç beş liraya. Ailesi ile gelen de olurdu, kız arkadaşı ile gelende. Havuzun ortasında ki fıskiye, suları yukarı doğru attırır attırır dururdu ve ışıklandırırlardı o fıskiyenin sularını, tabi sandal ile fıskiyeye yaklaşanlar da sulardan nasibini alıp ıslanırlardı. O da görsel bir zenginlik katardı Gençlik Parkının ortamına. Lunaparka mutlaka anne ve babalarımızın elinden eteğinden çekerek zorlaya zorlaya girerdik. Ya atlıkarınca, ya dönme dolap, çarpışan arabalar, uçan salıncaklar, mutlaka bunların en az ikisine üçüne binerdik tabi babamızın o gün ki bütçesine göre. Fazla da ısrarcı olmazdık, olamazdık, yok dendi mi orada şıp diye biterdi huysuzluklarımız. Gençlik Parkına gideceksiniz ve Şişmanın dondurmasından yemeyeceksiniz, hiç olur mu? Mutlaka o dondurma da bir şekilde gece veya gündüz tadılır idi. Şişman denilen adam o zaman iki yüz kiloya yakın bir vatandaştı ve çoğu kere başında dururdu dükkânının. Çok sonraları duyduk ki vefat etmiş de tabutunu sekiz on kişi zor taşıyabilmişler...



Hey gidi Gençlik Parkı hey! Çocukluk ve gençlik yıllarımızın nostalji dolu köşelerindendi. Her ne kadar eski havası yoksa da, yine de Başkent Ankara'nın simgelerinden birisidir benim ve birçok insanın gözünde. O zaman ki kartpostallarda çoğu kere Gençlik Parkı resmi postalanır idi eşe dosta bayramlarda, yılbaşlarında. İnternet ve cep telefonu çıkınca, şimdilerde birbirine kart atan da yok uzak diyarlardan, tatlı bir anı oldu hepsi. Yeni restorasyon ve düzenlemeler yapılsa da o göl kenarında ki çay bahçelerini unutmak, akıldan çıkartmak zor. Hepinize en derin sevgi ve saygılar yine...



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın türkiye kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hangi Duruma Göre Neler Yapılır - 3 -
En Güzeli Nerede

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Muhabbetlerimizin Katili Televizyon
Kişi Başına Düşen Milli Gelinimiz Hayli Arttı
Bu Patagonya'nın Patagonyalı'ların Bizden Çektiği Nedir
Eskiden Başımıza Sadece Taş Yağardı
Ooooo Hoş Geldin Bakalım
Akıl Tutulması Nasıl Oluyor
Yırttık Billahi Köşe Oluruz Artık
Yüzlerce Kelebek Sabah Sabah
Ağaçta Kalan Kedileri Kurtarma Operasyonları
Yine Pitbull Dehşeti

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Kırık Cam ve Kediler [Şiir]
Dışarıda Bir Yağmur Bir Yağmur [Şiir]
Ne Güzelsin Eylül [Şiir]
İçimde Şehirler Boğulur [Şiir]
Var Mısın [Şiir]
Ben Yitip Gittiğimde [Şiir]
Biz Türküler Söylediğimizde [Şiir]
Aşk Böyle Bir Şey İşte [Şiir]
Benim Canım Gönlümün Baharı [Şiir]
Ben Giderim Buradan [Şiir]


Ahmet Zeytinci kimdir?

1961 Ankara'da başlayıp devam eden bir hayat. İlk ortaokul, lise ve iki yıllık bir üniversite deneyimi, ticaret hayatı Ankara'da iki tane aslan gibi evlat biri dişi biri erkek aslan olmak üzere hayat mutlu bir şekilde akıp gidiyor. Biraz şiir, biraz öykü ve denemelerin sıcaklığında. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Erich Fromm


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Ahmet Zeytinci, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.