"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"

Siyah - Beyaz

şarkı devam ettikçe içimdeki renkler karıştı gitti birden...

yazı resim

Siyah beyaz film gibi biraz... Şarkı devam ettikçe içimdeki renkler karıştı gitti birden. İçindeki en duru rengi çıkartıp almak istedim heyecanla...

Beyaz evet beyazı kurtarabildim sadece... Öyle saf, öyle masum, öyle çekici ki onu kirletmemek adına kendimle yarışıyorum adeta... Duygularda zamanla kirlenir mi acaba? diye düşündüm birden. Öyle ya, hiçbir şey eskisi gibi kalmıyor ki... Bembeyaz bir düş gibi başlayan sevdalar zamanla griye, sonunda da siyaha boyanıyor binbir acıyla... Siyah sevda ve duyguların arasında saklı olan tek gerçek, gözyaşları oluyor. Her damlada müthiş bir çaba, büyük bir emek ve tarifi imkansız, alev alev yakan sevdanın izleri gizli... Aktıkça insanın içini ürpertiyor, kalbini acıtıyor, yüreğini parçalıyor... İnsan aşık olunca, gözleri gökkuşağı gibi rengarenk, kalbi demet demet sevda yüklü ve bedeni terli bir yaz gecesi gibi sımsıcak oluyor...

Çoğu zaman saf bir papatya gibi narin, çoğu zaman da limana demirlemiş gemi gibi fırtınalı... Ama her daim çok ama çok mutlu...Dilerim ki herkes, grisiz, siyahsız, katıksız ve duru aşkı yakalar ve sonsuza dek yaşamayı başarır...
]

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön