"Yazmak, aslında, 'acaba bu kadar da kötü mü oldu?' sorusuna verilen sonsuz bir cevaptır." - Dorothy Parker (kurgusal)"

yazı resim

Nice yıllar masumluğun yelpazesinde
Kâh ileri, kâh geri demeyerek yürüdük
Bazen ağladık, bazen güldük, düşündük
Hep seninle yürüdük, yıllarca süründük

Bilirim gamlısın, efkârlısın hem de nazlısın
Sen cihanı hakikat te, yalnızca bir insansın
Haksın, ibreti âlem için yaratılan tek cansın
Tefekkür şevkiyle yanansın, hem unutansın

Biliyor musun beni terk eden nice hücreleri
Hissiyatımın teraneleri, hiç açılmayan gülleri
Aşiyana hasret bülbülleri, aşksız tüm günleri
Hatırlarsın değil mi ömrüm, geçen saniyeleri

Artık tenimi terk eden saçım, kaşım, kirpiğim
Gözlerimde ferim, dizlerimde tükenen mecalim
Titreyen ellerim, sesleri ayırmayan kulaklarım
Neyin habercisidir, biliyorsun değil mi ömrüm

Sabi bir can iken geldin anandan, babandan
Ruhlar âleminden, bir ahit olan galubeladan
Aklın, izanın, iraden, nefsin senindi sıradan
Geçtin be hey ömrüm, sorulacak mizandan

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön