..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Sanat doğaya eklenmiş insandır. -Bacon
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Anı > Vildan Sevil




2 Temmuz 2012
Oy Madimak, Madimak!.. Sen Artık Türkülerle Değil, Ateşlerle Anılmaktasın  
Hangi tanrı, hangi din, hangi ideoloji; hangi nedenlerle olursa olsun, insanları cayır cayır yakmaya izin veriyorsa, o, yalnızca vahşete aittir. Lanetler olsun, lanetler olsun!… Lanetler olsun!...

Vildan Sevil


Aziz Nesin’in çabasıyla dilimize çevrilen ve basılan, Salman Rüşti’nin Şeytan Ayetleri kitabından ve doğan tepkilerden haberdardım. Ancak, bunun insanları ateşe vermekte kullanılacağını düşünmemiştim doğrusu. Oysa kısa geçmişte, bir Kahramanmaraş, Çorum olayları vardı ve dinin, insanları nasıl katletmek için nasıl kullanıldığına kendi yaşamımızda da tanık olmuştuk.


:BDAI:
Hangi tanrı, hangi din, hangi ideoloji; hangi nedenlerle olursa olsun, insanları cayır cayır yakmaya izin veriyorsa, o, yalnızca vahşete aittir. Lanetler olsun, lanetler olsun!… Lanetler olsun!...
…………………………………………
Yazlık evimizde geçireceğimiz ilk yazımızdı.

Oğlum lisedeydi. Arkadaşlarıyla tatile gitmek istedi.
Ona “Artık yazlık evimiz var, neden arkadaşlarınla orada tatil yapmayı düşünmüyorsun?” diye sordum. “Evde yalnız ben olurum, size yemekler yaparım.” dedim. Böylece, hem tatilini ekonomik hale getirecek hem de oğulcuğumu, bu yaz da tehlikelerden uzak, gözümün önünde tutacaktım. Çünkü o yıla değin, okul denetimindeki geziler dışında, salt arkadaşlarıyla hiç tatile gitmemişti.

Altı , yedi delikanlı, gitarları, botları, deniz malzemeleriyle çıkageldiler.

Akşamüstüydü, denizden dönmüşlerdi. Mutfakta, sevdikleri yemekleri yapmış, son hazırlıklarla uğraşıyordum. Akşam haberlerini almak için TV’yi açtım. Saati anımsamıyorum. Spiker, Sivas’tan haberler veriyordu. Sık sık Aziz Nesin’in adı geçiyordu. İşi gücü bırakıp göz kulak kesildim.

Aziz Nesin’in çabasıyla dilimize çevrilen ve basılan, Salman Rüşti’nin Şeytan Ayetleri kitabından ve doğan tepkilerden haberdardım. Ancak, bunun insanları ateşe vermekte kullanılacağını düşünmemiştim doğrusu. Oysa kısa geçmişte, bir Kahramanmaraş, Çorum olayları vardı ve dinin, insanları nasıl katletmek için nasıl kullanıldığına kendi yaşamımızda da tanık olmuştuk.

“Allahüekber” sesleri, TV’den yankılanıyor, taşlı sopalı, sakallı sakalsız, poturlu şalvarlı ya da normal giyimli, sürekli sayısı artan bir güruh, Madimak Oteli’nin etrafını sarmış, haykırıyor, saldırıyor, polisin engellemesine dair bir görüntü ekranlara yansımıyordu.

Daha sonra, askerlerin dizildiğini ve öylece beklediğini gördük. “Neden, duruyorsunuz, neden önlemiyorsunuz?...” çığlıklarımla gece boyunca TV’nin karşısına çakıldığımı anımsıyorum. Çocuklar, ne zaman yemek yediler, sofrayı topladılar, bulaşıkları yıkadılar, bilmiyorum. Oğulcuğumun, sarılıp sarılıp “Anne, sakin ol” dediğini anımsıyorum. Annesi, ne haldeydi, o görünümünden, arkadaşlarını evine davet etmiş bir ergen olarak utanmış mıydı?... Bilmiyorum.

Devlet, duruma hakimdi sözümona. Demirel, Tansu Çiller hatta Başbakan Yardımcısı İnönü de öyle diyordu ama güruh dağılmıyordu.

Pir sultan Abdal Şenlikleri’ne katılmak için orada bulunan onlarca şair, yazar, halk ozanı, semah grupları, müzikçiler Madimak’ta mahsurdu. Aziz Nesin’i, Asım Bezirci’yi, Musa Eroğlu’nu şahsen tanıyordum. Metin Altıok ve Behçet Aysan’ı şiirlerinden biliyordum. Tanımam, bilmem önemli miydi?... İnsan gibi nice insan, üreten, yaratan, sanata, bilime, yurduna gönül vermiş nice insan oradaydı işte…

Yemek yemek, aklıma gelmediği gibi çocukların elime tutuşturduğu çay bardağını da tutamamış, devirmişim.

Telefona sarılıyorum. Beni kim takacak? Sarılıyorum işte… Başbakanlık, İnönü, basın…

Ateş göründü işte, alevler… Alevler… Alevler… Alevler… Yanıyorum…

Çığlık çığlığayım artık…

“Bin git uçağa İnönü, bin git uçağa!… Bin git, sen de yan orada!… Sen de yan orada İnönü!… Yan orada!...”

Vildan Sevil
02.07.2012


.Eleştiriler & Yorumlar

:: Aysu
Gönderen: Vildan Sevil / , Türkiye
4 Temmuz 2012
Sevgili Aysu, Bir kez daha şaşırttın beni, dolambaçlı yollarda kıvrılan yüreğin ve dilinle. Nereden nereye... Ruhi Su'dan kopup gelen bir ağıdı, "harabelerde gizli ay" söyledi şu garip yazımın altında. Şiir her yerde hep seninle Aysu'cuğum. Hiç bitmesin, bitmesin...

:: ::
Gönderen: Vildan Sevil / , Türkiye
4 Temmuz 2012
Sevgili Durmuş ve Yalçınkaya, Yorumlarınızla, yazıya değerli katkılarda bulunmuşsunuz. Yürekten teşekkürler, sevgiler...

:: Off
Gönderen: lacivertiğnedenlik / , Türkiye
2 Temmuz 2012
Başı yıldızlara küskün baladız ,ay harabelerde saklı...

:: yangın yalnızca madımak'ta mı yandı?
Gönderen: Necmettin Yalcinkaya / , İsviçre
2 Temmuz 2012
Bu bir devlet politikasıdır. Bu yangının fitilini ateşleyenler iktidar oldu şimdi!!Devlet tarafından kollanıldı,ödüllendirildi. Ve zaman aşımına uğratıldı bu insanlık suçu... Suudi Arabistan’da artık kız çocukları da yangın esnasında itfaiye ekipleri tarafından kurtarılabilecek. Mekke’de 8 yıl önce 15 kız çocuğu, din polisi yangından kaçmalarına izin vermediği için hayatını kaybetmişti. Suudi Arabistan din polisi, Mekke'de 2002 yılında bir okulda çıkan yangından kaçmaya çalışan 15 kız çocuğunun dinî kurallara uygun giyinmedikleri için dışarı çıkmalarına izin vermemiş, bu yüzden de kız çocukları yanarak can vermişti. ‘Suudi Gazete'nin haberine göre, Suudi Arabistan Eğitim Bakanlığı olaydan 8 yıl sonra gerekli dersleri çıkararak, bundan böyle kız çocuklarının da okullarda meydana gelen yangınlar sırasında itfaiye erlerince kurtarılmasına izin verdi. Gazetenin haberine göre eğitim bakanlığı, okullara bir genelge yollayarak, kız çocuklarının da acil durumlarda kurtarılabilmesi için, itfaiye ekiplerine yardımcı olunmasını istedi. Kıyafetleri uygun değil diye yanmalarına göz yumuldu Görgü tanıklarının ifadelerine göre, 2002'de Mekke'deki kız okulunda meydana gelen yangında din polisleri binadan çıkmayı başaran kız çocuklarını, dinî kurallara uygun kıyafet giymedikleri için döverek yanan binaya geri göndermişti. Öğrencileri kurtarmaya çalışan itfaiyecilere de, kızlara dokunmalarının günah olduğu gerekçesiyle okula girmelerine izin verilmemişti. Olay, ölen kızların aileleri ve Suudi basın yayın organlarınca sert şekilde eleştirilmişti. Suudi Arabistan'da özelikle kadınların kıyafet ve davranışlarını kontrol edip müdahale eden görevliler oldukça fazla. Din polisi adı verilen bu görevliler, devlet tarafından uygulanan kadın-erkek ayrımından kaynaklanan kurallara uyulup uyulmadığını kontrol ediyor. Din polislerinin, kurallara uyulmadığını tespit etmesi halinde, kadınları dövme ve gözaltına alma yetkisi bulunuyor. Kız çocuklarının eğitim aldığı okullara erkeklerin girmesi yasak ve çocuklar kadın öğretmenler tarafından okutuluyor. Kız öğrenciler ise genellikle okul binalarında başörtüsü ve uzun çarşaf kullanmıyorlar. (DW TR)

:: imtihan....
Gönderen: Şenol Durmuş / , Türkiye
2 Temmuz 2012
Türk'ün ateşle imtihanı...Ve bu imtihanlar günümüze kadar devam ediyor ve edecek de...Çağdaş modern bir kadın başbakan ile aslan sosyal demokrat bir Chp liderinin gözleri önünde yapılan bir imtihan...Dincilerle, Atatürkçü'lerin ortak bir çalışması. Geçmişte diğer imtihanlarda olduğu gibi...




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın anı kümesinde bulunan diğer yazıları...
İlk Sosyalist Muhtar Fevzi Ağabey
Ah İbrahim/ Kara Gözlü İbrahim/ Göklerden mi Geldin?/ Yıldızlardan Mı?..

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Dedem Düşlerime Giriyor
Çocukların Çığlığından Göklerin Tılsımına
Dolunayda Uyku Tutmaz
Düşselin Gerçeğinde, Gerçeğin Düşselliğinde
Ben Ölürken
Gece, Mehtap, Selene, Apollon ve Ben
Aşk"a Geldin, Hoş Geldin!..
Aşk"a Geldin, Hoş Geldin!..

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Duruşma [Şiir]
İpek Nehir, 1 Mayıs, Vay İstanbul... [Deneme]
Okurun Sevinç Çığlığı ve Yazarın, Kitabın Çilesi [Deneme]
Yine Tecavüze Uğradım!.. Yine Tecavüz Ettim!.. [Deneme]
Sen Kaç Kere Doğdun Sevgili Okur?.. [Deneme]
Konuğum Var: Cengiz Akın, Post - Modern Edebiyatta "Zaman" Kavramı, Zaman - Bilinç İlişkimiz [Deneme]
Ant Olsun ve Şart Olsun ki Umursamayacağım!.. Nerde Benim Şu Cımbızla Ayna?.. [Deneme]
Kassandra'nın Güncel Kehaneti [Deneme]
Poetika// Sanatsal Yaratı Üstüne Fikir Uçuşmaları (Iv) [Deneme]
Ahhh İstanbul... Çekme Beni Böyle Kendine Kendine... Yorgunum... [Deneme]


Vildan Sevil kimdir?

Koşuşturmaktan yoruldu. Altmışından sonra, çok yabancısı olduğu teknolojiyle, sanal ortamda kalem oynatmaya kalktı. İletişim kurmak, duygu, düşünce, birikim paylaşmak, genç kuşaklardan yeni şeyler öğrenmek istedi. Yazarlık deneyimine burada adım attı. İşte böyle sınır tanımaz bir "dinazor ". . . Başarır mı acaba ?

Etkilendiği Yazarlar:
Marx, Engels, Freud, Nietzsche, Adorno, Horkheimer, Foucault, Antik Grek, Rus , Fransız yazını, Amado, Marquez, Llosa, Asturias, Lübnanlı Amin Maalouf...Elbette Nazım, Aragon, Neruda ve nice ozan/şair...


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Vildan Sevil, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.