İnsan, tarih boyunca geleceği bilme arzusuyla yanıp tutuşmuş, belirsizlik karşısında rahatsızlık duymuş ve yarını tahmin etme çabasına girmiştir. Ancak İslam inancının temel kaynaklarından Kur'an-i Kerim, bu konuda net bir sınır çizmekte ve gayb bilgisinin yalnızca Allah'a ait olduğunu vurgulamaktadır. En'âm Suresi'nin 59. ayetinde şöyle buyrulmaktadır:
"Gaybın anahtarları O'nun yanındadır. Onları O'ndan başkası bilemez."
Bu ayet, yalnızca bir bilgi vermekle kalmamakta, aynı zamanda tevhid inancının temellerinden birini oluşturmakta ve insanın epistemolojik sınırlarını çizmektedir.
Gayb Kavramı ve Kapsamı
Gayb, Arapça'da "gizli, görünmeyen, bilinmeyen" anlamına gelmektedir. İslami terminolojide ise insanın duyu organları ve akıl yürütmesiyle ulaşamadığı, yalnızca vahiy yoluyla bilinebilen bilgi alanını ifade eder. En'âm 59. ayeti gayb bilgisinin yalnızca Allah'a ait olduğunu kesin bir dille ortaya koymaktadır.
Modern Çağda Gayb İddialarının Görünümleri
Günümüzde gayb iddiası çeşitli biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Bu iddiaların ortak noktası, belirsiz olan bir konuda "kesinlik" ifadesi kullanılmasıdır.
- Deprem ve Doğal Afet Tahminleri
Televizyon programlarına çıkıp "şu tarihte, şu bölgede deprem olacak, cihaz yaptım sinyal veriyor deprem olacak" diyen kişilerin sayısı azımsanmayacak düzeydedir. Türkiye gibi deprem kuşağında yer alan bir ülkede, "bu bölgede gelecekte deprem olabilir" demek bilimsel bir değerlendirmedir ve gaybı bilme iddiası değildir. Ancak bunu belirli bir zamana ve kesinliğe bağlamak, bilimsel verinin ötesine geçmek anlamına gelir. Deprem bilimi (sismoloji), belirli bölgelerdeki tektonik hareketleri, fay hatlarını ve geçmiş depremleri inceleyerek olasılık hesapları yapabilir. "Bu bölgede önümüzdeki 30 yıl içinde 7 şiddetinde deprem olma olasılığı %70'tir" gibi ifadeler bilimsel tahmindir. Ancak "2027 yılında İstanbul'da 7.5 şiddetinde deprem olacak" demek, artık bilimin sınırlarını aşmış, gayba girmiş bir iddiadır. - Üniversite Tercih Danışmanlığı ve Kesinlik Yanılgısı
Her yıl milyonlarca öğrenci ve ailesi için kritik öneme sahip olan üniversite tercihleri alanında da benzer bir durum söz konusudur. "Bu sıralamaya bu bölüm kesin gelir", "şu üniversiteye kesinlikle yerleşirsin" gibi ifadeler, danışmanlık hizmetinin sınırlarını aşan iddialardır. Tercih danışmanları, geçmiş yıllara ait verileri analizi ederek, taban-tavan sıralamalarını inceleyerek ve kontenjan değişikliklerini değerlendirerek olasılık hesapları yapabilirler. Fark tabanlı trend analizi, istatistiksel modellemeler ve veri madenciliği teknikleri kullanılarak makul öngörülerde bulunulabilir. Ancak bunların hiçbiri kesinlik içermez. Çünkü bir sonraki yılın tercihlerini etkileyen sayısız değişken vardır:
- O yıl sınava giren öğrencilerin tercih eğilimleri
- Kontenjan değişiklikleri
- Toplumsal olaylar ve trendler
- Ekonomik koşullar
- Bölümlerin popülaritesindeki değişimler
- Danışmanların benzer şekilde liste yazmakta ısrarcı olması
- Herkese açık şekilde tercih listesi tavsiyesi verip öğrencilerin aynı yerlere yönelmesine yol açmak
- Önceki yıl düşük kapatan bölümlere yüklenip domino etkisi gibi yükselmelerine yol açmak
Dolayısıyla "danışman böyle dedi, kesin olacak" yaklaşımı, danışmanı bilgi kaynağı olmaktan çıkarıp gayb bilenin yerine koymak anlamına gelir. Bu, farkında olunmadan yapılan bir şirk çeşididir. - Ekonomik Tahminler ve Piyasa Analizleri
"Altın ay sonunda, yıl sonunda şu seviyeye gelecek", "dolar kesinlikle şu fiyata düşecek", "borsa pazartesi günü şu yönde hareket edecek" türündeki kesin ifadeler de aynı problemi taşımaktadır. Ekonomi, son derece karmaşık bir sistemdir. Sayısız değişkenin etkileşimi sonucu oluşan piyasa dinamikleri, olasılıksal tahminlere izin verse de kesin öngörülere imkan vermez. En gelişmiş ekonometrik modeller bile %100 isabetli tahmin yapamamaktadır. Uzman bir ekonomistin "mevcut verilere göre altının değer kazanma olasılığı yüksek görünüyor" demesi ile "altın kesinlikle yükselecek" demesi arasında muazzam bir fark vardır. İlki bilimsel bir değerlendirme, ikincisi gayba dair bir iddiadır. - Hava Durumu Tahminleri
"Yarın kesinlikle yağmur yağacak" ifadesi de benzer bir yanılgıyı içermektedir. Meteoroloji bilimi, atmosferik verileri analiz ederek hava koşullarını tahmin etmeye çalışır. Ancak kaotik sistemlerin doğası gereği, hava durumu tahminleri de olasılık içerir. Modern meteoroloji, "yarın yağış olasılığı %80" diyebilir. Bu bilimsel bir tahmindir. Ancak "yarın kesin yağacak" demek, bu olasılığı kesinliğe dönüştürmek anlamına gelir. Lokman Suresi 34. ayette özellikle "yağmuru indiren" Allah'tır denilmektedir. Bu, yağmurun ne zaman, nerede, ne miktarda yağacağının nihai bilgisinin Allah'a ait olduğunu gösterir.
Bilimin Sınırları ve Tevazu
En'âm 59. ayeti, bilimin ontolojik sınırlarını çizmektedir. Bu, bilimi küçümsemek anlamına gelmez; aksine bilimin doğru yerine oturtulması anlamına gelir. Bilim, gözlem, deney ve akıl yürütme yoluyla tabiattaki düzenlilikleri keşfeder, yasaları formüle eder ve bu yasalar çerçevesinde tahminler yapar. Ancak bilimin üç temel sınırı vardır: - Epistemolojik Sınır
İnsan bilgisi, duyu organları ve aklın kapasitesiyle sınırlıdır. Gelecekte meydana gelecek olaylar, henüz gerçekleşmemiş oldukları için gözlemlenemez, deneyimlenemez. Dolayısıyla gelecek hakkındaki her bilgi, zorunlu olarak tahmin ve olasılık içerir. - Kompleksite Sınırı
Evren ve içindeki sistemler (özellikle canlı sistemler ve sosyal sistemler) o kadar karmaşıktır ki, tüm değişkenleri hesaba katmak ve kesin sonuçlar üretmek pratik olarak imkansızdır. Kaos teorisi, başlangıç koşullarındaki en küçük değişikliklerin bile sistem davranışında büyük farklılıklara yol açabileceğini göstermektedir. - Metafizik Sınır
En'âm 59. ayetinin işaret ettiği sınır budur. İnsan, ne kadar bilgi biriktirirse biriktirsin, ne kadar teknoloji geliştirirse geliştirsin, gayb alanına giremez. Çünkü gayb, tanım gereği insan bilgisinin ötesindedir. Bu sınırların farkında olmak, bilim insanını tevazuya götürür. Gerçek bilim insanı, "biliyorum" yerine "mevcut verilere göre şöyle görünüyor" der; "kesinlikle olacak" yerine "olasılık şudur" der.
Kesinlik İddiasının Akidevi Boyutu
Gayb konusunda kesinlik iddiasında bulunmanın ya da böyle iddialara kesinlik atfederek inanmanın akidevi (inanç) boyutu son derece önemlidir.
Şirk Riski
Allah'tan başka bir varlığa, geleceği kesin olarak bilme yeteneği atfetmek, o varlığı Allah'ın sıfatlarından biriyle nitelendirmek anlamına gelir. Bu ise şirk kapısını aralar.
Kur'an-i Kerim'de şöyle buyrulur:
"De: 'Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başkası bilemez.'" (Neml Suresi, 65. ayet)*
Bir danışmana, bir ekonomiste ya da herhangi bir uzmana "kesin doğruyu söyleme" özelliği atfetmek, onu Allah'ın yerine koymak anlamına gelir. İnsan, gayb konusunda ancak ve ancak Allah'ın bildirdiklerine inanabilir.
Tevekkül ve Sebep-Sonuç İlişkisi
Bu durum, tevekkül anlayışını da etkiler. Müslüman, sebeplere sarılır ama sonuca güç yetiremeyeceğini, nihai kararın Allah'a ait olduğunu bilir. Tercih danışmanına danışmak sebeptir ve fark tabanlı trend analizi biliyor ve bunun yanında da öğrencinin ilgi ve yeteneğini göz önünde bulunduruyorsa faydalıdır; ancak "danışman dedi, kesin olacak" demek, tevekkülü terk edip sebebe mutlak güven duymaktır.
Doğru Yaklaşım: Olasılık, Tedbir ve Tevekkül
Peki, bu durumda insan ne yapmalıdır? Hiç tahmin yapmayacak mı, hiç danışman kullanmayacak mı, hiç hava durumuna bakmayacak mı? Elbette hayır. İslam, aklı kullanmayı, tedbir almayı, uzmanlara danışmayı teşvik eder. Ancak bunları yaparken doğru perspektifi korumak gerekir: - Olasılık Dilini Kullanmak
"Kesinlikle olacak" yerine "olasılığı yüksek", "muhtemel", "verilere göre bu yönde" gibi ifadeler kullanılmalıdır. Bu, hem bilimsel dürüstlüktür hem de akidevi bir gerekliliktir. - Tedbiri Terk Etmemek
Deprem bölgesinde yaşayan insan, depreme karşı tedbir almalıdır. Tercihlerde fark tabanlı trend analizi bilip bildiğini ispatlayan, herkese açık şekilde liste paylaşımı yapmayan, sürekli kendini güncelleyen, tercihler için yeni yöntemler bulan, en az 3-4 yıla bakan ve en önemlisi öğrencinin ilgi ve yeteneğini göz önünde bulunduran kişilerdem danışmanlık almak faydalı olabilir. Hava durumu kontrol edilmelidir. Bunlar akıl ve hikmetin gereğidir. - Tevekkülü Unutmamak
Tüm tedbirlere rağmen, sonucun Allah'ın elinde olduğunu bilmek ve O'na güvenmek gerekir. - Yanılma İhtimalini Kabul Etmek
Her insan hata yapar, her tahmin yanılabilir. Uzmanlar da yanılabilir, en gelişmiş modeller de yanılabilir. Bu gerçeği kabul etmek, hem tevazu göstergesidir hem de akli bir zorunluluktur.
Medya ve Toplumsal Sorumluluk
Medyada görünürlük kazanmak, sansasyonel açıklamalar yapmak ya da kesin konuşarak otorite sağlamak gibi motivasyonlarla gayb alanına girenlerin toplumsal sorumluluğu büyüktür. Televizyonlara çıkan herkes kelimelerini dikkatle seçmeli ve kesinlik ifadelerinden kaçınmalıdır. Halkın da, medyada duyduğu her bilgiye eleştirel yaklaşması, sahada deneyimlerinin olup olmadığına bakması, veri analizi, mikrodenetleyici, yazılım ve yapay zeka bilgilerinin olup olmadığını göz önünde bulundurması "kesin" denilenlere karşı temkinli olması ve nihai bilginin Allah'a ait olduğunu hatırlaması gerekir.
Kıyamete Kadar Değişmeyecek Bir Hüküm
En'âm 59. ayetinin hükmü evrensel ve ebedidir. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, yapay zeka ne kadar ilerlerse ilerlesin, veri analizi ne kadar sofistike hale gelirse gelsin, gayb konusundaki sınır asla aşılamayacaktır. Çünkü bu, ontolojik bir sınırdır; yani varlığın doğasına dair bir sınırdır. Allah, Alîm (her şeyi bilen) ve Habîr (her şeyden haberdar olan) iken, insan mahluk olarak sınırlıdır. Bu sınır, yaratılmışlık gerçeğinin bir sonucudur. En'âm Suresi 59. ayeti, hem epistemolojik hem de teolojik açıdan derin bir hakikati ortaya koymaktadır: Gayb bilgisi yalnızca Allah'a aittir ve hiçbir mahluk, hiçbir zaman, hiçbir şekilde bu alana giremez. Modern çağda, bilimsel tahminler ve olasılık hesapları yapılabilir; bunlar faydalı ve gereklidir. Ancak bu tahminlere "kesinlik" atfetmek, bilimin sınırlarını aşmak ve Allah'a has bir özelliği başkasına vermek anlamına gelir. Müslüman birey, aklını kullanır, sebeplere sarılır, uzmanlara danışır ama hiçbir zaman gaybı bilebileceğini iddia etmez ya da böyle bir iddiaya kesinlikle inanmaz. Tedbir ile tevekkül arasındaki dengeyi korur, olasılıkları değerlendirir ama sonucu Allah'a havale eder. Bu yaklaşım, hem tevhid inancının gereğidir hem de akli bir olgunluğun göstergesidir. Çünkü gerçek bilgelik, bilmenin yanında bilmemenin de farkında olmaktan geçer. Ve en büyük bilgi, Allah'tan başka hiçbir varlığın gaybı bilemeyeceğini bilmektir.