"Yazarlar, çoğu zaman, ne kadar az bildiklerini göstermek için sayfalar doldururlar." – Umberto Eco"

Kayıp

Parçalarım... Paslanmaya yüz tutmuş, masumların ellerini kesmiş. Benim kırık parçalarım... Birleştirmek için fazla keskin, önemsemek için de fazla küçük.

yazı resimYZ

Uğruna yaşadığım ve öldüğüm her şey, beni yaşamdan ayırıyor. Yaşamdan ayrı düşerken tiz sesler duyuyorum. Vücudum buz dağına dönüşüyor, gözyaşlarım gökyüzüne sığınıyor, yaralarım kabuk tutmak için ağlıyor. Hayallerim tüm kapıları yüzüme kitleyip tanrının varlığına kulak asıyorlar ilk defa ve dua etmeye başlıyorlar. Ben ise seyirci kalıyorum her şeye, dudaklarım mühürlenmiş, yok olma isteğini inkar edemez bir şekilde. Daha fazla farkında olmam istenmiyor, gözlerim gölgeleniyor, tatlı bir rüyaya dalıyorum, yok olma isteğine biraz daha alışıyorum. Sırtımda bıraktığı gölgelerin cehenneminde kayboluyorum, kendi yok oluş destanımı yazıyorum. Bitmeyecek bir destan...
Aynalara bakıyorum, sadece kırabiliyorum.
Parçalarım...
Paslanmaya yüz tutmuş, masumların ellerini kesmiş.
Benim kırık parçalarım... Birleştirmek için fazla keskin, önemsemek için de fazla küçük. Belirsiz bir karanlık bana doğru geliyor, anılarımı ve tüm acıları benden koparabileceğini söylüyor. Sonucu biliyorum. Sislerin arasından bana doğru gelen koskoca bir kayıp...

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön